Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Somali vatandaşlarına vize ambargosu uygulayıp Somaliland pasaportunu tanıması, İsrail ve BAE ikilisinin Türkiye karşıtı ajandasını adeta resmileştirdi.
Katliamcı Netanyahu yönetimindeki İsrail’in Somaliland'ı resmen tanımasının ardından Somaliland’e diplomatik alan açan BAE, Türkiye aleyhine dış politika faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor. Kızıldeniz bölgesi, Türkiye ve İsrail'in yanı sıra bölgesel aktörlerin yeni hesaplaşma sahasına dönüşürken; BAE ve İsrail ikilisi de Somaliland üzerinden ittifaklarını sıkılaştırıyor.
Ocak 2026 itibarıyla Somali pasaportuna sahip kişilere turist ve iş vizesi için kapılarını tamamen kapatan BAE, buna karşılık herhangi bir meşruiyeti bulunmayan Somaliland pasaportunu resmi sistemine dahil ederek Türkiye destekli Mogadişu yönetimini doğrudan hedef aldı.
Abu Dabi-Tel Aviv İş Birliği
Türkiye’nin son yıllarda Somali ile imzaladığı Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması ve Somali karasularını koruma taahhüdü, Kızıldeniz’de nüfuz kurmak isteyen Abu Dabi-Tel Aviv hattını alarma geçirdi.
Türkiye, Mogadişu’da kurduğu askeri üs ve donanma desteğiyle Somali’nin toprak bütünlüğünü savunurken; BAE ve İsrail ikilisi, Somaliland’i "müstakil bir devlet" gibi öne çıkararak Mogadişu'nun toprak bütünlüğü çabalarının altını oymaya gayret ediyor.
Somaliland cephesinden gelen ve İsrail’e "kendi kaderini tayin etme hakkımızı onurlandırdığınız için teşekkür ederiz" mesajları, Türkiye karşıtı ittifakın sahaya yansıması olarak değerlendiriliyor.
Bölgeyi Türkiye Aleyhine İstikrarsızlaştırma Çabaları
BAE-İsrail ikilisinin ayrılıkçı hareketleri meşrulaştırarak bölgeyi kaosa ve parçalanmışlığa sürüklemeyi hedefleyen bir "istikrasızlık kuşağı" inşa etme çabasında sıradaki hamlenin Somaliland olduğu görülürken uzmanlar, BAE’nin Somali’ye vize kısıtlaması getirirken Somaliland’in tanımak yolunda yeni adımlar atmasını, Ankara’nın Mogadişu yönetimi üzerindeki artan etkisine verilmiş bir "intikam cevabı" olarak nitelindiriyor.
BAE ve İsrail’in Somaliland üzerinden Türkiye'ye karşı yeni bir "garnizon bölge" oluşturma çabası, Türk dış politikasının dikkatle takip etmesi ve önlem alması gereken tehditlerden biri durumunda.








