Silivri'de tutukluluğu devam eden CHP'nin Cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu, AKP-MHP-DEM ortaklığında devam eden "ikinci çözüm süreci", Suriye'deki son durum ve Kürtçü terör örgütü YPG hakkında ilginç açıklamalarda bulundu.
T24'ten Cansu Çamlıbel’e konuşan Ekrem İmamoğlu’nun “çözüm sürecine koşulsuz destek”, “Demirtaş referansları” ve YPG ile DAEŞ’in “aynı türden tehdit olmadığı” yönündeki sözleri tepkiyle karşılandı.
İmamoğlu'nun demeçleri, anamuhalefetin “ikinci çözüm süreci” ve terörle mücadele başlıklarındaki yaklaşımını yeniden tartışmaya açtı. İmamoğlu’nun, AKP-MHP-DEM ortaklığı tarafından yürütülen "ikinci çözüm süreci"ne açık destek vermesi, Selahattin Demirtaş’a doğrudan atıflarda bulunması ve terör örgütleri YPG ile IŞİD’i “aynı türden tehditler” olarak görmediğini söylemesi Türk kamuoyunda eleştirileri de beraberinde getirdi.
İmamoğlu, Çamlıbel'e verdiği röportajında, ikinci çözüm sürecini yalnızca desteklemekle kalmayarak, "iktidarın başaramaması halinde biz gelir, biz çözeriz” ifadeleriyle sürecin siyasi sahipliğine de talip oldu.
Röportajın en dikkat çeken ve tepki çeken bölümlerinden biri ise terör örgütleri YPG ve IŞİD kıyaslaması oldu. İmamoğlu, IŞİD'i “ani ve doğrudan”, YPG’yi ise “sınır güvenliği ve uzun vadeli stratejik risk” olarak tanımlayarak söz konusu terör örgütlerinin “aynı türden tehditler olmadığını” savundu.
Kürtçü Terör Örgütü YPG Diplomatik Alandaymış
İmamoğlu açıklamalarının devamında, Kürtçü terör örgütü YPG'nin yalnız terör bağlamında değil diplomatik açıdan da üzerinde durulması gereken bir alanda olduğunu kaydederek,
"YPG’nin de içinde bulunduğu SDG’nin Suriye hükûmetiyle sürdürdükleri mutabakat süreci, YPG’yi yalnız terör bağlamında değil, diplomatik açıdan da üzerinde durmamız gereken bir alanda tutuyor. "
ifadelerini kullandı. Öte yandan İmamoğlu’nun Demirtaş referansları ve Amedspor-Trabzonspor maçı üzerinden kurduğu sembolik dil, Kürtçü terörle siyaset arasına net bir mesafe koymak yerine, kamuoyunda hâlâ tartışmalı figürler üzerinden meşruiyet üretme çabası olarak yorumlandı.
Sonuç olarak İmamoğlu’nun açıklamaları, “demokratikleşme” ve “eşit yurttaşlık” kılıfları etrafında sunulsa da, terörle mücadelede Türk Devleti ve Türk milletinin kurumsal hafızasıyla uyumlu olmayan, YPG tehdidini göreli hale getiren ve geçmişte ağır bedeller ödenmiş birinci çözüm süreci deneyimini yeterince sorgulamayan bir çizgi olarak değerlendiriliyor.
Anamuhalefetin bu yaklaşımının, Türkiye’nin güvenlik önceliklerinden ziyade siyasi pozisyonlanma kaygısıyla şekillendiği yönündeki eleştiriler ise giderek güç kazanıyor.









Bu adamdan çok sıkıldım, ne biçim hapis cezası, biri şunu sustursun.