Bir seçim sürecini daha geride bıraktık. Kesinleşen resmî sonuçlara göre listemizin Kerkük’te yalnızca 2, Musul’da ise 1 sandalye kazandığı görülmektedir. Bu, yüce milletimiz için bir zafer değil; maalesef bir yenilgidir. Bu nedenle milletimiz kaybederken “zafer ilanı” yapanlara itibar etmeyiniz.
Kesinleşen sonuçlarla beraber, artık Türkmenlerin seçim performansını imkânlar çerçevesinde değerlendirmek isterim. Özellikle seçimden bir ay önce Kerkük’ümüze gitmemle birlikte, seçime kadarki süreçte birçok saha çalışması başlattık. Irak Türkmen Cephesi (ITC) bünyesinde Türk mahallelerini kapı kapı gezerek milletimizin derdini doğrudan dinleme fırsatım oldu. Milletimizin seçime katılma ya da katılmama nedenlerini bizzat öğrenme imkânı buldum.

Halkla konuşmaya başladığımızda, vatandaşlarımızın seçime katılmamasının birçok nedeni olduğunu gördük. Bu nedenlerin çoğunluğu Irak’taki diğer toplum kesimlerinin sandığa gitmeme gerekçeleriyle ortak olsa da Türkmenlere özgü nedenler de bulunmaktadır.
Tabii ki bu nedenlerin en başında, seçimlerden sonra hiçbir şeyin değişmediği algısı gelmektedir. Vatandaşlarımızın ağzından çıkan ilk söz, genelde verdikleri oyun karşılığını göremedikleri için hiçbir şeyin değişmediği yönündedir. Bu, Irak genelinde etkili olan bir durumdur. Türkmenler özelinde olmasa da yıllardır her seçim döneminde halkın karşısına çıkan adayların abartılı vaatlerinden sonra sonuçların tam tersi olması, insanların sandığa gitmeme oranını artırmaktadır.
Vatandaşlarımızın seçime katılımını en çok etkileyen faktörlerden bir diğeri de iç çekişmelerdir. Özellikle 2021’den sonraki süreçte, yetkililerin kendi aralarındaki çekişmelerin halkın gözü önünde birer kavgaya ve inatlaşmaya dönüşmesi katılımı olumsuz etkilemiştir. Siyasilerin kişisel çıkarları nedeniyle halkın önünde kavga ettiğini gören vatandaşlarımızın zihninde, "Kendi aralarında birleşemeyen insanlar milleti nasıl temsil edecek?" sorusu yaygındı. Yakın zamanda Irak Türkmen Cephesi Genel Başkanlığına genç bir başkanın gelmesi ile bu durum değişse de o dönemin bıraktığı hasarı ve yarattığı küskünlüğü hâlen görmekteyiz. Mevcut Genel Başkan Mehmet Seman Ağaoğlu bu konuda ciddi ve faydalı bir çalışma içerisindedir.
Ne yazık ki mevcut sonucun ana nedeni, halkın doğrudan bir değişim görmek istemesidir. Bu millet, yıllardır aynı isimleri aday olarak görmekten yorulmuştur. Ziyaretlerim sırasında vatandaşlarımızdan sıklıkla bu konuda geri dönüşler almaktaydım. Ya aynı isimlerin ya da halk nezdinde karşılığı olmayan kişilerin aday gösterilmesi, milletin; "Sadece safım belli olsun diye oy veriyorum" noktasına gelmesine yol açıyordu.
Ayrıca siyasilerimizin seçim süreci öncesindeki zayıflığı, milletvekili seçtiğimiz kişilerin verdikleri sözleri yerine getirmemesi ve seçim öncesinde halkla yeterince iletişim kurulamaması gibi etkenler de katılımı ciddi şekilde düşürmüştür. Birkaç aday dışında neredeyse hiç kimse yeterince halkla buluşmadı, halkın derdini dinlemedi. Bu durum, sadece seçim döneminde hatırlandığını hisseden vatandaşların kapılarını kurumlarımıza kapatmasına neden oldu.
Vekil olanlar verdikleri sözleri yerine getirdiğinde başarı "A kişisine" mal edilirken, getirmediklerinde tepkinin şahsa değil de "kurum yapmadı" denilerek kuruma yönelmesi ve kuruma küsülmesi; vekillerimizin sınırsız yetkisi varmış gibi geçmiş dönemde bol keseden vaatler vermesinin bizlerde yarattığı tahribatı göstermektedir.
En başta belirttiğim nedenler çerçevesinde, Irak Türklerinin de birer Irak vatandaşı olduğunu unutmamamız gerekiyor. Diğer Irak vatandaşlarının ülke genelinde dile getirdiği şikayetler ve genel katılım düşüklüğü benzer şekilde bizleri de etkilemiştir.
Sistematik olarak yıllardır uygulanan demografik değişimler ve seçmen kütüğü hileleri, halkımızın seçime katılımını engelleyen diğer nedenler arasındadır. Seçimden önceki süreçte seçmen kartlarını yenileyemeyen veya "Sana gerek yok" denilerek geri çevrilen vatandaşlarımızdan; seçim günü elektronik oy cihazında parmak izlerinin çıkmadığına veya oy pusulasının sistem tarafından okunmadığına dair şikayetleri gün boyunca birçok kez aldık.
Son olarak; seçim akşamında Kürt silahlı grupların Türk mahallelerine saldırı düzenlemesi, Irak ordusunun bu mahallelere olağanüstü şekilde konuşlanması ve kendisi de bir aday olan Kürt Valinin emriyle seçim günü tüm Türk mahallelerinde polis noktaları kurulması gibi birçok neden de motivasyonu ve katılımı zayıflatmıştır.
Ne yazık ki tüm Irak’ta yüzde 54 civarında olan seçime katılım oranı, Kerkük’te Kürtlerde yüzde 80, Araplarda yüzde 60 olurken; Türklerde bu oran yüzde 30-35 arasında kalmıştır. Bu düşük katılım, yeterli düzeyde bir ilgi olması hâlinde garanti gördüğümüz dört koltuğun çok gerisinde kalmamıza neden olmuştur. Dış baskılar sonucu Türkmenleri bölen listelerin ortaya çıkması da oy dağılımını ciddi şekilde etkilemiştir. Yaklaşık 33 bin Türkmen oyu, diğer listeler tarafından boşa harcanmıştır.

Kazanan ve Irak Türklerinin tek temsilcisi olan listemiz ise yaklaşık 67 bin oy alarak beklentimizin oldukça gerisinde kalmıştır. Kısacası; Kerkük için daha çok çalışmamız, sonraki seçimlerde dış baskılar sonucu oylarımızı bölmeye çalışanları sert biçimde engellememiz ve seçime gitmeyen kardeşlerimizi ikna etmemiz büyük önem taşımaktadır.
Türkmenlerin sadece yüzde 50’sinin sandığa gittiği bir senaryoda dahi alacağımız oyla 4-5 koltuğu rahatlıkla garantileyebilecek bir nüfusa sahibiz. Bu nedenle iki koltuk almamız bir “zafer” değil, maalesef bir yenilgidir.
Artık yetkililerimizin aklını başına toplama vakti gelmiştir. Bu yenilgiden ders çıkararak şu somut adımları derhal atmamız gerekmektedir:
1. Aday Belirleme Sürecini Demokratikleştirmek
- ITC tabanına kayıtlı tüm üyelerin katılacağı bir ön seçim sistemi kurulmalıdır. Oylama, elektronik veya fiziki sandıklarla yapılmalı; süreç ITC Merkez Yönetim Kurulu tarafından denetlenmeli ve seçimden en az 6 ay önce tamamlanmalıdır.
- Her ilçe düzeyinde halk anketleri ve odak grup görüşmeleri düzenlenmeli; sonuçlar aday listesinin %70’ini belirlemede kriter olarak kullanılmalıdır.
- Yeni adaylar için zorunlu kota uygulanmalıdır: Adayların en az %30’u 40 yaş altı gençlerden, %20’si ise kadınlardan oluşmalıdır. Ayrıca her adaydan “halkla en az 200 kapı ziyareti” belgesi ve 1000 adet farklı seçmen kartı örneği istenmelidir.
- Türkmen Gençlik Platformu kurularak tüm Türkmeneli kesimlerinin temsil edileceği bir yapı oluşturulmalıdır. Türkmen gençlerinin siyasetin tam kalbinde yer almaları için gerekli zeminler hazırlanmalıdır.
2. Birlik ve İttifak Mekanizması Kurmak
- Diğer Türkmen siyasi oluşumlarla resmi “Seçim İttifak Protokolü” imzalanmalı; bu protokolde ortak aday listesi, oy bölünmesini önleme maddeleri ve dış baskılara karşı ortak tavır yer almalıdır. Protokol görüşmeleri mevcut Genel Başkan öncülüğünde 2026 başından itibaren başlatılmalıdır.
- ITC bünyesinde kalıcı bir “Birlik ve Diyalog Komisyonu” kurulmalı; bu komisyonda sivil toplum temsilcileri, kanaat önderleri ve gençler yer almalıdır. Komisyon, ayda en az bir kez diğer Türkmen gruplarla resmi toplantı yapmalıdır.
3. Sürekli ve Kurumsal Halk İletişimi
- Seçim dışı dönemlerde de çalışacak mahalle bazlı saha ekipleri oluşturulmalıdır. Her mahallede 5-10 gönüllüden oluşan ekipler, ayda en az bir kez kapı ziyareti yapmalı ve rapor tutmalıdır. Bu raporlar aracılığıyla, anket verileri dahil olmak üzere sahadan alınabilecek tüm bilgiler derlenmelidir.
- ITC mobil uygulaması ve dijital platformlar geliştirilmelidir. Uygulamada halkın şikayet/öneri iletebileceği formlar, vekil faaliyet takibi ve canlı yayın özellikleri olmalıdır. 2026 sonuna kadar uygulamanın en az 50.000 kişi tarafından indirilmesi hedeflenmelidir.
- Kapsamlı bir ITC internet sitesi açılmalıdır. Irak’ta bulunan tüm resmi dillerde hizmet verecek olan site, Irak Türklerinin vizyonunu yansıtmalı ve mobil uygulamadaki özellikleri kapsamalıdır.
4. Gerçekçi Vaatler ve Hesap Verebilirlik
- Seçim öncesinde her adaya yazılı “Seçim Sözleşmesi” imzalatılmalı; bu sözleşmede en fazla 10 somut ve ölçülebilir vaat yer almalıdır. Seçildikten sonra ise yılda iki kez halka açık rapor sunulması zorunlu tutulmalıdır.
- Bağımsız bir “Vekil Performans Denetim Komisyonu” kurulmalı; komisyonda ITC dışı sivil toplum temsilcileri, akademisyenler ve kanaat önderleri çoğunlukta olmalıdır. Komisyon yıllık rapor yayınlamalı ve düşük performans durumunda vekile uyarı mekanizmasını işletmelidir.
5. Seçmen Mobilizasyonu ve Teknik Hazırlık
- Seçimden en az 6 ay önce “Seçmen Kartı ve Kayıt Kampanyası” başlatılmalıdır. Mahallelerde ücretsiz danışmanlık masaları kurulmalı, ulaşım desteği verilmeli ve en az 100 bin Türkmen’in kayıtlı olması hedeflenmelidir.
- Seçim günü için “Güvenlik ve Lojistik Koordinasyon Merkezi” oluşturulmalı; merkez, Irak ordusu, IHEC ve uluslararası gözlemcilerle önceden protokol imzalamalı ve sandık başlarında gönüllü gözlemci görevlendirmelidir.
- Seçim günü Türkiye’de bulunan bağımsız seçim güvenliği örgütleri ile iletişimde kalınmalı ve destek istenmelidir. Uluslararası gözlemci statüsünde davet edilecek bu kurumların sahada rahat hareket etmeleri ve seçimi bağımsız bir şekilde raporlamaları sağlanmalıdır.
6. Özeleştiri Kültürü
- Son ve en önemli madde ise, bu yazıda da yapıldığı gibi özeleştiriden kaçınılmamasıdır. Özellikle milletin tüm çıplaklığıyla şahit olduğu durumu halktan gizlemeye çalışmak abestir. Millete hesap verecek mekanizmalar oluşturularak, kişisel çıkar için değil, millete gerçekten hizmet edilmesi amacıyla oya talip olunduğu gösterilmelidir.
Yeter ki milletimiz yetkililerimizin samimi olduğunu görsün; devamında bize olan desteğini esirgemeyecektir.
Tüm bu seçim sürecinde yanımızda duran, gece gündüz çalışan, Türkiye’den ve Avrupa’dan gelen soydaşlarımız başta olmak üzere destek veren herkese; sahada çalışmam için alan açan başta Türk milliyetçisi adayımız Kahtan Vendavi olmak üzere tüm Irak Türkmen Cephesi kadrolarımıza teşekkürlerimi iletiyorum.

İçiniz rahat olsun; Kerkük, isteseler de istemeseler de Türk olarak kalacaktır. Yeni dönemde, Türk milletinin bu şehirdeki etkisi güçlü bir şekilde görülecektir.
Unutmayın, unutturmayın: Kerkük Türk’tür, Türk kalacaktır!




















































































































Türkmeneli canımızın yarısıdır,cananımızdır.