Yusuf Ayberk Enişte
Giriş Tarihi : 15-04-2020 20:42
Güncelleme : 31-08-2020 13:19

Salgın mı Salgını Yönetemeyenler mi Daha Tehlikeli

Çin’de ortaya çıkıp dalga dalga tüm dünyaya yayılan Covid-19 virüsü modern çağın en büyük küresel krizini de beraberinde getirdi

Çin’de ortaya çıkıp dalga dalga tüm dünyaya yayılan Covid-19 virüsü modern çağın en büyük küresel krizini de beraberinde getirdi. Bu küresel krizin; çevresel, eğitimsel, ekonomik ve devlet&toplum ilişkileri üzerinde derin şekilde etkileri olacağı da aşikar. Toplumların kendi başına üstesinden gelemeyeceği bu krizi yönetmesi gereken şüphesiz ki otorite olarak devletlerdir. Peki Türkiye bu konuda ne kadar başarılı?

Asıl soru ise gerçekten salgını yönetemeyenler salgından daha mı tehlike arz etmekte?

Cuma 22:00’de İçişleri Bakanlığının 24:00’den itibaren 2 günlük sokağa çıkma yasağı ilan etmesi ile insanlar sosyal izolasyonu, salgının bulaşma hızını ve gelecek dönemi daha büyük tehlikeye atma olasılığını hiçe sayarak marketler, eczaneler ve fırınlara yoğun bir şekilde akın etti. Sosyal medyada bu insanların cehaleti üzerinden eleştiriler gelirken bir kesim ise yönetimin kötü bir hamlesi ile böyle bir sonuç çıktığı yönünde görüş bildirdi. Benim dikkat çekmek isteyeceğim şey ise zaten toplumun bilinçli, aklı ön planda tutarak davranmasının mümkün olmadığı ve bunu şekillendirecek kurumun da attığı adamlarla bunu körüklediği yönünde.

Gerçekten burada sorgulanması ve eleştirilmesi gereken sokağa akın eden insanların cahil olup olmaması mı? Gerçek şu, insanlar kendilerini güvende hissetmiyorlar. İnsanlar onlara inşa edilen güvensiz ortamın doğurduğu kargaşanın içinde kendi yaşamını idame ettirmek adına mantığını devre dışı bırakarak bir şeyleri kendine dayanak olarak görmeyi yeğliyor. Bu bazen kola bazen ise pırasa olabiliyor. Ki gel gelelim bir birey için hayati önem taşıyan şeyin ne olacağı genel geçer bir zemine oturtulamayacağından alınan ürünler üzerinden eleştiri getirmenin de bir manası yok.

Bir insanın 2 gün için pırasa alıp sağlığını riske atması, bir adamın kola alarak kendi ve toplum sağlığını riske atmasının altında yatan gerçek neden, onun güvenlik kaygısının bugüne kadar yöneten sınıf tarafından yabana atılmasıydı. Eğer atılanları sorgulayacak ve eleştireceksek halkın kendi özgürlüğünden kısarak, onu yönetsin diye haklar verdiği devletin onu yönetememe sorununu eleştirmek pragmatik açıdan bize daha aydınlık bir sonuç çıkartabilir.

Kararların yanlış alınmadığını ve toplumun aslında düşünce olarak rasyonel olduğunu varsayalım. Ki kararı alanların kanadı da, sokağa akın eden vatandaş kanadı da herhangi bir sorumluluk kabul etmeyecektir. Öyleyse bu varsayıma göre bireyin otoriteye güvenini sorgulamakta bir beis yok. 2 saat önceden haberini aldığı sokağa çıkma hürriyetinden yoksunluğunun, bir sonraki süreçte aniden uzatılmayacağı konusunda kafasında soru işaretleri olabilir. Bunlar olay örgüsü olarak olası ve basit gözükse de içerik olarak bu güvenin kaybolması demek krizin bir aşama daha kaydedip, daha da yayılması durumunda kontrolün hepten kaybolabilme tehlikesini doğurmakta.

Şayet insanlar; herkesin kendi izolasyonunu yaptığı, bağışlar ile birbirinin ekonomik sancısını dindirdiği, sokağa çıkma yasağından son dakika haberdar olarak kendi güvenliğinin sorumluluğu da kendine yüklenildiği bir durumda artık otoritenin varlığını ne kadar dikkate alır vaziyette kalabilecekler?

Şunu belirtmekte kesinlikle fayda var. Siz kitlelerin kendi inisiyatifi ile rasyonel davranıp, hem kendini hem de toplumu tehlikeye sokacak herhangi bir hareketten kaçınacağını umut ediyorsanız bu umut size hayat boyu hayal kırıklığından öteye bir şey getirmeyecek. Eleştirinizi bu rasyonaliteyi hiçe sayan topluma değil, o toplumun bencilliğinden doğan güvensiz ortamı kontrol etmesi gereken yönetime yaparsanız kesinlikle daha iyi bir netice alacağınız aşikar.

Devlet, kitlelerin oluşturduğu kaotik yığınların asayişini kontrol edebilmek adına toplum üstü “rasyonel” bir kurumdur. Ancak o gece devlet rasyonellik ihalesini 2 saatliğine topluma devretti.

Toplum ise bu ihaleyi kola ve luppo ile kutladı.

Kutlu olsun.


Yusuf Ayberk Enişte

NELER SÖYLENDİ?
@
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA