Giriş Tarihi : 22-03-2020 19:57

Koronavirüsün Gösterdiği Sosyoloji: Yeni Toplum

Bu zamana kadar ben ve benim gibi Milli Devlet savunucularının her fırsatta karşı çıktığı globalizm meselesi vardı ve hümaniterlik adına bunun servisiyle uğraşanların entelektüelmiş gibi algılanmasını sağlayan örgütlü sermaye ile her seferinde karşı karşıya kaldık

Bu zamana kadar ben ve benim gibi Milli Devlet savunucularının her fırsatta karşı çıktığı globalizm meselesi vardı ve hümaniterlik adına bunun servisiyle uğraşanların entelektüelmiş gibi algılanmasını sağlayan örgütlü sermaye ile her seferinde karşı karşıya kaldık. Ancak ikna psikolojisinin en önemli koridorları olan yayınevleri, bilimsel kürsüler, tv-medya etkinlikleri, bu örgütlü sermayenin emrinde olduğu için hakikati, yani ulus-devletin ortadan kalkma imkânı olmadığı konusunu çok bariz işleyemiyorduk. Anlayacağınız üzere ekonominin belirleyeni olan büyük şirketler küreselleşme kehanetini talep ediyordu. Tabiatıyla ekseriyesi milli devletlere vergi mükellefi olan bu tip şirketlerin en önemli talebi, serbest pazar dolaşımıydı ve bir devletin devletin bunu sağlayabilme kabiliyeti ise onu süper güç haline getirmekteydi. Ancak şirketler, neredeyse devletlerden güçlü hale gelmeye başladılar ve ürünlerin hatta paranın serbest dolaşımı yerine, nitelikli insan kaynaklarının ve onların ürettiği teknolojinin serbest dolaşımını talep etmeye başladılar. Kaldı ki bu durum devletlerin güvenlik politikalarına ters bir algoritmaydı. Niteliksiz insan gücünün dolaşımı ise bin bir zahmet ve mihnet kuralına yani iltica-mülteci kavramına bağlandı ki, bunu başarabilen de zaten artık kölelik standardını kabullenmiş sayılabilirdi. Daron Bey gibi akademisyenler için, yani sosyalist olmasalar da materyalist okuma eğilimi gösterenler için ekonomi her şeyi belirleyen biricik ilkeydi ve geri kalan her şey ekonomik dayatmalara göre şekillenmek durumundaydı. O sebeple tüm ekonomik ilkeler apaçık bir küreselleşme talebi olarak okunuyordu, hatta kaçınılmaz olarak sınırların kaldırılışı ile sonuçlanacağı inancına dönüşecek olan küreselleşmenin bizzat kendisi gibi algılanmaya başlanmıştı. Sayfa sayfa yazılarda her gün yeni bir kehanet dillendirilirken, ilk girişim her seferinde ULUS-DEVLET anlayışının çökeceği ve sınırların kaldırılacağı ile sonuçlanıyordu. Ancak gel gelelim ki öyle olmadı. Küçük küreselleşme girişimleri kendi içinde sorun yaşamaya başladı. Mesela AB, sınırlarını kaldırmaya karşı daimi olarak direndi. Brexit ile İngiltere’nin pozisyonu milli varlığın diğer yapılar karşısında konumunun belirlenmesidir. Avusturya ise AB standartlarına karşı yükselen Nazizmi hiç dizginleyemedi. “Medeniyetin Beşiği” dedikleri ama gerçekte medeniyetin oyuncağı olan Yunanistan’ın aslında ilkel bir milliyetçilik türünden dahi öteye gidemediği son derece açık değil mi? İyi de neden böyle oldu? Hani ekonomi her şeyi belirliyordu? Aslında ekonomi ile bir kavramın bir karıştırılmasından kaynaklanan bir sorun ve yanılsama var. Marks da aynı hatayı yaptığı için kuramsal felaketini bütün bir ideoloji ödemişti. O da her şeyi belirleyen şeyin ekonomi olması yerine vital ilkeler olmasıydı. Vital ilkelerin sonucunda ise ekonomi oluşurdu, ama ekonominin kendisi bizzat bir belirleyen değildi. Mesela vital (hayati) ilkelerin en temel özelliği devamlılık-süreklilik ilkesidir. Bu ilkeyi alıp ekonomiye yüklemek, ekonomi tarafından aletleştirilmiş insanlar yaratır. Ancak vital ilkelerin sürekliliği, devamlılığı-biyo ilkeler referansıdır ve hayatın devamlılığını amaçlar. Hayatın devamlılığı için ilk gereken arayış ya ölümsüzlük ya da üreme ilkesidir. Canlılar ikinciyi sistemleştirdiği an, daimilik ilkesini ölümsüzlük yerine üreme misyonuna yüklemişlerdir. Ancak devamlılık ve süreklilik ilkesi her alandadır. Mesela varlığını sürdürme amacı en temel vitalizm merkezidir. Bu sebeple varlığın güvenlik kaygısı, en temel belirleyenler skalasında ekonomiden önce gelmektedir hatta ekonomiyi de belirlemektedir. Güvenlik kaygısının sonucu, barınmaktan beslenmeye kadar birçok başat sorunun da arka planını oluşturmuştur. Dolayısıyla açık bir biçimde Daron Beylerin yanıldığı konu, en örgütlü kavram olan vitalizm ilkeleri yerine geçen ekonominin biricik hale gelmesinden hareketle, ekonomi kavramının doğrudan vital ilke olarak kabul edilme haliydi. Halbuki felaketler insan yaşamının devamlılığı için önce ekonomileri vuruyor ve bilindik ekonomik kavramlar yerini başka ekonomilere bırakmak zorunda kalıyor. Daron Beylerin dünyasında birbirinden farklı ekonomi rejimleri olduğu halde ekonominin bir bilim olarak ele alınma hali onun biricik doğruları olması gerektiğinin de kabulüne dönüşmüştür. Bu sebeple mevcut bilinen ekonomi dışındaki her rejimin, aslında kaos, karmaşa olarak okunmasının bir sonucu olarak düşünülmelidir. Her varlık, canlı olmasa bile vital ilkelere sahip olacaktır ve varlığını devam ettirmek için direnç gösterecektir. Mesela piyasaların kendini koruma eğiliminin altında dahi ekonominin tabiatından ziyade vital ilkeler ve güvenlik kaygısı vardır. Ekonomi de bu meyanda oluşan bir mekanizmaya dönüştüğü anda artık alt yapı değil bizzat üst yapı faaliyetidir. Fakat unutulmaması gereken piyasaların direnç göstermesi, kendiliğinden bir vital ilke midir? Yoksa başka bir varlığın vital prensiplerine mi bağlıdır? Konumuza geri dönecek olursak, güvenlik kaygısı önemli bir meseledir. Ekonomileri vücuda getirme gerekliliğinin altında ise düzenleme eğilimi vardır ve bu sebeple her düzen öncelikle devlet kavramıyla refere edilmektedir. Devletlerin, siyasetin en temel gerekçelerini güvenlik kavramı ve onun dayandığı vital ilkeler oluşturmaktadır. Pekâlâ, bunların konumuzla ne alakası var? Öncelikle devletler de kendini aidiyet kavramıyla tanımlayan mekanizmalardır ve çağcıl olarak örtük veya açıktan en belirleyici aidiyet monarşik dönemlerde ve imparatorluk çağlarında dahi ulus kavramı olmuştur. Yani Fransız İhtilali öncesinde dahi ulus kavramı kategorik bir tanımlama mekanizmasıydı. Ancak bazı diğer kavramlar yapay olarak yeni tanımları getirmiştir. Mesela köylü sınıfı doğal bir tanım mekanizmasıydı ama işçi sınıfı daha sonra tanımlanmış bir yapay mekanizma olarak aidiyet skalasında ulus kavramının altında ezilmiştir. Hem de proleter işçi sınıfı için üretilmiş yüzlerce felsefi eser ve yetişmiş entelijansiya örneklerine rağmen, ulusçuluğun basit mitos örgüsü ve destansı-masalsı yaklaşımları, bu suni kavramsallaşmaları ortadan kaldırmıştır. Çünkü dinlerin önemini kaybetmesiyle beraber onlardan boşalan metafizik boşluk, ulusların tarihçesindeki masalsı öğelerle dolmuş, bir nevi yeni bir yazgı kültü veya kaderciliği ulusların maziden atiye taşıdığı kendi karakteri gibi belirmiştir. Kaldı ki bizim gibi göçer sosyolojiler için durum bambaşkadır. Konuya burada girmeyeceğim, lütfen kitaplarımı okuyunuz. Küreselci düşünümün önemli bir noktada aidiyet ihmali ve doğa ihlali yaptığını fark ediyoruz. O da vital ilkeleri yanlış yorumlanması üzerine seyrediyor. Mesela piyasaların devamlılığını ve kendini koruma eğilimini küreselleşmekte gördükleri için bunun zaruri olduğunu düşünüyorlar. Yani malların serbest dolaşımı adına gerçekleşecek olan devinim… Aslında zaruri olan insan yaşamı… Bunun için piyasalar serbest halden kapalı hale dönüşecekse de piyasaların kendini koruma refleksi tüm anlamını kaybediyor. Uluslar sınırların içine çekiliyor, serbest dolaşan mallar kota ile sınırlanıyor veya ambargolar falan filan… Küreselleşme çöküyor adamım… Ulus kavramı yükseliyor… Dikkat edin bakalım, günümüzde uluslararası şirket olarak en çok firmaların adı geçiyor ve toplum sağlığı konusunda ne kadar tartışılıyorlar? Sanırım Sigara firmalarından Cola Firmalarına, Hamburger firmalarından Çikolata firmalarına kadar uzanan bir tanım dünyasıyla karşı karşıya kalıyoruz ve uluslararası olmaklık ilk önce subliminal tecavüze bu kavramsal hafıza ile uğruyor. Mesele en belirgin aidiyet kalıbının toplum için en olağan tanım olmasında ise, bu tanım kendisini MİLLİ DEVLET kalıbında açıklamaktadır ki, CORONA VİRÜS gibi birçok hadisede ulus devlet sınırlarının kendi korunumunu vital gerekçelerle gerçekleştirdiğini daha onlarca kez göreceğiz. Artık modernist ve post-modernist olarak iki gövdede açıklanan aydınlanma arkası çağının sonuna geldiğimizi daha net idrak ettik. Çağ artık net biçimde dijitalizm çağı… Modernleşme serbest piyasa dolaşımını, ulus-devlet arası ticareti, halkın kendi kendini yönetimini, dünyevileşmeyi getirmişti,. Şimdi ne olacak acaba? Öncelikle sanırım ki, temassızlık talebi gitgide yükselecek, bireysel sınırlarına gönderilen insanoğlu için dijital para ve temassız alışveriş seçenekleri yükselecek. AVM’ler yerini internet siteleri ve depolara bırakabilir. Ne bileyim? Bildiğim tek şey sınırlarına daha fazla çekilmeye zorlanan insanın yaratacağı devlet daha OTORİTER devlet olacaktır.
NELER SÖYLENDİ?
@

DİĞER YAZILARI Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada-5 13-05-2020 23:57 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada 4 26-04-2020 21:02 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3’ü Bir Arada 3 04-04-2020 22:38 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3'ü Bir Arada 2 30-03-2020 00:07 Türkiye'de Asli Kurucu İktidar Sorunu 29-03-2020 19:04 Roma, Veba ve Göçebeler 26-03-2020 20:05 Toplumların Ortak Düşmanı: Koronavirüs 26-03-2020 20:14 Benim Gözümden Muhsin Yazıcıoğlu 25-03-2020 20:30 Virüsler: 1 - İnsanlar: 0 25-03-2020 19:59 Evde Sıkılırken İzlenecek Filmler, 3'ü Bir Arada 25-03-2020 01:00 Nasıl Delirdik? 24-03-2020 23:08 Nasıl Hikaye Yazdım 23-03-2020 20:39 Koronavirüsün Gösterdiği Sosyoloji: Yeni Toplum 22-03-2020 19:57 Kamusal Sağlık ve Kamu Sağlığı 19-03-2020 20:58 Sosyal Medya Üzerine Kısa Bir Not 18-03-2020 20:37 Göçebe Köklerimiz 13-03-2020 20:00 Yeni Başlayan Esnaf Ahilik Sandığı Neler Getiriyor 12-03-2020 20:30 Evde(n) Çalışma Rehberi 12-03-2020 20:00 Fikirtepe Nasıl Dönüşür 11-03-2020 20:01 ‘Cezayirli Macron’ ve Göçmenler Sorunu 10-03-2020 20:00 Milliyetçilikte Güncel Tasnif 10-03-2020 20:31 Gulyabanilikte İyi Para Var 06-03-2020 20:39 Genç Kardeşim! 06-03-2020 20:24 Hitler'in Rüyası: Putin'in Yeni Anayasası 05-03-2020 20:03 Milliyetçilik ve Hilafet Meselesi 06-03-2020 20:02 Osmanlı'nın Son Döneminde Feminizm 04-03-2020 20:20 Bir AKP Masalı 04-03-2020 20:19 Kendo Nedir, Ne Öğretir 04-03-2020 20:09 Arktik Yeni Ortadoğu Olur mu? – 2 03-03-2020 19:58 Ana Faaliyet Konusu 03-03-2020 20:28 Irkçılık 01-03-2020 19:51 Türk Kimdir, Türk Tarihi Tezi Nedir 27-02-2020 20:02 Şirket Ortaklığı Olan Bağ-Kurluların Kucağındaki Bomba 2019/9 Sayılı Genelge 23-02-2020 21:29 Çalışanlar Açısından AGİ Günlük Artışları Derde Derman Olur Mu 23-02-2020 20:41 Ortağı Olduğu Şirketten Sigortalılık İptali Emeklileri de Vuruyor 21-02-2020 21:32 Suriyeli Sığınmacılar Krizinde Rusya'nın Rolü 21-02-2020 20:22 Türk-İslam Sentezi Mümkün Mü 20-02-2020 20:02 Havuçlu Pilav 19-02-2020 20:19 Onuncu Işık: Çevrecilik 19-02-2020 20:45 Ankara'da Ferfene Geleneği 19-02-2020 20:01 Türk Milliyetçiliğinin Sorunlarından Biri: Aman Ağzımızın Tadı Kaçmasın 17-02-2020 20:23 O Mu Ahlâk, Bu Mu Ahlâk 17-02-2020 20:13 Ahlâk Gerekli Mi 18-02-2020 21:06 Yeni Toplum Yeni İktidar 14-02-2020 10:18 Ozan Arif'i Anarken 12-02-2020 20:12 Bizi Kadınlar Kurtaracak 12-02-2020 20:28 Almanya'ya Göçün İlkleri Aslında Daha Eskiye Dayanır 11-02-2020 19:56 Lenin Alman Ajanı Mıydı 10-02-2020 20:24 Arktik Yeni Ortadoğu Olur mu? - 1 07-02-2020 20:03 Toplumsal Evrim ve Kapitalizmin Kâr Güdüsü 06-02-2020 20:15 Fitne Çıkarmayın 05-02-2020 20:02 Deneme Biçiminde Bir Üstopya: Dijital Hukuk 04-02-2020 20:27 AKP'nin Alanını Daraltmak 04-02-2020 19:59 Bir Kutsala Dokunmak: Nevzat Kösoğlu'na Dair 03-02-2020 19:59 Almanya'ya Göç Zamanı ve Sebepleri 03-02-2020 21:02 Her Hayat Ayrı Bir Tecrübedir 02-02-2020 21:14 "Celaliyim, Celalisin, Celali" 02-02-2020 20:13 Ankara'da Ünlü Heykeltıraş: Aslan Başpınar 02-02-2020 21:10 Ülkücü Kullanılmaz 30-01-2020 20:29 Türk Milliyetçiliği ve Anlamsız Tartışmalar 30-01-2020 20:00 Atatürk'ün Tarım Politikaları - Rize'de Çay Hasadı 30-01-2020 20:14 Ajan 29-01-2020 19:58 İbrahim Dülger'in Ardından -1- 28-01-2020 20:46 Elçibəydən Sonra 28-01-2020 20:17 Avrupa'daki Irkçılık 27-01-2020 19:59 Neden "Milliyetçi" Değilim 26-01-2020 21:02 Ankara'da Hocaların Hocası Sanatçı: Mustafa Ayaz 26-01-2020 20:55 Enver Altaylı Meselesi ve Türkeş Nosyonu 25-01-2020 20:25 Çar Putin Hükumeti Düşürdü 24-01-2020 19:53 Türk Milliyetçilerinin Pozitivizm ile İmtihanı 23-01-2020 19:58 İstanbulludan İntikam Projesi: Kanal İstanbul 20-01-2020 20:23 Ankara'da Bir Duayen Heykeltıraş Burhan Alkar 19-01-2020 20:01 Libya’nın Kalbi Moskova’da Attı 17-01-2020 19:59 Organize Toplum, Ekonomi ve Spor 16-01-2020 20:00 Dost Yüzün Gördükçe 15-01-2020 21:07 İranda baş verənlər kimlər üçünsə "yorğan davası", bizlər üçünsə, TÜRKÜN DAVASIDIR! 14-01-2020 20:34 "Türken Raus" Diyen Avrupalılardan Türkleri Ev Sahibi Kabul Eden Avrupalılara 13-01-2020 20:01 Bencilliği Nasıl Öğreneceğiz 15-01-2020 20:31 Başkent Ankara'da Yaşayan Sanatçılar 11-01-2020 20:15 Türkiye'de İş Sağlığı ve Güvenliğindeki Sorunlar 10-01-2020 21:00 2019’da Putin Rusların Gönlünü Kazanamadı 10-01-2020 20:31 Bizden Ne Çok Şey Çaldılar 09-01-2020 20:57 Kılık Kıyafet Devrimi ve Cumhuriyetin Sınıfsız Toplum Ütopyası 09-01-2020 20:33 Bu İşin Sırrı Ne 09-01-2020 20:45 Şamanizmi Güncelleme Girişimi Olarak Burhanizm veya Ak Din 08-01-2020 20:53 Hariçten Gazel 08-01-2020 21:01 “Milliyetçiliğin Altın Çağı” 08-01-2020 15:58 Fars Şovnizminin İslam Maskası 06-01-2020 21:03 Avrupa'daki Türklerin Her Dönem Başının Belası: Dolandırılmak 06-01-2020 19:59 Bozkırın Ortasında Bir Vaha: Ankara 05-01-2020 20:28 Bir Yemekhane Meselesi 02-01-2020 20:30 Türk Devrimleri; Harf Devrimi ve Ölçüler Kanunu 02-01-2020 20:00 Millî Devletin Yerini Şirketler Mi Aldı 02-01-2020 15:51 Mum Eğer Yanmırsa Yaşamır Demek 01-01-2020 20:00 Tarih Fetişizmi yahut Meçhul Okuyucuya Mektup 31-12-2019 20:36 Game Of Thrones'un Esin Kaynağı: Güllerin Savaşı 29-12-2019 21:09 AOÇ ve Mustafa Kemal'in Tarım Politikaları 26-12-2019 19:59 Layiqli Vətəndaş Olmaq Üçün İnsan Olmaq Gərəkdir 25-12-2019 19:59 Avrupa'da Milliyetçilik Anlayışı 24-12-2019 20:34 Ankara Efeleri 22-12-2019 20:26 Braveheart'tan Doğu Türkistan'a 21-12-2019 19:47 Doğu Akdeniz’in ‘Kalpgâh’ı: Kıbrıs 21-12-2019 19:47 Kençliyü ya da Han Yağması ve Mustafa Kemal Ekonomisi 19-12-2019 20:21 Bir veya Üç Yüz Kişi 18-12-2019 21:14 Dünden Bugüne Kimlikçi Siyaset Üzerine Düşünceler 18-12-2019 20:15 Türk-Rus Dostluğu(!) 16-12-2019 21:23 Davadan Döneni Vurun 16-12-2019 20:25 Kadın Mücadelesi Üzerine 17-12-2019 20:34 Ankara Türküsü "Misket" 15-12-2019 20:17 Avrupa'da Türk Varlığının Dünden Bugüne Neleri Değişti 14-12-2019 20:56 Türk Mitolojisinde Ayaz Ata Yoktur 14-12-2019 20:04 İdeologiya 13-12-2019 20:16 Rusya’nın Çekmecedeki Tabancası: Wagner 13-12-2019 20:17 Ankara Ahi Cumhuriyeti 12-12-2019 20:10 Siyasal İslam Hücreleri 12-12-2019 19:57 Ne Halklar Ne de Ümmetiz: Türk Milletiyiz 11-12-2019 20:25 Pelinsular, Sümeyyeler, Düşünceler 10-12-2019 20:01 Derelerle Süslü Bir Ankara Olmalı 08-12-2019 20:42 Doğu Akdeniz’de Çekilen Şah: Türkiye-Libya Mutabakatı 07-12-2019 20:16 Diktaya Açlık 07-12-2019 19:56 Elektronik Doğrudan Demokrasi 05-12-2019 21:04 3 Aralık Dünya Engelliler günü imiş, Adamlığımızdaki Engeller Hariç... 05-12-2019 21:19 Şiirimize Ne Oldu 04-12-2019 19:59 Avrupa Eski Avrupa Değil 04-12-2019 19:58 Biz Kimik, Məclis Onun Məclisidir 03-12-2019 20:23 Kadim Bir Türk Şehri Harput 01-12-2019 21:00 Türkçe ile Felsefe Yapamazsınız 01-12-2019 19:57 İspanya: Sürprizlerin Sürpriz Olmadığı Memleket 29-11-2019 19:08 Türkiye Evrensel Değerlere Bigane Kalarak Yönetilemez 29-11-2019 19:17 Don Kişot ve Günümüzün Yandaş Zekası 28-11-2019 21:02 Yeni Nesil Milliyetçiler Vatanı Nasıl Seviyor 23-11-2019 18:11 Müslüman Kardeşler 19-11-2019 18:25 Milliyetçilik Bir Egemenlik Meselesidir 15-11-2019 17:59 Suriyeliler Sorunu: İnsanlıkla Öfke Arasında Muhalefet 10-11-2019 18:05 Dede Korkut Aslında Homeros Mu? 09-11-2019 17:55 Atatürk Ezelî ve Ebedî Türk Dünyasının Sönmez Güneşi 09-11-2019 16:12 Gelecek Geliyor 07-11-2019 15:45 Sözde Ermeni Soykırımı 02-11-2019 20:09 Diriliş İçin Bir Milletin Ayağa Kalktığı Yerdir Sakarya 02-11-2019 20:24
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA