E. Haktan Altın
Giriş Tarihi : 22-04-2020 21:07
Güncelleme : 09-01-2021 11:15

Piramit’in Üstüne Çıkabilmek veya Çıkamamak, Tüm Mesele Bu

Geçenlerde yazılmış olan “

Geçenlerde yazılmış olan “20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri” adındaki köşe yazısında, “Gözlemleyerek büyük resme ulaşan, bireyliğinin farkında olup onu koruyan, sınırlarını çizen, sosyal anlamda zamanı ve mekânı kompartımanlara ayırabilen Türk” diyerek Türk toplumundaki sorunlara çözüm olabilecek bir kesimden bahsedilmişti. Köşe yazısında bahsedilen bu kesim ise bana Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisini hatırlattı.

Başlamadan önce Maslow’u tanıtmak istiyorum. Maslow (Abraham), hümanist psikolojinin en önemli kurucularından ve ünlü ihtiyaçlar hiyerarşisi olarak bilinen teorinin sahibi Amerikalı psikologdur. Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisini, doğuştan insan ihtiyaçlarını öncelikli olarak yerine getirmeyi ve kendini gerçekleştirmeyi hedefleyen bir psikoloji teorisi olarak ortaya atmış ve genel anlamda kabul görmüştür.

Bu teori, piramit modeli üzerinden anlatılır. Maslow’a göre insan piramitin en alt tabakasındaki ihtiyaçlarını karşılayamadan bir üst tabakaya geçemez. En alt tabaka ise fizyolojik ihtiyaçlardan başlar, hülasa bunlar her insanın temel ihtiyaçları olan; barınabilecek bir yer, yeterli derece besin alabilme, uyku düzeninin olması, cinsel dürtülerin karşılanması gibi. Maslow’a göre aç veya susuz olan bir kişi, öncelikle bu ihtiyacını doyuracaktır ve diğer ihtiyaçlarını doyurmaya yönelmeyecektir. Bundan dolayı da daha önce bahsettiğim gibi bir üst tabakaya geçemeyecektir. Bir üst tabakamız ise yine temel ihtiyaçlardan biri olan güvenlik tabakası; sağlığın yerinde olması, düzenli bir gelir kaynağının olması gibi sahip olduğu varlığını koruyacak ve bunun karşılanması ile kişi korku ve kaygısını da azaltacaktır. Piramitin üçüncü tabakası ise aitlik ve sevgi ihtiyacıdır. İnsanlar doğaları gereği sosyal canlılardır, bir insanın aile kurması veya bir arkadaş çevresine sahip olması, duygularını paylaşması gibi şeyler birer sosyal ihtiyaçtır. İnsanlar yaşamlarını sürdürebilmek için dayanışmaya ve birliğe ihtiyaç duyarlar. Buna ek olarak gelişmemiş veya gelişmekte olan toplumların daha kolektivist olmasının sebebini ise onların birlik olmaya daha büyük ihtiyaçlarının olmasına bağlamaktayım. Dördüncü tabakaysa saygınlık ihtiyacıdır, başkaları tarafından değer görülmek, insanın özgüvenini ve öz saygınlığını arttırır. Kişi hem kendisine güven ve saygı duymak isterken hem de diğerleri tarafından da güven ve saygı görmek ister bundan mütevellit başarı, statünün göstergesi olarak kabul edilmektedir ve başarmışlık hissi değer verilme ihtiyacını karşılamak için oldukça önemli kabul edilmektedir. Piramitin en üst tabakası ise kendini gerçekleştirme ihtiyacıdır. Her bireyin kendine ait yetenekleri ve karakteri vardır. Birey bu kendine ait özelliklerini geliştirme ve kanıtlama ihtiyacı hissetmektedir.

Fakat bu ihtiyacın karşılanabilmesi için, diğer alt basamaklardaki ihtiyaçların yeterince karşılanmış olması gerekmektedir. Aksi takdirde bireyin kendini gerçekleştirmesi çok mümkün değildir. (Erdem, 2008).

Bir ihtiyacın belirmesi için, bir önceki ihtiyacın %100 giderilmiş olmasına gerek yoktur. Örneğin, bir kişi fizyolojik gereksinimlerini %70, sevgi gereksinimlerini %50, saygınlık gereksinimlerini %40, kendini gerçekleştirme gereksinimini %10 gidermiş olabilir (Onaran, 1981).

Bu ihtiyaçların hepsinin gerçekleştirilmesi ise kişinin kendini gerçekleştirmesi “self-actualization” olarak tabir edilir. Maslow’un teorisi ülkemizdeki sorunu açıklar nitelikte olduğunu düşünmekteyim. Ülkemizde yaşanılan bir takım yolsuzluklar, haksız atamalar, kayırmalar, rüşvetler bunlarının hepsinin kaynağının tamamen kendini gerçekleştirememiş bireylerden kaynaklandığını düşünüyorum. Bir insanın başkan olabilmesi veya herhangi bir yerin yönetiminde bir söz sahibi olması için o kişilerin kendini gerçekleştirmiş kişiler olması elzemdir. Kişinin kendini tatmin edici düzeyde mal varlığı, öz saygınlığı ve icra edeceği iş üzerine uzmanlığı olması lazım ki kendi ihtiyaçlarını zaten karşılamış olan o kişi artık başkalarının da ihtiyaçlarını karşılayabilsin. Türkiye’de eğer daha sağlıklı ve rasyonel bir siyaset ortamı istiyorsak buna dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yani “20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri” adındaki köşe yazısında bahsedilen o düşük bağlamlı kültürdeki Türklerin aslında ben Maslow kuramına göre kendini gerçekleştirmiş Türkler olduğunu düşünüyorum. Çünkü yukarıda bahsettiğim gibi bu vatana fayda sağlayabilecek donanımlı bilgili ve cesur bireyler aynı zamanda bu piramitteki tek tek tüm katmanları aşmış bu vatanın umut ışıklarıdır. Eğer biz bugün birilerinin akrabasını, hemşehrisini veya arkadaşını kayırmasını, özgür olmayan bir basın, adaletsizlik, rüşvet ve yolsuzluk istemiyorsak, bugünün kıvılcımları, yarının alevi olmalılar. Bu kişilerin her bakımdan daha aktif olmaları daha çok teşvik edilmeleri ve daha büyük kitlelere seslenmeleri ve etkilemeleri gerekiyor.


Emin Haktan Altın


Referanslar:

E. Erdem. (Tez, 2008). Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Kuramına Göre Konutların Swot Analizi ile Değerlendirmesi. Not: DOI: 10.1501/ankara-4286.

O. Onaran. (1981). Çalışma Yaşamında Güdülenme Kuramları. Yayınevi: Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları.

NELER SÖYLENDİ?
@
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA