Molla rejimi işgali altındaki Güney Azerbaycan'ın en önemli su kaynaklarından Urmu Gölü tamamen kurudu.
Bölge iklimini yumuşatması ve ekosistemi sayesinde havzasında tarımsal üretimi de mümkün kılan Urmu Gölü, Güney Azerbaycan Türkleri için hem kültürel hem de ekonomik olarak büyük önem arz etmekteydi.

Tarım ve hayvancılık için hayati olmasının yanı sıra havza boyunca yaşayan Türkler, tuz üretimiyle de geçimlerini sağlıyordu. Molla rejiminin bölgenin demografik yapısını değiştirme çabalarının da bir sonucu olarak gölün kurumasıyla birlikte geçim kaynaklarını da kaybeden binlerce Türk, Tahran gibi şehirlere taşınmak zorunda kaldı.
Urmu Gölü, doğal güzellikleriyle Güney Azerbaycan Türklerinin edebi hafızası ve halk şiirlerinde de büyük yer tutuyor. Urmu Gölü bu anlamda Türk kimliğinin de bir parçası durumunda.
Sadece Çevre Felaketi Değil Demografik Operasyon
Molla rejiminin bilinçli politikalarıyla gölün kurutulması, hem bir çevre felaketi hem de rejimin Türklere uyguladığı kültürel ve siyasi baskının bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
2011 yılında yüzbinlerce Güney Azerbaycan Türkü, gölün kurutulmasını protesto etmek ve molla rejiminin politikalarını durdurmak için Tebriz ve Urmu'da sokaklara çıkmıştı.
Molla rejimi protestoları sert şekilde bastırırken, Türklerin taleplerine tam anlamıyla kulak tıkadı. Aradan geçen 14 yıllık süre içerisinde göl tamamen kururken, gölün ekosistemiyle birlikte doğal yaşam da yok oldu.

Molla Rejiminin Yalanları
Molla rejimi, Urmu Gölü’nün kurumasını doğal kuraklığa bağlamaya çalışırken Türkiye'deki kimi medya organları da bu propagandanın parçası olmaya devam ediyor.
NTV gibi kanallar, molla rejiminin demografik sebepler ve Türkleri baskı altına almak için bilinçli olarak kuruttuğu Urmu Gölü'nün durumunu iklim değişikliği ve kuraklığa bağlayarak, rejimin sorumluluğunu örtbas etme çabalarına katkı sağlıyor.
Oysa 2011 protestolarında dile getirildiği gibi Urmu Gölü, “yanlış yönetim, kötü planlama ve Türk düşmanı politikaların” kurbanı oldu.








