Konuk Yazar
Giriş Tarihi : 17-09-2020 10:15

Bölüneni Börü Yer mi? - Milliyetçi Ayrışma

Malûmunuzdur, ana akım medyada yer almayan yahut yeterince önemsenmeyen meseleler sosyal medyada vurgulanıyor ve yankı buluyor. Özellikle Twitter'daki adalet arayışları, yardım çığlıkları ve türlü şikayetler hukuk mekanizmasını dahi etkileyebilecek potansiyelde ve hâlihazırda etkilemekte. Sosyal medyanın etkisi ve devletin yargı organının acizliği bu yazının konusu olmamakla birlikte birazdan bahsedeceğim meseleye bir girizgâh niteliğindedir.

Geçtiğimiz günlerde bir video çokça eleştirildi: Bir kız, hakkında tecavüz soruşturması açılan Musa Orhan'a ve son zamanlardaki ırkçı saldırılara müspet atıfta bulunuyordu. Üstelik bu kız, milliyetçi figürleri “arkasına alarak” ve kullanarak bu iğrençliği sergilemişti. İğrençliğin sergilenme usûlü, tartışmayı milliyetçilik eksenine kaydırdı ki bu elbette beklenirdi ama söz konusu kıza dair “seküler milliyetçiliğin beslemesi olduğu" yorumu, doğrusu, tam bir fecaat oldu. Bu yorumda bulunan kişi de kendisini milliyetçi olarak konumlandırdığından ötürü seküler milliyetçiler seslerini yükseltti.

Ben, kendimi seküler milliyetçi olarak tanımlıyorum ve mensubu olduğum fikre yapılan bu saldırıya - daha doğrusu kara çalmaya- burada karşılık vermeyeceğim. Kişisel hesabımdan yeterli açıklamayı yaptım ve sekülarizmi anlatma kaygısı gütmeksizin bu yazıda başka bir konuya değineceğim.

Milliyetçilerin tartışmaları/kavgaları, şu söylemi her seferinde tekrarlatıyor: Milliyetçiler bölünmesin, ayrışmasın.

Bu söylemin iyi niyetli olduğunu düşünüyorum. Yine de bu türden temennilerin mevcut ihtilafları çözemeyeceği kanaâtindeyim. Hatta nihaî çözümü engelleyebileceğini de ileri sürebilirim. Milliyetçilerin tek cephede, tek çatı altında, yani topyekûn mücadele etmesi arzulanmaz mı? Arzulanır. Peki bu nasıl olacak? Milliyetçi olduğunu beyan eden kimseleri üzerinde uzlaşılmış değerler, fikirler ve ülküler etrafında kenetlemek lâzım gelir. Öncelikle Türk milliyetçisi kime denir sorusuna yanıt teşkil eden, olabildiğince kapsayıcı ama aynı zamanda da dışlayıcı bir tanım oturtulmalı.

Türk milletinin istiklâli, refahı, öz varlığı başta olmak üzere tüm doğal haklarını savunan; milleti en üst ve geçerli örgütlenme biçimi kabul eden kişiye/teşkilâta milliyetçilik pâyesi verilebilir. Milliyetçiliği tanımlamak ise çok daha hayatî ve tutkulu tartışmalara sebep olacak soruları doğurur. Bu sorular ister doğrudan ister dolaylı olarak içinde “nasıl” barındırır. “Nasıl" ise bir yönteme işaret eder.

Ben, yöntemin fevkalâde mühim olduğuna inananlardanım. "Ezmanın tegayyürü" (zamanların başkalaşması) neyi gerektiriyorsa ona uygun olan yöntem, davayı ilerletecek; muzaffer kılacaktır. Tersine, şartları karşılamayan ve uygun olmayan yöntem ise davayı felç edecek ve hatta bir daha doğrulmamak üzere yenilgiye uğratacaktır. Hangi yöntemin doğru olduğu, fikir ve eylem düzeylerinde sınanarak, ayıklanarak ortaya çıkar.

Bir Metafor: Biz, bir ufka bakıyoruz, bir menzili göze alıyoruz. Menzili aşmak ve ufka varmak için bir yol tuttuk. Yolumuz birçok noktada tıkandı, tıkanmakta ve tıkanacak. Tıkanıklığın bizi yolumuzdan etmemesi için ana yola bağlı ve aynı istikamette ilerleyen patikalar açabiliriz. Eğer amacımız gözlediğimiz o ufk-ı i'tilâya (yükseliş ufkuna) varmak ise ve biz bu emelimizde samimiysek hiçbir sorun yok demektir. Sezgilerimiz, bilgi birikimimiz, deneyimlerimiz, istidâdımız ve cesaretimiz uyarınca kendi patikamızı takip etmekte hürüz. Hangi patikanın selametinden eminsek onu takip etmekten daha doğal ve hakça ne olabilir? Yoldan sapanlar yolun sonunda zaten belli olacak. Yolun sonunu göremeyeceğiz belki, o zaman da yerde cansız duran elimizin işaret parmağı ve kanlı ayak izlerimiz ufka yönelip yönelmediğimize kanıt olacak. İhtimal ya — sonu bataklık, uçurum, ateş çukuru, darlık ve gaile olan; sonunda bizi bizden binlerce kat fazla düşmanın (çakalın) beklediği bir tek yoldan ilerleyip topyekûn hiçliğe karışmaktansa ayrışmak daha makûl değil mi? Binlerce kilometre öteden kafileler hâlinde ve farklı güzergâhlardan gelmedi mi atalarımız? Biz sizin tercihinizden kuşku duyuyorsak ve hatta tercihinizin yanlışlığından eminsek ne diye size katılalım? O hâlde ayrışalım, ayrışalım ki Türklüğü ufkun ardına taşıyalım. Bölüneni börü yiyecekse hakkıdır, kurtlukta düşeni yemek kanundur ve düşmeyenimizin soyu soylansın, boyu boylansın, adı minnetle yâd edilsin.

Esen olsun.


Celalettin Durak

NELER SÖYLENDİ?
@
Konuk Yazar

Konuk Yazar

DİĞER YAZILARI Vahşice Katledilmiş Küçücük Bedenler: EOKA Tarafından Öldürülen Kıbrıslı Türk Çocuklar 31-05-2021 09:55 Değişmeyen Başlık: Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz 19-05-2021 11:17 Ülkücülerin 'Ablası', Ülkücülerin 'Şahikası' 10-05-2021 11:15 1915 Ermeni Meselesi; Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu 27-04-2021 10:11 Kayıp Sadece 128 Milyar Dolar Mı? 16-04-2021 11:21 Dünya Finans Sistemi ve Merkez Bankası: Arkasındaki Pek Bilinmeyen Gerçekler 29-03-2021 09:21 Tarih Türkeş'i Haklı Çıkardı 16-03-2021 22:51 Indie Oyun Sektörü: Bekleyeni Olmayan Bir Avuç Geliştiricinin Hikayesi 05-03-2021 12:32 “Anadolu İrfanı’na” Aykırı Bir Anadolu Türk Ozanı: Karacaoğlan 19-02-2021 10:55 Zeki Velidi Togan Hoca’nın Eğitim Disiplini Ve Hatıralarım 07-02-2021 09:21 Putin’in Tahtını Sallayan Liberal Milliyetçi: Navalny 31-01-2021 11:34 Turan: Asla Olmayacak Olanda Diretmek 08-01-2021 10:41 FPS Oyunlarının Tarihi Gelişimi 04-01-2021 11:10 Hakkı Öznur'un Kitaplarından İntihal Yapan Yapana 22-12-2020 10:00 Şiiri Kim Öldürdü? 12-12-2020 13:52 Kürdistan Kavramının Günümüzde Olmayan Karşılığı 17-11-2020 09:48 Cumhuriyet Halk Partililerin Amerikan Seçimleri ile İmtihanı 06-11-2020 10:07 Bir Algı Aracı Olarak YPJ İllüzyonu 05-10-2020 13:44 Küresel Dünya Küresel Life 28-09-2020 11:26 Medeniyet Dili Olarak Türkçe ve Hasan Tahsin 18-09-2020 12:37 Bölüneni Börü Yer mi? - Milliyetçi Ayrışma 17-09-2020 10:15 Kızılelma Gömleği X AKP 11-09-2020 10:16 Ölüm Cezasına Dair 03-09-2020 09:13 Doğu Türkistan Milli Davamız mıdır 01-08-2020 21:01 Hoşnutsuz İnsanlar Ülkesinde 01-08-2020 20:46 Atatürk'ün 9. Ordu Müfettişi Olarak Görevlendirilmesi 25-07-2020 20:05 Türkiye’de Kadının Yaşama Hakkı 21-07-2020 22:05 Libya'dan Eli Boş Dönmeyelim? 28-06-2020 20:20 Türk Milliyetçilerinin Günahları 03-06-2020 21:19 Din, Kamu Hizmeti Olmalı Mıdır? Bir Din Kamu Hizmeti Olarak Diyanet İşleri Başkanlığı Tartışması ve Fransız Laikliği Örneği 19-05-2020 19:31 Türkiye’de Sivil Toplum ve AB Üyelik Süreci 18-05-2020 20:46 Bir Siyasal Araç Olarak Serseri Aşık Liseli 16-05-2020 20:20 Lider Ne Diyorsa Doğrudur 05-05-2020 20:27 Bir Kısır Tartışma: Türk Milliyetçiliği mi, Türk-İslam Milliyetçiliği mi? 03-05-2020 21:21 Doktor Rıza Nur Hakkında Birkaç Soru ve Cevap 01-05-2020 21:14 Sahi, Devlet Neydi? 21-04-2020 20:31 Kızıl Hegemonyanın Kanlı Propagandası 17-04-2020 20:31 Çin Gerçekten Virüsü Yendi mi? 10-04-2020 21:00 Eski Türklerde Yada Taşı ve Genel Bilgilendirme 14-04-2020 20:50 Böyük Türk Mücahidi: Başbuğ Alparslan Türkeş 04-04-2020 21:02 Firdevsi ve Nevaî Üzerinden Hedefe İlerleme 31-03-2020 20:26 Bir AKP Masalı 04-03-2020 20:19 Bir Kutsala Dokunmak: Nevzat Kösoğlu'na Dair 03-02-2020 19:59 Kime Hitap Eder Bu Hutbeler 24-11-2019 19:48 İntihar Mı İsyan Mı 15-11-2019 18:11 Türk Genel Devriminin Kısa Bir Deyimi 29-10-2019 17:27
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA