CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Kürtçü DEM Parti ile yaptığı ortak basın açıklamasında kullandığı ifadeler, bir kez daha CHP’nin neden CHP olduğunu sorgulamamı sağladı.
Altı Ok logolu partinin genel başkanını birçok kez “Atatürk’ün partisiyiz” naralarını atarken gözlemledik. Oysa karşımızda sosyal demokrat varyantlı bir AKP olduğu aşikar. En nihayetinde AKP’li Cumhurbaşkanı’ndan başka kim Türk milletini “Türk, Kürt, Arap” şeklinde tasnif ederek cumhuriyetimizin kurucu değerlerine böylesine meydan okuyabilirdi? Atatürk’ün koltuğunda oturan Özgür Özel bu rezilliğe imza attı.
Altı Ok’u parçalamaya ant içmiş CHP kadrosuna özünü hatırlatmak da bize düştü sanırım. Atatürk'ün partisinden Sosyalist Enternasyonal'e uzanan bu ideolojik enkaza yakından bakalım ve CHP'ye önerdiğim yeni logoyu ve ismi görelim.
CHP VE MİLLİYETÇİLİK
Altı Ok’un üzerinde ısrarla durmamın ve duracak olmamın sebebi, CHP’nin bu simgeyi sadece logo olarak kullanmasından değil; parti programında CHP’nin ideolojisinin Altı Ok’tan beslendiğinin iddia edilmesidir. Evet, Türk bahsinin kurumlar hariç -THK, TSK vs.- sadece bir kere geçirildiği, o da Atatürk’ün milliyetçilik anlayışından söz edilirken zaruri olarak anıldığı mezkur parti programından söz ediyorum.
Öncelikle, CHP milliyetçi değildir. Parti programında yer alan “Atatürk milliyetçiliği” diye anılan ilke, baştan sakat bir mefhumdur. Bir kere Atatürk bir millet değil ki Atatürk milliyetçisi olasın. Atatürk gibi bir milliyetçi olabilirsin. Büyük Başbuğ Atatürk de buz gibi bir Türkçü olduğuna göre ve siz de bu düşünceye mesafeli olduğunuza göre, CHP’nin bir oku partinin tavanı tarafından kırıldı demektir.
Partisinin 1935 yılında yayımlanan, defalarca Türklüğün vurgulandığı parti programının 62. Maddesinde “Nüfusu artırma prensibimizi taplarken, yurt dışından gelecek Türklere imkân olan her yardımı ve kolaylığı göstereceğiz” ifadesini gören güncel CHP kurmaylarının gireceği alerji krizini tahmin etmek zor değil.
CHP’nin neden milliyetçi olmadığını yüzlerce örnekle anlatabilirim ancak Manas Destanı’ndan hallice bir yazı yazmanın manası yok. Kamuoyunun gayet malumu olan bu meseleyi uzatmak gereksiz. Şimdilik partinin kurumsal ve kuramsal özünü hatırlatmakla yetinelim.
CHP VE LAİKLİK
Bahsi artırıyorum, CHP laik de değildir. Evet, laiklikle topyekun mücadele çabası veren AKP’ye karşı konumlandığını iddia eden CHP, ilk bakışta “laikliğin bekçisi” izlenimi veriyor olabilir. Ama biraz daha irdelendiğinde, laikliğin karşısına mezhepçi saiklerle dikildiğini görmek zor olmayacaktır.

CHP İzmir Büyükşehir Belediyesi Mesleki Eğitim Merkezi, arkada Dördüncü Halife Ali'nin portresi.
CHP’nin özellikle son 15 yılda güttüğü mezhepçi siyaset, parti bünyesinde barındırdığı Altı Ok’un bir diğer parçasını, laikliği kırıyor. 1935 Parti programından bir örnek daha vereyim ve bunun günümüz CHP yönetiminin politikalarıyla ne kadar uyuştuğunu bir kez daha düşünelim:
“Parti, bütün kanunların, tüzüklerin ve usullerin yapılışında ve taplanışında, en son ilim ve teknik esasları ile, asrın ihtiyaçlarına uyulmasını prensip olarak kabul etmiştir.
Din, bir vicdan işi olduğundan, parti, dini, dünya ve devlet işleri ile siyasadan ayrı tutmayı, ulusumuzun çağdaş medeniyet yolunda ilerlemesi için başlıca şartlardan sayar.”
CHP’nin laik olduğunu iddia edip dinci/mezhepçi siyasetiyle yarattığı oksimoron, kırılan laiklik okunu gözler önüne seriyor.
CHP VE İNKILAPÇILIK
Günümüz CHP’si inkılapçı olmaktan da çok uzaktır. Ana muhalefet olmanın verdiği konforla toplumda karşılığı oldukça zayıf olan Sosyalist Enternasyonal reflekslerle hareket etmekte ısrarcıdır.
CHP, “laikliğin ve cumhuriyetin bekçisi” maskesiyle kemik yüzde 20-25 artı Tayyip Erdoğan’ın gitmesini dileyenlerin oy verdiği bir partidir. Parti tavanı Kürtçülük yapar, AKP-MHP ile süreç yürüten DEM Parti’ye muazzam bir düşkünlükle yaklaşır. 2023 seçimlerinde Türk milliyetçilerinin belirleyici olduğu fark edilince de Canan Kaftancıoğlu gibi bir figür Göktürk bayrağının önünde poz verir. Seçimlerden sonra virüs düşüncelerle siyaset yapmaya devam eder.
AKP’nin kötü olmasından dolayı aldığı oyla karnı doyan CHP, herhangi bir inkılapçılık refleksi göstermez. Bu refleksi 19 Mart sürecinde gösteren gençler CHP’yi korkutmuş olacak ki, Özgür Özel eylemleri bir miting şovuna dönüştürdü ve “Yiğidim Aslanım” söyleyip dağıttığı gençlerden oy bekledi. Cumhuriyet temellerine dinamit döşendiği şu dönemde inkılapçı ruhlu bir CHP olsaydı, biraz olsun konfor alanından çıkmaya ve “sürekli ilerlemeye” devam etmeye çalışırdı. Ana muhalefetin yankı odasında bir ok daha kırıldı, etti üç.
CHP VE CUMHURİYETÇİLİK
Altı Ok’taki en önemli ok, CHP’ye adını veren ok, cumhuriyetçilik. Evet, CHP maalesef burada da sınıfta kaldı. Cumhuriyetin iskeletini oluşturan milliyetçilik ve laikliğin yok sayıldığı bir ortamda, sağlıklı bir cumhuriyetçilikten söz edilebilir mi? Guardian’a konuşurken yabancı bir devlet başkanından medet uman Özgür Özel, hakimiyetin kayıtsız şartsız milletin olduğunu unuttu mu?
Güncel parti programında “CHP için cumhuriyetçilik, her durum ve şartta halkın kendi kaderine sahip çıkma iradesidir” yazan CHP’nin Genel Başkanı, kaderimize sahip çıkması için neden İngiltere Başbakanı’na sesleniyor? Tek seferlik bir gaf denip geçilse dahi -ki denemez-, az evvel de belirttiğim gibi milliyetçilik ve laiklik olmadan cumhuriyetçilik epey ruhsuz kalır. Dört ok kırıldı, geriye sadece sosyal demokrasinin arkasına gizlenmiş bir ideolojik enkaz kaldı.
KALDI İKİ OK: YENİ İSİM VE LOGO ÖNERİSİ
Sonuç olarak, CHP’nin Atatürk’ün mirası olan Altı Ok’tan elinde bir tek Devletçilik ve Halkçılık kaldı. Bu ilkelere nispeten daha sadık gibi görünmesinin kurucu ideolojiye sadakatten ziyade sosyal demokratlığa dair ipuçları bulmalarıdır.
Milli burjuva yoksunluğundan ve 1929 Buhranı’nın getirdiği küresel problemlerden ötürü benimsenmiş olan devletçilik ilkesi, Özgür Özel’in Sosyalist Enternasyonal toplantılarında boy göstererek benimsediği Sosyal Demokrasi’nin kamuculuğu ile aynı yere çıkmayabilir.
Özgür Özel, halkçılık "hassasiyetini" Ayn el-Arab'a CHP'li belediyelerden yardım gönderme düşüncesiyle ifade etti. Bir Ankara sakini olarak, altyapı problemlerinden ötürü dördüncü kez işe geç kaldığım gün yapılan bu açıklama, CHP'nin halkçılığını da sorgulattı.
Tüm bunların ışığında işte CHP’ye yeni logo ve isim önerim:

Küçük Bir Ek
CHP, AKP ile kurucu değerlere düşmanlık yarışına girse de şimdilik kötülüğünü istemeyeceğim bir kurum. Tayyip Erdoğan’ın karşısındaki ilk alternatif olduğu için bunları dile getirdim. Ana muhalefet düzelmeli ki Türkiye AKP’den kurtulsun. Sonrasında, olası bir CHP iktidarında aynı kafa ile devam edilirse çok daha sert eleştirilere hazır olmalılar.
Biz Türk milliyetçileri post-Erdoğan döneminde de CHP’ye karşı güçlü bir alternatif olacağımız için bu kavga sürecek gibi. Temennim bunun demokratik ve etik olmasıdır.



















































































































