Konuk Yazar
Giriş Tarihi : 19-05-2021 11:17
Güncelleme : 19-05-2021 11:27

Değişmeyen Başlık: Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz

"Onlar kalabalık, biz yükseğiz" vecizi, Harold Bloom'un aynı adlı eleştiri yazısında belirttiği üzere, Termofil Savaşı'ndaki Spartalı komutana aittir.* Kautilya'dan Schmitt'e uzanan siyasî literatürdeki o köklü ayrımın (dost ve düşman) bir ifadesi olan bu veciz, mücadelemizdeki birçok noktayı vurguluyor.

Teoride, yani düşünsel düzlemde bile sınırı kesin çizilemez olan dost-düşman ayrımına pratikte itimat etmek mecburiyetindeyiz. Öyle bir itimat ki bu; savaş meydanındaki (siyasî arena da denir sık sık) hainlerin, döneklerin, ürkeklerin ve ılımlıların varlığına karşı hem de. Zira eylem sahası, ne kürsü nutuklarına alkış tutmaktan elleri acıyan kitlelerin doldurduğu salonlara ne de kafası çalışan birkaç kişinin fikir teatisinde bulunduğu loş mekânlara benzer. Sırtını dayamaksızın uzun süre ayakta duramazsın, sallanır ve tökezler; devrilirsin. Hâl böyle olunca safların belirginlik kazanmasına ihtiyaç duyulur – ki en azından sırtını yaslayabileceğin bir dost, dost kabûlü olsun. Elbet bizim de dostlarımız var, yeminli birer muhalif olarak ve "şûrezâr-ı kalbimizi kinimizle süsleyerek", birlikte uzlaşmaz bir tavır sergilediğimiz dostlarımız. Biliyoruz; bayağı bir nezaket furyasına kapılıp hasımlarımızın elini sıkarsak aslında onların dostlarına da tebessüm dağıtmış olacağız. Tebessüm bir sadaka ise zulüm erbâbına bunu sunmak, hakkı yenen Türk milletine ikiyüzlülük yapmak demektir. Sivriyiz, sırtımıza vurulan kamçının ucu gibi. Dost saydıklarımız aslında bizim kim olduğumuzu imliyorsa işte cevap: Her şeyi kendinden bekleyen ve bugünün iktidarına dün olduğu gibi huruc alessultan eyleyen muhalif Türk milliyetçileri tek saftır.

Düşmanlar ise şimdi yığın yığın: On sekiz yıl önce iktidara taşınmış zorbalığın samimi inananları, zorbalığın baş mümessili olan şahsın ve onu çevreleyen ilk sıra şövalyelerinin ateşli taraftarları, iktidarın hesap vermez gücünden faydalanan ve pay alan ikinci kuşak, kendi şahsî ve muhterem zorbalıklarını daha kudretli bir ideolojik zorbalığa kanalize edenler, uzun süre karanlıkta kaldıkları için ucuz bir ampulün sahte ve cılız ışığını cumhuriyetin balçıkla sıvanmaz güneşine yeğleyenler, istibdadın zehrinden menfaat damıtanlar ve türevleri...

"Düşman geldi tabur tabur dizildi..." Biz yine de yükseğiz. Yüksekliğimizi borçlu olduğumuz sebep ise en temelde zorbalığa başkaldırmış olmamızdır. Bu, başlı başına yüksekliğimizin payandasıdır. Söz konusu yüksek seciyeden taviz verip aşağılara dalmak isteyenler de dikkat etmeli, Cumhuriyet'in ölmez nigâhbanlığından istibdadın emir kulluğuna geçiş yapabilirler. Malûmun ilâmı, oldukça basit bir ön kabûl sunuyoruz: İktidara sahip olan müstebit güruhun her söylemi, eylemi ve düşüncesi karşı çıkılasıdır; çünkü onların yapıp etmeleri ve yapmak istedikleri despotçadır, ya yaptıkları yanlıştır ya da yapma usûlleri öyledir.

Bugün Türkiye'de, basının ve halkın karşısında demokrasi şampiyonu pozu kesmek moda. Meclis lokantasının menüsünde günde üç öğün demokrasi var. Nevrotik ve megaloman siyasetçiler ise her ne kadar tadından hoşlanmasalar da karınlarını tıka basa demokrasiyle dolduruyor ve halkın karşısına geçtiklerinde hazımsızlıktan kıvranıyor. Bilinir ki demokrasi kullanışlı, çok amaçlı bir meşruiyet aparatıdır. Bu aparatın, demokrasinin, bir baskı ve sindirme mekanizmasına eklemlenmesi oldukça grotesk bir görünüm sunar ve toplumu zapt ederek yaşamın en mahrem alanlarına bile sirayet eder. Macar şair Gyula İllyés, "Zorbalık Üstüne" şiirinde, zorbalığın hâkim olduğu yerde "nasılsın" sorusunun bile zorbalık içerdiğini belirtir. Bugün Türkiye'de, beceriksiz ve tarafgir bir sağlık bakanının açıklamasından tutun her bir söyleme, eyleme, düşünceye kadar zorbalık/tahakküm/istibdat sinmiştir.

Hülâsa tam karşısında konumlandığımız bir iktidarın varlığına karşı, hâlâ mevcudiyetini koruyan bir hürlük havasından bahsedebiliyorsak –işte bu,– uzlaşmaz muhalefet sayesindedir.
“Siz bir taraf, biz bir taraf"


Celalettin Durak


* Bloom'un yazısını okumak isterseniz, TamgaTürk'te Bahadırhan Dinçaslan çevirisiyle mevcut.

NELER SÖYLENDİ?
@
Konuk Yazar

Konuk Yazar

DİĞER YAZILARI Bir Kereden Bir Şey Olmaz | II 13-10-2021 12:33 Bir Kereden Bir Şey Olmaz | I 11-10-2021 11:29 Muhalefet 12-08-2021 10:49 Piston Aşağı mı İndi? 03-08-2021 22:55 Vahşice Katledilmiş Küçücük Bedenler: EOKA Tarafından Öldürülen Kıbrıslı Türk Çocuklar 31-05-2021 09:55 Değişmeyen Başlık: Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz 19-05-2021 11:17 Ülkücülerin 'Ablası', Ülkücülerin 'Şahikası' 10-05-2021 11:15 1915 Ermeni Meselesi; Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu 27-04-2021 10:11 Kayıp Sadece 128 Milyar Dolar Mı? 16-04-2021 11:21 Dünya Finans Sistemi ve Merkez Bankası: Arkasındaki Pek Bilinmeyen Gerçekler 29-03-2021 09:21 Tarih Türkeş'i Haklı Çıkardı 16-03-2021 22:51 Indie Oyun Sektörü: Bekleyeni Olmayan Bir Avuç Geliştiricinin Hikayesi 05-03-2021 12:32 “Anadolu İrfanı’na” Aykırı Bir Anadolu Türk Ozanı: Karacaoğlan 19-02-2021 10:55 Zeki Velidi Togan Hoca’nın Eğitim Disiplini Ve Hatıralarım 07-02-2021 09:21 Putin’in Tahtını Sallayan Liberal Milliyetçi: Navalny 31-01-2021 11:34 Turan: Asla Olmayacak Olanda Diretmek 08-01-2021 10:41 FPS Oyunlarının Tarihi Gelişimi 04-01-2021 11:10 Hakkı Öznur'un Kitaplarından İntihal Yapan Yapana 22-12-2020 10:00 Şiiri Kim Öldürdü? 12-12-2020 13:52 Kürdistan Kavramının Günümüzde Olmayan Karşılığı 17-11-2020 09:48 Cumhuriyet Halk Partililerin Amerikan Seçimleri ile İmtihanı 06-11-2020 10:07 Bir Algı Aracı Olarak YPJ İllüzyonu 05-10-2020 13:44 Küresel Dünya Küresel Life 28-09-2020 11:26 Medeniyet Dili Olarak Türkçe ve Hasan Tahsin 18-09-2020 12:37 Bölüneni Börü Yer mi? - Milliyetçi Ayrışma 17-09-2020 10:15 Kızılelma Gömleği X AKP 11-09-2020 10:16 Ölüm Cezasına Dair 03-09-2020 09:13 Doğu Türkistan Milli Davamız mıdır 01-08-2020 21:01 Hoşnutsuz İnsanlar Ülkesinde 01-08-2020 20:46 Atatürk'ün 9. Ordu Müfettişi Olarak Görevlendirilmesi 25-07-2020 20:05 Türkiye’de Kadının Yaşama Hakkı 21-07-2020 22:05 Libya'dan Eli Boş Dönmeyelim? 28-06-2020 20:20 Türk Milliyetçilerinin Günahları 03-06-2020 21:19 Din, Kamu Hizmeti Olmalı Mıdır? Bir Din Kamu Hizmeti Olarak Diyanet İşleri Başkanlığı Tartışması ve Fransız Laikliği Örneği 19-05-2020 19:31 Türkiye’de Sivil Toplum ve AB Üyelik Süreci 18-05-2020 20:46 Bir Siyasal Araç Olarak Serseri Aşık Liseli 16-05-2020 20:20 Lider Ne Diyorsa Doğrudur 05-05-2020 20:27 Bir Kısır Tartışma: Türk Milliyetçiliği mi, Türk-İslam Milliyetçiliği mi? 03-05-2020 21:21 Doktor Rıza Nur Hakkında Birkaç Soru ve Cevap 01-05-2020 21:14 Sahi, Devlet Neydi? 21-04-2020 20:31 Kızıl Hegemonyanın Kanlı Propagandası 17-04-2020 20:31 Çin Gerçekten Virüsü Yendi mi? 10-04-2020 21:00 Eski Türklerde Yada Taşı ve Genel Bilgilendirme 14-04-2020 20:50 Böyük Türk Mücahidi: Başbuğ Alparslan Türkeş 04-04-2020 21:02 Firdevsi ve Nevaî Üzerinden Hedefe İlerleme 31-03-2020 20:26 Bir AKP Masalı 04-03-2020 20:19 Bir Kutsala Dokunmak: Nevzat Kösoğlu'na Dair 03-02-2020 19:59 Kime Hitap Eder Bu Hutbeler 24-11-2019 19:48 İntihar Mı İsyan Mı 15-11-2019 18:11 Türk Genel Devriminin Kısa Bir Deyimi 29-10-2019 17:27
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA