Faruk Kurtbaş
Giriş Tarihi : 28-08-2020 09:47

Yoldaşlarını Öldürenlerin Dünyası

İsteği Dışında Şehit

"Bir partide arkadaşlarına karşı çıkamayacak kadar korkak ve ödlek bir insan vardı: Onu her işe koşarlardı, ondan her şeyi isterlerdi, çünkü dostlarının kendisi hakkında kötü düşünmeleri, ölümden daha çok korkuturdu onu; zavallı, zayıf bir ruhtu o. Bunu anladılar ve anılan özelliklerinin temelinde onu bir kahraman hatta bir şehit yaptılar. Ödlek insan, içinden her zaman hayır dediği halde, hep evet sözü çıktı dudaklarından, partisinin görüşleri için öldüğü idam sehpasında bile: O sırada eski yoldaşlarından biri vardı yanında, sözleri ve bakışlarıyla öyle bir baskı yapmıştı ki ona, gerçekten ciddi bir biçimde karşılamıştı ölümü ve o zamandan beri de bir şehit ve büyük bir kişilik olarak övülür durur."

F. NIETSCHE - İnsanca, Pek İnsanca 1 , (s. 58, İş Bankası Kült.Yay. 1. Bas. 2012)


DHKP-C (DEV-SOL); militanlarını Hasan Sabbah'ın müritlerini yoğurması gibi yoğuran bir örgüt. SOL TERÖRİZMİN EN EZOTERİK/BATINİ şebekesi aynı zamanda. İçlerine girenin çıkma şansı yok, çıkmaya kalkan infaz edilir. En son ölüme yatırdıkları örgüt militanı avukat Ebru Timtik "örgütsel görevini yerine getirirken" ölmüş. Yukarıdaki Nietsche alıntısı olayın evrensel açıklamasıdır.

DEV-SOL kırsal-köy tabanlı PKK'dan farklı olarak, daha şehir-varoş tabanlı bir örgüttür. Devşirdiği militanlar mutlak anlamda aile bağlarından koparılır. Sivil toplum alanında bizzat kurduğu veya sızdığı örgütler aracılığı ile terör eylemlerine sempati yaratmayı amaçlar.

Kısaca “devrimciliğini ispat anı gelince” (ki buna örgütün lideri karar verir); "Ölüme yat!" diyor, o da mecburen "hevesle" yatıyor. Kaçarı yok.

Devrimci sol terör örgütlerinin iç infaz geleneklerini iyi incelemeyenler ekranlarda ve sokaklarda gördükleri "göstericilerin" kendilerinin olmaktan çıkmış ağızlarından dökülen "hukuk, adalet, eşitlik, halk vs." gibi kavramlar için mücadele ettiklerini zannederler.

Temennim; Allah, yanılgıyla en hafifinden bir sempati duyanların çocuklarını dahi bu katil şebekelerinin eline düşürmesin.

Özellikle kurulu düzenin her şeyinden, her zaman rahatsız olup bunu kronik muhalefete dönüştürenlerin bile Allah çocuklarını bunların semtine düşürmesin.

...

Bu katil çetesi yüzlerce polis, asker, bakan, siyasetçi, savcı, hakim, öğretmen, sivil öldürdü... Buna rağmen hala bu canilerin cenaze törenlerine katılan siyasiler ve kanaat önderleri olabiliyor. Örgütün nerelere sızdığı ve hangi ittifakları kurduğunun göstergesidir bunlar.

Adamla konuşuyorsun; "sosyal demokrat, demokrat, sosyalist, demokratik sosyalist, liberal" yani hayatı/yaşamayı yücelten ideolojilere mensup olduğunu söylüyor. Eyvallah, saygı duyduk; ama o da ne?Ağzını açtığında bu ölüme yatırılmış, kişiliklerini/ bireyselliklerini örgütün kolektif iradesine teslim etmiş zavallıları; "ama ne kahramanca bir eylem, ölümü göze aldı" diye olumluyor. CANLI BOMBA OLUP İNSANLARI ÖLDÜREN İŞİD ve PKK katilleri de kahraman mı size göre? Hık mık,kem küm...

Adam olmalı herkes, insan olmalı; "hık"ı "mık"ı yok ;siyasal amaçlar uğruna insan öldürmeyi kutsayan her yapı ilkesel planda lanetlenmeden, terörist ilan edilmeden iç huzur ve barış bu ülkeye uğramaz. 

Ayrıca bu örgütlerin hukuk ve siyasal düzen anlayışlarında "Kuvvetler ayrılığı" ilkesi mi var ki siz bunları "özgürlük mücadelesi" veriyormuş gibi sunuyorsunuz? Bunlar tüm ömürlerini proletarya diktatörlüğü denilen totaliter cehennemi yaratmak ve hepinizi o çukurda infaz etmek için harcamış insanlar.

Sağ muhafazakar/popülist İslamcı iktidarların karşısında sivil siyaseti örgütlemede başarısız olunca bu alçaklara alkış tutma basitliğine nasıl düşüyorsunuz? Siyasete emek vermek zor mu geliyor? Bu insanların kendi iradeleri ile ölümü seçtiklerini söyleyenlere soruyorum:

EĞER KİŞİNİN KENDİ CANINDAN KENDİ İRADESİYLE VAZGEÇMESİNİ GEREKTİRECEK BOYUTTA BİR ZULÜM VE BASKI VARSA BU ÜLKEDE; SİZ HANGİ HAKLA YAŞIYORSUNUZ? ÇIKIN KENDİNİZİ YAKIN MEYDANLARDA. HEM SANDIK GÜNÜNÜ BEKLEYİP, LEGALİTEYİ SAVUNUP HEM DE ÖLÜSEVİCİLİK YAPMAYACAKSINIZ. 
....
Bunlar 1990'lardan itibaren Alevi gençleri kendilerine doğal hedef olarak seçtiler. Özellikle Madımak faciası en çok kullandıkları olaydır. Ölen militanları Sünni dahi olsa - CEMEVİ CEMAATİNİN MUHALEFETİNE rağmen - zorla, tehditle Cemevlerinde tören yaptırıyorlar. Sırf kendilerinin bir halk tabanı varmış gibi göstermek için. Devletin; çoğunluğu özünde teröre karşı olan, çocukları aile bağları koparılmış  aileleri ve cemevi cemaatini daha güçlü şekilde bu zorbalara karşı koruması gerekir. Mevcut mücadeledeki kararlılık düzeyi daha da yoğunlaştırılmalıdır. Aileleri bu örgütlerin sözde sivil yapılarının kucağına itmemesi gerekir. Ailelerle devlet daima iletişim içinde olmalı.

Bu katilleri "hak mücadelesinin temsilcisi" olarak görenlerde dillendirmekten pek haz duydukları "etik ve namusun" gramı varsa; çocuklarını bu örgütlere versinler. Fukara çocuklarının kanı üzerinden kahramanlık yapmasınlar. Bu cümleler tam da bu yapıların sivil kanatlarının terörle mücadeleyi savunanlara söyledikleri cümlelerdir, fark ettiğiniz gibi. Net ifade edeyim: "Savaş" açtığınız devlet, devlet olması nedeniyle asla asker sıkıntısı çekmez. Bu bir anayasal ödevdir; yasalar çerçevesinde sırası gelen gider yapar; bu arada kaçanı da olur gitmemek için yasaları zorlayanı da yani alçalanlar da olur. Bütün dünyada da bu böyledir genel olarak. Sonuçta büyük çoğunluk bu görevi yapar. Bilir ki; "askerlik süresince özgürlüğüm kısıtlanacak ama ömür boyu hür yaşayacağım. Bu geçici kısıtlama da bunun bedelidir."

Ve bizler; bu ülkenin yurttaşları olarak doğru bulmadığımız birtakım uygulamalara rağmen bu vatan mücadelesinin sonuna kadar yanındayız. Hükümet kim olursa olsun terörle mücadeleyi desteklemeyi aynı zamanda insani bir borç sayıyoruz. Sıkıntımız yok. Siz bizlere insanlık kasacağınıza kendiniz gereğini yapın; konforunuzu bırakıp bu katil şebekelerine çocuklarınızı verin. Eğer veremiyorsanız; ki vermiyorsunuz, şerefsizce ölüme alkış tutup destek çıkmayın. Tabii eğer terör sektörünün kanlı ekmeğini yiyenlerden değilseniz... 

...

Eski PKK'LI Aytekin YILMAZ'ın YOLDAŞINI ÖLDÜRMEK kitabını okuduğumda "aman Allah’ım" demiştim: "Allah'a çok şükür ki bu aşağılık yapılar içinde kazara yer almamışız. Fakirlik edebiyatı ile ellerine düşürdükleri bu insanları önce insanlıktan çıkarıp sonra işleri bitince nasıl vahşice infaz ediyorlar.

Düşman oldukları Ülkücüler ise, bunların içlerindeki kanlı infaz kültürünü maskelemek için yansıtma nesnesi olarak kullanıp şeytanlaştırarak sundukları bir gruptur.

Hangi Ülkü Ocağında siyasi nedenlerle infaz yapılmış? Ülkücüler en fazla birbirleri ile kavga ederler, kim kime fazla çakarsa... Sonra da herkes yoluna gider. Kimse de kimseyi gönüllü olmadığı bir eylem için zorlamaz. Gönüllük esastır. Ülkücülerin hasımları genelde rahmetli Türkeş'in mücadeleyi motive etmek için 1980 öncesinin zor zamanlarında söylediği ünlü sözü kullanırlar hep; "DAVADAN DÖNERSEM BENİ BİLE VURUN". O kadar dönen oldu, kimi vurmuşlar?

AYNI KİTAPDA AYTEKİN YILMAZ; DSP-MHP-ANAP hükümetinin DSP'li Bakanı Hikmet Sami Türk'ü hedefe koyarak hapishanelerde organize ettikleri ölüm oruçlarının (bizzat şahidi olarak) iç yüzünü anlatıyor. 16 yaşındaki bir sempatizan kızı DEV-SOL'un nasıl polis ilan edip infaz ettiğini ve durumu açtığı dönemin İnsan Hakları Derneği Başkanının; "biliyoruz ama devletle mücadeleye zarar verir diye susuyoruz" dediğini anlatıyor.

Bu katiller yıllarca; "Bak faşistler orada, kontgerilla burada" diye diye binlerce insanımızı devşirip mankurt ve katil yaptılar. Bu yapıları ayakta tutanlar, onlara hayat suyu verenler ise; özünde sivil siyasete emek vermeyi zul sayan kendini bir halt zannedenler topluluğudur.

Milletin hak mücadelesini terör ve kanla lekeleyenlerdir bunlar? Sendikal mücadeleyi, demokrasi ve temel haklar mücadelesini varlıkları ile itibarsızlaştıranlardır. "Sol" kavramının, "emek" kavramının ırzına geçenlerdir. Bütün insanlarımızın, tam bir vatandaşlık bilinci içinde bu yapıları lanetlemesi ve nisyana mahkum etmesi gerekir. Aksi halde insan hakları mücadelesinin hukuk devleti ile sonuçlanması bir hayal olarak kalacaktır.
...
Ama her kim ki bu katil Haşhaşi şebekesinin eylemlerini onaylıyor, mazeret üretiyor ve insanların yaşam hakkını ortadan kaldırıp ölüme yatırma eylemlerini "bak zalim devlet avukatları öldürdü" diye anlatıyorsa işte o ölü sevici alçakların çoluk çocuğu bunlara militan olsun da görsünler. Çünkü bu kesin inançlı takımı iflah olmaz.

Son söz: Bu gelenek yani silahlı devrimci sol gelenek; 1970'de THKP-C ve THKO 'nun kurulduğu günden beri (PKK dahil bütün ardıl/türev örgütleriyle) Türkiye Cumhuriyeti, Türk milleti ve "burjuva" nitelemesi ile aşağıladıkları demokrasiye karşı, büyük güçlerin vekalet savaşını veren kanlı yapılanmalardan ibaret olagelmiştir.

İnsani değerlerin en rafine ve en acımasız düşmanlarıdırlar.

Bunları teşhir etmek ve bunlardan uzak durmak -siyasi felsefesinden bağımsız olarak- "insanım" diyen herkesin temel hassasiyeti olmalıdır.


Faruk Kurtbaş

NELER SÖYLENDİ?
@
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA