Özet
Kölelik dünya üzerinden henüz silinip gitmedi. 1863 senesinde Amerika Birleşik Devletleri’nde 3,5 milyon Afroamerikalı özgürlüğüne kavuşmuş ve devamında küresel olarak kölelik kurumu kanunen yasaklanmış olsa da; kölelik, şekil ve şartlarını değiştirerek insanlık tarihindeki bir kara leke olarak yerini korumaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler (“BM”), Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (“SKH”) çerçevesinde modern köleliği engelleyici regülasyonlara imza atmış ve 2025 yılında çocuklar için ve 2030 yılında bütün insanlık için modern köleliğin kökünün kazanacağı taahhüdünü vermiş olsa dahi; güncel durum, bu taahhüttün gerçekleşmesinin zorluğunu gözler önüne sermektedir. Türkiye özelinde 509 bin insanın1 köle olarak çalıştırıldığı düşünüldüğünde, ülke gündeminde ve kamu kurumları nazarında ehemmiyet talep eden bir fenomenin varlığı aşikardır.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 48. maddesinin ”Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir.” ve 60. maddesinin “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar” şeklindeki hükümleri ile modern kölelik kavramının mevzuatta ayrıca düzenlemesine ihtiyaç olmadan, devletin ve vatandaşların köleliğin her formuna karşı olmakla yükümlü olduğu görülmektedir.
Anahtar Kelimeler: Modern Kölelik, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, BM, Çocuk İşçi
Giriş
2016 yılında, Uluslararası Çalışma Örgütü (“ILO”), Özgür Yürü Vakfı (“WF”) ve Uluslararası Göç Örgütü (“IOM”) ile ortaklaşa yayınlanan Modern Köleliğin Küresel Tahminleri Raporu’nda, tahmini 40,3 milyon insanın modern köleliğe maruz kalarak yaşamakta olduğu tespit edilmiştir.2 2022 yılında ILO tarafından yayımlanan Modern Köleliğin Küresel Tahmini Raporu(“Rapor”)’nda ise bu rakamın 50 milyona yaklaştığı belirtilmiştir. 50 milyon insan, kendi istekleri dışında, tehdit altında ve/veya zorla evlendirilerek özgürlüklerinden mahrum bir şekilde çalışmaya zorlanmaktadır. Bununla beraber, son beş yılda ise, Rapor’a göre 89 milyon insan birkaç günden tam beş yıla kadar değişen zaman dilimlerinde bir tür modern köleliğe maruz kalmıştır.
Modern kölelik; zorla çalıştırma, zorla çalıştırmayla bağlantılı kavramlar, insan ticareti, borçlandırma yöntemi ile kölelik, zorla evlendirme, çocuk işçiler ve zorla askere alma kavramlarını kapsar. Modern kölelik, ulusal hukukta tanımlanmamasına rağmen, bu hukuki kavramlar arasındaki ortak noktalara dikkat çeken bir şemsiye terim olarak kullanılmaktadır. Temel olarak, bir kişinin tehdit, şiddet, zorlama, aldatma ve/veya gücün kötüye kullanılması nedeniyle reddedemeyeceği veya terk edemeyeceği şekilde sömürüldüğü durumları ifade eder.
Bu karmaşık hukuki kavramları ölçülebilir kılmak için küresel tahminler, modern köleliğin iki temel biçimine odaklanmaktadır: zorla çalıştırma ve zorla evlendirme.3
Modern kölelik sistemi, bugün çoğunlukla günümüz ekonomik sistemlerinin ihtiyaç duyduğu ucuz işgücü ihtiyacına dayalı olarak kimi zaman belirli bir ırka mensup insanların daha aşağı bir sosyal sınıfa ait olarak görülmeleri, kimi zaman da mafyalar ve terör örgütleri eliyle yaratılan kayıt dışı ekonomik uygulamalarla kendini göstermektedir.4
1. Zorla Çalıştırma
Zorla çalıştırma, 1930 (29 sayılı) ILO Zorla Çalıştırma Sözleşmesi (“Sözleşme”)'nde, “Herhangi bir kişiden herhangi bir ceza tehdidi altında alınan ve söz konusu kişinin gönüllü olarak yapmadığı tüm iş veya hizmetlerdir.” şeklinde tanımlanmıştır. Zorla çalıştırma, işin türüne veya sektörüne bağlı değildir, sadece işin bir kişiye zorlama yoluyla iradesi dışında dayatılıp dayatılmadığına bağlıdır.
Herhangi bir ceza tehdidi altında veya gönülsüz olarak gerçekleştirilen işlerin tamamı zorla çalıştırma olarak tanımlanır. Ceza tehdidi, bir kişiye, o kişinin iradesine karşı iş dayatmak için kullanılan zorlama anlamına gelir. Böylece zorla çalıştırılan işçiler, doğrudan baskıya veya belirli zorlama unsurlarıyla ilgili sözlü tehditlere maruz kalabilmekte veya gönülsüz çalışma ile ilgili olarak diğer iş arkadaşlarına uygulanan baskının tehdidi altında çalışmaktadırlar.
Bu noktada zorlama, işçinin işe alım sürecinde onu işi kabul etmeye veya kişi çalışmaya başladıktan sonra işe alım sırasında iş tanımında olmayan görevleri yapmaya zorlamak amaçlarıyla işten ayrılmasını engellemektir. Gönülsüz çalışma, işçinin açıkça rızası olmadan veya yeterince bilgilendirilmeden çalıştığı herhangi bir işi ifade etmektedir. Zorlama ve gönülsüz çalışma unsuru, ILO tarafından, zorla çalıştırma yoluyla modern köleliğe maruz bırakılan insanları tespit ederken kullanılmaktadır.
Zorla çalıştırma, özel sektör tarafından uygulanabildiği gibi bazı devletler tarafından da uygulanabilmektedir.
1.1. Özel Sektör Tarafından Uygulanan Zorla Çalıştırma
Bu tip zorla çalıştırma, hizmet, sanayi veya tarım sektöründe mal ve hizmet üretirken zorla çalıştırılan insanları kapsar. Ödenemeyecek şekilde borçlandırırarak, zorla ekonomik değer üreten cinsel sömürüyle, zorla dilendirilme ile ve zorla tarlada çalıştırma şekillerinde ortaya çıkmaktadır. Özel sektörde zorla çalıştırılan insan sayısı geçtiğimiz yılda 17.3 milyon olarak tespit edilmiş olup, toplam zorla çalıştırılan insanların % 63’ünü kapsamaktadır.
ILO, zorla ve gönülsüz olan kişilerden faydalanma durumu ortaya koyarken zorla çalıştırmak için işçilerin hak ettikleri maaşların ödememe, fiziksel şiddet uygulama, sürekli borçlandırma ve işçinin içinde bulunduğu mağduriyet durumundan faydalanma benzeri yöntemler kullanıldığını belirtmektedir.
Özel Sektör tarafından zorla çalıştırmanın, sektör kırılımı incelendiğinde; madencilik, tarım, inşaat ve ev işçiliğinin en tepede durduğu görülmektedir. Buradan hareketle mavi yakalı işçilerin yürüttüğü işlerde köle kullanımının yaygın olduğu görülmektedir. Rapor’da belirtildiği üzere, en yüksek zorla çalıştırma vakalarına, bin kişide 6.3 ile en düşük ekonomik güce sahip ülkelerde rastlasak dahi; bin kişide 4.4’lük bir oran ile de güçlü ekonomiye sahip ülkelerde de zorla çalıştırılan modern kölelere rastlanmaktadır.5 Böylece sadece zayıf ekonomilere sahip Sahra altı Afrika ülkelerinde değil, güçlü ekonomilerden olan ABD gibi ülkelerde de azımsanmayacak şekilde kölelik görülmektedir.
1.1. Devlet Tarafından Zorla Çalıştırma
Devlet tarafından uygulanan zorla çalıştırma, kamu gücünü kullanan kişi ve kurumlarca, devlet veya devlet benzeri bir organizasyonun otoritesine dayanmak suretiyle uygulanan zorla çalıştırma olarak tanımlanmaktadır. Devletin meşru zor kullanma gücünü, kolluk kuvvetleri, yargı araçları ve yasama ile vatandaşlarını çalışmaktan vazgeçemeyecek şekilde çalıştırması için kullanan; böylece hukuk devleti tanımının dışına çıkan devletler için zorla çalıştırma yoluyla köle çalıştırdığı ifade edilmektedir.
Rapor’un ortaya koyduğu rakamlara göre %78’i erkek olmak üzere 3.9 milyon insan, devlet eliyle zorla çalıştırılarak mağdur edilmektedir. Mağdurların yarısından fazlası, modern adalet doktrinlerine uymayacak şekilde adil yargılanma hakları ihlal edilerek hapsedilmiş insanların emeğinin sömürülmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu hapishanelerde yatmak için işlenen suçların genelde “duruşma öncesi tutukluluk hali, şiddet içermeyen politik suçlar, iş disiplini ile ilgili suçlar ve şiddet içermeyen grev eylemleri” olduğu Rapor’da vurgulanmaktadır.
Tutukluğunun yanında en çok rastlanan devlet eliyle zorla çalıştırma ise zorla askere alma işlemleridir. Dünya üzerinde, 1.1 milyon insanın zorla silah altına alındığı tahmin edilmektedir. Yasallık ölçütü dışında zorla silah altında tutulan bu insanlar, sıcak çatışmaya giren askerler değil de; genelde levazımat, nakliyat veya askeri tesislerin inşaatlarında görev alan kişilerdir. ILO’nun ortaya koyduğu en önemli ölçütler: askerlikten kaçınmanın bir yolunun olmaması, mağdurun silah altında kalacağı sürenin belirsiz veya çok uzun olması, mağdurun askerlik görevi süresince herhangi bir kazancının olmaması ve bu mağduriyeti yaratan devletin asker almada bu denli sert ve katı davranması için ortaya koyduğu bir gerekçe olmamasıdır.
2. Zorla Evlendirme
Zorla evlendirme, tespiti zor ve cinsiyet bazlı bir fenomen olarak karşımıza çıkmaktadır. Genel olarak zorla evlendirmenin kurbanlarının kadınlar ve kız çocukları olduğu tespit edilmiştir. Bununla beraber genç ve yetişkin erkeklerin de istisnai olarak zorla evlendirildiği görülmektedir. Ön yargıların aksine zorla evlendirmelere, ırk, din, etnisite veya kültür farketmeksizin Dünya’nın her bölgesinde rastlanmaktadır. Bölgesel dağılımda en çok dikkat çeken bölge 14.2 milyona varan sayılarla Asya-Pasifik bölgesi olmakta. Asya-Pasifik’in arkasından, 3.2 milyon mağdurla Afrika ve 2.3 milyon mağdurla Avrupa-Merkez Asya bölgesi gelmektedir.
Rapor’da dikkat çekildiği üzere, 2016’dan bu yana %35’e varan şekilde artan zorla evlendirmeler, küresel çapta patriarkal yatkınlıklarla yaygınlaşmaktadır. Yaklaşık olarak 22 milyon insanın zorla evlendirme ile modern köleliğe maruz kaldığı tahmin edilmektedir. Bölgesel dağılımın da gösterdiği gibi gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaşayan insanların zorla evlendirmeye maruz kalma riski daha yüksektir. Bu noktada belirtmek gerekir ki gelişmiş ülkeler de bu insanlık dışı muamelenin %26’lık dilimiyle paydaşı olmaktadır.
Zorla çalıştırmadan farklı olarak, zorla evlendirmeler dışarıdan gelen bir üçüncü kişinin eyleminden daha çok çekirdek aile veya dış halka akrabalar tarafından insanların köle olarak satılması olarak karşımıza çıkmaktadır. Rapor’da belirtildiği üzere kişilerin %73’ü ebeveynleri ve %16’sı ise bir akrabası tarafından evlendirilmektedir. Zorla evlendirmeler, ülkemizden de bildiğimiz başlık parası uygulamasının; kaçınılamaz ve irade dışı şeklinde uygulanması ile insanların suistimal edilmesi şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Zorla evlendirmelerin temel sebepleri: aile borçlarını kapatmak, uyuşmazlık sonucu diyet olarak ödenmek, iktisadi veya bölgesel siyasi menfaat sağlamak gibi sıralanmaktadır.
Mağduların kullanıldığı alanlar içinde geniş kapsamda ev işlerinde hizmetleri birinci sırayı alırken, Rapor’a göre ikinci sırada mağdurun evlendirildiği ailenin aile işinde çalışmak şeklinde hayatlarına devam etmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Zorla evlendirilen kişi, eğitim hakkınndan, kendini gerçekleştirme hakkından ve eş seçimindeki özgürlüğünden muaf şekilde yaşamını sürdürmekle köleleştirilmektedir. Azımsanmayacak sayıda mağdurun ise, zorla evlendirilme sonrasında ticari kazanç sağlanma amacıyla, eşleri dışındaki kişilerle cinsel ilişkiye girmeye zorlandığı ILO tarafından belirtilmektedir.
3. Türkiye'de Modern Kölelik
WF derneğinin ortaya koyduğu raporda, güncel olarak Türkiye’de 509 bin insanın modern köle olarak hayatına devam etmekte olduğu tahmin edilmektedir.6 Modern köle sayısı nezdinde, incelenmiş olan 167 ülke arasında 48. ülke olarak yerini alan ülkemzdeki mağdur sayısının konu hakkında kamuoyu oluşmasına yetecek kadar yüksek olduğu söylenebilecektir. Modern kölelik, Türkiye ulusal sınırları içerisinde tarım, inşaat ve tekstil sektörü özelinde kendini göstermektedir. 2018 yılında Dünya çapında yaklaşık 354 milyar dolarlık bir değer üreten modern kölelik piyasasının, 5 milyar dolarlık ihracatının Türkiye’ye bitmiş ürün ve ara ürün olarak yapıldığı tahmin edilmektedir.7
Türkiye’nin küresel göç yolları üzerinde olması, sınır komşularında yaşanan iç karışıklıklar, coğrafyanın genişliği ve şehirleşmenin konsolide yapısı; kolluk güçlerinin ve sorumlu devlet organlarının zorla çalıştırılan insanları tespit etmesini veya zorla evlendirmelerin önüne geçmesini engellemektedir. Fakat bununla beraber, kanun koyucunun; modern kölelik hakkında kamuoyu oluşturması, mağdurları korumak için atılan adımlar ve yeni regülasyonlar ile modern köleliğin önüne geçmesi mümkün olabilektir. Ulusal ölçekte modern köleliğe karşı alınan eylemlerin ve regülasyonların notlandığı ILO/WF ortak çalışmasında, Türkiye’nin en iyi notlardan birini almasa dahi konu hakkında gelişme gösteren ülker arasında sayıldığı görülmektedir. Bununla beraber, Devlet organları ve ulusal hukuk birinci sırada sorumlu olduğu kabulü ile kamuoyu, sivil toplum kuruluşları ve özel şirketlerde mağduriyetin engellenmesi ve bitirilmesinde önemli pay sahibidir.
Bu konuda, özel şirketlerin de önlem almaya başlaması gerekmektedir. İşgücü maliyetlerini kısmak hedefiyle hareket eden kişi ve kurumların hukuk sınırlarını aşan uygulamalar başvurabileceklerinin farkında olunması önem arz etmektedir. Şirketlerin, ortaklık kurdukları, alt işverenlik ile çalıştıkları veya basitçe ticaret yaptıkları organizasyonların transparanlığı talep edilmeli; işçilerini hangi şartlarda çalıştırıyorlar, istihdamlarını nasıl sağlıyorlar bu konuda bilgi sahibi olunmalıdır.
Sonuç
Kölelerin, Kumkapı Limanı'na demirleyen kadırgalardan veya Manhattan’a yanaşan kalyonlardan indirilip satıldığı, adlarına pazarlarlar kurulduğu günleri geride bırakıp; köleliği, arkaik bir kara leke olarak, anıtlarda, sokak ve meydan isimlerinde yaşattığımızı sanıyor olabiliriz. Fakat ülkemizde 400 bini geçen Dünya genelinde ise 50 milyonu geçen sayısıyla köleler, Giza Piramidini olmasa da 354 milyar dolarlık bir ekonomiyi inşa ediyorlar. 50 milyon sayısı, küresel nüfusun 8,5 milyarı geçtiği düşünüldüğünde pek etkileyici gözükmese dahi; 1620-1810 seneleri arasında Amerika’ya toplam 12,5 milyon insanın köle olmak üzere götürüldüğünü hatırlatmak isteriz. Köleliğin sadece form değiştirmediği, aynı zamanda verimlilik ve rekabet esaslarına göre evrim geçirdiği açıktır. Türkiye’nin bu utanç pastasına katkısı dar gözükebilir lakin, köleliği birçok batı ülkesinden yıllar önce yasaklayan bir ülkenin, modern köleliğe karşı alınacak eylemlerde öncü rol üstlenmesi gerektiği kanaatindeyiz. Bununla beraber, nasıl ki çevresel sorunlarla ilgili harekete geçmek tek bir ülkenin ve o ülke vatandaşlarının görevi değilse; modern kölelikle mücadele için harekete geçmek de tüm ülkelerin ve tüm insanlığın kararlılıkla çaba göstermeleri gereken bir sorundur. Özel şirketlere düşen görev ise, ham madde veya yarı işlenmiş mamul aldığı tedarikçilerine, taşeronluklarına, yan ürünleri satın aldığı kişi ve kurumlara dikkatli yaklaşması olacaktır. Bu şekilde incelemelere mahir uzmanlardan destek alarak, durum tespit süreçlerini daha sıkı yürütülmesi ve şüphe uyandıran kimselerle yapılacak sözleşmelerin tekrar gözden geçirilmesi gerekmektedir . Birleşmiş Milletlerin, yaptırım öneren yeni regülasyonları ve yaklaşan SKH’ları ile yatırımcıları ve yatırım şirketlerini özellikle ilgilendiren Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetişim şartlarının 2030 sonrası daha sıkı uygulanacağı hesaba alındığında; ihracat pusulası batıya dönük olan ülkemizin gündeminde modern köleliğin daha fazla yer kaplayacağını öngörmekteyiz.
Kaynakça
1 Global Slavery Index 2018, s.93
2 Global Slavery Index 2018,
3 ILO Global Estimates of Modern Slavery, Forced Labour and Forced Marriage, s.13
4 Andrew Crane, “Modern Slavery as a Management Practice: Exploring the Conditions and Capabilities for Human Exploitation”, Academy of Management Review,Vol. 38, No. 1, 2013, s. 50
5 Ogün USTA, Türk Hukuku ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Bağlamında Kölelik, Kulluk ve Zorla Çalıştırma Yasağı, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2021, s.161
6 WF Gloabal Slavery Index 2018 sf. 135
7 “2018 tarihli Küresel Kölelik İndeksi Türkiye Ülke Özeti “, Erişim Tarihi: 22 Aralık 2023 https://www.globalslaveryindex.org/2018/data/country-data/turkey/



















































































































