Barış Yüksel
Giriş Tarihi : 16-02-2021 10:14

Körfez Krizi

Katar, Ortadoğu olarak adlandırılan bölgede Basra Körfezine kıyısı olan bir devlettir. Katar’ın tek sınır komşusu Suudi Arabistan’dır. Sınır komşusu olmasa da coğrafi konumu itibariyle Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, İran ve Kuveyt gibi devletlerle komşu olan 11.586 kilometrekare yüzölçümüne sahip bir yarım ada devletidir.[1] 

Katar 2,6 milyon nüfusa ve 67.995 ABD doları kişi başına düşen milli gelire sahip olmasıyla tüm dikkatleri üzerine çekmektedir. Geçmişte inci ticareti ve balıkçılık ile gelir elde eden Katar, petrol ve doğalgaz rezervlerinin keşfedilmesiyle büyük bir atılım yaşamıştır. Petrol gelirinden ziyade dünyadaki en önemli doğalgaz rezervlerinin Rusya ve İran’dan sonra Katar topraklarında yer alması ülke gelişimi açısından son derece önemlidir.[2]

Ülke monarşi ile yönetilmektedir ve 18. yüzyıldan günümüze kadar yönetimi elinde bulunduran El-Sani ailesi tarafından yönetilmektedir. Toplam 45 üyeden oluşan Danışma Meclisinin 30’u seçim yolu ile gelmekteyken 15 üyesi Emir tarafından doğrudan atanmaktadır. Emir’in Başbakan ve Bakanları doğrudan ataması yürütme görevini elinde bulundurduğunu göstermektedir. Danışma Meclisi de Bakanlar Kurulu ile birlikte yasama görevini yerine getirmektedir.[3] 

Körfez Krizinin Başlaması

ABD Başkanı Donald Trump, Başkan olmasının ardından 2017 yılında ilk yurtdışı seyahatini Suudi Arabistan’a yapmış ve bu ziyaretle çeşitli mesajlar vermiştir. Körfez Krizinin bu ziyaretten sonra başlaması ve bu ziyaret kapsamında ABD ile Suudi Arabistan arasında imzalanan 460 milyar dolarlık silah satış anlaşması kafaları fazlasıyla karıştırmıştır.[4]

5 Haziran 2017 tarihinde başta Suudi Arabistan olmak üzere Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, Katar’ın terör gruplarını finanse etmesini (bu konuda somut bir gerekçe sunamamalarına rağmen) gerekçe göstererek Katar’a karşı ambargo başlatmışlardır. Bu kapsamda ilk olarak Blok ülkeleri Katar ile tüm diplomatik ilişkileri kesmiş ve ticari ilişkileri de askıya almıştır. Bu yaptırımlara ek olarak ülkelerinde bulunan Katarlı diplomatların ülkelerini terk etmesi için 48 saat süre vermiş ve 14 gün içerisinde Katar vatandaşlarının ülkelerini terk etmesini talep etmiştir. Ayrıca Blok Ülkelerine ait kara, hava ve deniz yollarının Katar tarafından kullanımı yasaklanmıştır.[5]

Katar Krizinin başlamasına gerekçe olarak gösterilen bir diğer etken ise Twitter üzerinden Katar Emiri Şeyh Tamim’in ‘’ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu politikasını eleştiren ve Katarlı diplomatların Ortadoğu ülkelerinden çekilmesini emrettiği’’ şeklinde çıkan iddiaların Suudi Arabistan tarafından desteklenmesidir. Katar bu iddiaların hackerlar tarafından ileri sürüldüğünü ve çoğu paylaşımın bot hesaplardan yapıldığını iddia etse de Blok Ülkelerini ikna edememiştir.[6] 

Krizin bir diğer nedeni olarak Arap Baharı sürecinden sonra etkinliğini arttıran Müslüman Kardeşler hareketine ve Filistin’de Hamas’a Katar tarafından verilen destek gösterilmektedir. Katar, Arap Baharının başlamasından günümüze kadar Arap halklarının demokratik girişimlerini desteklemiş ve yanında olmaya çalışmıştır. Bu husus monarşi ile yönetilen Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeleri ciddi derecede rahatsız etmiştir. Katar tarafından verilen bu desteği Blok Ülkeleri terörün finansmanı olarak adlandırmıştır.[7]

Krizin doğmasına neden olan faktörlerden bir tanesi de Katar’ın İran ile sıkı ilişkiler içerisine girdiği iddiası ve bunun bölgesel anlamda tehdit oluşturması gösterilmiştir. Birçok ülkede yayın yapan ve Katar merkezli faaliyet gösteren El-Cezire isimli medya kuruluşunun faaliyetlerinin terörü destekler nitelikte olduğu iddia edilmiş ve birçok Ortadoğu ülkesinde yayın yapması engellenmiştir. Suudi Arabistan ülkesindeki El-Cezire faaliyetlerini durdurmuş ve gerekçe olarak Suudi Arabistan’ın bölünmesini teşvik edici yayınlar gösterilmiştir.[8]

Krizin başlamasının ardından ABD Başkanı Donald Trump Blok Ülkelerine destek vermiştir fakat yaşanılan krizin ciddi boyutlara ulaşmasından sonra taraflara itidal çağrısında bulunarak krizin sona ermesi gerektiğini ifade etmiştir. Yaşanılan krizin ABD açısından çeşitli etkileri mevcuttur, bunlardan en önemlisi ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) önemli bir üssünün Katar sınırları içerisinde yer almasıdır. Katar coğrafi konumu itibariyle İran ve Irak’a oldukça yakın bir bölgede bulunmaktadır ve bu durum ABD için oldukça stratejik bir öneme sahiptir. Krizin başlamasından önce ABD ile Suudi Arabistan 460 milyar dolarlık silah satış anlaşması imzalamıştır, yaşanılan bu sürecin ardından da ABD’nin Katar ile 12 milyar dolarlık F-15 savaş uçağı satış anlaşması imzalaması Katar’ın ABD için önemli bir ortak olduğunun kanıtı niteliğindedir.[9]

22 Haziran 2017 tarihinde Blok Ülkeleri, Körfez Krizinin sona ermesi ve Katar aleyhine olan Ambargonun kaldırılmasına yönelik 13 maddelik bir talep listesini açıklamışlardır. Fakat açıklanan ve 10 gün içerisinde cevap verilmesi istenen taleplerin hiçbirinin demokratik ilkelerle bağdaşmadığı görülmektedir. Talepler, Katar’ın egemenlik haklarını yok saymakla birlikte dikkati çeken bazı maddeler şu şekildedir;[10]

• ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımlara uyulması ve İran ile tüm diplomatik ve ikili ilişkilerin kesilmesi

• Katar’da konuşlu bulunan Türk askeri varlığının ülkeden çıkarılması ve Türkiye ile düzenlenen askeri yatırım ve planlamaların iptal edilmesi

• Müslüman Kardeşler (İhvan) yapılanmasının terörist unsur kabul edilmesi ve ilan edilmesi

• Körfez Krizinden Katar’ın sorumlu tutulması ve krizden doğan zararların Katar tarafından karşılanması

Katar, Blok ülkelerince gerekçe gösterilen tüm suçlamaları krizin başından sonuna kadar reddetmiş ve iddiaların tamamının meşru olmadığını savunmuştur. Krizin sona ermesine yönelik başta Kuveyt olmak üzere tüm ülkelerin arabuluculuk faaliyetlerini desteklediğini ve sorunun masada çözülmesi gerektiğini savunan Katar, bu kapsamdaki tüm girişimleri yapıcı bulduğunu ifade etmiştir.[11] 

Körfez Krizinin Sona Ermesi

5 Ocak 2021 tarihinde Suudi Arabistan’ın El-Ula kentinde düzenlenen 41. Körfez İşbirliği Konseyi zirvesinin ardından düzenlenen basın toplantısında Körfez Krizinin sona erdiği ve tarafların karşılıklı olarak anlaştığı ilan edildi. Taraflar arasında 9 maddelik bir bildiriye imza atılarak 3,5 yıl süren ambargo ve kriz böylece son buldu. Açıklama da sadece kara, deniz ve hava yolları ile sınırların açılmasından bahsedilmiş, diğer anlaşmazlık konusuna ise değinilmemiştir.[12]

Değerlendirme

Blok devletlerinin Katar’a ambargo uygulamasının ve sürecin bir krize doğru seyretmesinin en temel faktörü Katar’ın İran ile olan ilişkisidir. Katar sıvılaştırılmış doğalgaz rezervleri (LNG) açısından dünyanın en büyük ihracatçısı konumundadır. LNG piyasasının kontrolünü de Rusya ve İran ile kontrol etmektedir. Basra Körfezi üzerinden İran ile komşu olan Katar, LNG rezervlerinin bulunup çıkartılması noktasında İran ile sürekli diyalog içerisinde kalmaktadır. Diğer Arap devletlerinin Katar’ı hedef tahtasına oturtmasının ve sürekli olarak terörü finans ettiği yönünde suçlamalarda bulunmasının en önemli nedenlerinden birisi de Katar’ın İran ile olan yakın ilişkileridir.

Krizin yaşandığı 3,5 yıllık süreç içerisinde Katar’ı en fazla zorlayan faktörlerden bir tanesi 2,5 milyon nüfusun temel gıda maddelerinin tedarikinde yaşadığı sıkıntıdır. Suudi Arabistan’ın Katar’a giriş ve çıkışları yasaklaması bu krizin boyutunu daha büyük hale getirmiştir. Gıda krizinin kendisini göstermesi üzerine Türkiye ve İran gibi devletlerden elde edilen gıda maddeleri sayesinde krizin insani boyutları önlenmiş oldu. Türkiye’den Katar’a yapılan ihracat önceki yıla göre 2 katına çıkmıştır ve ihracat yapan firma sayısı 2731 rakamına ulaşmıştır. Yaşanılan bu gıda krizi sonraki süreç içerisinde Katar’ın atması gereken adımlar hususunda da ciddi mesajlar içermektedir.  Hatta bu gibi krizler süreç içerisinde Katar’ı İran’a daha fazla yaklaştırmıştır.

Blok devletleri 13 maddelik bildirisinde Katar’da konuşlu bulunan Türk askeri üssünün kapatılmasını ve ülkedeki Türk askerinin varlığına son verilmesini talep etmişti. Katar bu talebi kabul edilemez bulmuş ve ülkesindeki Türk askeri unsurlarının varlığını arttırmıştır. Bu kapsamda 2015 yılında Katar’da konuşlu 94 TSK personeli bulunurken bu sayı günümüzde 500-600 civarına ulaşmıştır. Bunun yanında zırhlı araç, makine ve teçhizat sayısı da ciddi oranda arttırılmıştır. Katar’da konuşlu Türk askeri varlığı noktasında en yeni gelişme Türk savunma sanayisinin öncülerinden olan ASELSAN’ın Katar’da bir şubesinin açılmasıdır.[13]

Körfez krizinin ABD’de yaşanılan Başkan seçiminin ardından apar topar sona ermesi kafalarda bir takım soru işaretlerine neden olmuştur. ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden Ortadoğu ve Suudi Arabistan politikasında değişikliğe gideceğinin sinyallerini çok önceden vermeye başlamıştı. Bu kapsamda değerlendirildiğinde krizin sona ermesi bir oldubitti ile mi gerçekleşti şeklinde algıya neden olmaktadır. Özellikle krize neden olan sorunlara değinilmeden bir barış anlaşması imzalanması ilerleyen günlerde farklı bir takım sorunların da doğmasına neden olacaktır.


Barış Yüksel


[1] https://tr.wikipedia.org/wiki/Katar
[2] https://www.deik.org.tr/ulke-bultenleri-katar-ulke-bulteni-2017
[3] https://insamer.com/tr/katar_821.htm
[4] https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-39997889
[5] https://siyasetdergisi.com.tr/dunyanin-yeni-gundem-maddesikatar-krizi/
[6] https://www.dw.com/tr/washington-post-katar-krizine-siber-sald%C4%B1r%C4%B1-yol-a%C3%A7t%C4%B1/a-39716074
[7] https://ormer.sakarya.edu.tr/20,3,,219,_korfez_krizi_bolgesel_bloklasma_ve_ortadogu_siyaseti.html
[8] https://t24.com.tr/haber/katar-krizinin-el-cezire-boyutu,408396
[9] https://dergipark.org.tr/tr/pub/uid/issue/40268/480331
[10] https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201706231029006505-korfez-ulkeleri-katar-13-madde-talep-turkiye-askeri-us/
[11] https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-40169986
[12] https://www.21yyte.org/tr/fikir-tanki/korfez-krizi-sona-erdi
[13] https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/aselsan-katarda-sube-acti/2115407

NELER SÖYLENDİ?
@
Salih N. 7 ay önce
Teşekkürler .
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA