Giriş Tarihi : 14-12-2019 20:04

Türk Mitolojisinde Ayaz Ata Yoktur

Birkaç yıl önce Türk mitolojisinde Ayaz Ata isminde bir figür olmadığını söylemiş ve gelen sorular üzerine bir yazı kaleme almaya karar vermiştim

Birkaç yıl önce Türk mitolojisinde Ayaz Ata isminde bir figür olmadığını söylemiş ve gelen sorular üzerine bir yazı kaleme almaya karar vermiştim. Yanılmıyorsam 2006 yılından beri sosyal medyada her yıl aynı geyiği çekiyoruz. İşin aslı astarı nedir anlatmaya çalışacağım. Antalyalı Aziz Nikolaos (Claus), yoksullara ve çocuklara yaptığı yardımlar sayesinde öldükten sonra da iyilikleriyle anılmaya devam etmiş, Hristiyan dünyasında bir aziz olarak anılmaya başlamıştı. Zaten hemen hemen herkes tarafından bilinen bu kısma fazla değinmeden küçük küçük bilgiler vererek Aziz Nikolaos’un nasıl Noel baba olduğuna ve oradan da nasıl Ayaz Ata’ya evirildiğine, daha doğrusu devşirildiğine geçeceğim. Hristiyanlığın Kuzey Avrupa topraklarına ulaşıp yayılarak Paganizmin yerini alması sonucu tüm kültürlerde olduğu gibi Avrupa’nın kuzeyinde de eski adetler yenileri ile harmanlandı ve Pagan inancında Yule adı verilen Kışdönümü Bayramı değiştirilerek Aziz Nikolaos’un doğum günü kabul edilen 6 Aralık’ta Sinterklaas adı ile kutlanmaya başlandı. Yule Günü’nde çocuklara şekerlemeler dağıtan Odin’in yerini yavaş yavaş iyilik timsali Aziz Nikolaos alıyordu. Viking çocukları, Yule adı verilen kışdönümü kutlamaları yaklaşırken Odin’in kendilerine yapacağı ziyareti beklerlerdi. Onun Yule’daki rolü Sinterklaas gününün St. Claus’u ile hemen hemen aynıydı. Aralık ayının sonları Odin’in büyük avının (Wodan’s Wild Hunt) sonu kabul edilir; Odin’in, köylerin üstünden geçeceğine inanılırdı. Çocuklar çizmelerini samanla doldurur ve onları Odin’in sekiz bacaklı atı Sleipnir için canıgönülden hazır hale getirirlerdi. Buna karşılık olarak Odin’in çorapları şeker ve oyuncaklarla dolduracağına inanırlardı. Noel Baba’nın 25 Aralık gecesi tüm dünyayı kızağı ile uçarak dolaşması, kurabiye dağıtması ve şömineye asılan çorapların içlerini hediyelerle doldurması meselesini çoğumuz zaten biliyoruz. Vikingler, kışın daima yeşil kalan bitkileri evlerinde bulundurmaya özen gösterirlerdi. Noel ise bilindiği gibi çam ağacı süslenerek kutlanmaktadır. Bilindiği gibi Noel Baba’nın ona yardımcı olan elfleri vardır. Odin ise elfler diyarı Alfheim’in lordu olarak bilinirdi. 18. yüzyılda Amerika’ya giden Hollandalı kolonistler, bugün adı New York olan New Amsterdam’da da bu efsaneyi yaşatmaya devam ettiler. Zamanla Sinterklaas ismi, Santa Claus’a dönüştü. Bugün ise Kuzey Avrupa efsanesinde çocuklara hediyelerin dağıtıldığı 6 Aralık günü, 25 Aralık Noel ve 31 Aralık yılbaşı gecesiyle birbirine karışmış durumdadır. 1822’de Amerikalı şair Clement Clarke Moore, yazdığı “A Visit from Saint Nicholas” (Aziz Nikola’nın Ziyareti) adlı şiirinde Noel Baba’yı ilk kez bugün bildiğimiz şekli ile betimliyordu: “Gözleri nasıl da parıldar Gamzeleri ne kadar şen Yanakları güle benzer Burnu ise kiraza Geniş yüzüyle kahkaha attığında Ho Ho oynar yuvarlacık tombul göbeği ve tıknazdır Yaşlı neşeli bir cin gibi Ve ben onu gördüğümde gülmekten alamam kendimi” Aslında bu şiir genel olarak İskandinav mitolojisinden esintiler taşıyordu. Şiirde Noel Baba sekiz ren geyiği tarafından çekilen bir kızağa biner. Odin ise Sleipnir adında sekiz ayaklı bir ata biniyordu. Noel Baba’nın ren geyiğine binmesi, sanıyorum Clement C. Moore’un hayal gücünün bir ürünü. Belki de Norveç ve İsveç’in Kuzey Kutup Dairesi içinde kalan bölgelerinde yaşayan Sami insanlarının geyiğe biniyor oluşu ona ilham vermişti. Daha önce kuzey Avrupa efsanelerinde Noel Baba da tıpkı Odin gibi ata binmekteydi. Belki de Noel Baba’nın geyik sürüsünde başı çeken Rudolph adlı geyiğin kırmızı burnu, Odin’in düşmanlarının etini yiyerek beslenen Sleipner’in yüzündeki izlerinden esinlenerek düşünülmüştü. Thomas Nast’ın 1863 yılında Harper’s Weekly dergisinde yayınlanan çizimlerinde bu şiirin etkisinde oldukça fazla kaldığını belli ediyordu. Oysa C. C. Moore bu imajı değiştirmeden evvel, hikâyelerde uzun boylu zayıf, şapkalı bir Cermen büyücüsünü andırır şekilde betimlenmekteydi. Odin ise çoğu zaman elinde asası ile dolanan aksakallı yaşlı bir büyücü olarak tasvir edilirdi. Tolkien ise, Odin’in bu imajını kendi eserlerinde Gri Gandalf olarak kullanmıştır. 1931'de bugün her yerde gördüğümüz Noel Baba’yı, ilk olarak İsveçli bir ressam olan Haddon Sundblom, Coca Cola reklam afişleri için firmanın marka imajı gereği kırmızı-beyaz elbiseler giymiş, kürklü, şapkalı, kemerli, çuvallı ve hafif kilolu, aksakallı bir ihtiyar olarak çizdi. Tüm bunları küçük ön bilgiler olarak kabul edelim ve asıl meselemize yani Ayaz Ata'ya dönelim. Timur Devletov’a göre “Ayaz Ata ile Kar Kız veya Ayaz Kız olarak Orta Asya’da tanınan kahramanlar, aslında Rus kültürü üzerinden gelen şahsiyetlerdir. Zaten adları da Rusçadaki Ded Maroz (Ayaz/Soğuk Dede/Ata) ile Sneguroçka (Kar Kız) sözcüklerinden anlam çeviri yoluyla Orta Asya Türk halklarına kazandırılmıştır”. Klasik Kazak Şairi Abay Kunanbayev, kış mevsimini o dönem okuduğu, kış ve soğuğu kişileştiren Rus klasiklerinden esinlenerek, külahına varana kadar Ded Maroz’a (Дед Мороз) benzer şekilde betimliyordu: Ak giyimli gövdeli, aksakallı, Kör ve sağır tanımaz diri canlı, Üstü başı ak kır, rengi soğuk, Bastığı yeri gıcırdatıp, gelip kaldı. Nefesi tipi, ayazla kar, İhtiyar baba: Kış, gelip hüzün saldı. Uçmaz külahını ok gibi dimdik yapıp Ayazla kızarıp parladı, Bulut gibi kaşları kapamış iki gözün, Başını silkse kar yağdırıp seni zorladı. Abay Kunanbayev şüphesiz Ded Maroz’dan etkilenmişti. Peki, Ded Maroz nereden etkilenerek doğmuştu? Slav mitolojisine göre Karachun, yeraltı dünyasında kar ve soğuğu kontrol eden şeytani bir ruhtur. İnsanlığa kar ve soğukla eziyet eder, donarak ölmeye sebep olur. 21 Aralık’ta günün süresini de onun kısalttığına inanılırdı. Ayılar ve kurtların, Karachun’un kar fırtınası ve soğuk rüzgârlara dönüşen hizmetkârları olduğuna inanılırdı. Slavların, aynı zamanda Karachun’u Kış uykusundaki bir ayı olarak da tahayyül ediyor olmaları mümkündür. Zira inanışa göre Karachun’u sembolize eden ayı, ininde bir tarafa dönerse kar fırtınası ve soğuk geliyor; öbür tarafa döndüğünde ise baharın geldiğine inanıyorlardı. 21 Aralık günü soğuğun insanlara zarar vermemesi için muhtemelen kurban verirlerdi. Zamanla Karachun, Ded Maroz’a ve onun günü olan 21 Aralık, Yuletide'ye yani kış festivaline dönüşmüş olmalı. Yazının başlarından hatırlanacağı gibi Yule’nin bir Kuzey Avrupa pagan bayramı olduğunu söylemiştim. Ruslar, her ne kadar Slav ırkından olsalar da Rus milletinin temellerini atanlar yine İskandinavyalılardı. Slav kültürü ile İskandinav kültürünün harmanlanmış olması muhtemeldir. Türklerin eski inanç sistemi olan yer-su inancını ve genel olarak kabul edilmiş adı ile Şamanizm’i inceleyecek olursak, Ayaz Ata gibi bir ihtiyar erkek figürün varlığı imkânsızdır. Küçük bir hatırlatma yapmak için Türk mitolojisindeki yardımsever dişi ruhlara; Kübey, Umay ve Ayısıtları örnek verebiliriz. Şamanist inanç sistemine göre; dağın, taşın, suyun, ocaktaki ateşin ve tabiattaki her şeyin bir ruhu bulunur. Bunlara sahip manasına gelen “iye” denirdi. Bu kelime daha sonra değişerek eje-eye-ege-öke şeklinde kullanılmıştır, bu kelimelerin hepsi de anne anlamına gelir. İyelerin haricinde şamana mahsus Emegetler vardır ki bunlar da dişidirler. Fuzuli Bayat’a göre, “Türk Şamanlarının Emeget/Emegen adlanan koruyucu ruhları da var ki, bazı yönleriyle İye-Kııl’a benzerlik göstermektedirler. Ancak işlevleri daha geniş olan Emeget/Emegen, büyük olasılıkla Şamanlıktan bağımsız gelişmiş Türk mitolojisinin, Mitolojik Ana kompleksine giren varlığıdır. O sebepten Yer Ana’yı simgeleyen Emeget/Emegen veya Emegetler dişi ruh olarak bilinmektedir”. Ayaz Ata figürünün fikir babası olan Stalin’in yakın arkadaşı Pavel Postyshev, Pravda gazetesinin 1935 yılındaki bir baskısında yakın gelecekte tüm Sovyetler’i kucaklayacak bir “Noel Baba, Ded Maroz” çıkacağını ilan etmişti. Bu tarih, Coca-Cola'nın tüm dünyada patlayan reklam kampanyasından yalnızca dört yıl sonra olması sebebiyle ilginçtir. Belli ki Batı dünyasına tamamen kapalı kalmak isteyen Sovyet Rusya yaklaşan emperyalist tehlikeyi! Sezmiş ve önlem olarak kendi Noel Baba’sını yaratmak istemişti. Batılı ve kırmızılı Noel Baba’ya karşı mavi giyimli ve doğulu Ayaz Ata, yani Ded Maroz… Kırmızı hap yerine mavi hapı yutturan Sovyetler’in asimilasyon veya entegrasyon aracı olarak kullanılacak olan Ayaz Ata’sının ilk işi, Komünist Parti himayesinde sınıf bilincini güçlendirmek, sınıf için yardımlaşmayı yaygınlaştırmak olmuştur. Devamında Ayaz Ata figürü dini karakterleri, azizleri, ortadan kaldırmak amacıyla hükümet eliyle kullanılmaya ve propagandalarda yer almaya devam etmiştir. Bir süre sonra iş çığırından çıkar ve Ayaz Ata Sovyet mistisizmi tarafından ele geçirilir. Hatta Ekim Devrimi liderlerinin karşısına çıkartılan iyi kalpli, aksakallı, orta Asyalı yardımsever bir aziz olarak boy göstermeye başlar. Uydurulan senaryoya göre, Noel ağacının altında bulunan mucizevi bir bebeğe Ayaz Pavloviç Atayev ismi verilmişti. Çocuk, büyüyünce tıpkı Nikola gibi insanlara yardım etti ve ihtiyar bir aziz olarak öldü. Hikâye buraya kadar iyiydi fakat insanların evine izinsizce giren bir ihtiyar korkutucu gelebilirdi. Bu yüzden senaryoya yeni eklemeler yapılarak Ayaz Ata’nın yanına bir de Akşeker ya da kar kızı isimli yardımcı figür eklenmiş oldu. Bu fikir, Türkistan’da da kabul görmüştü. Tarihsel sürecin devamında Türkler, Ayaz Ata’yı Hızır ve Korkut Ata ile özdeşleştirdiler. Proje tutmuştu artık, Türkistan’ın çocukları da Noel Baba’yı bekliyorlardı. 1980 yılına gelindiğinde Cengiz Aytmatov’un ‘’Gün Olur Asra Bedel’’ adlı romanında Ayaz Ata’yı bekleyen çocuklar işleniyordu. Eğer Ayaz Ata’nın varlığı/yokluğu meselesini hallettiysek, Türklerde yılbaşı ve Nartugan bayramı konusuna da kısaca değinmek isterim. Dünyanın tüm halklarında olduğu gibi Türkler de yılbaşını kutlamışlardır; fakat küçük bir farkla: Türkler, yeni yılın başını bahar mevsimi olarak kabul ederlerdi. Nitekim Hakasların Kün Pazı (Gün Başı) ya da Çıl Pazı (Yıl Başı) bayramı 22 Haziran’da kutlanmaktadır. Saha Türklerinde Yılın başlangıcı ve doğanın uyanışı anlamına gelen Isıah Bayramı, kışın değil; mayısın sonu ile haziran aylarında kutlanmaktadır. Türk dünyasının hemen her yerinde kutlanan Nevruz, 21 Martta yani yine bahar aylarında kutlanmaktadır. Kuzeye çıkıldıkça yılbaşının hazirana kadar sarkması, iklimi nedeni ile Sibirya’ya geç gelen bahar nedeniyledir. Nartugan ise bunlardan tamamen bağımsız ve Ayaz Ata ile alakası olmayan bir bayramdır. Bu bayram sadece Keräşenlerde, Mişärlerde ve Çeptsa Tatarlarında birbirinden farklı özelliklerle kutlanır. Keräşenler bu bayrama Narduğan derler. 25 Aralık’tan 5 Ocak’a kadar yapılan eğlenceler ve oyunlar da aynı isimle anılır. Şimdilik buraya kadar dostlar. Bu dezenformasyonu engellemek için mümkün olduğunca paylaşmanızı rica ederim. https://www.youtube.com/watch?v=52GsqHvrPBg Twitter: @Trodlabundin
NELER SÖYLENDİ?
@

DİĞER YAZILARI Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada-5 13-05-2020 23:57 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada 4 26-04-2020 21:02 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada 3 04-04-2020 22:38 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3'ü Bir Arada 2 30-03-2020 00:07 Türkiye'de Asli Kurucu İktidar Sorunu 29-03-2020 19:04 Roma, Veba ve Göçebeler 26-03-2020 20:05 Toplumların Ortak Düşmanı: Koronavirüs 26-03-2020 20:14 Benim Gözümden Muhsin Yazıcıoğlu 25-03-2020 20:30 Virüsler: 1 - İnsanlar: 0 25-03-2020 19:59 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3'ü Bir Arada 25-03-2020 01:00 Nasıl Delirdik? 24-03-2020 23:08 Nasıl Hikaye Yazdım 23-03-2020 20:39 Koronavirüsün Gösterdiği Sosyoloji: Yeni Toplum 22-03-2020 19:57 Kamusal Sağlık ve Kamu Sağlığı 19-03-2020 20:58 Sosyal Medya Üzerine Kısa Bir Not 18-03-2020 20:37 Göçebe Köklerimiz 13-03-2020 20:00 Yeni Başlayan Esnaf Ahilik Sandığı Neler Getiriyor 12-03-2020 20:30 Evde(n) Çalışma Rehberi 12-03-2020 20:00 Fikirtepe Nasıl Dönüşür 11-03-2020 20:01 ‘Cezayirli Macron’ ve Göçmenler Sorunu 10-03-2020 20:00 Milliyetçilikte Güncel Tasnif 10-03-2020 20:31 Gulyabanilikte İyi Para Var 06-03-2020 20:39 Genç Kardeşim! 06-03-2020 20:24 Hitler'in Rüyası: Putin'in Yeni Anayasası 05-03-2020 20:03 Milliyetçilik ve Hilafet Meselesi 06-03-2020 20:02 Osmanlı'nın Son Döneminde Feminizm 04-03-2020 20:20 Bir AKP Masalı 04-03-2020 20:19 Kendo Nedir, Ne Öğretir 04-03-2020 20:09 Arktik Yeni Ortadoğu Olur mu? – 2 03-03-2020 19:58 Ana Faaliyet Konusu 03-03-2020 20:28 Irkçılık 01-03-2020 19:51 Türk Kimdir, Türk Tarihi Tezi Nedir 27-02-2020 20:02 Şirket Ortaklığı Olan Bağ-Kurluların Kucağındaki Bomba 2019/9 Sayılı Genelge 23-02-2020 21:29 Çalışanlar Açısından AGİ Günlük Artışları Derde Derman Olur Mu 23-02-2020 20:41 Ortağı Olduğu Şirketten Sigortalılık İptali Emeklileri de Vuruyor 21-02-2020 21:32 Suriyeli Sığınmacılar Krizinde Rusya'nın Rolü 21-02-2020 20:22 Türk-İslam Sentezi Mümkün Mü 20-02-2020 20:02 Havuçlu Pilav 19-02-2020 20:19 Onuncu Işık: Çevrecilik 19-02-2020 20:45 Ankara'da Ferfene Geleneği 19-02-2020 20:01 Türk Milliyetçiliğinin Sorunlarından Biri: Aman Ağzımızın Tadı Kaçmasın 17-02-2020 20:23 O Mu Ahlâk, Bu Mu Ahlâk 17-02-2020 20:13 Ahlâk Gerekli Mi 18-02-2020 21:06 Yeni Toplum Yeni İktidar 14-02-2020 10:18 Ozan Arif'i Anarken 12-02-2020 20:12 Bizi Kadınlar Kurtaracak 12-02-2020 20:28 Almanya'ya Göçün İlkleri Aslında Daha Eskiye Dayanır 11-02-2020 19:56 Lenin Alman Ajanı Mıydı 10-02-2020 20:24 Arktik Yeni Ortadoğu Olur mu? - 1 07-02-2020 20:03 Toplumsal Evrim ve Kapitalizmin Kâr Güdüsü 06-02-2020 20:15 Fitne Çıkarmayın 05-02-2020 20:02 Deneme Biçiminde Bir Üstopya: Dijital Hukuk 04-02-2020 20:27 AKP'nin Alanını Daraltmak 04-02-2020 19:59 Bir Kutsala Dokunmak: Nevzat Kösoğlu'na Dair 03-02-2020 19:59 Almanya'ya Göç Zamanı ve Sebepleri 03-02-2020 21:02 Her Hayat Ayrı Bir Tecrübedir 02-02-2020 21:14 "Celaliyim, Celalisin, Celali" 02-02-2020 20:13 Ankara'da Ünlü Heykeltıraş: Aslan Başpınar 02-02-2020 21:10 Ülkücü Kullanılmaz 30-01-2020 20:29 Türk Milliyetçiliği ve Anlamsız Tartışmalar 30-01-2020 20:00 Atatürk'ün Tarım Politikaları - Rize'de Çay Hasadı 30-01-2020 20:14 Ajan 29-01-2020 19:58 İbrahim Dülger'in Ardından -1- 28-01-2020 20:46 Elçibəydən Sonra 28-01-2020 20:17 Avrupa'daki Irkçılık 27-01-2020 19:59 Neden "Milliyetçi" Değilim 26-01-2020 21:02 Ankara'da Hocaların Hocası Sanatçı: Mustafa Ayaz 26-01-2020 20:55 Enver Altaylı Meselesi ve Türkeş Nosyonu 25-01-2020 20:25 Çar Putin Hükumeti Düşürdü 24-01-2020 19:53 Türk Milliyetçilerinin Pozitivizm ile İmtihanı 23-01-2020 19:58 İstanbulludan İntikam Projesi: Kanal İstanbul 20-01-2020 20:23 Ankara'da Bir Duayen Heykeltıraş Burhan Alkar 19-01-2020 20:01 Libya’nın Kalbi Moskova’da Attı 17-01-2020 19:59 Organize Toplum, Ekonomi ve Spor 16-01-2020 20:00 Dost Yüzün Gördükçe 15-01-2020 21:07 İranda baş verənlər kimlər üçünsə "yorğan davası", bizlər üçünsə, TÜRKÜN DAVASIDIR! 14-01-2020 20:34 "Türken Raus" Diyen Avrupalılardan Türkleri Ev Sahibi Kabul Eden Avrupalılara 13-01-2020 20:01 Bencilliği Nasıl Öğreneceğiz 15-01-2020 20:31 Başkent Ankara'da Yaşayan Sanatçılar 11-01-2020 20:15 Türkiye'de İş Sağlığı ve Güvenliğindeki Sorunlar 10-01-2020 21:00 2019’da Putin Rusların Gönlünü Kazanamadı 10-01-2020 20:31 Bizden Ne Çok Şey Çaldılar 09-01-2020 20:57 Kılık Kıyafet Devrimi ve Cumhuriyetin Sınıfsız Toplum Ütopyası 09-01-2020 20:33 Bu İşin Sırrı Ne 09-01-2020 20:45 Şamanizmi Güncelleme Girişimi Olarak Burhanizm veya Ak Din 08-01-2020 20:53 Hariçten Gazel 08-01-2020 21:01 “Milliyetçiliğin Altın Çağı” 08-01-2020 15:58 Fars Şovnizminin İslam Maskası 06-01-2020 21:03 Avrupa'daki Türklerin Her Dönem Başının Belası: Dolandırılmak 06-01-2020 19:59 Bozkırın Ortasında Bir Vaha: Ankara 05-01-2020 20:28 Bir Yemekhane Meselesi 02-01-2020 20:30 Türk Devrimleri; Harf Devrimi ve Ölçüler Kanunu 02-01-2020 20:00 Millî Devletin Yerini Şirketler Mi Aldı 02-01-2020 15:51 Mum Eğer Yanmırsa Yaşamır Demek 01-01-2020 20:00 Tarih Fetişizmi yahut Meçhul Okuyucuya Mektup 31-12-2019 20:36 Game Of Thrones'un Esin Kaynağı: Güllerin Savaşı 29-12-2019 21:09 AOÇ ve Mustafa Kemal'in Tarım Politikaları 26-12-2019 19:59 Layiqli Vətəndaş Olmaq Üçün İnsan Olmaq Gərəkdir 25-12-2019 19:59 Avrupa'da Milliyetçilik Anlayışı 24-12-2019 20:34 Ankara Efeleri 22-12-2019 20:26 Braveheart'tan Doğu Türkistan'a 21-12-2019 19:47 Doğu Akdeniz’in ‘Kalpgâh’ı: Kıbrıs 21-12-2019 19:47 Kençliyü ya da Han Yağması ve Mustafa Kemal Ekonomisi 19-12-2019 20:21 Bir veya Üç Yüz Kişi 18-12-2019 21:14 Dünden Bugüne Kimlikçi Siyaset Üzerine Düşünceler 18-12-2019 20:15 Türk-Rus Dostluğu(!) 16-12-2019 21:23 Davadan Döneni Vurun 16-12-2019 20:25 Kadın Mücadelesi Üzerine 17-12-2019 20:34 Ankara Türküsü "Misket" 15-12-2019 20:17 Avrupa'da Türk Varlığının Dünden Bugüne Neleri Değişti 14-12-2019 20:56 Türk Mitolojisinde Ayaz Ata Yoktur 14-12-2019 20:04 İdeologiya 13-12-2019 20:16 Rusya’nın Çekmecedeki Tabancası: Wagner 13-12-2019 20:17 Ankara Ahi Cumhuriyeti 12-12-2019 20:10 Siyasal İslam Hücreleri 12-12-2019 19:57 Ne Halklar Ne de Ümmetiz: Türk Milletiyiz 11-12-2019 20:25 Pelinsular, Sümeyyeler, Düşünceler 10-12-2019 20:01 Derelerle Süslü Bir Ankara Olmalı 08-12-2019 20:42 Doğu Akdeniz’de Çekilen Şah: Türkiye-Libya Mutabakatı 07-12-2019 20:16 Diktaya Açlık 07-12-2019 19:56 Elektronik Doğrudan Demokrasi 05-12-2019 21:04 3 Aralık Dünya Engelliler günü imiş, Adamlığımızdaki Engeller Hariç... 05-12-2019 21:19 Şiirimize Ne Oldu 04-12-2019 19:59 Avrupa Eski Avrupa Değil 04-12-2019 19:58 Biz Kimik, Məclis Onun Məclisidir 03-12-2019 20:23 Kadim Bir Türk Şehri Harput 01-12-2019 21:00 Türkçe ile Felsefe Yapamazsınız 01-12-2019 19:57 İspanya: Sürprizlerin Sürpriz Olmadığı Memleket 29-11-2019 19:08 Türkiye Evrensel Değerlere Bigane Kalarak Yönetilemez 29-11-2019 19:17 Don Kişot ve Günümüzün Yandaş Zekası 28-11-2019 21:02 Yeni Nesil Milliyetçiler Vatanı Nasıl Seviyor 23-11-2019 18:11 Müslüman Kardeşler 19-11-2019 18:25 Milliyetçilik Bir Egemenlik Meselesidir 15-11-2019 17:59 Suriyeliler Sorunu: İnsanlıkla Öfke Arasında Muhalefet 10-11-2019 18:05 Dede Korkut Aslında Homeros Mu? 09-11-2019 17:55 Atatürk Ezelî ve Ebedî Türk Dünyasının Sönmez Güneşi 09-11-2019 16:12 Gelecek Geliyor 07-11-2019 15:45 Sözde Ermeni Soykırımı 02-11-2019 20:09 Diriliş İçin Bir Milletin Ayağa Kalktığı Yerdir Sakarya 02-11-2019 20:24
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA