Siyaset Araştırma Merkezi (SİYASAM) ve Milliyetçi Kongre Derneği'nin düzenlediği ve İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun iştirak ederek bir konuşma gerçekleştirdiği "İkinci İhanet Sürecine Hayır" programı dün, 13 Temmuz'da Ankara'da gerçekleşti.

Programa olan büyük ilgi nedeniyle programın gerçekleştirildiği salonun dolup taştığı görüldü.
İlk konuşmayı yapan SİYASAM Başkanı ve İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Cenk Özatıcı, AKP-MHP ortaklığının "terörsüz Türkiye" adı altında yürüttüğü "ikinci çözüm süreci"ne dair çok önemli bilgiler paylaştı.
Onlarca Türk vatandaşının katili olan ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış PKK'lı teröristlerin birer birer salıverildiğini aktaran Özatıcı, "barış" olarak pazarlanmaya çalışılan sürecin Lozan'ın yok sayılması ve 100 yıl sonra Sevr'e geri dönülmesi anlamına geldiğini kaydetti.

Özatıcı ayrıca; KCK çatı örgütünün tamamı, İran'da PJAK, Irak'ta PÇDK, Suriye'nin kuzeyinde ABD'nin eğittiği yüz bin kişilik terör ordusu olan YPG kendini feshetmediği, mevzilerini terketmediği sürece PKK silah bırakıyor demenin Türk milletine söylenmiş tarihi ve büyük bir yalan olduğunu belirtti.
Özatıcı konuşmasına,
"Herkes şunu bilsin. Her şeyi göze aldık. Ölümü göze aldık. Türkiye'yi Türksüzleştirmeyeceğiz! Cumhuriyeti yıktırmayacağız."
ifadeleriyle son verdi.
"Türkiye'de artık Erdoğan'a karşıt olmak ve eleştirmek dışında bir suç yok"
TamgaTürk İmtiyaz Sahibi ve Milliyetçi Kongre Derneği Kurucu Genel Başkanı Bahadırhan Dinçaslan yaptığı konuşmada, Türkiye'de Tayyip Erdoğan'a karşıt olmak ve eleştirmek dışında bir suç kalmadığına dikkat çekerek,
"Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan ve Tayyip Erdoğan’ın birlikte demokratik bir Türkiye inşa edeceğine bizi inandırmaya çalışıyorlar. Diğer tarafta yeni reşit olmuş 18 yaşında bir kızcağız dayak yiyerek gözaltına alınıyor ve akabinde tutuklanıyor. Neden yapılıyor bu: Anayasal hakkını kullandığı için. Ama Türkleri öldürenlere dair böyle bir şey yok. Bunun ötesinde adi suçlar da yaygın. Hepiniz görüyorsunuz hemen her gün akislerini medyada görüyoruz.
Türkiye'de artık Tayyip Erdoğan'ı eleştirmek ve ona karşıt olmak dışında bir suç yok. Bütün suçlular şu özgüvenle hareket ediyor, nasılsa bana bir şey olmaz, 3 ay yatar çıkarım diyorlar."
ifadelerini kullandı.
Milli Mücadele döneminden Anadolu'nun çeşitli yerlerinden gönderilen telgraflardan örnekler veren Dinçaslan,
"Milli Mücadele döneminin hatıratlarını okursanız, Türkiye'deki İslamcı-gerici, dini saikli ayaklanmaların çoğunu Rahip Fru (Robert Frew) isimli bir şahsın kurduğu ağın tertip ettiğini görürsünüz. AKP'nin eski ortağı olan bugünün Fetullah Gülen'idir."
bilgisine yer verdi. Türk milliyetçiliğinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucu kadrolarının ve değerlerinin temeli olduğuna dikkat çeken Dinçaslan, bugün gelinen noktada AKP iktidarında Türk kimliğine savaş açıldığını kaydederek, konuşmasında şu satırları kullandı:
"Anayasası Türk milliyetçiliğiyle başlayan, Türk milliyetçilerinin kanıyla kurulmuş, Cumhuriyeti kuran kadro yabancı basında Türk milliyetçileri diye anılmış, Cumhurbaşkanlığı forsunda 16 eski Türk devletinin hatırasına atıf yapılan bir ülkede Türk kimliğine savaş açıldı diye biz salonlarda, meydanlarda toplantılar tertip etmek zorunda kalıyorsak. Bu devletin yokluğu anlamına gelir."
AKP'nin; birinci çözüm sürecinin "devam filmini" yanına aldığı yeni ortaklarla Türkiye'ye izletmeye çalıştığını kaydeden Dinçaslan,
Milli hafızayı baltalayarak, Türk tarihine çeşitli ortaklar ekleyerek, Türk milletine bir yalanı hakikat gibi anlatarak kafa karıştırıyorlar.
Bilerek bu çağrıyı Bahçeli'ye yaptırıyorlar. Maalesef bir grup insanda hala MHP'yi milliyetçi olarak nitelendiren bir bakış var. O yüzden milliyetçi markasını satın almış bir yapı üzerinden bu çağrıyı yaptırıyorlar ki kafalar karışsın.
Biz bu oyunu gördük ve daha önce bozduk.
ifadelerini kullandı.
"Her birinizin içinde akan öfke nehirlerini görüyorum"
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, programın son konuşmasına başlarken, gençliğe hep yarının vaat edildiğini, bugünün ise çok görüldüğünü kaydederek,
"Çünkü gençliğe vaat edilen her “yarın”, aslında geçmişin eksiklerinin üzerini örten bir örtüydü. Hemen herkes, bir önceki kuşağın kırgınlıklarını devraldı; sonra da aynı kırgınlıkları bir sonraki kuşağa devretti. Biz öyle bir dönemin çocuklarıyız ki. Okulda “gelecek sizin” dediler, Söz aldığımızda ise “hele bir yaşını başını al” diyerek susturdular. Çünkü bu memlekette gençlik, daima bir hazırlık süreci sayıldı. Ama o hazırlık hiçbir zaman bitmedi.
Kimi hayallerini kitaplarının arasına gizledi. Kimi bavulunu alıp gitti. Kimi sustu, kimi küstü. Ama büyük bir çoğunluk, bugününden vazgeçmek zorunda kaldı.
Türkiye’nin modernleşme süreci boyunca gençlik ya tehdit olarak görüldü ya da kontrol edilecek bir enerji.
şeklinde konuştu.

Siyaset kurumunun gençliği alkışlamayı sevdiğini ama konuşmasını istemediğini aktaran Dervişoğlu,
Çünkü gençlik, itiraz eder. Ve bu ülkede itiraz, hâlâ bir hak değil, bir tehdit olarak görülür. O yüzden gençlerin bir kısmı bu ülkeyi terk etmek istiyor. Ama mesele sadece pasaport değil! Bu ülke gençlerini yordu! Ve hâlâ da yoruyor. Hakkını vermediği gibi, yük üstüne yük bindiriyor.
Biz de gençken, bugünün bize çok görüldüğünü biliyorduk. O yüzden size artık “yarınlar sizin” diyemeyiz. Sizin hakkınız olan bugündür. Çünkü siz, yarınların sahibi olarak; Bugünün sesi, bugünün aklı, bugünün cesareti, bugünün vicdanısınız.
Tecrübe edilen ve yaşanan günlerin çehrelere tebessüm düşürmekten çok uzakta olduğunu belirten Dervişoğlu,
Dahası, her birinizin içinde akan öfke nehirlerini görüyorum. Zihinlerinizde dönüp duran o duyguyu biliyorum.
Korku mu? Asla değil. Ama o vatan kaygısının çağlayanlarını duyuyorum. Doğrudur, işimiz zor. Çünkü en zoru, içeriden yürütülen organize bir ihanete ve kalkışmaya karşı mücadele etmektir.
dedi. Konuşmasının bu bölümünde duygusal anlar yaşayan Dervişoğlu,
"Sizi o güzel günlere layık gören bir ağabeyiniz olarak bunu henüz sağlayamadığım için beni affedin. Ama bilin ki, bundan gayrısını istemedim. Sizin gibi kalbinde, ruhunda ve zihninde, Türk vatanından, Türk bayrağından başka bir ders olmayan kardeşlerime hak ettiğini alabildiği, layık olduğu gibi yaşayabildiği bir memleket taşımak isterdim.
Ancak bu bayrak yarışında benim, bizlerin taşıdığı bu sancağı bize kefen olarak dahi layık görmeyen bir devlet idaresinde, kısaca Türk yurdunda esaret altındayken, öz yurdumuzu muhafaza ve müdafaa etme ruhunu çabasını ve inancını pekiştirmek dışında, bugün başka bir ödevimiz yoktur."
ifadelerini kullandı. Beştepe, Balgat, İmralı ve Kandil'in başrollerinde olduğu Büyük Ortadoğu Projesi filminin en hayati virajında olduğumuzu aktaran Dervişoğlu,
"Karşımdaki yüzlere bakıyorum, bu salonda bulunan ve bizleri izleyen, duyan, bilen nicelerine bakıyorum. Tertemiz vicdanlar, tertemiz ruhlar. Türklüğün şuuruyla çarpan kalpler, Cumhuriyet’in ışığıyla aydınlanmış zihinler.
Mustafa Kemal’in gözlerinden Anadolu toprağına bakan gözler görüyorum.
Biliyorum bize daha fazlası gerekiyor. Kendi devleti içinde kenara itilmiş, Kendi devletinin idaresinden uzak tutulmuş kardeşlerimsiniz. Neler yapabileceğinizi çok ama çok iyi biliyorum. Neler başarabileceğinizi çok iyi biliyorum.
Nasıl anaların, babaların evlatları olduğunuzu da çok ama çok iyi biliyorum. Bu güzel yurdu, Trakya’dan Anadolu içlerine, Karadeniz’den, Hakkari’ye kadar imar etmek, yüceltmek, zenginleştirmek için aklınızda yüzlerce ve binlerce fikir olduğunu da biliyorum."
ifadelerini kullandı ve konuşmasına şu sözlerle son verdi:
Milletimize verdiğimiz sözün sonuna kadar arkasındayız.
Cumhuriyeti yıktırmayacağız,
Türk vatanını böldürmeyeceğiz,
İhanete teslim olmayacağız!
Başaracağız, başaracağız, başaracağız.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!..








