1999 yılında Washington Belediye Başkanı’nın danışmanı David Howard, bütçe görüşmeleri esnasında İngilizce niggardly ifadesini kullanmıştı. Bu sözcüğü ABD’de zencileri aşağılamak için kullanılan nigger sözcüğüne benzeten kamuoyu büyük tepki göstermiş ve Howard istifa etmek zorunda kalmıştı. İki sözcüğün birbirleriyle hiç alakaları yok, fakat Howard tepki gördü ve “Afrikalı Amerikalıları anlıyorum” nevinden bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Pagan çağlarımızda tabu sözcükleri kullananlar öldürülüyor yahut kendilerini öldürmeleri bekleniyordu – bununla karşılaştırınca epey gelişme kat etmişiz diyebiliriz, yalnızca istifa ve sözlü linç ile iktifa edilmiş.
Sözcük tabuları hemen bütün kültürlerde var. Mesela eski Türkler sözcüğün ad olduğu ruhu çağırdığına inanırlardı. Bu yüzden sesli söylemek anlamına gelen “okumak”, aynı zamanda “çağırmak” demektir; bu yüzden “meydan okuruz” yahut Anadolu’da düğünlerde davetiye yerine “okuntu” dağıtırız. En kutsal ve güçlü ruhlardan birine sahip olan börünün adını okumak bu yüzden pek istenmezdi. Onun yerine kurt dediler, meyvelere dadanan, ruhundan pek zarar beklemeyeceğimiz larvanın adı. Fakat bir süre sonra kurt da börü ile aynı anlama gelince, Farsça “canlı” anlamına gelen can-aver dediler; yani hayvan – ama “the hayvan.” Canavar bugün Türkçede oldukça olumsuz bir anlam ifade ediyor, tam olarak bu yüzden. Nasıl cin demek yerine üç harfli demeyi tercih ediyorsak, büyük ve tehlikeli ruhların adını anmaktan imtina ediyoruz.
Birçok din bazı ifadeleri tabulaştırır ki inananları terbiye edebilsin, üzerlerinde bir tahakküm kurabilsin. Yahudi tanrısının adı ancak belli bir günde, en yüksek rahip tarafından sesli söylenir; başka zamanlarda ona Adonay yani efendi yahut HaŞem yani “isim” denir. Peygamberliğin bir meslek olduğu ve ayrıcalık bahşettiği, ruhban sınıfının iktidarının tesis edildiği erken dönem Yahudilikte bu, kitleler üzerindeki psikolojik tahakkümün bir aletidir. Adını bile söyleyemediğin bir tanrı var, o tanrı kaderini elinde tutuyor, sana kötülük edebilir yahut seni ödüllendirebilir ve onunla görüşmesine izin verilen bir avuç ayrıcalıklı insan var. Onlara itaat etmelisin ki kafana yıldırım yemeyesin.
Woke dini de benzer tabular yaratıyor. Ülkemizde en yaygını, mesela, feministlerin “bayan değil kadın” diye tutturmaları. Esasen anlaşılabilecek, mantıklı bir yerden doğdu. İnsanlar erkek tuvaletinin yanına “bayan tuvaleti” koyuyorlardı. Kadın demek ayıptır gibi zımni bir hüküm bu tercihte kendini gösteriyordu. Kadın demek, dolayısıyla kadın olmak ayıp değildir çıkışı için “bayan değil kadın” bir slogan oldu. Ancak şimdilerde sanki bayan sözcüğü kadınları aşağılayan bir n-word imişçesine tepki gösteriyorlar. Halbuki bayan, aynı bay gibi bir honorifiktir. Bence sorunlu ve sevimsiz bir honorifik bu arada; Türkçe honorifikler ve asalet unvanları ismi takip ederler ve bunun üzerinden epey ciddi tahlil yapabilirsiniz: Farslar, mesela, eskiden Şah İsmail, Şah Abbas derlerdi ama sonraları Nadir Şah, Rıza Şah demeye başladılar. Bu, Türk usulüdür – Oğuz Han, Bilge Kağan gibi. Türkçede bir honorifik ismin başına geliyorsa honorifik olma özelliğini yitirir ve sıfata dönüşür: Han Tengri yahut Han Altay ifadelerindeki Han, asalet unvanı yahut honorifik değildir, onların “Han gibi büyük” yahut “en büyük” olduğunu ifade ederler. Tam olarak bu yüzden, mesela, Tolkien “öz İngilizce” konuşturduğu Rohanlılara “Theoden Kral” dedirtir, zira Normanlar gelmeden evvel İngilizcede de honorifikler ve unvanlar ismi takip ederdi. Avrupa dillerini taklit eden bay ve bayan türetmesine bu yüzden karşıyım, epey Türkane bir yapıyı bozuyorlar. Ancak honorifik kullanmak yanlış değildir; yolda cüzdanını düşüren bir kadın görüp uyarmak isterseniz “pardon kadın, cüzdanınız düştü” demezsiniz. Meşrebinize göre pardon bayan/hanımefendi/yenge/abla/teyze dersiniz.
Bu dinin yarattığı bir diğer tabu da Türkçeye mahsus olarak zenci kelimesi oldu. Üstelik yalnız dinlerdeki tabulaştırma ve onun üzerinden terbiye etme zaruretinden ötürü değil. Zavallı, kimliksiz, meşrepsiz Türklerimiz kendilerini Amerikalı gibi hissedebilsinler diye. Dindaşlarının ABD’de yaşayan kesimi, n-word tabusu üzerinden çok insanı güdebiliyor, linç edebiliyor, bu sayede dinlerini pekiştirebiliyorlar. Fakat bizim Türklerimiz yapamıyor – ne kadar acı! Dublaj Türkçesinin ilhamıyla zenciyi n-worde çeviriverdiler. Halbuki, mesela, n-word karşılığı yaygın bir aşağılama sözcüğümüzün olmamasından gurur duymayı seçebilirlerdi; dublaj yaparken nigga ifadesini ancak sıradan bir sözcükle, siyah anlamına gelen zenciyle karşılayabildik. Fakat din böyledir; dindaşlarından geri kalmamak için zenci sözcüğüne olumsuz bir anlam yükleyip kullananı linç etmeye başladılar. (Dublajdan duyduğu tanrı sözcüğünü Hıristiyanlar kullanıyor zanneden geri zekalılarla ne kadar benziyorlar değil mi?)
Esasen rasyonel zeminden argümanlar türetebiliriz. Mesela İngilizcede blue, mavi anlamına geldiği kadar mahzun anlamına da gelir. Oysa mavi, yani gök rengi Türklerde kutsaldır. Bizim kutsal rengimize nasıl olumsuz anlam takarsınız diyerek mahzun anlamında blue kullanan, mesela meşhur şarkıda “She sure is happy / I sure am blue” diyen insanları linç mi edelim? Yahut “İsevi” ifadesi Pakistan’da ciddi bir hakarettir. Hikayesi de ilginç: Hindistan’da yaygın bir şekilde Hıristiyan olan Çuhra kastı, aşağı kabul edilen kastlardan. Genellikle temizlikçilik ve çöpçülük yapıyorlar. Bu yüzden temizlikçi, kirli iş yapan, çöpçü anlamı kazanıyor. Pakistan’da birisi diğerine İsevi diyorsa, “seni çöpçü seni!” demiş oluyor. Şimdi İsevi ifadesi Pakistan’da hakarettir diye biz kullanmayalım mı? Zenci gibi zorlama da değil bakınız, birebir aynı kelime!
Fakat böyle argümanlar üretmeye gerek yok, zira her ne kadar böyle kesin ve geniş hükümler vermekten kaçınsam da, su yüz derecede kaynar nevinden bir tespit olduğu için söyleyebiliyorum, zenci ifadesinden rahatsız olan hele bu yüzden tepki gösteren herkes istisnasız akılsızdır. Akılsız insanların bizi gütmesine izin vermeyeceğiz. Zenci kelimesi yalnız deri rengini ifade eder, başka bir anlamı yoktur: Çünkü ayrımcılıktan asla hazzetmeyen atalarımız deri, saç, göz rengi ayırt etmeksizin bütün fenotiplerden insanları köleleştirdiler, bir kesime mahsus bırakmadılar. (Bu arada, doğrudan köle anlamına gelen İngilizce slave ve bir etnik grubu belirten slav arasında etimolojik ilişki vardır ancak nedense bu mesele üzerinde tepinmezler, ilginç.)
Gelelim TamgaTürk’ün tepki toplayan “İmamoğlu zenci çocukla 23 Nisan kutladı” haberine. Bakınız, TamgaTürk Türkiye’nin yegane anti-woke yayın organı. Her yere zenci, eşcinsel, transeksüel vb. koyma şebekliğine karşıyız ve üstelik bunun o insanlara hakaret olduğunu düşünüyoruz. İmamoğlu’nun Almanlarla flörtten sonra böyle bir fotoğraf vermesi mesajdır. “Ben de sizin dininize iman ettim, bakın buldum bir zenci çocuk, fotoğraf paylaşıyorum” demektir. Sonradan yapılan açıklamaların yalan olduğunu bilecek kadar siyasette yer aldım. O fotoğraf, mesaj olsun diye paylaşıldı ve TamgaTürk bunu haberleştirdi. Zenci sözcüğünün ırkçı bir ifade olduğuna dair aptalca kanaat olmasa, haberde hiçbir sorun yok: Yalnız bilgi var. Çocuğu hedef göstermiş de değiliz – haber İmamoğlu ile ilgili. Belki başlığın altına İmamoğlu da her halta zenci karıştırma dinine uydu gibisinden bir açıklama koyulabilirdi, kabul edebileceğim tek eleştiri bu.
