Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte bu yıl da Türkiye'nin dört bir yanında yükselen alevler, yalnızca doğanın değil insan ihmallerinin ve eksik hazırlıklarının olduğunu göstermektedir. 2002–2019 yılları arasında 40 bin 697 adet orman yangını gerçekleşmiş ve bu yangınlarda yaklaşık 250 bin 10 hektar orman alanı zarar görmüştür. Bu dönemde yıllık ortalama 2 bin 261 yangın meydana gelmiş ve ortalama 13 bin 899 hektar alan yanmıştır.
Orman Genel Müdürlüğü’nün 2024 yılı faaliyet raporuna göre 2021 yılından sonraki dönemde bu ortalamaların oldukça üzerine çıkılmıştır. 2021-2024 yılları arasında toplam 14 bin 728 orman yangınında 216 bin 278 hektar alan yanmıştır.
Türkiye, Akdeniz iklim kuşağında yer alıyor. Bu nedenle yazları oldukça sıcak, kurak, güneşli ve rüzgarlar kuvvetlidir. Türkiye’nin iklim gerçeği bilinen bir durum ancak iklim krizinin yangın riskini katladığı ve yangın sezonunun daha uzun sürdüğü bir dönemdeyiz. İklim değişikliği orman yangınlarının meydana gelmesine uygun şartların oluşması için riskleri arttırırken; yangının genişlemesi ve söndürme çalışmalarını da olumsuz yönde etkilemektedir.
Orman Yangınlarıyla Mücadelede Yapısal Sorunlar
Türkiye’nin orman yangınlarıyla müdahalede kullanılan hava filosu her orman yangınında tartışma konusu olmaktadır. Kimi zaman kullanılamayan Türk Hava Kurumu uçakları gündemde, kimi zaman yetersiz uçak ve helikopter sayısı. Avrupa’da yangınlara müdahale süresi 5-6 dakika seviyesine kadar inmiştir. Buna karşın Türkiye’de müdahale süresi yaklaşık 11 dakikadır. Müdahale süresinin düşmesi teknolojik dönüşüm ile insansız hava aracı (İHA) ve erken uyarı sistemleriyle mümkündür. Bununla birlikte kara ekipleri, ormancılar ve gönüllüler için uygun iş sağlığı ve güvenliği donanımlarının sağlanması ve gerekli eğitimlerin verilmesi elzemdir. Kaskı, maskesi olmayan görevlilerin yangınla mücadelesi yaralanma ve can kayıplarının yaşanmasına neden olabilmektedir.
Orman Genel Müdürlüğü’nün 25 bin personelinin yanı sıra resmi kayıtlara göre 130 binden fazla gönüllü de yangınlara karşı mücadele etmektedir. Karadan müdahale için bin 786 arazöz ve su ikmal aracı, 2 bin 742 adet ilk müdahale aracı, 831 adet iş makinesi kullanılmaktadır. Tüm hava ve kara araçlarının bakımlarının düzenli olarak yapılması müdahaleler için önem taşımaktadır. Tüm bu imkanların yeterliliği riskler değerlendirilerek sorgulanmalıdır.
Orman yangınlarında afet yönetimi; çok aşamalı ve sistematik bir süreçtir. Türkiye özelinde hem güçlü yönler hem de ciddi eksikler bulunmaktadır. Orman yangınları için hazırlanan risk haritalarının bazı bölgeler için güncel olmadığı belirtilmektedir. Bununla birlikte elektrik iletim hatları, tarla yangınları gibi insan kaynaklı risklerin denetimleri zayıf kalmaktadır. Yangına neden olan kişiler için verilen cezalar da caydırıcılık teşkil etmemektedir. Konunun Adalet Bakanlığı’nda değerlendirilmesi ve ağır cezalar verilmesi düşünülmelidir. Gözetleme kuleleri için personel sayısının yeterliliği de bir diğer eksik olabilir. Yangına müdahaleye katılan gönüllülerin yeterince organize olamaması ve eğitimlerinin eksik olması belki yarardan çok zarar neden olmaktadır. Bunların yanı sıra büyük ölçekli yangınlarda hava filosunun yetersiz kalması ise en büyük sorun olarak görülmektedir.
Yangına müdahale eden ekiplere lojistik desteğin zamanında ulaştırılmasında da aksaklıklar yaşanmaktadır. Afet yönetiminin bir diğer problemini de yangın sonrası yapılan tahliyeler oluşmaktadır. Afet koordinasyonunun yetersiz olması; geçici barınma ve sağlık hizmetlerinin aksaması gibi problemleri ortaya çıkmaktadır.
Erken Tespit ve Müdahale
Termal İHA'lar, uydu destekli erken uyarı sistemleri ve yapay zeka destekli yangın izleme sistemleri dünyada kullanılan erken yangın tespit sistemleridir. Türkiye’de gözetleme kuleleri en yaygın kullanılan yöntemdir. Orman Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre, yangınların tespitinde 776 gözetleme kulesi bulunmaktadır ve bu kulelerin 184'ü yapay zeka donanımlıdır. Bununla birlikte Orman Genel Müdürlüğü envanterinde bulunan ve Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’na ait İHA’lar geniş alanları tarayarak herhangi bir yerde ısı farkı olduğunda ikaz verdiği bilinmektedir. Bu imkanların genişletilmesi ve kullanımının yaygınlaştırılması erken tespit ve müdahale için kritik önem taşımaktadır.
Yangın sonrası genellikle fidan dikimi odaklı hızlı bir rehabilitasyon yapılıyor, ancak ekosistem restorasyonu uzun soluklu bir süreç gerektirmektedir. Yangından etkilenen bölgelerde izleme çalışmaları zayıf kalabilmektedir. Bu bölgelerde toprak kaymaları, sel ve erozyon riskleri artmaktadır. Uydu görüntüleriyle yanan alanların tespiti yapılarak, yıkım şiddetinin haritalanması gerekmektedir. Termal kameralar ve drone ile toprak yüzeyi ısısı ve bitki örtüsü iyileşmesi izlenmeli ve yeşil alan geri kazanım göstergeleri periyodik olarak analiz edilmelidir. Yüzeysel toprak kaybı için erozyon ölçümleri yapılmalıdır. Yangın sonrası suya karışan kül, tortu ve kimyasal kirlilik için akarsu ve göletlerde su analizleri yapılmalıdır. Yangın öncesi ve sonrası fauna-flora türleri karşılaştırılarak kritik türlerin kaybı veya popülasyon değişimleri izlenmelidir. Yangın bölgesinde yaşayan halka sel ve heyelan acil durum eğitimleri verilmeli ve kırsal kalkınma planları ile bölge halkının geçim kaynakları desteklenmelidir. Yangın sonrası imar planları toprak ve iklim koşullarına uygun olarak güncellenmelidir.
21 Ocak 2025'te Kartalkaya'daki Grand Kartal Otel'de meydana gelen yangın, ormanlık alana yakın yapıların ne kadar yüksek risk oluşturduğunu bir kez daha gösterdi. Yangın yönetmeliği, tahliye planları, erken uyarı sistemleri birçok tesiste ya eksik ya da göstermelik. Denetimlerin ise gereken ciddiyet ve özenle yapılmadığı çok açık. Ormanlık alana yakın tesislerin (otel, enerji santrali, sanayi tesisleri vb.) yangın riskleri değerlendirmesi bu nedenle yüksek önem taşımaktadır. Bu tesislerin orman yangını kaynaklı acil durum planlaması yetkin uzmanlar tarafından hazırlanmalı ve yüksek ciddiyetle uygulanmalıdır. Bu tesislerin çevresinde yangın tampon bölgesi oluşturulmalı, yanıcı bitki örtüsü temizlenmeli ve yangına dayanıklı çit veya duvar tercih edilmelidir.
Yanıcı madde depolama alanları doğrudan ormana bakmayacak şekilde olmalı ve yangın önleme sistemleri konumlandırılarak bakım ve testleri periyodik olarak yapılmalıdır. Otomatik yangın söndürme sistemleri zorunlu olmalı, yangın hidrant hatları ve sabit yangın havuzları orman tarafına yakın alanlarda hazır bulundurulmalıdır.
AB Standartları ve Türkiye
Orman yangınlarıyla mücadele konusunda yönetmeliklerimizin güncelliği, uygulanması ve saha gerçekliği ile mevzuat arasındaki uyuşmazlıklar tartışma konusu. Özellikle yangınla mücadelede iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının yetersiz kaldığı düşünülmektedir. Avrupa Birliği (AB) ile karşılaştırdığımızda eksik noktalar mevcut. AB ülkelerinde Copernicus programı, Sentinel uyduları, termal drone sistemleri gibi gelişmiş teknolojiler standartken; Türkiye’de gözetleme kuleleri ve İHA kullanımı dışında kullanılan bir sistem bulunmuyor. AB ülkelerinde bağımsız çevre kurumları tarafından yapılan denetimler ve Avrupa Komisyonu’nun doğrudan izleme hakları bulunmaktadır. Türkiye’de denetim konusunda Orman Genel Müdürlüğü’nün iç denetimleri bulunmaktadır. Bununla birlikte endüstriyel tesislerin denetimi konusunda denetmenlerin yetersizliği ve mevcut teknolojiden habersiz olmaları apayrı bir sorun teşkil ediyor. Yangın sonrası müdahale konusunda AB ülkeleri ekosistem bazlı, biyolojik çeşitliliği koruyan, yerli türlerin doğal rejenerasyonunu destekleyen uzun vadeli restorasyon stratejileri geliştirmiştir.
"İrademiz Kadar Güvendeyiz"
Orman yangınları birçok koşula bağlı olmasına rağmen bilimsel verilerle riskleri azaltabilir, modern teknolojiyle erken müdahale edebilir ve iş sağlığı ve güvenliği önlemleriyle kahramanlarımızın hayatını koruyabiliriz. Ancak bunun için önce gerçekleri görmek ve samimi bir irade göstermek gerekiyor. Bir ormanlık alanın yangından sonra toparlanması kuşaklar boyu sürecek kadar uzun yıllar alabilmektedir. Her yanan orman, her kaybedilen canlı bize daha yüksek sesle önlem alın diye haykırıyor.
İnsanlar sadece evlerini değil, geleceğini de kaybediyor. Tüm bu sorunları duyarak önlemler alacak mıyız, yoksa yine unutup tekrar utanacak mıyız?



















































































































