Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) bugün, 1 Ekim tarihinde “Ulusal Günü”nü kutlarken; Uygur Hareketi bu tarihin acımasız otoriter yönetim, sayısız katliam, devam eden bir soykırım ve insanlığa karşı suçlardan sorumlu kanlı bir rejimin kuruluşunu temsil ettiğini yeniden dünyaya hatırlatıyor.
Uygur Türkleri, Tibetliler, Çinli muhalifler ve ÇKP’nin yönetimi altında acı çeken herkes için 1 Ekim tarihi; susturulmuş seslerin, çalınmış özgürlüklerin ve yok edilmiş kimliklerin acı verici bir hatırlatıcısı durumunda.
ÇKP, sözde “ulusal birlik” iddiasıyla bir propaganda gösterisi düzenleyerek suçlarını örtbas etmeye çalışırken ve on yıllardır süren acımasız baskı rejimini de aklamaya çalışıyor.
Geçtiğimiz hafta ÇKP lideri Şi Cinping, sözde “Sincan Uygur Özerk Bölgesi”nin kuruluşunu kutlamak için Doğu Türkistan'ı ziyaret etti. Üç günlük ziyareti sırasında Şi, “sosyal istikrarı koruma konusunda her türlü çabanın gösterilmesi” çağrısında bulundu ve ÇKP'nin etnik özerklik sistemini “tamamen doğru” ve “etkili” olarak övdü.
ÇKP liderinin söz konusu ziyareti, bölgedeki baskıyı meşrulaştırma girişimi olarak nitelendirilirken, konuşmasının satırbaşları ise keyfi gözaltılar, zorla çalıştırma, zorla kısırlaştırma ve kürtaj, dini hakların ciddi şekilde ihlali ve Uygur Türk kimliğinin sistematik olarak silinmesi gibi soykırım politikalarının devam edeceğinin göstergesi olarak yorumlandı.
Uygur Hareketi İcra Direktörü Ruşen Abbas konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada,
“Çin’in her yıl 1 Ekim'de düzenlediği kutlamaların ardında baskı altında yaşayan sayısız insan var. Pekin’in bugün Uygur bölgesinde ve Doğu Türkistan genelinde sunduğu şey, otoriter bir rejimin kontrol iddiası ve birlik yanılsamasıdır.
Gerçekte ise kendi ailem gibi yüzbinlerce aile acı çekmeye devam ediyor. Kız kardeşim Dr. Gülşen Abbas, milyonlarca kişiyle birlikte haksız yere hapiste tutuluyor. Bu kutlamaları kabul etmek veya katılmak, bu zulümlerin sorgulanmadan devam etmesine izin vermektir."
ifadelerini kullandı.
"Acı Çeken Herkesle Dayanışma İçindeyiz"
Uygur Hareketi, uluslararası toplumu ÇKP'nin propaganda söylemlerinin ötesine bakmaya ve Çin hükümetini insanlığa karşı suçlar ve soykırım teşkil eden sistematik insan hakları ihlallerinden sorumlu tutma yönündeki çağrısını bir kez daha yineledi.
Uygur Hareketi'den yapılan açıklamada şu satırlara yer verildi:
"Acı çeken herkesle dayanışma içinde olduğumuzu belirtiyor ve bu vahşetleri durdurmak, etkilenen insanların haklarını ve onurunu korumak için küresel dikkatin sürekliliği, sürekli baskı ve somut önlemlerin gerekliliğini yeniden vurguluyoruz."








