Ankara ile Berlin arasındaki anlaşmazlık, Türkiye'nin döner adını Avrupa çapında "garantili geleneksel spesiyalite" olarak tescil ettirmek için başvurmasıyla başladı.
Bu başvuru, etiketin yalnızca belirlenen üretim yöntemlerine ve içindeki etin özelliklerine uyanlar tarafından kullanılabileceği anlamına geliyor. Almanya ise bunun büyük bürokratik engeller yaratacağını ve Almanya'da popüler popüler olan yiyeceğin fiyatını artıracağını ileri sürüyor.
Döner enflasyonu olarak adlandırılan bu durum, Eylül ayında yapılacak önemli eyalet seçimleri öncesinde seçmenlerin zihninde hayat pahalılığı sorununa yol açarken, Türklere karşı her konuda zarar verme saikiyle hareket eden Almanya vetosunu Avrupa'nın Çarşamba günü vereceği son tarihten hemen önce sundu.
Türkiye'nin başvurusu olumlu sonuç verirse, sadece "3-5 milimetre kalınlığında pirzola şeklinde yatay olarak dilimlenmiş" dana ve kuzu eti döner olarak satılabilecek. Tavuk pirzolaları kümes hayvanı çeşidinde daha kalın olabilirken, kıyma tamamen yasaklanacak.
İstanbul'daki Uluslararası Döner Federasyonu tarafından desteklenen ve yemeğin Türkiye'nin "mutfak mirasının" ayrılmaz bir parçası olduğunu savunan başvuruya göre, menşe hayvanların yaşı ve dilimleme bıçağının yanı sıra eti marine etmek için kullanılan baharatların da farklı özellikleri karşılaması gerekecek.
Alman Otel ve Restoranlar Birliği Başkanı Ingrid Hartges yerel medyaya yaptığı açıklamada, "Türkiye'nin tescil girişiminde başarılı olması halinde, yeni kuralların gastronomi işletmeleri ve tüketiciler için yıkıcı sonuçlar doğuracağını" iddia etti. Hartges, zaten 1992'de belirlenen "açık ve ayrıntılı" ulusal standartlara tabi olan döner kebap konusunda AB'nin müdahalesine gerek olmadığını ifade etti.
Politico'nun Almanya baskısına konuşan Türk kökenli olan ancak Türk düşmanı politikacı Cem Özdemir'in başında bulunduğu Tarım Bakanlığı, yeni Avrupa düzenlemelerinin "Alman pazarına somut ekonomik etkisi olan bir müdahale" teşkil edeceğini söyledi.
Dönerin tarihi hakkında bir kitap yazan Berlinli sosyolog Eberhard Seidel, Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesine verdiği demeçte hadsizce "Bu Almanya'nın kültürel kimliğine bir saldırıdır" dedi.
İki ülkenin bir uzlaşma yolu bulmak için altı ay süresi var, aksi takdirde Avrupa Komisyonu anlaşmazlığı karara bağlamak zorunda kalacak. Türkiye Avrupa Birliği üyesi olmamasına rağmen, üçüncü ülkeler ürünlerini Avrupa Birliği'nde koruma altına alabiliyor.








