Türk çağdaşlaşmasının öncülerinden Kırım Tatarı fikir adamı, eğitimci ve yazar-yayıncı İsmail Gaspıralı Bey dün, 20 Mart'ta 175'nci doğum yılı vesilesiyle dün, 20 Mart'ta tüm Türk dünyasında rahmetle anıldı.
20 Mart 1851'de Bahçesaray yakınlarındaki Avcıköy'de dünyaya gelen Gaspıralı, henüz gençlik yıllarında Türklüğün uyanışına adanmış bir ömrün ilk adımlarını attı. Türkçülük anlayışının en çok güçlendiği dönem Moskova'daki eğitim yılları oldu; burada pan-Slavistlerin Türklere ve Müslümanlara karşı düşmanca tavırlarını görünce Türk ve Müslüman toplumları manevi ve kültürel yönden aydınlatmak için projeler geliştirmeye başladı. Türkçü-Turancı görüşün önde gelen düşünürlerinden biri hâline gelen Gaspıralı Bey, bu şuuru hem kalemiyle hem de oluşturduğu kurumsal yapılarla kalıcı kılmayı başardı.
Ceditçilik: Medreseye Karşı Aklın Zaferi
İsmail Gaspıralı Bey'in Türkçülük mücadelesinin en sağlam ayağını "Usûl-i Cedîd" hareketi oluşturdu. Çarlık Rusyası'nın sömürgesi altındaki Türk coğrafyasında yüzyıllardır süregelen geleneksel medrese düzenini kökten sorgulayan Gaspıralı Bey, eğitim sisteminin her şeyden önce ana dilin öğretimine hizmet etmesi ve dinî bilgilerin yanı sıra dünyevî bilgileri de içermesi gerektiğini kararlılıkla savundu.
Ezber ve heceleme yerine ses metodunu esas alan bu yeni öğretim anlayışı, Müslüman çocuklarını çok daha kısa sürede okuma yazmayla buluşturdu. 1884'te Bahçesaray'da açtığı Usûl-i Cedîd mektebi, Çarlık Rusyası Müslüman okulları için devrim niteliği taşıyordu.
Ceditçilik kısa sürede Kırım'ın sınırlarını aştı. İlk mektebinin açılışından on yıl geçmeden çeşitli Türk bölgelerinde aydın mollalar, muallimler ve Müslüman tüccarlardan oluşan güçlü bir destek kitlesi oluştu; 1895'te Rusya İmparatorluğu genelinde Usûl-i Cedîd mekteplerinin sayısı 100'ü geçerken 1914'te bu rakam yaklaşık 5.000'e ulaştı. Müslüman Türk kızlarının eğitiminde de öncülük yapan Gaspıralı, ilk Usûl-i Cedîd kız mektebini 1893'te Bahçesaray'da açtırdı. Ceditçilik yalnızca bir eğitim reformu değil, Türk dünyasının yeniden ayağa kalkışının manifestosuydu.
Tercüman: Kaşgar'dan İstanbul'a Türklüğün Sesi
Ceditçiliğin fikrî taşıyıcısı ise İsmail Gaspıralı Bey'in en büyük eseri olan Tercüman gazetesi oldu. Rus yetkililerden uzun uğraşlar sonucu izin alarak 22 Nisan 1883'te Tercüman'ı çıkaran Gaspıralı, Osmanlı Türkçesiyle hazırladığı gazetede Tatarca ve diğer Türk dillerinden de kelimeler kullandı. Bu tercih, yalnızca bir dil politikası değil; tüm Türk boylarını tek bir yazılı dilde buluşturma idealinin somut adımıydı.
Önce haftada bir gün çıkan gazete, 1903'te haftada iki gün basıldı, 1912'de günlük hâle geldi. Tercüman, Kırım'daki ilk, Rusya Müslümanları arasında ise üçüncü Türkçe gazete oldu; diğer gazeteler kapanınca uzun süre Çarlık Rusyası'ndaki tek Türk ve Müslüman gazetesi olarak faaliyet gösterdi. Sınırlı tirajına karşın gazete, Rusya'nın yanı sıra Osmanlı, İran, Balkanlar ve Kafkaslar'da aydınların devamlı okuduğu yayınlardan biri olurken Türk dünyasında büyük bir etkinlik kazandı.
Tercüman, Gaspıralı'nın deyimiyle "Dersaadet'teki hamal ve kayıkçılardan, Çin'deki Türk devecilerine kadar herkesin anlayabileceği" bir yayın organı hâline geldi; bugün bile hiçbir Türkçe basın yayın organına nasip olmayacak kadar rağbet gördü ve yaygınlık kazandı. Gaspıralı'nın ölümünden sonra Tercüman beş yıl daha yayın hayatını sürdürdü.
"Dilde, Fikirde, İşte Birlik"
"Dilde, fikirde, işte birlik!" şiarıyla Türk halklarındaki birlikteliğin temel ilkelerini ortaya koyan İsmail Gaspıralı Bey, bu ideali hem Tercüman'ın her sayısında hem de kurduğu mekteplerin her sınıfında yaşattı. Ceditçilik ve Türkçülük onun elinde birbirini besleyen iki güçlü damar hâline geldi: Biri zihinleri aydınlatırken diğeri bu aydınlanmış zihinleri Türklük şuurunda buluşturdu.
24 Eylül 1914'te Bahçesaray'da hayata gözlerini yuman Gaspıralı, Kırım Hanlığı'nın kurucusu Hacı Giray Han'ın türbesinin yakınlarına defnedildi. Bedeni Kırım topraklarında yatsa da bıraktığı miras, bugün Türk dünyasının dört bir yanında yaşamaya devam ediyor.








