Konuk Yazar
Giriş Tarihi : 05-10-2020 13:44
Güncelleme : 05-10-2020 14:04

Bir Algı Aracı Olarak YPJ İllüzyonu

Kadınlar yüzyıllar boyunca silahlı çatışma alanlarında savaşın korunması gereken objeleri olarak görüldüler. Bu anlayış hem ilgili akademik yazımlar da hem de toplumda oldukça yaygın bir anlayıştır. Kadınların ‘’barışçıl’’ ve erkeklerin ‘’savaşçı’’ imajı çoğu kişinin zihninde yer etmiştir. Çoğunlukla savaşın ve silahlı çatışmaların ana aktörü erkeklerdir. Kadınların buradaki rolü oldukça sınırlı olarak tanımlanmıştır. Kadınların savaşçı kimlikleri yahut şiddete ne kadar dahil olabileceği göz ardı edilmiştir. Baskın güvenlik anlayışlarında bu genel bakış açısı oldukça yaygındır ve çoğunlukla sınırlılıklara sebebiyet vermektedir. Ancak Soğuk Savaş sonrasında başlayan çeşitli hareketler ve yüksek yoğunluklu bölgesel çatışmalar daha kapsamlı bir güvenlik anlayışının gerekliliğini gösterdi.  Yeni savaş kavramının gündeme gelmesiyle birlikte kadınlar da erkeklerle aynı düzlemde silahlı çatışmaların birer aktörü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu fenomenin etkisiyle feminist söylemleriyle öne çıkan YPJ (Kadın Koruma Birlikleri), 2014’ten bu yana özellikle Suriye’deki çatışmalarla birlikte gündeme gelmeye başlamıştır. Öte yandan YPJ’nin feminist söylemi olaya farklı bir açısı kazandırmıştır ve uluslararası arenada kadın savaşçılar olarak olumlu yönde bir imaj yaratmıştır.  Ancak bu durum YPJ’nin bağlı olduğu diğer terörist organizasyonların stratejik bir hamlesidir ve farklı açılardan ele alınması gerekmektedir.

Yeni Kadını’nın Bir Prototipi: YPJ

YPJ, Suriye'deki ayrılıkçı bir gruptur ve YPG / PYD ile ilişkisi bilinmektedir. Suriye Kürtlerinin egemen siyasi örgütü olarak hüküm süren Demokratik Birlik Partisi (Partiya Yekîtiya Demokrat-PYD) hem retorik hem de silahlı çatışma alanındaki davranış biçimleriyle Kobani kuşatması sırasında ilk kez uluslararası manşetlere taşındı[1]. Uluslararası arenanın dikkatleri üzerine çekmeye başlamasıyla birlikte YPG'nin ve onun alt grubu YPJ'nin ideolojik söylemlerindeki  değişimler dikkat çekmeye başladı. Kendilerini Marksist bir çizgide gören bu örgütlerin söylemlerindeki bu değişim, uluslararası arenadan gelen ilgiyle birlikte başladı. Marksist benzeri ideolojiye atıfta bulunmak yerine, kendisini sosyal adalete, cinsiyet eşitliğine ve fikir özgürlüğüne değer veren, azınlıkların kültürel, ulusal ve sosyal haklarına saygı duyan, barışçıl olayları destekleyen, doğrudan demokrasiyi kucaklayan bir parti olarak tanımlamaktadırlar[2]. İdeolojideki bu değişikliklerle YPJ (Yekîneyên Parastina Jin), 2012 yılı itibariyle ancak YPG'den ayrılarak ayrı bir kadın kolu haline geldi. YPJ'nin feminist söyleminin uluslararası arenada yarattığı etki  YPJ'nin Suriye'deki faaliyetlerini kahramanlaştırmaya başladı ve YPJ’nin kadın figürünü ön plana çıkardı. Örneğin uluslararası arenada oldukça takipçisi olan Cosmopolitan dergisi cihatçıların bir kadın tarafından öldürülmesi korkusuyla yaşadığını ve kadınların erkek ‘’silah arkadaşlarından’’ ayırt edilemeyeceğini, aynı üniformaya ve silahlara sahip olduklarını yazmaktadır[3]. Bu da esasında feminist teorilerin kadınların silahlı çatışmalarda erkeklerle aynı düzeyde var olabilmesi için onlarla benzer üniformalar giymelerinin ve belirli davranış kalıplarına sahip olmalarının gerekliliğinin bir göstergesi niteliğindedir. Uluslararası çizdiği imajın aksine YPJ’nin bağlantılı olduğu çeşitli örgütler kadın meselesine farklı söylem biçimleriyle yaklaşmaktadır.

Örneğin PKK terör örgütünün modern söylemlerinin dışında temel söylemlerin toplumsal cinsiyet eşitliğiyle çeliştiği gerçeği ise bir başka konudur. Abdullah Öcalan Kürt hareketini her şeyden önce bir kadın özgürleşmesi hareketi olarak tanımlamaktadır ve ‘’ideal Kürt kadını’’ söylemini öne çıkarmaktadır. Öcalan’a ait olan jineoloji doktrinine göre "toplumun iyice dönüşebileceği alan kadınların edindiği dönüşümün kapsamı tarafından belirlenir. Benzer şekilde kadının özgürlüğü ve eşitliği düzeyi de toplumun tüm kesimlerinin özgürlüğü ve eşitliğidir. Demokratik bir ulus için özgürlüğün toplumu özgürleşmiş toplumu oluşturması sebebiyle kadının özgürlüğü büyük öneme sahiptir. Kurtulmuş toplum demokratik bir ulustur. Dahası insan rolünü tersine çevirme ihtiyacı devrimci öneme sahiptir[4] Ancak realitede örgütün stratejik ihtiyaçları kadın özgürleşmesinin önüne geçer ve ‘’dağa çıkan’’ kadınlar Kürt toplumunun geleneksel kadın figürü ile bağdaşmaz ve nihayetinde kendi toplumu tarafından istemsizce dışlanırlar. Hareketin özünde ideal Kürt kadını ‘’Bir bakire ve gelin olarak uçurumdan atlayarak kocalarını, çocuklarını ve erkek kardeşlerini ulusal kurtuluşa teşvik eden, ulusun onurunun sembolü’’ olarak tanımlanmaktadır[5]. Maskülen baskın bir hareketin ‘’kadın savaşçıları’’ olarak kadın özgürleşmesine nasıl bir katkı sağlanabilir?

Bu cevaplanması gereken bir sorudur çünkü YPJ’nin bağlı olduğu ideolojinin ana figürü sık sık cinsiyetçi söylemleri ile baskın bir maskülen figür olarak Abdullah Öcalan’dır. Bu durum ‘’Jin, Jiyan, Azadi - Kadın, Yaşam, Özgürlük’’ mottosuyla öne çıkan YPJ’nin ana motivasyonundan çok uzakta olduğunu gösteriyor. Öte yandan ‘’kadın özgürleşmesi’’ umudu ile hareket eden kadınlar örgüt kamplarında çeşitli taciz vakalarıyla karşılaşmaktadır ve yaratılmaya çalışan uluslararası PR’ın aksine özgürleşme umudu ile çıktıkları yolda karşıtlığı uğruna savaştıkları eril tahakkümün kölesi hatta devamını sağlayan nesneler haline gelmektedirler. PKK kamplarındaki kadınlarla yapılan röportajlardan birinde N.Ö adlı eski bir terörist Xabatkar kod isimli Zamani Çamak’ın kendisini sık sık taciz ettiğinden bahsetmektedir. N.Ö. röportajdaki ifadesinde "Artık kendi himayesinde olduğumu söylüyordu. Son gün tecavüze kalkıştı. Bağırdım ve orada bulunan kadınlar sesimi duyunca beni bıraktı" diyor[6]. Bu yüzlerce örnekten yalnızca bir tanesidir. Esasında bu durum ayrılıkçı ve milliyetçi kaygılarla hareket eden birçok terörist organizasyonda benzerlik göstermektedir.

Devlet karşıtı (mevcut devlet otoritesine karşı) sözde 'özgürleştirici' milliyetçilikler, kurumsallaşmış devlet veya devlet yanlısı milliyetçiliklere oranla kadınlara savaşçı olarak katılmaları için daha fazla ideolojik ve pratik alan sağlıyor[7].  Kadınların ve erkeklerin omuz omuza çarpıştığı bir yoldaşlık anlayışını öne çıkaran bu yapılanmalar esasında örgütün devamlılığı için stratejik ihtiyaçları gidermeyi hedeflemektedir.  Öte yandan sözde ulusal kurtuluş hareketlerinde kadınları çatışmalara dahil etmek, kadınların (sembolik olarak) kolektivitenin eşit üyeleri olduğu ve kolektivitenin tüm üyelerinin sembolik olarak çatışmaya dahil edildiği mesajını vermeyi de amaçlamaktadır[8]. Stratejik olarak insan sayısını artırmanın yanı sıra, terörist faaliyetlerde bulunan ayrılıkçı örgütler, kadınları çeşitli nedenlerle örgüte dahil ediyor . Kadınlar genellikle terörist saldırılarda tercih ediliyor çünkü güvenlik güçlerinin onlardan şüphelenmesi daha az olası ve kadınların amaçlanan bir hedefin yakınına sızması daha kolaydır[9]. Kadınların doğurganlar olarak doğal rolü ve "daha nazik cinsiyet" hakkındaki stereotipler, kadınların terörizme başvurma ihtimalinin erkeklerden daha düşük olduğu imajına katkıda bulunuyor. Kadın teröristlerin eylemlerine sempati duyma ve daha az ağır cezalandırma olasılıklarının daha yüksek olduğuna dair kanıtlar da bulunmaktadır. 

YPJ kurulmadan evvel benzer kaygılarla PKK içerisindeki kadın yapılanmaları da ön plana çıkmaktadır. Esasında YPJ’nin modern söylemlerinin kaynağını da bu süreçteki deneyimler oluşturmaktadır. 1990ların sonlarında PKK tarafından gerçekleştirilen saldırıların üçte ikisi kadınlar tarafından yapılmıştır. Kadınlar; fon için para topluyor, propaganda da oldukça etkin rol oynuyor, sokak gösterilerini ve istihbarat faaliyetlerini yürütüyorlardı[8]. Örgütler organizasyonel şeması itibari ile kadınları karar alma sürecinin de oldukça dışında tutuyor ve yalnızca söylem olarak ön plana çıkarma eğilimi gösteriyorlar. Sonuç olarak uluslararası arenada cihatçıların tecavüz ettiği kadınları kurtaran kadın savaşçı imajı ile öne çıkarılan YPJ esasında yapılanmanın kendi içindeki maskülen baskın ortamın bilinçli bir şekilde yarattığı PR’ın bir ürünüdür.


Gökçen Yılmazlı


Kaynakça

[1] Yeşiltaş, Murat, and Kardaş Tuncay. 2017. Non-State Armed Actors in the Middle East: Geopolitics, Ideology, and Strategy. Non-State Armed Actors in the Middle East: Geopolitics, Ideology, and Strategy. https://doi.org/10.1007/978-3-319-55287-3.

[2]   Hiltermann, J. (2016, May 22). The Kurds: A divided future?. The New York Review o Books. Retrieved September 15, 2016, from http://www.nybooks.com/daily/2016/05/19/kurds-syria-iraq-divided-future

[3] Benakay, Aynur. The ‘Badass’ Female Fighters: Media Representations of Kurdish Women in Kobane, 2016.

[4] [9] https://tr.wikipedia.org/wiki/Jineoloji

[5] Çağlayan, Handan. Analar, Yoldaşlar, Tanrıçalar: Kürt Hareketinde Kadınlar ve Kadın Kimliğinin Oluşumu. İstanbul: İletişim Yayınları, 2007.

[6] https://www.internethaber.com/kadin-terorist-her-seyi-anlatti-pkk-kampinda-kadinlar

[7] Alison, Miranda. 2004. “Women as Agents of Political Violence: Gendering Security.” Security Dialogue 35 (4): 447–63. https://doi.org/10.1177/0967010604049522

[8] Yuval-Davis, Nira,  1997. Gender & Nation. London: Sage ISBN 1-85109-770-8 1-85109-775-9

[9] Cook, Bernard, 2006. Women and War: A Historical Encyclopedia from Antiquity to the Present.  p. 683 Volume One.

[10] https://doi.org/10.1080/17539153.2019.1708039

NELER SÖYLENDİ?
@
Konuk Yazar

Konuk Yazar

DİĞER YAZILARI Batı'nın Azerbaycan'a Neden İhtiyacı Var 18-10-2020 13:07 Bir Algı Aracı Olarak YPJ İllüzyonu 05-10-2020 13:44 Küresel Dünya Küresel Life 28-09-2020 11:26 Yurttaşlık Üzerine Kısa Bir Deneme 26-09-2020 10:51 Medeniyet Dili Olarak Türkçe ve Hasan Tahsin 18-09-2020 12:37 Bölüneni Börü Yer mi? - Milliyetçi Ayrışma 17-09-2020 10:15 Kızılelma Gömleği X AKP 11-09-2020 10:16 Ölüm Cezasına Dair 03-09-2020 09:13 Doğu Türkistan Milli Davamız mıdır 01-08-2020 21:01 Hoşnutsuz İnsanlar Ülkesinde 01-08-2020 20:46 Atatürk'ün 9. Ordu Müfettişi Olarak Görevlendirilmesi 25-07-2020 20:05 Türkiye’de Kadının Yaşama Hakkı 21-07-2020 22:05 Libya'dan Eli Boş Dönmeyelim? 28-06-2020 20:20 Kant’ın Siyasetine Dair 14-06-2020 20:44 Türk Milliyetçilerinin Günahları 03-06-2020 21:19 Din, Kamu Hizmeti Olmalı Mıdır? Bir Din Kamu Hizmeti Olarak Diyanet İşleri Başkanlığı Tartışması ve Fransız Laikliği Örneği 19-05-2020 19:31 Türkiye’de Sivil Toplum ve AB Üyelik Süreci 18-05-2020 20:46 Bir Siyasal Araç Olarak Serseri Aşık Liseli 16-05-2020 20:20 Lider Ne Diyorsa Doğrudur 05-05-2020 20:27 Bir Kısır Tartışma: Türk Milliyetçiliği mi, Türk-İslam Milliyetçiliği mi? 03-05-2020 21:21 Doktor Rıza Nur Hakkında Birkaç Soru ve Cevap 01-05-2020 21:14 Piramit’in Üstüne Çıkabilmek veya Çıkamamak, Tüm Mesele Bu 22-04-2020 21:07 Sahi, Devlet Neydi? 21-04-2020 20:31 Platonik Düşüncenin Ana Hatları 18-04-2020 21:17 Kızıl Hegemonyanın Kanlı Propagandası 17-04-2020 20:31 Çin Gerçekten Virüsü Yendi mi? 10-04-2020 21:00 Eski Türklerde Yada Taşı ve Genel Bilgilendirme 14-04-2020 20:50 Böyük Türk Mücahidi: Başbuğ Alparslan Türkeş 04-04-2020 21:02 Firdevsi ve Nevaî Üzerinden Hedefe İlerleme 31-03-2020 20:26 Neden Çin Virüsü İsmini Kullanıyorum 29-03-2020 18:06 Kime Hitap Eder Bu Hutbeler 24-11-2019 19:48 İntihar Mı İsyan Mı 15-11-2019 18:11 Türk Genel Devriminin Kısa Bir Deyimi 29-10-2019 17:27
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA