Milliyetçilik ile feminizm arasında, her iki düşüncenin doğasından kaynaklanan tarihsel bir mesafe vardır. Bu mesafenin temelinde 'bakış açılarının' farklı odaklara hapsolması yatar.
Milliyetçilik; odağında ulusal bütünlüğü ,bağımsızlığı ve bunların yegâne teminatı olan milli kimliği bulundurur. Milliyetçi şemsiyesi altında cinsiyet gibi bireysel kimlikler, bütünün bekası adına gölgede kalır. İkincil birer unsura dönüşür. Öte yandan feminizmde odak bireyin cinsiyetinden ötürü maruz kaldığı toplumsal prangalardır. Milliyetçilik toplumun yapı taşı kabul ettiği aile kurumunu kadim bir miras gibi koruma refleksi içindedir. Feminizmin kadını özgürleştirme şiarı ile bu tutum zaman zaman çarpışır. Bu ontolojik farklar mesafenin asıl müsebbibidir.
Bu ontolojik ayrım Batı medeniyetlerinde feminizmi otoriteden kopuk ademi merkeziyetçi bir çizgiye savursa da içinde bulunduğumuz coğrafyanın hakikati bambaşkadır. Türk kadınının varoluş mücadelesi modern ve dışlayıcı feminist anlatılardan ziyade kendi köklerinden beslenen şahsına münhasır köklü bir geçmişe dayanır. Türk kadınının toplumsal mevcudiyeti, milliyetçi mefkurelerle tahkim edilmiş bir iradenin eseridir. Keza bu topraklarda milliyetçilik kadını "milletin yarısı" olarak görür, onun atıl kalmasını milletin felci sayar. Türk kadını milletin karşısında değil, aslı odağında, onun istikbal kavgasıyla omuz omuza bir kimlik inşa etmiştir.
Türk kadınının toplumsal statüsü, sadece bir hukuk davası değil kökü bin yılların derinliklerine uzanan bir hürriyet ve şahsiyet mücadelesidir. Tanzimat ile başlayan Cumhuriyetin ilanı ile neticelendirilen bu hak kazanım süreci art niyetli söylemlerin aksine bir lütuf değil fikri ve fiili mücadele sonucu elde edilmiş bir kazanımdır. 1934 yılında Türk kadınının siyasi iradesini eline alması taklitçi bir hamle değil; Türk harsının aslına geri dönmesidir.
Milli kazanımlarla kadınların elde ettiği sosyal kazanımlar her daim birbirinden güç alarak ilerlemiş, birbiriyle bağdaşmıştır. Bu bağdaşım sebebiyle irticai unsurların kadını elde ettiği haklardan mahrum bırakma cabası yalnızca bireyleri sindirmeye yönelik bir tutum olarak değerlendirilemez. Kadına karşı işlenen her ayrımcı tutum aynı zamanda içten içe beslenen nizam düşmanlığının istemsiz dışavurumudur.
Ne var ki bugünün toplumsal yapısı, tam da bu sistematik karşıtlığı besleyen cinsiyetçi uygulamaların kıskacındadır. Gençler arasında ne yazık ki son yıllarda kadın düşmanı akımlar zehir gibi yayılmaktadır. Ekonomik buhranların yarattığı gelecek kaygısı ve dijital dezenformasyonun tetiklediği incel kültürü kadını "ganimet" veya "stratejik düşman" olarak kodlamaktadır. Bu durum hem bahsettiğim anomik eğilimi beslemekte hem de toplumda derin güvensizlik yaraları açmaktadır.
Toplumsal yapıda, açıkça husumet içeren cinsiyetçi tutumlar kadar yıkıcı olan bir başka tutum daha mevcuttur. Çoğu zaman nezaket, gelenek, centilmenlik gibi kavramların altına gizlendiği için meşruiyet kazanan ve bu sebeple teşhis edilmesi çok daha zor bir tutum: Korumacı Cinsiyetçilik.
Korumacı cinsiyetçilik, kadını toplumsal hayatın etkin bir paydaşı olarak konumlandırmak yerine ona saf, narin ve korunmaya muhtaç bir imge kazandırarak pasifize etme stratejisidir. Her ne kadar ilk bakışta 'iyi niyetli olarak görünse de kadını hayatın asli sahalarından tecrit etme amacı taşır ve milli birliğin tahsisini tehdit eder.
Gerçek bir Türk milliyetçisi için kadının toplumsal konumu bir topyekun varolma meselesidir. Kadını toplumsal hayatın dışına itmeye çalışan her türlü gerici cereyanla mücadele etmek tarihsel birliktelik hasebiyle milli bir vazifedir.
Kadın haklarını milli bir mesele olarak ele almayıp bu alanı ademi merkeziyetçi siyasetin belirsizliğine terk etmek hem kadın kimliğine hem de toplumsal bütünlüğe ciddi zarar verecektir. Zira ademi merkeziyetçi siyasetin kusurlu anlatısında kadın asli bir kurucusu olduğu cumhuriyete öteki parantezinin içinden bakmaya itilecektir. Bu durum kimlik siyasetinin dar alanlarına mahkum olmaktır. Türk milliyetçileri feminizmi daha derinlikli ve stratejik bir zeminde tartışmaya mecburdur.



















































































































