Son dönemde adını sıkça duyduğumuz, popülerliğiyle birlikte doktor tavsiyesi ve kontrolü dışında kullanımı hem maddi hem de manevi açıdan tehdit oluşturan zayıflama iğnelerinden söz etmek istiyorum. Bu iğneler aslında obezite ve diyabet (diabetes mellitus) tedavilerinde kullanılmaları gereken tıbbi ajanlardır. Ancak doktor kontrolü dışında kullanıldıklarında birçok organı olumsuz etkileyebilirler.
Son dönemde popülaritesi hızla artan bu ilaçların yanlış ve bilinçsiz kullanımı, ileri evrelerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Kilo sorunu yaşayan, özellikle gençlikten ileri yaşlara kadar birçok kadının sıkça başvurduğu bu kimyasalların nasıl etkili olduğunu açıklamak gerekir. Konuyu uzatmadan, tıbbi açıdan bu ilaçların hangi organları etkilediğini ve nasıl çalıştığını sade bir dille ele almak istiyorum.
Her “mucize” olarak görülen ilaçta olduğu gibi, bu ilaçların da gölgede kalan bir yüzü vardır. Bu yüz, vücudumuzun en sessiz ancak en hayati organlarından biri olan pankreastır. Pankreas, yalnızca insülin hormonu salgılayan bir organ değildir. Oysa pankreas, vücudun hem endokrin (hormon) hem de ekzokrin (enzim) görevlerini yerine getiren iki yönlü bir organdır.
Endokrin Görevi: İnsülin ve glukagon gibi hormonları salgılayarak kan şekerini dengeler.
Ekzokrin Görevi: Sindirim için hayati öneme sahip amilaz, lipaz ve proteaz gibi enzimleri üretmekle görevlidir.
Bu enzimler yağları, karbonhidratları ve proteinleri parçalayarak besinlerin hücrelere geçmesini sağlar. Yani pankreas bozulduğunda yalnızca şeker dengesi değil aynı zamanda tüm sindirim sistemini de zincirleme şekilde etkilemektedir.
Zayıflama İğneleri ve Pankreas
Aşağıda daha önce açıklamasını yaptığım hormona bakalım:
GLP-1 Agonist
Basit ve anlaşılır biçimde anlatmak gerekirse; yemek yediğimizde bağırsaklarımızdan GLP-1 adlı bir hormon salgılanır. Bu hormon, beyine “doydum” sinyali gönderir, midenin daha yavaş boşalmasını sağlar ve insülin salgısını düzenler. Yani hem iştahı azaltır hem de kan şekerini dengeler.
GLP-1 Agonist olarak bilinen bu ilaçlar (semaglutid, tirzepatid) vücutta insülin salınımını artırır , mide boşalmasını geciktirir ve tokluk hissini uzatır. Ancak bu mekanizma, pankreası sürekli uyarılmış halde tutar. Bu durumun uzun vadede pankreasa,
- Pankreatit (pankreas iltihabı),
- Enzim salınımında dengesizlik (amilaz, lipaz artışı),
- Safra kesesi taşları ve safra yolu tıkanıklıkları,
- Karaciğer enzimlerinde yükselme,
- Böbrek fonksiyonlarında bozulma ,
gibi zararlı etkileri olabilmektedir. Bazı klinik gözlemlere göre, çoklu organ yükü oluşturabileceği yani yalnızca pankreas değil karaciğer, böbrek, safra sistemi gibi diğer organlarında dolaylı olarak etkilendiğini gözlemlemişlerdir. Özellikle doktor kontrolü dışında kullanımlar bu riskleri katlanarak artırmaktadır.
DM (Diabetes Mellitus ) Hastalığı ve Pankreas
Diabetes Mellitus hastalığında pankreasın insülin üreten beta hücreleri zarar görür. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar pankreatik enzim düzeylerinde de dengesizlikler olabileceğini gösteriyor. Yani diyabet yalnızca "şeker hastalığı" değil, sindirim ve metabolik sistemin de bütünüyle ilgilidir. Bu nedenle DM hastalarının pankreas enzimleri de sürekli olarak takip edilmelidir.
Geçici Zayıflık, Uzun Vadeli Hasar
Birçok kişi bu enjeksiyonlarla kısa sürede kilo verirken, pankreasın "susturulmuş çığlığı’’ farkedilmez. Kilo kaybı eğer hormonal ve enzimatik dengenin pahasına gerçekleşiyorsa uzun vadede dönüşü zor hasarlara yol açabilir. Kısacası, zayıflamak her zaman “hafiflemek” anlamına gelmez. Eğer bedelini pankreas, karaciğer ya da böbrek ödüyorsa, bu artık sağlıklı kilo kaybı değil; yeni hastalıkların ortaya çıkmasına zemin hazırlayan bir süreçtir.
Son söz olarak: Denge, mucizeden daha değerlidir. Pankreas sessiz olabilir ama suskunluğu ölümcül olabilir. Her enjeksiyon, her ‘’yeni mucize ‘’ aslında bu sessiz organın sınırlarını biraz daha zorlayabilir. Bana göre zayıflamanın en akıllıca yolu, vücudun dengesine sadık kalmaktır.
Çünkü doğanın her sisteminde olduğu gibi, insanda da mucize değil denge yaşatır. Umarım sırf popülerliği yüzünden bedeninize ve organlarınıza kötülük yapmadığınız güzel hayatlarınız olur....




















































































































Eğer iğne çıkar yol olsaydı boşuna mı bizler tabiri caizse kıçımızdan terler akana kadar sporlar yapar, ağzımızı tutmak için türlü türlü sınavlardan geçerdik? Tabii ki belki de bilim ileride bu iğnelerin pankreasa ya da herhangi bir organa zarar vermeyecek halini önümüze getirir ama bu o değil.
Yine önemli bir konuya değinmişsiniz,insanların bilinçlenmesi lazım.Moda olan her şey her zaman güzel olmayabilir.Sağlık konusunda daha dikkatli davranmalı,hayatımıza değer vermeliyiz.Hayatımız, çöp kutusu değildir.
Maalesef gelen hastalarimda ozellikle hanimlarin kendi ve cocuklari icin umarsizca yaptiklari ilac gida takviylerini gordugumde inanilmaz uzuntu hissediyorum , hani dedik ya populeritesi oldugu icin , unluler youtuberlar vs gibi goz onunde olup bu tarz urunleri reklam edip ciddi saglikla oynamalari beni derinden uzuyor , hele ki cocuklar icin alinan sozde zihin gelistirici ya da dikkat icin dr tavsiyesi olmadan alinan o ilaclar gelecekte tipik anksiyete hastalarinin olusmasina neden olacak bu da ayri uzuntu konusu elimden geldigince yalın dille anlatmaya calisiyorum ve calisacagim bunu kendime gorev edindim , yorumunuz icin ve beni takip ettiginiz icin mutesekkirim.... Saglikli mutlu huzurlu omurler diliyorum....