Arzu ediyorlar ki, dinlerinin tabusunu delen herkesi mimlesinler ve keyiflerince linç etsinler. Fırat Çakıroğlu'nu hedef gösteren Kampüs Cadıları yahut Koç Üniversitesi'nde taciz mağduru bir öğrenciyi faşist diye mimleyip yok etmeye kalkışanlar gibi. Bunun karşısında duracağız ve istediğimiz kelimeleri istediğimiz kadar ve istediğimiz yerde kullanacağız ki meydan bulamasınlar.
Yoksa, insanlar birtakım sakallılara Allah’la bizzat görüşen, depremi kovalayan, Azrail’i döven gavs diyorlar. Biz onlara “elebaşı” diyoruz. Onlara pabuç bırakmazken cılız sesleri ve fersiz gözleriyle “sen nasıl zenci dersin!” diyen aptallara boyun eğecek değiliz. Vaktiyle Yahudi bir şairin dediği gibi, gelip şu helaldir bu haramdır diyenlere boyun eğmeyiz, eğecek olsak Tubba’ya boyun eğerdik.
Bahadırhan Dinçaslan




















































































































"İmamoğlu da zorlama çeşitlilik dinine uydu" gibisinden bir alt başlık, çok şey değiştirirdi, evet. Görebildiğim kadarıyla "23 Nisan'ı Zenci Çocukla Kutladı" haberinizi –sesi olmaya talip olduğunuz milliyetçi Temiz Türkler dahil– herkes yanlış anlamış, babası Türk olan zenci çocuğu zenci diye vatandaştan saymadığınız zannedilmiş. TamgaTürk henüz "küçük" bir haber sitesi, yani çoğu Türk TamgaTürk'ün ne olduğunu veya neyi savunduğunu bilmiyor. Twitter'daki Türkçü haber hesaplarının çoğu reaksiyoner Zaferliler olduğu için, insanların TamgaTürk'ü "profillemesi" ve bir diğer *** ırkçı haber sitesi zannetmesi gayet doğal ve anlaşılır. Bu algıyı TamgaTürk'ün yerine kırabilecek kimse yok.
@Almıla Topal, biz TamgaTürk okurları olarak Temiz Türklerin ufak bir kısmını oluşturuyoruz. Milliyetçi Temiz Türklerin çoğu TamgaTürk'ün ne olduğunu ve tam olarak hangi siyasi görüşleri savunduğunu bilmiyor. Hal böyleyken, "hep biz mi kendimizi ispat edeceğiz" diye söylenmenin anlamı yok. Evet, milliyetçi Temiz Türklere karşı hep biz kendimizi ispat edeceğiz. Cevapladığınız yorumuma bakarsanız, ne TamgaTürk'ü suçlamışım. ne de Temiz Türklere laf etmişim. TamgaTürk'ün, yer yer bizzat sesi olmaya talip olduğu milliyetçi Temiz Türkler tarafından yanlış anlaşıldığına dikkat çekmiş, ve bu iletişim probleminin ufak hamlelerle çözülebileceğini ifade etmişim.
Tamgatürk'ü suçlamak kolay olan ve ahlaklı da değil. Nasıl işinize geliyorsa öyle yorumluyorsunuz. 1,5 senedir Tamgatürk haber sitesinin takip ediyorum, gayet tanınır ve meşhur bir Milliyetçi Düşünce insanı kurucusu. Daha tanınmak ve kendini ispat etmek için ne yapmalı? Her gün siz siyasetin gurularına kendini ispat etmeli, siz siyaset idollerine sunakta bir şeyler mi arz etmeli? Nasıl bir kibir içinde olduğunuzun farkında olmamanız çok garip... Lütfen artık biz temiz Türkler ile, makul ve seküler aydın kesim ile empati yapmayı siz de deneyin, hep bizim kendimizi ispat etmemizi istemeniz kibir ve üstenci bir şey!
Engineer King of Angmar, sabrınızdan ve kibarlığınızdan ötürü sizi kutlarım, ben sizin gibi yapamazdım. İmamoğlu kimdir? Çok entelektüel midir, ilkeli bir siyasetçi midir, müthiş bir yabancı dil kabiliyeti ve dış politika okuması mı vardır? Hayır. Muhalefetin Tayyip Erdoğan karşısında çobanın olmadığı bir yerde seçtiği Abdurrahman Çelebidir. Dün seçtiği gibi yarın seçmeyebilir de, herkesin haddini bilmesi lazım... Fatih Altaylı kimdir? Ciner Grup'ta çalışırken bir telefonla anketlerde MHP'den alıp Kürtçü terör destekçisi partiye oy kaydırmış, Gezi olaylarında Erdoğan'ın karşısında iki büklüm olmuş her dönemin adamıdır. O da gazeteciliğin değersizleştiği, çobanın olmadığı yerde bir Abdurrahman Çelebidir. Bahadırhan Bey size tek bir eleştirim var. Ben müslüman bir Türk milliyetçisiyim. Sondaki Hz.Muhammed'e hakaret şiiri yazan Yahudi şaire atfınız, İslam ile ilgili şeylere sert reaksiyonlarınıza rağmen Yahudilik, İsrail hakkında kayıtsız şartsız desteklerinizi yanlış buluyorum. Saygılar.
Sevgili admin lütfen Barış Beye cevabımı yayınlar mısın?
Dünyadaki bütün milletlerin en ırkçı olmayanı Türklerdir. Türkler ırkçı olmuş olsaydı, hepinizin büyük büyük büyük dedeleri analarından hiç doğamamış olurdu. Bu arada gerçek ırkçılar, sürekli ırkçılığa maruz kaldıklarını zırlayıp duranlardır.
İsmini yazmayıp, takma ad kullanan "Engineer King of Angmar", yazıyı okudunuz mu? Yazar şöyle çirkin bir üslupla sayın İmamoğlu'na iftira ediyor: "İmamoğlu’nun Almanlarla flörtten sonra böyle bir fotoğraf vermesi mesajdır. 'Ben de sizin dininize iman ettim, bakın buldum bir zenci çocuk, fotoğraf paylaşıyorum' demektir." Yazarın kanıtı var mı? Ekrem başkana Yunan iması yapan AKPlilerden zerre farkınız yok, çünkü siz de ırkçısınız. Fatih Altaylı bu zenci çocuk resmi hakkında bir sorun olmadığını söyledi, siz bilirkişi misiniz, ne hakla sayın İmamoğlu'na çirkin iftiralar ediyorsunuz, niyet okuyorsunuz? Ekrem Bey, Trabzonlu müslüman Türk bir ailenin çocuğu, hepinizden çok daha vatansever ve sözde hamasetlerle değil. Genel yayın tutumunuz ve üslubunuz ırkçı, bir muhalefet iktidardan daha yobaz ve ırkçı, sağcı olabilir mi? Siz tam böylesiniz. Ve kendiniz gibi olmayan insanların yazılarına ve yorumlarına ne kadar hoşgörülü ve demokratsınız? Sözüm açık: İmamoğlu'na kurban olun...
Yazıyı okudum Barış Bey. Bahsettiğiniz pasajda yazarın yaptığı atıfın Avrupada tırmanan woke furyasına yönelik olduğu açık. Bununla birlikte kendisinin edebi yetkinliğini veya üslubunu değerlendirecek bir bilirkişi değilim, zira edebiyatçı değil mühendisim. Görebildiğiniz üzere kişilerin TCKları ile bulunmadığı internet ağındayız. Sizin adınızı benimkinden daha gerçek kılan nedir? Kişisel olarak Sn. İmamoğluna Yunan iması yapan kimselerle aynı cenahta değilim, olmadım ve olmayacağım. Öte yandan siz, kendiniz gibi düşünmeyen herkesi bir kalıba sokup nefret duymak istiyorsunuz gibi görünüyor, üzücü. Tahminimce anlamadığınız konu şu ki; insanlar sizden farklı düşünebilir. Yazarlar hakaretamiz olmadığı mühletçe diledikleri kelime dizilimlerini veya benzetme öğelerini kullanabilirler. Kişilerin kendilerini hakaret içermeden ifade etmesi sizi rahatsız ediyorsa tebrikler. Zira faşistsiniz demektir. Ayrıca, Sn. Altaylı bilirkişi midir? Sözünüz açıksa, deneyecek yarışmacılara başarılar dilerim.
Barış Bey, yukarıdaki yazının katılmadığınız yönlerini belirterek iletişim kurmaktansa dini referans içeren tehditler eşliğinde hakaret ediyorsunuz. Faşisti başka yerde aramayın.
Siz İmamoğlu'na kurban olun... Irkçısınız, faşistsiniz. Sadece kendiniz gibi düşünen insanlar sizin sitenizde yazı yazabiliyor, yorumlarına izin veriliyor. Maalesef sizin gibi insanlarla aynı havayı soluyoruz güzel ülkemizde...