AKP'li İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya bugün, 20 Ekim tarihinde Diyarbakır’da düzenlenen “Huzur ve Güvenlik Toplantısı” sonrasında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Kürtçülerin, teröristbaşı Öcalan’ın serbest bırakılması talebiyle 18 Ekim'de Diyarbakır'da gerçekleştirdiği provokatif yürüyüşte polislere yönelik atılan sözleri kınadı. Yerlikaya,
“Hiç kimse gece gündüz demeden fedakarca görev yapan polisimize ‘düşman’ deme alçaklığına cüret edemez. Buna müsaade etmeyiz”
dedi. Ancak Yerlikaya’nın bu sözleri, AKP iktidarının İçişleri Bakanı olarak sorumluluğu paylaşan bir isimden, bizzat kendi iktidarının yarattığı düzeni eleştirmekten öteye gitmeyen bir açıklama olarak değerlendirildi.
Kürtçü çevrelerin her geçen gün daha pervasız hale gelen tutumları ve teröristbaşı Öcalan’ın serbest bırakılmasına yönelik çağrıların Diyarbakır sokaklarında açıkça dile getirilebilmesi, AKP-MHP-DEM ortaklığında fiilen yürütülen “ikinci çözüm süreci”nin somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
AKP-MHP-DEM ortaklığınca yürütülen süreç ve Kürtçü terör örgütü PKK’nın fiilen muhatap alındığı bir siyasi iklimde, “terörsüz Türkiye” söylemi her geçen gün yeni bir skandalla daha boşa düşüyor.








