A. Kutalmış Işık
Giriş Tarihi : 26-04-2020 21:14
Güncelleme : 31-08-2020 12:18

Ege'deki Adaların Silahsız Statüsünün İhlali

Ege Denizinde bugün Yunan bayrağının dalgalandığı adalar, bilindiği üzere Yunanistan’ın askeri kabiliyetiyle hudutlarına eklemlenmiş parçalar değil, yıkılan imparatorluğun, atlatılan cihanşümul harplerin, imza edilen çok uluslu sözleşmelerin neticesinde ‘şartlı’ devredilmiş toprak parçalarıdır

Ege Denizinde bugün Yunan bayrağının dalgalandığı adalar, bilindiği üzere Yunanistan’ın askeri kabiliyetiyle hudutlarına eklemlenmiş parçalar değil, yıkılan imparatorluğun, atlatılan cihanşümul harplerin, imza edilen çok uluslu sözleşmelerin neticesinde ‘şartlı’ devredilmiş toprak parçalarıdır. Şart, silahsızlandırma ve Türkiye’yi bir güvenlik kaygısına sevk etmemektir zira bilhassa İkinci Dünya Savaşının ardından imza edilen Paris Barışı esnasında dönemin koşulları düşünüldüğünde Soğuk Savaşın eşiğindeki Batı için Türkiye de tıpkı Yunanistan gibi kaybedilmemesi gereken bir kaledir. Bu nedenle anlaşmaların Lozan Barışının tesis ettiği dengeyi yıkmamaya gayret ettiği görülebilmektedir. Yine de Paris’te korunmaya çalışıldığını iddia ettiğimiz denge, Türkiye için tatmin edici olmamıştır. Taksimat sırasında Türkiye’nin İngiltere’ye ilettiği itirazlar ve talepler buna delalet eder. Türkiye, en azından İstanköy, Sömbeki, Meis gibi Türk kıyılarına çok yakın konumdaki adaların kendisine bırakılmasını talep etse de ABD’nin de bütün adaların Yunanistan’a bırakılması yönündeki kararlığı bu talebinin karşılık bulmamasına sebebiyet vermiştir. Ancak İngiltere, Türkiye’nin güvenlik kaygılarını dindirmek adına Yunanistan’a devredilen adaların silahsız statüde olacağını deklare etmiştir. Tabii 1947’den bu yana bölgesel ve küresel koşulların aynı kaldığını düşünmek, bu kez de Yunanistan’ın kaygılarını görmezden gelmek manasına gelecektir. Artık Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla baskılanmaktan kurtulmuş ve hem ekonomik hem askeri manada Yunanistan ile arasındaki güç ilişkisinin asimetrik yönde seyrettiği bir Türkiye Cumhuriyeti vardır. Bu komşu memleket, Kıbrıs Barış Harekatı ile askeri operasyondan çekinmediğini kısa süre önce göstermiştir ve üstelik bölgede Türkiye’nin NATO şemsiyesinde bulunmayan özel bir kuvveti, Ege Ordusu diye de anılan 4. Ordu Komutanlığı vardır. Bahsi geçen hadise ve mevcudiyetleri tehdit olarak algılayan Yunanistan da 1974’ten bu yana silahlanmayı hızlandırmıştır. Bunu yaparken atıf yaptığı uluslararası sözleşme de BM Anayasasıdır ve bu yolla 51. maddenin saldırı tehdidine karşı meşru müdafaa hakkı tanımasından faydalanmak arzusundadır. Ancak belirtildiği şekliyle Kıbrıs, Yunanistan’ın sadece silahlandırmayı hızlandırmasına önayak olmuş bir tehdit algısı yaratmıştır. Haricen Yunanistan bölgedeki silahsız statüyü ihlali çok daha öncesine dayanmaktadır. Türkiye, ilk olarak 1964 yılında Rodos ve İstanköy’de bu durumu tespit etmiş ve Yunanistan’a nota vermiştir. 1969’a dek Yunanistan, silahlandırma iddialarını reddetmiş, 1969’a gelindiğinde Limni’deki silahlandırma faaliyetlerine yönelik nota karşılığında ilk kez yalanlama politikasını terk edip Montrö Boğazlar Sözleşmesinin kendisine bu hakkı verdiğini ifade eden bir yanıt vermiştir. Türkiye, bu sözleşmenin imza edildiği yıllarda Yunanistan ile iyi ilişkilere dayanarak tavizkar bir politika seyretmişse de Montrö’ye bu neviden Lozan’da teyit edilmiş silahsız statüyü ortadan kaldıracak bir hüküm eklememiş veya eklenmesine müsaade etmemiştir. Adeta çözümsüz görünen bu silahlandırma krizi Gavdos Adası gerginliği gibi anlaşmazlıklarla tekrar tekrar gündeme gelmektedir. Buna benzer olarak 1983 yılında da Yunanistan’ın yine bir NATO tatbikatı için karargahın Limni’de kurulması teklifi, silahsız statü için çizilen çizginin delinmeye çalışıldığı itirazının yöneltilmesine sebebiyet vermiştir. Türkiye’nin Yunanistan’ın antlaşmalara aykırı şekilde adaları silahlandırmaya çalıştığı ve NATO’yu bir perde olarak kullanmaya çalıştığı yönündeki itirazlarını da dikkate alan NATO, teklifi reddetmiş olsa da sadece bir yıl sonra Yunanistan, aynı teklifi sunmaktan geri durmamıştır. Görüldüğü üzere 1990’lı yılların sonunda dahi benzer gerilimler yaşanmaya devam etmiştir. Buna karşın dönem dönem ilişkilerin yumuşama evresine girdiği ve çözüm için yoğun çaba sarf edildiği de gözlemlenmiştir. Örneğin Turgut Özal döneminde Türkiye, Yunanistan’ın birçok ihlalini görmezden gelmek uğruna diyalog yolunu açık tutmuştur. Fakat akabinde gerçekleşen Davos ve Brüksel zirveleri de karşılıklı iyi niyet dileklerinin dile getirilmesinden öte bir netice vermemiştir.


A. Kutalmış Işık

NELER SÖYLENDİ?
@
A. Kutalmış Işık

A. Kutalmış Işık

DİĞER YAZILARI Müstakbel Tehdit: Muhalefetsizlik 15-06-2021 13:52 Pandemiyle Geçen 1 Yıl ve 1 Mayıs 01-05-2021 02:30 Muhalefetin Yeni Sistem Sınavı: İttifaklar Siyaseti 21-03-2021 20:00 Erdoğan, Gezi Parkı ve Boğaziçi Direnişi 05-02-2021 17:27 ÇKP-Medya İlişki Örneği ve Çin'in Güvenilirlik Sınavı 31-12-2020 10:42 Yedi Düvele Karşı Bir Külhanbeyi Olarak Türkiye 19-12-2020 14:48 Sıfırı Yarım, Biri İki Eden Garblılaşamamaklığımız 28-10-2020 16:52 Ege'ye Ege Demeyelim de Ne Diyelim 12-10-2020 13:09 Bir Karşı Devrim Organizasyonu Olarak AKP Koalisyonu 27-08-2020 13:09 Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'a Bir Soru 26-07-2020 16:45 21. Yüzyılda Türkçü Mücadelenin Yanlışları 01-07-2020 21:26 Davutoğlu ve Babacan Neden Beraber Hareket Etmedi 24-05-2020 21:17 Türkçülüğe Hücum Eden Akbabaya Cevaplar 14-05-2020 13:45 Ege'deki Adaların Silahsız Statüsünün İhlali 26-04-2020 21:14 Soyunuk Gezme Hürriyetimize Saldıranlara Dair 20-04-2020 00:37 Osmanlı'nın Son Döneminde Feminizm 04-03-2020 20:20 Hanioğlu'nun 'Garbcılar' Makalesi Üzerine 20-02-2020 20:31 Tarihî Misallerle Anadolu-Suriye İlişkisi 14-02-2020 19:33 Bir Din Tüccarının Doğu Türkistan Provokasyonu 27-01-2020 20:48 “163” Köpeğe Terk Edilen Cumhuriyet 14-01-2020 20:01 Büyük Türkçü Atsız ve Mütevazı Bir Çağrı 11-12-2019 20:16 Sığınmacılar Meselemiz ve Türksüz Türkiye Hayali 21-11-2019 18:15 Güney Çin Denizi'ne Dair 06-11-2019 18:47 Suriye İstikrarsızlık Süreci 28-10-2019 17:54
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA