Habib Yalçın
Giriş Tarihi : 03-02-2020 21:02
Güncelleme : 23-10-2020 23:35

Almanya'ya Göç Zamanı ve Sebepleri

Almanya'ya Türklerin göçü, Alman devletinin değil,Türk devletinin isteği ve arzusu ile gerçekleşmiştir

Almanya'ya Türklerin göçü, Alman devletinin değil,Türk devletinin isteği ve arzusu ile gerçekleşmiştir. 30.06.1961 tarihinde Almanya ile yapılan anlaşma sonrası göç başlamıştır. Aslında Almanya ilk iş gücünü İtalyan, İspanyol ve Yunan vatandaşlarından gerçekleştirmiştir. Bu ülke vatandaşları 1955-1960 yıllarında yapılan anlaşmalarla Almanya'ya işçi olarak kabul edilmişti. 1960 yılında Türkiye'nin Bonn Büyükelçiliği tarafından Türkiye'den iş gücü alınması talebinde bulunulmuş ve kabul edilmemesi durumunda bir NATO üyesi olan ülkenin insanlarına olumsuz cevap verilmesinin taraf olacağının dikkate alınmasını istemiştir. Sonradan Alman hükumetinin arşivlerinin açılmasında şu bilgiye ulaşılmıştır. "Almanya Türkiye'den gelen göçü istememiştir." Türkiye eğer NATO üyesi olmasaydı Almanya'ya göçün mümkün olmadığı açıkça beyan edilmiştir. 30 Ekim 1961 günü Türkiye ile Almanya arasında yapılan anlaşmaya göre İstanbul'daki Almanya irtibat bürosuna müracaat edenler ve Almanya'da kendi çabaları ile iş bulanlar kabul edilmeye başlamıştır. İlk gidecek iş gücü arasında özellikle erkeklerde eğitimi olmayan taşralılar gitmişlerdir. Kadınların daha çok şehirli ve daha kültürlü oldukları gözlemlenmiştir. Türkiye'nin özellikle bu göçleri çok istemesini yorumlayanlar, iki konuyu işaret ediyorlar. İlk olarak ülkede işsizliğin azalması ve ekonomik dar boğazın ancak dışarıdan gelecek dövizle aşılabileceği düşüncesi... İkincisini ise o zaman zarfında iktidar olanların batıya insanları göndererek Batılılaştırmayı hızlandırma gereği duyması olarak değerlendiriyorlar. Tabii ki sonuç olarak göç hangi şartlara dayanırsa dayansın, göç edilen coğrafyada yenilikler olacağı gibi göç eden insanlara yenilikler ve refah içinde yaşama fırsatı vereceği aşikardır. Almanya'ya giden ve orada yıllardır rızkını çıkaran insanların torunları halihazırda yaşadığı ülkenin maddi ve manevi yapısını tanıması ile hem kendi değerlerini hem de o ülkede geçerli değerleri, işine gelen tarafıyla yaşamaktadır.


Habib Yalçın

NELER SÖYLENDİ?
@
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA