M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 26-03-2020 15:25
Güncelleme : 28-08-2020 14:38

Turan Hayal midir?

Haritalarda ırkımızın yaşadığı yerlere baktığımızdan beri, Turancılık öyle ya da böyle içimize işlemiştir

Haritalarda ırkımızın yaşadığı yerlere baktığımızdan beri, Turancılık öyle ya da böyle içimize işlemiştir. “Türklerin Birliği” fikrinden, “Türk sıfatının hudutlarımızın ötesine taştığı” fikrinden hiç değilse hoşlanmayan Türk bulmak zordur; yeter ki zehirli ideolojilerin tesiriyle aptallaşmış olmasın. Fakat iş tatbike gelince, en koyu milliyetçi dahi mevcut manzaraya bakarak Turan’ın bir hayal olduğunu, Turancılığın hayalperestlik olduğunu söyleyiverir. Milliyetçilik karşıtlarının nutuklarını anmaya bile gerek yok, bizi hiç olmayacak bir hayalin peşinden koşan bir avuç zavallı, ya da biraz insaflı iseler erişilmez ideallerin peşinde romantikler olarak görürler. Turancılığın hayalperestlik olmadığına dair birçok argüman üretmek mümkün, ama aklıma Elçibey’e atfedilen “Ermeniler bize de Türk derler, Türkiye’dekilere de. Düşman bizi bizden daha iyi tanıyor” mealindeki söz geldi. “Öteki”nin gözünden de bakarak Turan ve Turancılık fikirlerini ele almak, herhalde Turan fikrinin ne kadar ciddi ve ne kadar gerçekçi bir emel olduğunu daha iyi anlatacaktır.

Devleri Ürküten Vizyon

1918 denince çoklarının aklına 1. Dünya Savaşı’nın bitişi gelir. Fakat 1918’in sonlarında, Mondros imzalanmadan hemen önce Türk Ordusu’nun Azerbaycan’a girdiğini hemen unuturuz. “Nuri Paşa at belinde / Türkiye’den Kars’tan gelir / Azerbaycan diye diye / Yenilmeyen arslan gelir” dizeleriyle ölümsüzleşen bu harekat, Brest-Litovsk’u imzalamış, ihtilaller ve iç savaşla hırpalanmış Rusya’nın savaştan çekilmesiyle, Türklerin “Turan” istikametinde attığı dev bir adımdır ve, bu harekat kapsamında Türkiye, Azerbaycan ve Dağıstan Türklerinden müteşekkil ordumuz Ruslar, Ermeniler ve ilginçtir ki, İngilizlerle savaşmıştır.

Bu dönemde harekatın ve Turancılığın nasıl bir akis uyandırdığını, iki gazete kupürüyle anlatmak mümkün. The Brooklyn Daily Eagle, New York, 17 Mart 1918 künyeli ilk küpür, Amerikan Kongre Kütüphanesi’nin dijital arşivinde mevcut. “Berlin – Buhara Hattı Orta Asya’da Alman Hegemonyası’nın Yolunu Açıyor” başlıklı makalede ilginç tespitler var. Aşağıdaki kesitler, uzun makaleden önemli kısımların çevirisidir:

İslam birliği fikrini, bir başka deyişle Sultan’ın dini liderliğinde birleşme rüyasını gözden düşüren 1908 ihtilalini takiben, Genç Türkler kendilerini “Turancı” olarak adlandırma ve bir “Turan Rönesansı” için mücadele etme fikrine kapıldılar.  … Turancılık akımının şimdiye dek pek duyulmamasının nedeni, Rusya’nın çöküşüne kadar büyük önem arz etmemesindendi. O anda, neredeyse bir gecede olgunlaştı. Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan 8.000.000 Türk’e karşılık, çoğunluğu Orta Asya’da olmak üzere, Rus bölgesinde 16.000.000 Türkçe konuşan insan yaşıyor. Turancıların hedefi, savaş çıkmadan önce de benimsedikleri gibi, güçlenmiş ve yenilenmiş bir Türkiye ile, Rus bölgesinde yaşayan Türkçe konuşan bütün toplulukları yeniden birbirine bağlamak. Rus ihtilali de onlara bu şansı tanıdı. … Eğer Almanya Rusya’nın batısının büyük bir kısmını yutar, ve aynı zamanda Orta Asya’yı Türk araçları sayesinde kontrol ederse, Eski Dünya’da karşılaştırma kabul etmez şekilde bütün diğer güçlerden daha hakim bir pozisyona gelecek. … Bu dev projeyi gerçekleştirebilmek için Türklerin Kafkasya’yı askeri kontrolleri altına almaları gerekiyor. … İran’ın bir yandan Osmanlı Türkü, diğer yandan Çağatay Türkü tarafından diz çöktürülmesi, Anglo-Rus rejiminden pişman olmasına neden olacaktır. … Kuzey İran’a da Berlin-Buhara demiryolu hattının tamamlanması için ihtiyaç duyuluyor.

Makale, Tebriz’in Kafkas demiryolları açısından önemini, Turancı ideallerin Alman ittifakıyla birlikte gerçekleşmesinin İngiliz İmparatorluğu’na özellikle Hindistan’da vereceği zararı anlatarak devam ediyor. Almanya’yla ittifak yapmış Türkiye’nin, Rusya’nın çöküşünden kaynaklanan güç boşluğunda Turancı bir hamle yapması, ta “Çin Türkistanı”na uzanan bir havzada hakim olmasını sağlayacaktır, bunun önünde duran tek engelse, Kafkasya’dır. Demek, Bakü’ye girerken İngilizlerle bu yüzden savaşmışız.

Kafkasya’da Türk aleyhtarı cereyanlara -bugün dahi süren- Batı desteğinin nedenlerini anlamak için, aşağıdaki makaleyi de dikkate almak lazım, New York Sun’da, 12 Haziran 1918’de, “Kafkasya’da Ermeni ve Gürcülerin Mücadelesi başlığıyla yayımlanmış:

[Türkler] Bu dayanıklı savaşçıların kuvvetini yenmeyi başarırlarsa, Türkiye Türklerini Kafkasya’daki Türko-Tatar akrabaları ve İslam Dünyası’nın kalanından ayıran yegane bariyer ortadan kalkmış olacak.

Makale, Kafkasya’da “yiğitçe savaşan Ermeniler”in önemine vurgular, burada bulunan 17 tümenin güney cephesine kaydırılması durumunda İngiltere’nin yaşayacağı sıkıntılar ve Türklerin nasıl da Hindistan’a kadar gidebileceğinden bahisle devam ediyor. Ermeniler ve Gürcülere para yardımı yapılması gerektiğini söylüyor. Örnek olarak seçilen bu iki gazete küpüründe Turancılık hiç de öyle boş, romantik bir hayal gibi görünmüyor. Aksine, epey ciddi bir tehdit algısı söz konusu. Tabii, jargonun oldukça etkileyici olduğunu söylemek mümkün: “Türkiye Türkleri”, “Osmanlı Türkü”, “Çağatay Türkü” gibi ifadeler yazarlara ait. O dönem bırak bizimkileri, yabancılar dahi bu terminolojiyle konuşmuş, bugün bu doğru terminolojiyle konuşan Türk’ü geç, Türkçüyü bulmak bile zor!

Ermeni meselesinde Batılı desteği yalnızca Türkiye’yi sıkıştırmak için değildir. Bu, bütün olarak Turan’a kast eden, Turan’ı engellemek için kurgulanan ve epey başarılı olan uzun soluklu bir projedir.

İran ve Turan

Şimdilerde “anti-emperyalist” “vatansever”lerimizin cansiperane toprak bütünlüğünü savunduğu İran, esasen bir Türk yurdudur. Milli mitolojisinin en önemli anlatısı “bizimkilerle kavgası”na dair bir destandan ibaret olan bu coğrafyanın düşmesi, bize Batı’nın yollarını açmıştı. Tarihi süreç, İran’ın “Farslığı”nı geri kazanmak için Türklükle kavgası hikayesidir, Şehname’deki kavga aslında devam ediyor. İran büyük ölçüde –maalesef- başarılı olmuştur. Halil Kut’tan Mehmet Emin Yurdakul’a uzanan devler kadrosunun dahli bile, Settar Han’dan sonra İran’ın Türk yurdu özelliğini muhafaza etmesine yetmedi. İran’ı İslamcı Devrim’e dek İngiltere’yle yakın tutan birçok sebep vardı, ancak “Türk tehdidi” bunlar arasında epey önemliydi. İlk olarak İsmail Arar’dan Kamuran Gürün alıntılıyor: (Bkz: Savaşan Dünya ve Türkiye, s. 163)

Şah, 1929’dan daha önceki bir tarihte, Türk Ataşemiliteri ile görüşürken şunları söylemiş: “Binbaşı Hüsameddin Bey, öyle zannediyorum ki Türkiye’nin İran Azerbaycanında gözü vardır. Burasını almak ister. Öyle değil mi, ne dersin? Evet Azerbaycan halkı Türktür. Türkiye bunu ihmal edemez. Vakıa şimdiki türkiye böyle bir politika gütmüyor. Mustafa Kemal Paşa çok akıllı bir zattır. Fakat kendisinden sonra Türkiye yine İttihat ve Terakki hükumetinin siyasetini benimseyebilir. Görüyorum ki demiryolu inşaatınız iki koldan Azerbaycan’a doğru yönelmiştir. Gerektir ki Türkiye er geç Azerbaycan’ı alsın.”

Yukarıda zikredilen gazete küpürlerinden birinde de, Tebriz’in demiryolları açısından önemi üzerinde duruluyordu, bu hususu hatırlamakta fayda var. İran’ın Türkiye’yi ve “Turancılığı” bir tehdit olarak algılaması bununla kalmıyor. İngilizler başta olmak üzere İtilaf’ın Ermenilere desteği gibi, İran’ın Kürtlere desteğini anlatan çok güzel bir pasaj, yine aynı kitapta alıntılanıyor. Bu bozguncu faaliyet, sonraları mezhepçilik boyutunu da kazanacaktır: Rıza Şah’ı böyle bir politikaya [İngiltere ile yakınlaşma] iten sebepler (…) içinde en önemlisi (…) İran’da %50’den az olmayan Türk unsurudur. (…) Neticede Şah, İran Nijad Kavimleri Mektebini himayesine alarak ari ırk politikası takip etmeye ve “Kürt”lerin de aynı ırktan oldukları propagandasını yürütmeye başladı. Bununla da yetinmeyen Şah, 1925 Raman ve Recko, 1925 Şeyh Sait, 1926 Koçuşağı, 1926-1930 Ağrı, 1928 Sason, 1930 Zeylan Deresi ve Şemdinli (…) olaylarında Türkiye aleyhtarı bir politika takip etti. Bilhassa Ağrı olaylarından sonra Türk kuvvetlerinin önünden kaçan isyan elebaşlarına sığınma hakkı tanıdı.

Türkiye’de binler seviyesinde Fars yaşarken, İran’da milyonlarca Türk yaşıyor. Buna rağmen “mezhepçilik” gibi araçlarla İran’ın Türkiye’deki etkisi, Türkiye’nin İran üzerindeki etkisinden büyüktür. Bunda elbette kendi Caferi vatandaşını düşman gören Sünnici devletin günahı vardır, ancak en büyük sebep, Turancılığı hayal gibi gösteren, İran’da yaşayan Türkleri gündem yapmayan “gizli el”dir. Bu elin Turancılıktan kaçınması, Turancılığı besleyebilecek bütün motifleri, farkındalığı bastırması, Türkiye için güvenlik/espiyonaj tehdidi yaratıyor. Tersinin olması ise, İran’ı daha 1920’lerde ürkütmüş, halen ürkütmeye devam ediyor.

Avrasyacılık ve Turan

Türkiye’de göğsünü gere gere kendine “Avrasyacı” diyenlerin olduğunu görmek üzücü mü, öfkelendirici mi, karar vermek zor. Bütün hatlarıyla Türkiye başta olmak üzere Türk Dünyası’nı bastırmak, asimile etmek ve nihayet yok etmek üzere kurgulanmış bu fikrin muhibi Türklerin olması, her şeyden evvel, yine bir milli güvenlik sorunudur. Avrasyacılığın karakteristiğini ele alırken akılda tutulması gereken husus şu: Avrasyacılık, Turancılık’a karşı bir reaksiyondur. Dün olduğu gibi bugün de, Rusya için Turancılık büyük bir tehdittir, üstelik yalnızca Türk soylu toplulukları değil, Türk kültür havzasında kalan Kafkasya ve Sibirya topluluklarını da içerir. Tataristan’ın bağımsızlık tercihine suikast yapılıp, nihayet Putin döneminde büsbütün bastırılması hikayesi, büyük resmin küçük bir kesiti. Oldukça zengin ve nüfus yoğunluğu düşük bu topraklarda Rusya hem Turancılıktan, hem Çin nüfuzundan ölesiye korkar.

Hala “Bozkurtlar Terör Örgütü”nden bahseden ve Türkiye’deki her türlü Türkçü-Turancı hareketi kılcallarına kadar akademisi ve istihbaratıyla takip eden Rusya’nın devlet vizyonuna Avrasyacılık dediğimiz kadar, esasen delinin teki olan, ancak ilk defa Avrasyacılık vizyonunu etraflıca ele alıp kendince tanımladığı için önemsediğimiz Dugin’in ideolojisine de Avrasyacılık diyoruz. Bu ikincisi, Turancılığı doğrudan tehdit olarak tanımlar, Meşdi İsmayilov’un enfes kitabı Avrasyacılık’ta (s. 261- 265) Dugin’in perspektifinin bir “Moskova-Tahran” hattı kurmak üzerine olduğu, Türkiye’nin Kafkasya’daki etkinliğine İran ve Ermenistan ortaklığıyla son vermek gerektiğine ve Türk toplulukları ile Türkiye arasındaki köprü olan Azerbaycan’ın kesinlikle Türkiye-Atlantik çizgisinden uzak tutulması gerektiğine inandığı, doğrudan Dugin’den alıntılarla oldukça detaylı anlatılır.

Demek yalnızca Batılı devletler değil, İran, Rusya gibi doğulu diktatörlükler de Turancılık’ı tehdit listelerinin en tepesine yazıyorlar. Pekala Çin?

Atmaca Uçurumunda Dönen Akbaba

Yitzhak Shichor, Çin’in Turancılık konusunda hala “takıntılı” olduğunu ifade ediyor. Aşağıdaki satırlar doğrudan onun makalesinden: Pekin’in Turancılık tehdidine dair endişesinin temel sebeplerinden biri, Batı Asya ve Avrupa’ya açılan -yeni bir İpek yolu- bir koridor vazifesi gören, Orta Asya’yla paylaştığı uzun sınır. … Çinli analizlerinin çoğu Turancılığın kaybetmeye mahkum ve dünya tarihinin gelişiminde etnik çatışmalara çözüm sunmayan bir dönemin yadigarı olduğu konusunda hemfikir. Eğer vaziyet buysa, peki, Çinliler neden Turancılığa takmış durumdalar? Bazı cevapları yine Çinliler veriyor. Mesela, Turancılığın yakın gelecekte yok olmayacağını ve uluslararası krizler ve sıkıntıları yeniden hamle yapmak için kullanacağını düşünüyorlar. Bir diğer cevap olarak, siyasi Turancılık gerçekleşmemişse de, kültürel Turancılık gelişmeye devam edecek ve ideolojik-hukuki sistemlerin zayıf, hükumetler tarafından kontrol edilemez halde olduğu marjinal bölgelerde ortaya çıkan fırsatları değerlendirmeye çalışacak.

Makalede, Turancılık söz konusu olduğunda Rusya, Çin ve İran’ın çıkarlarının birleştiği ve ortak hareket ettikleri, yine Turancılık tehdidinin Çin tarafından Uygulara yapılan zulmü meşrulaştırmak için kullanıldığından da bahsediliyor. Bu noktada anmadan geçmek olmaz: Pakistan, Hindistan’la rekabeti nedeniyle, Turancılık açısından hiç değilse “çekinceli” bir ülkedir. İsa Yusuf Alptekin’e manen destek olan Nehru ile, onu tersleyen Cinnah’ın hikayesi sürüp gidiyor. Demek ki gerçek bu, sanmayın bir Çin masalı…

Sonuç Yerine

Görülen o ki, Turancılık dün ciddi ve “gerçek” bir tehditti, bugün de ciddi ve gerçek bir tehdit. Üstelik Turancılar çok güçlü oldukları için değil: Zemin çok güçlü olduğu için. Bu ne demek? Turancılar bugün zayıftırlar, üstelik bilimle, akılcılıkla rabıtaları, kusurlu milliyetçi yorumlar sebebiyle baltalandığı için ideolojik çıkmazlara saplanıyorlar. (Bunlara saplanmalarında, Turancılığı düşman gören devletlerin faaliyetlerinin tesiri var mıdır acaba?) Ancak Turancılar ne olurlarsa olsunlar, Turan bir hakikattir ve gerçekleşmesi durumunda çok tekere çomak sokacaktır. Zira ortada benzer lehçeler konuşan, benzer hikayeler anlatan, tarihin uzun serüveninde yaşanan onca farklılaşmaya rağmen, dünyadaki bütün diğer birliklere nazaran çok daha fazla “ortak payda” bulma imkanını haiz bir kitle var. Bu kitlenin yaşadığı coğrafya bir yanda yeraltı zenginliklerine sahip, diğer yanda ticaret yollarına hakim. Bütün bir kıtanın jeo-politiğinin, askeri stratejisinin, kültürel tarihinin baştan yazılmasına sebep olacak bir birliktelik fikri, elbette korkutucudur.

Diğer yandan, bu birliktelik fikri, Türk toplulukları için elbette avantajlıdır. Yalnızca Türk olmak, Türkçü olmak, birleşmek için yeterli değildir, birleşmek şart da değildir. Ancak bu birleşme, güçlü bir bağ ile kurulan ortaklık, bütün mensuplarına fayda olarak geri dönecektir. Çok değil, 80 yıl kadar önce, Doğu Türkistan’dan gelen İsa Yusuf Alptekin, tercümansız iletişim kurabiliyordu. Doğu Türkistan’a Türkiye’den muallimler gidiyor, Kırım’dan çıkan bir ateş Azerbaycan’ı sarabiliyor, Tebriz’deki devrimde Türkiye’den giden şairler rol oynuyordu. Bunun yine olması mümkündür; fakat yeni yollar, yeni yöntemler, yeni bir söylem ve ideoloji tesisini gerektirir.

Şu zayıf haliyle bile mezkur devletlerin ciddiye alıp aleyhine çalışmalar yaptığı bu fikir, Turancılık, acı bir hakikat değil de nedir? Ona hayal diyenler, bize “rüyanızda görürsünüz!” diyenlerin diliyle konuşuyorlar. Hayal olmadığını ispat ise, akılla, bilimle, ahlakla ve kurnazlıkla donanmış Turancıların birleşip, yepyeni bir söylem ve eylem kurgusuyla harekete geçmesini gerektiriyor. Bu lüzumundan kısa yazıda birçok soruyu boşta bıraktım, birçok konuya değinmedim. Ancak bu satırları okuyacak genç Turancı kardeşime, “küçük görme, hor görme delikanlım kendini” demek istiyorum.

M. Bahadırhan Dinçaslan

NELER SÖYLENDİ?
@
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI TamgaTürk'ün Kısa Öyküsü 20-10-2021 11:25 Aydınlanma'nın Fosseptiği 10-10-2021 13:51 Alp Er Tunga'nın Mezarını Bulmak ya da Bulamamak 05-10-2021 12:12 Senin Fikrinin Ne Önemi Var Vasat Herif yahut Ajdar Problemi 30-09-2021 12:33 Post-AKP Dönemine Milliyetçiliği Hazırlamak - II 29-09-2021 11:25 Post-AKP Dönemine Milliyetçiliği Hazırlamak 26-09-2021 11:23 Türk Milliyetçiliğinin Sahipliği Kavgası: Hudutsuz Namussuzlar 05-09-2021 13:39 Bir Komplo Teorisi: LGBT Kampanyasının Ekonomisi 27-08-2021 11:58 Afgan Anayasası Nasıl İflas Etti? 16-08-2021 14:24 Taş Kesilmek: Bir Savruk Hasbıhal 09-08-2021 11:05 Türk Milliyetçiliğinin 7 Temel Meselesi 27-07-2021 12:04 Derin Devlet Meselesine Farklı Bir Bakış 16-07-2021 11:39 Şort Giydi Diye Ağlatılan Kız ve Davarlar 06-07-2021 13:27 Türk Aile Yapısı ve Anonimleştiren Cemaat 02-07-2021 14:31 Sokakta Köpek Olmaması Gerektiğini Bilallere Anlatmak 30-06-2021 19:13 Kutsallar ve Domuzlar: İslamcılığın Sekülerleşmesi 28-06-2021 11:29 Milli Şairimiz Kimdir? 21-06-2021 23:38 Sen Hiç Milliyetçiye Benzemiyorsun 09-06-2021 20:48 Yakın Dosta Kredi Çekmek: Yalnızlar Ülkesi Türkiye 07-06-2021 01:25 Batı’yı Aydınlatmak: Yeliz’in Dedesi ve Erbaş’ın Zırvaları 04-06-2021 12:23 Faydalı Kilisenin Papazından 7 Ölümsüz Oyun Önerisi 24-05-2021 14:37 Sorusuz Bir Toplum: Kadim Cevaplarla Yetinmek 23-05-2021 14:30 Muhaliflerin Ümidini Baltalamak – Bir Seküler Günah 11-05-2021 12:38 Neden Milliyetçiyiz – Bir Nutuk Taslağı 02-05-2021 16:10 Türk Usulü İslam Arayışına Dair Birkaç Not 29-04-2021 01:31 Faydalı Kilisenin Papazından Mitoloji Kitapları Seçkisi 20-04-2021 22:51 12 Nisan Şakası(!) ve Mizah Üzerine 12-04-2021 21:49 Türk Esirlerine Yardım Eden Bir Uygur'un Düşündürdükleri 04-04-2021 23:44 İbne LGBT Olunca 29-03-2021 16:53 Milliyetçi Siyasetin Geleceği: Özdağ ve Kuracağı Parti 21-03-2021 00:01 Büyük Adam Yaratamamak: Neden Bu Haldeyiz? 12-03-2021 15:32 Azgın Milliyetçilik: İnfial Yaratan Şiddet Olayları ve Milliyetçilik İlişkisi 07-03-2021 14:34 Eyam’dan Eyyamcılığa: Salgın Tedbirlerinin Bitmesi Gerekliliğine Dair 05-03-2021 12:43 Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları 28-02-2021 19:39 Bir Kitap Nasıl Basılıyor? 19-02-2021 20:55 Şeriatçılar Ay'a Gidebilir mi? 15-02-2021 14:26 Samimi İslamcılar ve Yapmacık Muhalifler: Bir Eleştiri Yazısı 11-02-2021 14:12 Boğaziçi Olayları ve Makul Vatandaş: Ya-Ya Kamplarına Mecbur Muyuz? 08-02-2021 02:51 Bir Polis Yazısı 03-02-2021 22:49 Turan Hayal Midir - II 24-01-2021 23:53 Qanon: Bir Siber-Kültün Portresi 22-01-2021 01:39 Şimşirgil'in Cevabına Cevap 17-01-2021 15:39 Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi 10-01-2021 16:40 ABD'den Türkiye'ye İki Kamplı Siyaset 08-01-2021 11:37 Sümüklü Sıpalar ve Medya Sansürü 06-01-2021 16:33 Teröristsin Teröristim Terörist 05-01-2021 21:03 Nazım Dişe Dokunur mu IV: Şiir İnsanların Umrundayken 28-12-2020 10:37 Bayburt’un Acı Serencamı – Türk Kültüründe İçkinin Yeri ve Önemi 23-12-2020 21:23 Türk Milliyetçiliği Gözünden Mevlana 22-12-2020 11:10 Kuzgun - The Raven 20-12-2020 02:56 7 Güzel Ressam 13-12-2020 01:14 Türk Edebiyatı mı Türkçe Edebiyat mı? 10-12-2020 15:20 Türk Milliyetçileri Kime Oy Verecek? 09-12-2020 13:06 Nazım Dişe Dokunur mu III: Bohemya’dan Bürokrasiye 09-12-2020 00:47 Nazım Dişe Dokunur mu II: Alt-Kültürün İçyüzü 06-12-2020 18:55 Nazım Dişe Dokunur mu I: Şiir Nasıl Gözden Düştü? 05-12-2020 15:31 Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti 03-12-2020 16:20 Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek 27-11-2020 12:37 CHP’den Atsız Parkı yahut Alevilik Ali’yi Sevmekse Biz de Aleviyiz 19-11-2020 15:34 İyi Şiir Üzerine 17-11-2020 15:51 Batı'ya Ağıt 15-11-2020 23:01 Azerbaycan Sahada Kazandı – Masada Kaybetti – mi? 11-11-2020 13:42 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - II 09-11-2020 13:32 Karabağ'dan Turancılık Dersleri 08-11-2020 18:46 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - I 04-11-2020 21:17 Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair 02-11-2020 14:29 İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair 27-10-2020 15:08 Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA