Uygur Hareketi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin (OHCHR) Doğu Türkistan’daki insan hakları durumuna ilişkin tarihi raporunu, yayımlanmasının üçüncü yıl dönümünde yeniden gündeme taşıyor.
Söz konusu rapor, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) işlediği ihlallerin “uluslararası suçlar, özellikle insanlığa karşı suçlar” kapsamında değerlendirilebileceğini ortaya koymuştu. Raporun yayınlanmasından üç yıl sonra Çin, raporun tavsiyelerini hiçe saymakla kalmadı, Uygurlar ve diğer Türk halklarına uyguladığı baskıyı daha da sertleştirdi.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'nin raporu, bir BM organının ilk kez Doğu Türkistan’daki toplu keyfi gözaltılar, işkence, cinsel şiddet ve kültürel yok etme gibi ihlallerin boyutunu kabul etmesi bakımından tarihi önem taşıyordu. Kısa bir süre önce, BM İnsan Hakları Savunucuları Özel Raportörü Mary Lawlor, Uygur akademisyen İlham Tohti başta olmak üzere hak Çin hapishanelerindeki hak savunucularına yönelik işkence, sağlık hizmeti engeli ve zorla kaybettirme vakalarına ilişkin ciddi uyarılarda bulundu. Bulgular, ÇKP’nin uluslararası hukuku ihlal etmeyi sürdürdüğünü ve hesap verebilirlik talebinin ivediliğini vurguladı.
2025’te ABD Holokost Anma Müzesi’nin yayımladığı rapor, Doğu Türkistan'da insan hakları ihlali suçlamalarına yol açan Çin devlet politikalarının — zorla çalıştırma, yatılı okullar, zorla doğum kontrolü ile ailelerin ve toplulukların parçalanması — sürdüğünü ve hatta genişlediğini ortaya koydu.
Uygur Türkleri Topraklarını Devretmeye Zorlanıyor
Ayrıca Çin hükümetinin, Uygur Türkleri ve diğer Türk halklarından çiftçilere topraklarının mülkiyetini devlete devretmeleri için baskı yaparak pek çoğunu zorla çalıştırmaya ittiği belirtildi. Önde gelen Çin uzmanı Dr. Adrian Zenz’in Aralık 2024’te yayımladığı araştırma ise, 2001-2021 yılları arasında Doğu Türkistan bölgesindeki arazi devirlerinin yaklaşık 50 kat arttığını göstererek, Uygur çiftçilerin topraklarından koparılıp devlet kontrolündeki tarlalarda çalışmaya zorlandığı çok sayıda örneği gözler önüne serdi.
Uygur Hareketi İcra Direktörü Ruşen Abbas konuyla ilgili olarak,
“Raporun yayınlanmasının üzerinden üç yıl geçti; Uygur Türkü aileler için ne bir rahatlama ne de adalet var. Sadece daha fazla baskıyla karşılık verildi. Güncel rapor ve bulgular Çin’in, Uygur Türkleri başta olmak üzere hak savunucularına yönelik baskı, işkence ve hapis uygulamalarını kesintisiz sürdürdüğünü gözler önüne serdi. Birleşmiş Milletler, yüzeysel tepkilerle yetinmeyip İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin önerilerini uygulamaya koymalı ve Uygur Türklerine yönelik sistematik suçların bitirilmesi için harekete geçmelidir."
ifadelerini kullandı.
Uygur Hareketi, Uygur Türkleri ve diğer mağdurlarla olan dayanışmasını yeniden vurgularken, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'nin tavsiyelerinin de gecikmeden uygulanmasını talep ediyor. Uluslararası topluma çağrıda bulunarak, söz konusu raporun tozlu raflarda unutulmasına müsaade edilmemesi gerektiğini ifade ediyor.






