Emir Abbas Gürbüz
Giriş Tarihi : 17-06-2020 20:53
Güncelleme : 28-08-2020 14:43

İYİ Eleştiriler

Önceki yazımda bahsettiğim kaybolan dinamizm ve dinamik seçmenin başka partilere kayışına şahit olduktan sonra bunu kuruluşunda aktif rol aldığım sayısız isimsiz insandan biri olarak dert edinerek insanlara sorunun kaynağını sorma ihtiyacı hissettim

Önceki yazımda bahsettiğim kaybolan dinamizm ve dinamik seçmenin başka partilere kayışına şahit olduktan sonra bunu kuruluşunda aktif rol aldığım sayısız isimsiz insandan biri olarak dert edinerek insanlara sorunun kaynağını sorma ihtiyacı hissettim.

Takipçi kitlemin ağırlıklı olarak İYİ Partili ve belirli bir yaş aralığında olduğunun bilincinde olarak sağlıklı sonuçlar vereceğini düşünerek anketler açtım. Bu anketlerin sonucu şu şekilde oldu:

1. Anket: Oy Tercihiniz Ne Yönde? (1500 kişi katıldı)

a) Son seçim İYİ Partiye verdim, tekrar İYİ Parti’ye oy vereceğim. - % 41,3
b) Son seçim başka partiye oy verdim, şimdi İYİ Parti’ye oy vereceğim. - % 7
c) Son seçim İYİ Parti'ye verdim, şimdi başka partiye oy vereceğim. - % 51,7

2. Anket: İYİ Parti’ye mesafe koyanların sebebi (1200 kişi katıldı)

a) Daha iyi bir parti kuruldu. - % 10,5
b) Partide çalıştım, küstüm. - % 13,3
c) İdeolojik sapma. - % 50,5
d) Diğer (Mesaj yoluyla görüş istendi) - % 25,6

3. Anket: İYİ Partiye oy vermeyeceğim diyenlerin yönelimi hangi partiye olacak? (1200 kişi katıldı)

a) CHP - % 60
b) DEVA / Gelecek - % 25
c) Cumhur İttifakı - % 15

Anket sonuçları, gençlikte ciddi şekilde bir kırgınlığın ve oy geçişinin olduğunu kanıtlar nitelikte. Oy kullanan takipçilerden gerekçe ve eleştirilerini gerek ankete cevap gerekse özel mesaj yoluyla göndermelerini istediğimde bu durumun sürece yayılan bir kopuş veya kırgınlık olduğunu gördüm.

Öncelikle ilk şüpheler AKP-MHP'ye geçen vekiller ve vekil listeleriyle başlamış. Listelerde popüler ve genç isimler alt sıralara koyulurken tanınmayan veya merkez isimler üst sıralara koyulmuş ve bu isimler başka partilere geçince parti aklı sorgulanmaya başlamış.

Popüler isimler her ne kadar parti içinde siyaseten başarısız olarak tanınsa da figür olarak her zaman birleştirici ve partiye güç katıcı değerler olarak karşımıza çıkıyor. Bu isimlerin vitrinde uzun süre tutulduktan sonra vekil listelerinde beklenen yerlere koyulmaması bu isimler sayesinde partiye güveni artan insanları kırmış görünüyor.

İlaveten yeni bir partide vekil sıraları belirlenirken akçeli işlerin dönmesi bana kalırsa normaldir. Zira parti, devlet yardımı almadığı gibi genel başkana makam arabası alacak durumu dahi yoktu. AKP baskısı da cabası. Ancak her halükarda başka partilere geçen isimlerin oraya getirilmesine varan süreç bazı eleştirilerin haklı olduğunu gösteriyor.

İlerleyen süreçte partiden Osman Ertürk Özel'in ayrılması genç dinamizmine ilk darbe olmuş gözüküyor. Bana kalırsa parti tarafından bu olay kamuoyu önünde olanların haricinde pek aydınlatılmadığı için hep şaibeli kaldı. MHP'deki biat kültürünün devamı olarak okuyanlar ve rahatsız olanlar var. Ancak gençlik kollarının kongre yapmamış olması ve atama usulü sistemin devam etmesi ciddi anlamda gençlik demokrasi açısından haklı eleştiriler doğuruyor.

Bunun yanı sıra, Genel Başkan yardımcılarının, partinin görünür isimlerinin ve vekillerin yaş ortalaması ve erkek ağırlık olması, partinin kadınların ve gençlerin partisi olduğu iddiasına tezat olarak değerlendirilerek kadın ve genç gönüllülerde hayal kırıklığı ve soğuma yaratmış.

Seçimden sonraki süreçte, partinin kurucular kurulunda olan isimlerin tek tek partiyle arasına mesafe koyması, aktif görev almaması, parti yönetiminden isimlerin Mansur Yavaş gibi milliyetçilerin üzerinde ittifak ettiği bir isimle kavga etmesi, milliyetçi söylemlerin azalması veya şekilcilikten ibaret kalması rahatsızlık yaratmış.

Muhalefetin yumuşatılması, çözüm üretecek proje/fikir dillendirilmemesi, muhalefetten ziyade devlete parmak sallatmayız söylemleri böyle olacaksak "MHP'ye dönelim en azından iş buluruz" söylemlerine çokça sebep olmuş. Hatta CHP’ye kayan seçmenler de aynı dilden rahatsız olup oy tercihini değiştirmiş görünüyor.

Bir arkadaş heyecan kaybı için şu yorumu yaptı: “Eskiden parti propagandasını siyaset öncesinden bildiğimiz, partili olmayan aklı selim insanlardan dinlerdik artık sadece İYİ Parti yöneticileri ağzından dinliyoruz”. Gerçekten de gönüllü tabanlı bir propaganda, sokak hareketi artık kalmamış görünüyor.

Milliyetçi seçmen, aynı zamanda CHP’nin HDP ile flörtünden rahatsız, İYİ Parti’nin bu duruma yeterince müdahale edemediğini düşünüyor ve yetersiz buluyor. Sırf bu yüzden MHP’ye oy vereceklerini söyleyenler var. Hatta birtakım MHP'liler sırf bu yüzden İYİ Parti'ye geçmek isteyip geçmediklerini belirttiler. Bu kısıtlı MHP’li kesimin 2018 genel seçimlerinde Cumhurbaşkanlığı adaylığında Meral Akşener’e partide MHP’ye oy verdiği de biliniyor.

Milliyetçiler, ayrıca tanınan milliyetçi figürlerin pasifize olması veya partiden ayrılmasına kırılmış durumda. Bu milliyetçi figürlerin parti içindeki durumu konusunda yine partinin kamuoyunu aydınlatamaması bence bir eksiklik. Ancak aynı milliyetçi kitle, milliyetçiliğine güvenip daha çok aktif siyasette rol almasını istedikleri yeni bir isim var. O ismin yavaş yavaş ön plana çıkıyor olması kırgın milliyetçileri ikna için hayati olacak gibi görünüyor.

En kritik ve tartışmalı konu ise Yavuz Ağıralioğlu ve çizgisi görünüyor. Bu isim ve söylemiyle bir kısım doğrudan doğruya problemliyken bir kısmın ise problemi basit eleştiri düzeyinde olup asıl kopuş Bahadırhan Dinçaslan’a yönelik iftiraya varan söylemler sonrası BBP çizgisinin parti içerisindeki gençlerin milliyetçiliğini tekfir eden cinsten saldırgan söylemleriyle gerçekleşmiş.

Söylemle doğrudan problemli olan ise teorik olarak "Allahsız kitapsız" olduğu için rahatsız değil ancak başka söz de duymadıkları için partinin resmi görüşünün bu doğrultuda olduğunu düşünüp partinin DYP çizgisinden BBP-SP çizgisine doğru kaydığını düşünüyor.

Ağıralioğlu'nun anketlere yansıyan bir artısı var gibi görünüyor ancak bu durum da tartışmalı. Bu apayrı bir araştırma konusu.

Şahsi kanaatim, Yavuz Ağıralioğlu'nun söylemlerinden etkilenen muhafazakar seçmen geleneksel iletişim araçlarına (televizyon), yeni nesil seçmen ise internete sosyal medyaya bakıyor. Parti sözcüsünün açıklamaları internette resmi söylem olarak daha etkili. Yavuz Ağıralioğlu'nun daha çok televizyonda yer alması gerekir ancak parti sözcüsünün başka bir isim olması gerekmektedir. Zira bazı söylemler içeriğinden ötürü değil, sadece Yavuz Ağıralioğlu tarafından söylendiği için farklı anlaşılır bir noktaya gelmiş durumda.

Son olarak, sadece Yavuz Ağırlioğlu'nun varlığı "oy vermem" noktasına gelmemesi lazım. CHP'de, AKP'de ve MHP'de parti duruşuyla alakasız isimlerin varlığı bu partililer için bir oy vermeme sebebi değil, bunu aşmamız gerekiyor. Bir de bunun sebebinin biraz da MHP'de tek ses dayatması olduğu için İYİ Parti'deki fazla özgürlük ortamına alışılamaması durumu olarak görüyorum.

Netice olarak İYİ Parti’nin anketlerde belki oy oranını koruyor görünüyor ancak partiyi daha ileriyi taşıyacak dinamizmden yoksun kaldığı sürece muhalefetin küçük ortağı olarak yerinde saymaya mahkum. Başka partilerden farklı olarak ateşli bir milliyetçi kitlenin iradesiyle kurulmuş bir partinin bu dinamizm sorununu kolayca aşabilecekken parti idaresinin gereğini yerine getirmesi gerekir.


Emir A. Gürbüz

NELER SÖYLENDİ?
@
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA