MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkgün Gazetesi Başyazarı Yıldıray Çiçek’e açıklamalarda bulundu. Bahçeli, CHP’de yaşanan son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığı tescillendi"
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 2023 yılında gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultayı’nın “mutlak butlan” gerekçesiyle geçersiz sayılmasına ilişkin süreç hakkında Türkgün’e özel açıklamalarda bulundu.
Bahçeli, 5 Mayıs 2026 tarihinde TBMM Grup Toplantısı sonrasında gazetecilerin CHP’deki mutlak butlan davasına ilişkin sorularını yanıtlarken yaptığı açıklamayı hatırlatarak,
“CHP, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana Türk siyasetinin en önemli kurumlarından biridir. Bu kurumun içten karıştırılmasına, parçalanmasına, hukuki yönden yıpratılmasına veya farklı hesaplara alet edilmesine müsaade edilmemelidir.”
ifadelerini kullandığını anımsattı.
Gelinen süreçte haklılıklarının ortaya çıktığını belirten Bahçeli, meseleye soğukkanlılıkla yaklaşılması gerektiğini vurgulayarak, hukuka bağlı, sorumluluk bilinci taşıyan ve CHP’nin tarihî kimliğini geleceğe taşımayı hedefleyen bir anlayışın en doğru yaklaşım olacağını ifade etti.
Mahkeme kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun haksızlığa uğradığının kabul edildiğini söyleyen Bahçeli, “Yargı kararını tanımıyoruz” yönündeki çıkışların sonuçsuz kalacağını dile getirdi. CHP’nin kurumsal yapısının korunmasının önemine dikkat çeken Bahçeli, tarafların sağduyu içerisinde hareket ederek ortak paydada buluşması gerektiğini kaydetti.
Bahçeli ayrıca, CHP’de ortak aklın hâkim olması gerektiğini belirterek, Kemal Kılıçdaroğlu’nun hukukun çizdiği çerçevede CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile bir araya gelip partinin geleceğine ilişkin ortak bir formül oluşturmasının hem CHP hem de Türkiye açısından faydalı olacağını ifade etti.
Türkiye’nin bulunduğu jeopolitik ortamın hassasiyetine dikkat çeken Bahçeli, “terörsüz Türkiye” hedefinin şekillendiği bir dönemde toplumsal hareketliliğin CHP üzerinden yönlendirilmesine fırsat verilmemesi gerektiğini söyledi. CHP’nin farklı hesaplara açık hâle getirilmemesinin önemine işaret eden Bahçeli, Türk siyasetinin kurumsallaşması ve Türk demokrasisinin güçlenmesi adına uzlaşı beklentilerinin karşılık bulmasını arzu ettiklerini kaydetti.
Ancak süreç içerisinde beklenen uzlaşma ortamının oluşmadığını belirten Bahçeli, yaşanan olayların yalnızca CHP tabanını değil, Türk milletinin hiçbir ferdinin görmek istemeyeceği görüntülere yol açtığını söyledi. Ortaya çıkan görüntülerin iç ve dış kamuoyunda Türkiye aleyhine haksız algıların oluşmasına ve karalama kampanyalarına zemin hazırladığını dile getirdi.
Mahkeme kararının uygulanma sürecinde yaşananların demokrasiye yakışmadığını belirten Bahçeli, beklentilerinin bu olumsuz görüntülerin ortadan kaldırılması ve CHP’nin kurumsal yapısıyla geleceğe taşınmasını sağlayacak sağlıklı adımların atılması olduğunu ifade etti.
"MHP bu konuda tecrübeli"
Bahçeli, CHP’nin kurumsal kimliğinin zarar görmemesi yönündeki açıklamalarına ilişkin değerlendirmesinde, hiçbir siyasi partinin iç işlerine müdahale etme niyetinde olmadıklarını söyledi.
MHP’nin Türk demokrasisini ve Türk siyasetini önceleyen bir anlayışa sahip olduğunu ifade eden Bahçeli, Türkiye’nin istikrarı, huzuru ve refahı için mücadele ettiklerini kaydetti. MHP’nin bu tür süreçlerde ciddi bir siyasi tecrübeye sahip olduğunu belirten Bahçeli, geçmişte partilerinin kongre süreçlerinde çeşitli müdahale girişimleriyle karşı karşıya kaldığını söyledi.
57 yılı aşkın siyasi geçmişlerinde birçok badire atlattıklarını ifade eden Bahçeli, farklı merkezlerden yönlendirilen siyasi mühendislik projeleriyle MHP’nin dizayn edilmek istendiğini kaydetti. “Türkeşsiz MHP” hayali kuranların partiyi bölmeye çalıştığını söyleyen Bahçeli, hain darbe girişimlerine giden süreçte MHP’yi etkisizleştirmeye yönelik girişimlerin de yaşandığını ifade etti.
1992 yılında partinin 19 milletvekiliyle grup kurma aşamasındayken altı milletvekilinin ayrılmasıyla önemli bir sınamayla karşılaştığını hatırlatan Bahçeli, 2016 yılında ise hukuksuz girişimlerle MHP’nin bölünmek istendiğini söyledi.
Tüm bu süreçlerde milliyetçi-ülkücü dünya görüşünün kazandırdığı tecrübe, köklü parti geleneği ve demokratik mücadele anlayışıyla siyasi varlıklarını koruduklarını belirten Bahçeli, bugün Türk siyasetinde yarım asrı aşan köklü bir geçmişe sahip olduklarını ifade etti.
CHP ile siyasi mücadelede farklı çizgilerde bulunduklarını kaydeden Bahçeli, geçmişte MHP’ye yönelik operasyonlar sırasında CHP’den herhangi bir destek veya dayanışma görmediklerini de sözlerine ekledi.
Bahçeli, yaptıkları değerlendirmelerin yalnızca demokratik siyasetin güçlendirilmesi, istikrarın korunması ve Türkiye’nin huzurunun sağlanması amacı taşıdığını söyledi.
"Fitne ve ayak oyunlarını iyi biliriz"
Bahçeli, bu tür siyasi oyunları yakından tanıdıklarını, önceden sezebildiklerini ve nasıl bertaraf edileceğini iyi bildiklerini belirtti.
Bu tecrübeye dayanarak CHP’nin benzer bir sürece sürüklenmesinin önlenmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, bunun Türk milletine karşı taşıdıkları sorumluluğun bir gereği olduğunu söyledi. CHP’de yaşanan gelişmelerin yalnızca parti içi mesele olmadığını kaydeden Bahçeli, Türkiye’de siyasi istikrarın korunması açısından da son derece önemli olduğunu vurguladı.
MHP’nin Türkiye meselelerine tarihî hafıza, coğrafi gerçeklik ve akılcı siyaset anlayışıyla yaklaştığını ifade eden Bahçeli, demokratik kültür ile kurumsallaşma arasında güçlü bir bağ bulunduğunu dile getirdi.
1908 Meşrutiyet İnkılabı’nın Türk demokrasisinin başlangıç noktası olduğunu belirten Bahçeli, milli egemenlik, parlamento, seçim ve siyasi parti kavramlarının bu süreçte Türk siyasi kültürüne yerleşmeye başladığını söyledi. İstiklal Harbi ve Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte bu değerlerin Türk siyasetinin ayrılmaz unsurları hâline geldiğini kaydetti.
Bir toplumun demokratik kültürünün ancak güçlü kurumlarla gelişebileceğini belirten Bahçeli, milli iradenin tecelli ettiği parlamentoların demokrasinin temel kurumları arasında yer aldığını ifade etti.
"CHP'deki istikrarsızlık kabul edilemez"
Türk demokrasi kültüründe parlamentonun güçlü bir yapıya sahip olmasının, siyasi partilerin kurumsal gücüyle doğrudan ilişkili olduğunu ifade eden Bahçeli, parti kurumsallığının zayıflaması ve sorumlu liderlik mekanizmasının aksamasının hem demokrasi kültürüne hem de siyasi istikrara zarar vereceğini söyledi.
Siyasette çözümün parlamento dışındaki alanlarda aranmasının, kontrolsüz sokak hareketleri ve taşkınlıkları beraberinde getireceğini belirten Bahçeli, bölgede egemen devletlere yönelik yürütülen operasyonların temelinde iç siyaseti karıştırma ve toplumsal kargaşa oluşturma amacı bulunduğunu ifade etti.
İç cephenin güçlendirilmeye çalışıldığı bir dönemde CHP üzerinden Türk siyasetinin istikrarsızlığa sürüklenmesinin kabul edilemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, siyasi istikrarın güçlü ve kurumsal partilerle mümkün olduğunu söyledi.
Türkiye’de 180’in üzerinde siyasi parti bulunduğunu belirten Bahçeli, ancak bunların çok azının uzun yıllara yayılan siyasi geçmişiyle Türk siyasetinde bir ekol hâline gelebildiğini ifade etti.
Siyasi partilerin karşılaştıkları sorunları hukuk ve demokrasi çerçevesinde aşabilmelerinin, toplumsal güvenin korunması açısından büyük önem taşıdığını söyleyen Bahçeli, MHP’nin siyasete bu anlayışla yaklaştığını, CHP’de yaşanan gelişmeleri de aynı perspektiften değerlendirdiğini belirtti.
"Endişe ediyoruz"
Bahçeli, siyasette rekabetin Türkiye ve Türk milletinin yüksek menfaatleri doğrultusunda gerçekleşmesi gerektiğini ifade etti.
Rekabetin sağlıklı zeminde yürütülmesinin önemine dikkat çeken Bahçeli, siyasi partilerin zemini aşındıran değil, güçlendiren bir tavır içerisinde olması gerektiğini söyledi. Rekabetin toplumu ayrıştırıcı ve istikrarı bozucu bir noktaya sürüklenmesinin siyaset kurumuna zarar vereceğini belirtti.
CHP’deki mutlak butlan krizinin parti içi çatışmaya ve sokak olaylarına dönüşmesinin yalnızca CHP açısından değil, Türk demokrasisi ve siyasi kültürü bakımından da olumsuz bir hafıza oluşturacağından endişe duyduklarını ifade etti.
"Uzlaşı zemini zayıflar"
Bahçeli, CHP’de parti aidiyetini ve kurumsal kimliği aşındıracak eylemlerin sağduyu ve uzlaşı ortamını zayıflatacağını söyledi.
Türkiye’nin ikinci büyük partisinde yaşanan bölünmelerin, partinin Türkiye’nin asli meselelerine odaklanmasını engelleyeceğini belirten Bahçeli, bunun Türk demokrasisi açısından talihsiz bir tablo oluşturacağını ifade etti.
CHP’nin vatandaşların sorunlarına makul ve yapıcı çözüm önerileri sunma görevinde de zafiyet yaşayabileceğini belirten Bahçeli, partideki sorumlu isimlerin bu süreci doğru analiz ederek CHP’yi ileri taşıyacak sağlıklı adımlar atacaklarına inandığını kaydetti.
"Kemal Kılıçdaroğlu genel başkandır"
Bahçeli, Yargıtay’ın nihai kararıyla süreç kesinleşecek olsa da mevcut yargı kararının ortada olduğunu belirterek, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanı olduğunu söyledi.
Mahkeme kararının uygulanması sürecinde yaşananların ne CHP’ye ne de Türk demokrasisine yakıştığını ifade eden Bahçeli, bundan sonraki süreçte Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlık görevinin gereklerini yerine getireceğini kaydetti.
Kılıçdaroğlu’nun öncelikle genel merkezde toparlanmayı sağlayacağını, parti faaliyetlerini sürdüreceğini ve bu süreçte CHP’nin yeniden inşa edilerek demokrasiye kazandırılacağını ifade etti.
Kılıçdaroğlu’nun CHP’deki ahlaki sorunlara dikkat çekerek “CHP’yi kuruluş kodlarına döndüreceğiz” yönündeki açıklamasını hatırlatan Bahçeli, bunun aynı zamanda partinin kuruluş ilkelerinden uzaklaşıldığının kabulü anlamına geldiğini söyledi.
Bu kapsamda CHP’nin mali, hukuki ve idari açıdan denetlenmesi gerektiğini belirten Bahçeli, partiyi kuruluş ilkelerinden uzaklaştıran nedenlerin ortaya çıkarılması gerektiğini ifade etti.
Bahçeli, ilk olarak CHP’de siyasi atmosferi zehirleyen nefret dilinin terk edilmesi gerektiğini söyledi. Partililerin birbirini tahkir eden üslubunun uzlaşı diline dönüşmesi gerektiğini belirten Bahçeli, bu konuda muhatapların Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel olduğunu kaydetti.
İkinci olarak CHP’de “arınma ve durulma” sürecinin başlatılması gerektiğini ifade eden Bahçeli, yolsuzluk, usulsüzlük, tutuklamalar ve diğer ahlaki meseleler hakkında şeffaf bir kamuoyu iletişimi kurulmasının önemine işaret etti.
Üçüncü olarak mevcut üyelik yapısının yenilenmesi ve yeni üyelik kayıtlarının gerçekleştirilmesi gerektiğini söyleyen Bahçeli, yolsuzluk ve usulsüzlüklere bulaşan isimlerin partiden temizlenmesi gerektiğini belirtti.
Dördüncü aşamada ise yenilenen üye yapısıyla birlikte CHP’de kurumsal bağlılık ve parti aidiyetinin yeniden tesis edilmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, bu sürecin ardından ilçe ve il kongrelerinin yapılarak uygun bir tarihte büyük kongreye gidilebileceğini söyledi. Bahçeli, bu tarih için 9 Eylül’ün uygun olabileceğini dile getirdi.
Tüm bu süreci yönetecek kişinin Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu ifade eden Bahçeli, bu şekilde CHP’nin büyük kongreye kadar arınmış ve toparlanmış bir yapıya kavuşacağını, Kılıçdaroğlu’nun da tarihi bir sorumluluğu yerine getirmiş olacağını söyledi.
"'İKİ CHP' SÖYLEMİ BÖLÜNME HEVESİDİR"
Bahçeli, bu süreç sayesinde CHP’nin bölünmeden yeniden toparlanma imkânı bulacağını belirtti.
Kişisel hesaplar ve gizli ajandalarla hareket edenlerin önünün kesileceğini ifade eden Bahçeli, böylelikle iç ve dış müdahale girişimlerine fırsat verilmemiş olacağını söyledi.
CHP’deki dağınıklığın giderilmesiyle birlikte partinin 103. yılında yeniden kurumsal aidiyet ve bağlılık ikliminin sağlanabileceğini belirten Bahçeli, aksi durumda farklı merkezlerde ayrı yapılanmalar oluşturan bir siyasi partide düzen, disiplin ve siyaset üretiminin mümkün olmayacağını ifade etti.
“İki CHP” söyleminin bölünme arzusunun göstergesi olduğunu kaydeden Bahçeli, bunun Türk siyasetindeki istikrarsız yapılara yeni bir örnek ekleyeceğini söyledi.
"Kurumsal kimliğe zarar verdi"
Bahçeli, son süreçte sergilenen tavrın hukuki bir ihtilafın sağduyu ve hukuk çerçevesinde çözümüne katkı sunmadığını belirtti.
Parti tabanını duygusal reflekslerle hareket etmeye yönelten, gerilimi artıran ve çatışma ortamını besleyen bir anlayışın öne çıktığını ifade eden Bahçeli, sorumluluk sahibi siyasetçilerin görevinin kitleleri provoke etmek değil, süreci sükûnet içinde yönetmek olduğunu söyledi.
Özellikle CHP Genel Merkezi önünde yaşanan gergin görüntülerin, partililer arasındaki sert tartışmaların ve sosyal medyada yürütülen kutuplaştırıcı kampanyaların CHP’nin kurumsal kimliğine ciddi zarar verdiğini ifade etti.
Demokratik siyasetin temelinde hukuk devleti ilkesinin bulunduğunu belirten Bahçeli, bu ilkenin yalnızca lehte değil, aleyhte çıkan kararlar için de geçerli olduğunu söyledi.
CHP’nin Türk siyasetinde önemli bir kitleyi temsil ettiğini ifade eden Bahçeli, Türkiye’nin güçlü muhalefete, sorumluluk sahibi ve uzlaşmacı siyasi partilere ihtiyaç duyduğunu kaydetti.
MHP'nin süreçten beklentileri
MHP’nin beklentisinin bölünmüş bir CHP değil; bütünleşmiş, toparlanmış, yüklerinden arınmış ve Türkiye’ye hizmet eden bir CHP olduğunu ifade eden Bahçeli, geçici makam mücadeleleri uğruna partinin kurumsal yapısının yıpratılmasının tarih önünde ağır bir sorumluluk doğuracağını söyledi.
Türkiye’nin hassas bir süreçten geçtiğini belirten Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” hedefi, bölgesel gelişmeler, ekonomik sorunlar ve milli güvenlik risklerinin; Türkiye’nin ortak akla ve güçlü siyasi kurumlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu gösterdiğini ifade etti.
Bahçeli, yaklaşan Kurban Bayramı’nın birlik ve uzlaşı çağrısına dikkat çekerek CHP’de çatışmanın yerini sulha, anlaşmazlıkların yerini uzlaşıya bırakmasını temenni ettiğini söyledi. İlgili tarafları yeniden sağduyuya ve birlik diline davet eden Bahçeli, Türk milletinin ve İslam âleminin Kurban Bayramı’nı kutladı.








Sağduyunun sesi (!) MHP'nin genel başkanı konuşmuş. Sağduyu deyince, MHP'den ayrılmış olan Türk milliyetçilerinin Alparslan Türkeş'i anma toplantısını basıp katılımcıları tartaklamak ve Alparslan Türkeş'in kızının babasının mezarını ziyaretinin engellenmesi gibi sağduyulu eylemleri hatırladım. Çok demokratik ve sağduyulu eylemlerdi. "hiçbir siyasi partinin iç işlerine müdahale etme niyetinde olmadıklarını" söyledikten sonra CHP'nin büyük kongresi için 9 eylülü uygun görmesi de çok sağduyulu olmuş. Bu arada; MHP'nin Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, mutlak butlan kararının hukuksuz olduğunu belirten X paylaşımını kısa bir süre sonra sildi.