Konuk Yazar
Giriş Tarihi : 01-08-2020 21:01
Güncelleme : 21-08-2020 18:36

Doğu Türkistan Milli Davamız mıdır

Doğu Türkistan, Türk milletinin milli bir davası haline gelmiş midir, diye soracak olursanız maalesef cevabım kocaman bir 'hayır' olacaktır

Doğu Türkistan, Türk milletinin milli bir davası haline gelmiş midir, diye soracak olursanız maalesef cevabım kocaman bir 'hayır' olacaktır. Aziz ve büyük milletimizin yüz yıllar boyunca var olduğu ata topraklarına ve her türlü kültür mirasını da bünyesinde barındırdığı coğrafyaya neden bu denli kayıtsız kaldığının cevabı hala zihinleri meşgul etmektedir. Bölgenin yüzölçümü Türkiye'nin iki katı kadardır ve yaklaşık 23 milyonluk bir nüfusu bulunmaktadır. Bu nüfusun %45'i Uygurlardan, %40'ı ise Çinlilerden oluşmaktadır. Geri kalanının da önemli bir kısmı Müslüman olan Kazaklar, Kırgızlar, Özbekler, Tacikler, Çinli Müslümanlar gibi muhtelif azınlıklardan meydana gelmektedir. Bölge, Çin hükümeti için son derece kritik bir öneme sahip zira Doğu Türkistan’ın bulunduğu bölgenin sekiz ülkeye komşu olması bölgenin stratejik önemini bir kat daha arttırıyor. Çin devleti bünyesinde çeşitli etnik unsurları barındıran üniter yapıya sahip bir devlettir.

Doğu Türkistan’da çıkabilecek milliyetçi ayaklanmaların diğer etnik kökene sahip unsurlar için ilham verici olması her daim Çin hükümeti için endişe verici olmuştur. Bölgenin zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip olmasının yanı sıra jeopolitik konumu itibari ile Avrasya’da son derece kritik öneme sahip enerji nakil hatlarına sahip olması Çin’in Doğu Türkistan politikasında katı önlemler almasına neden olmuştur. Doğu Türkistan’ın sahip olduğu bu kritik önem sonucunda, Çin’in baskıcı politikaları ve uygulamaları da aynı eksende sert ve insanlık dışı uygulamalar haline dönüşmüştür. Gelinen süreçte Uygur Türklerine uygulanan politikalar öylesine acımasız bir hal almıştır ki, binlerce insan ailelerinden koparılmak suretiyle toplama kamplarında esir hayatı yaşamaktadır. Bu kamplarda çeşitli işkence, keyfi gözaltı ve idamlar yaşanmaktadır. 

Ailesiz kalan çocuklar zorla Çinli ailelerin yanına verilerek asimile edilmeye çalışılmaktadır. Bölgede Uygurca yasaklanmış, ana dilde eğitime engeller getirilmekle beraber, ilkokuldan üniversite eğitimine kadar Uygurca kullanımına yasaklar getirilmiştir. Çin’in baskıcı uygulamaları sadece bununla sınırla kalmamaktadır. Doğu Türkistan’da yaşayan Müslümanların ibadetlerini yapmaları büyük oranda engellenmekte ve kısıtlanmaktadır. Evlerde çocukların dini eğitim alması ve Kur'an-ı Kerim bulundurulması Çin hükümeti tarafından yasaklanmıştır. Böyle bir durumun tespit edilmesi halinde hapis cezasına varan yaptırımlar uygulanmaktadır. Bunlara ek olarak son dört yıl içerisinde dinî nikâh kıyılması, cenazelerin İslamî usulle kaldırılması, türbe ziyaretleri ve açık alanlarda namaz kılmak gibi konularda yasaklar getirilmiştir. Müslüman kadınların başörtüsü takması yasaklanmış olup erkeklerin sakal bırakması da çeşitli ölçü ve tarzlarda olmak şartıyla kısıtlanmıştır. Çin hükümeti bölgenin demografik yapısıyla da oynamıştır, bölgede zorunlu göç gibi politikalar uygulayarak Uygur Türklerinin sayısını azaltıp Çinli vatandaşlarının sayısını arttırmayı hedeflemiştir.

Bu politikasında da başarılı olmuş, Doğu Türkistan bölgesindeki Uygur nüfusunun genel nüfusa oranı %90'ın üzerindeyken bugün ise bu oran %45'e düşmüş durumdadır. Çinlilerin oranı ise %40 dolaylarındadır. Bölgenin başkenti Urumçi'de ise Çinli oranı %70'e ulaşmış bulunmaktadır. Doğu Türkistanlı kadınlara yönelik insanlık dışı uygulamalar öylesi boyutlara gelmiştir ki; kadınlar zorla fuhuş yapmaya ve zorunlu olarak kürtaj uygulamasına muhatap kalmaktadır. Kürtaj yapılırken ölen ve sakat kalan kadınların oranı azımsanmayacak kadar çoktur. Uygur Türkü kadınlar bu politikalar neticesinde çeşitli travmalar ve depresyonlar yaşamaktadır. Türk milletinin geleceği ve umudu olacak olan binlerce çocuk bu politikalardan en fazla etkilenen taraf olmaktadır. Geleceğini ve istikbalini düşünen milletlerin yapacağı gibi önlemler alınmalı, akabinde Çin devletinin bu politikalarını terk etmesi için uluslararası arenada kamuoyu oluşturulmalıdır.

Müslüman devletlerinde ortak bir şekilde hareket edip, bölgedeki Müslümanlara yönelik baskıcı politikaların terk edilmesi için ekonomik ve politik birtakım yaptırımlar uygulaması şarttır. İnsan hakları ihlalleri mutlaka uluslararası kamuoyunda devlet büyükleri tarafından dillendirilmelidir, ciddi adımların ise zaman kaybetmeden atılması son derece zaruridir. Bölgenin asıl sahibi olan Türklerin maruz kaldığı asimilasyon politikasının acil olarak terk ettirilmesi öncelikli hedef olmalıdır. Yazımın başında ifade ettiğim gibi Doğu Türkistan maalesef bir milli dava haline gelememiştir. Bunun ekonomik ve siyasi sebepleri ise birer mazeret şeklinde gösterilmemelidir. Doğu Türkistan meselesi siyasi ve politik bir takım oyunlara alet edilemeyecek kadar büyük ve kutsal sayılmalıdır. Yüz yıllar boyunca tarihin derinliklerine kök salmış milletimizin mukaddes tarihinin yazıldığı bu topraklar yüce Türk milletinin namus davası haline gelmelidir. Devletimizin ve milletimizin başka milletlere karşı göstermiş olduğu hassasiyetin kat ve kat fazlasını hak eden Doğu Türkistan, elbet bir gün hak ettiği ilgiye ve alakaya ulaşacaktır. Tarihte sayısız kızılca gün geçiren Türk milleti geleneklerine ve töresine sadık kaldığı müddetçe kendi içerisinden liderini tayin edecektir. Yazıma son verirken başta TamgaTürk ailesi olmak üzere, tüm okurlarımızın mübarek Kurban Bayramını en içten dileklerimle kutlarım.

Barış Yüksel

NELER SÖYLENDİ?
@
Konuk Yazar

Konuk Yazar

DİĞER YAZILARI Küresel Dünya Küresel Life 28-09-2020 11:26 Yurttaşlık Üzerine Kısa Bir Deneme 26-09-2020 10:51 Medeniyet Dili Olarak Türkçe ve Hasan Tahsin 18-09-2020 12:37 Bölüneni Börü Yer mi? - Milliyetçi Ayrışma 17-09-2020 10:15 Kızılelma Gömleği X AKP 11-09-2020 10:16 Ölüm Cezasına Dair 03-09-2020 09:13 Doğu Türkistan Milli Davamız mıdır 01-08-2020 21:01 Hoşnutsuz İnsanlar Ülkesinde 01-08-2020 20:46 Atatürk'ün 9. Ordu Müfettişi Olarak Görevlendirilmesi 25-07-2020 20:05 Türkiye’de Kadının Yaşama Hakkı 21-07-2020 22:05 Libya'dan Eli Boş Dönmeyelim? 28-06-2020 20:20 Kant’ın Siyasetine Dair 14-06-2020 20:44 Türk Milliyetçilerinin Günahları 03-06-2020 21:19 Din, Kamu Hizmeti Olmalı Mıdır? Bir Din Kamu Hizmeti Olarak Diyanet İşleri Başkanlığı Tartışması ve Fransız Laikliği Örneği 19-05-2020 19:31 Türkiye’de Sivil Toplum ve AB Üyelik Süreci 18-05-2020 20:46 Bir Siyasal Araç Olarak Serseri Aşık Liseli 16-05-2020 20:20 Lider Ne Diyorsa Doğrudur 05-05-2020 20:27 Bir Kısır Tartışma: Türk Milliyetçiliği mi, Türk-İslam Milliyetçiliği mi? 03-05-2020 21:21 Doktor Rıza Nur Hakkında Birkaç Soru ve Cevap 01-05-2020 21:14 Piramit’in Üstüne Çıkabilmek veya Çıkamamak, Tüm Mesele Bu 22-04-2020 21:07 Sahi, Devlet Neydi? 21-04-2020 20:31 Platonik Düşüncenin Ana Hatları 18-04-2020 21:17 Kızıl Hegemonyanın Kanlı Propagandası 17-04-2020 20:31 Çin Gerçekten Virüsü Yendi mi? 10-04-2020 21:00 Eski Türklerde Yada Taşı ve Genel Bilgilendirme 14-04-2020 20:50 Böyük Türk Mücahidi: Başbuğ Alparslan Türkeş 04-04-2020 21:02 Firdevsi ve Nevaî Üzerinden Hedefe İlerleme 31-03-2020 20:26 Neden Çin Virüsü İsmini Kullanıyorum 29-03-2020 18:06 Kime Hitap Eder Bu Hutbeler 24-11-2019 19:48 İntihar Mı İsyan Mı 15-11-2019 18:11 Türk Genel Devriminin Kısa Bir Deyimi 29-10-2019 17:27
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA