M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 22-05-2020 21:02
Güncelleme : 28-08-2020 13:45

Bella'nın Kısa Donu

Camide Çav Bella okunması tartışmalarını anlamsız buluyorum

Camide Çav Bella okunması tartışmalarını anlamsız buluyorum. Dolar yükselince “Ezan dinmeyecek!!” diye açıklama yapan bir iktidar var karşımızda. 3 çıfıtın halt etmesinden ibaret bir olayı büyütüp iktidarın ekmeğine yağ sürmemek lazım. Vaktiyle Türkçe ezan işinde de böyle olmuştu. Önce daha zayıf isimlere söylettiler, baktılar olmadı, sabık CHP'li malum şahsa söylettiler sonra gürültü çıkardılar. Girme hiç o topa halbuki. Konuşma. Konuşmak zorunda mısın? Herkeste ezandan rahatsız olmadığını gösterme yarışı...

Bu yarışa girdikçe, iktidarın "birileri ezandan rahatsız ama biz ezanı dindirmeyeceğiz" mesajı güçleniyor. "Faşizm ifadeyi engellemez, mecburileştirir" durumu, bir nevi. O yüzden bu konuda kasten yorum yapmamayı tercih etmiştim. Fakat bugün aynı zamanda profilinde “sosyalist” ve “feminist” yazan bir zatın tweetine denk geldim. Şöyle diyordu tweet: “Eşcinsellere evlilik hakkı tanınmasına toplum hazır değilmiş. Bu ne ki? Biz daha sizin köhnemiş, kadınların emeğine ücretsiz el konulmasına dayanan, tek eşli evlilik kurumunuzu dağıtacağız. Boşanmaları kolaylaştıracak, gönüllü birlikteliği özendireceğiz. Ey toplum, are you ready?”

Bu aklıma 2 yıl öncesinin Çav Bella tartışmasını düşürdü, kısa donlu Bella’yı: Hilal Cebeci anladığım kadarıyla bir dizi tarafından yeniden popüler edilen Bella Ciao şarkısı için bir klip çekmişti ve sosyal medyada solcularımız tepki göstermişlerdi. Seksi -olduğu düşünülen diyelim- danslarla, kısa etekler, şortlarla çekilmiş, kültür endüstrisinin en kapitalist formundaki bir sektörün klibini, bu işe el atmasını “solcu değer”e yakıştıramamışlardı. Ne alakası var peki o Bella ile eşcinsellerin? Konuyu bağlayacağım, ama önce sosyalizme dair biraz konuşmamız lazım.

Sosyalist-devrimci hareketler, aynı feminizm gibi 3 dalga teşkil ediyor demek mümkün: 19. Yüzyıl sonunda yeniden şekillenen ve globalleşen dünyada fırsat buldukları bölgelerde devrim yapan yarı çeteci, yarı entelektüel yapılar ilk dalgayı teşkil ediyordu. 20. Asır, soğuk savaş çekişmesinde, uygun bölgelerde ekseriyetle “Abi” Sovyetlerden finansal destek alan, klasik gerilla mantığıyla hareket eden ve faaliyet gösteren örgütlerin bolluk dönemiydi. 3. Dalga Sovyetler’in dağılmasıyla başladı ve “başka tür” sosyalist yorumlar da bu dönemde kendisine alan açabildi. Artık silahlı, gerilla tipi örgütlenmeler yerine, siyasi ve sivil örgütlenmelerin dönemi gelmişti.

Doğuşundan bu yana sosyalizmin ideolojik çıkmazları ve arayışları epey teferruatlıdır, bu yazı da sosyalizmi çürütme yazısı değil. Ancak sosyalizm ideolojik çıkmazlar kadar, pratik çıkmazlarla da karşı karşıyaydı: Krediyle ev almış, iyi kötü arabası olan, yurt dışı tatil yapabilen işçilerin olduğu bir ülkede, Engels’in sosyalistliğine ilham olan 1850’ler Manchester şehrindeki işçiye hitap edeceğiniz dille konuşamaz, işçileri ikna edemezdiniz. Evet, teorik olarak hala “sömürü” olduğunu söyleyebilirsiniz, ancak bu eskisi kadar belirgin değildir ve zincirlerinizden başka kaybedeceğiniz çok şey vardır artık. Bu yüzden sosyalist hareketler, tuhaf bir biçimde etnik çatışmalardan beslenmeye başladılar. (Aslında tuhaf değil. Sovyetler de kapıya Alman panzerleri dayanınca Alexander Nevsky posterleriyle, “anavatan” vurgularıyla propaganda yapmaya başlamışlardı. Bir ara Savaş ve Propaganda bahsinde Sovyetlerin milliyetçi propagandasını yazalım.)

Burada iki yönlü bir ilişki söz konusuydu: Sosyalizme bir “insan kaynağı” lazımdı. Etnik direniş gruplarına da, çatışmanın doğası gereği kolektifçi bir ideoloji gerekiyordu. IRA muhtemelen böyledir: Sosyalist IRA’nın kurduğu devlet, bugünün standartlarında dünyanın en liberal ekonomilerinden biridir. Etnik çatışmanın olmadığı yahut önemini kaybettiği bölge ve bağlamlarda, özellikle 3. Dalga sosyalizm yeni bir insan kaynağı arayışına girdi. Günter Walraff’tan alıntıyla “en alttakiler” diyelim bunlara: Fuhuş alemindekiler, eşcinseller, işsizler, lümpen proletarya ve öğrenciler. Evet, öğrenci başlı başına ilginç bir vakadır: Öğrenci sınıfsızdır, ya da büyük oranda sınıfsızdır. Ancak bu “en alttakiler” sosyalist bir devrimin sürekli ve gözü kara fedaileri olabiliyorlardı artık, istisnalar kaideyi bozmasa da, en dar gelirli işçiyi dahi güç bela elde ettiği konfor alanından “çalmak” pek mümkün olmuyordu. Bu “3 Dalga”nın son ikisini PKK’nın “HDP”ye dönüşmesinde çok güzel gözlemleyebilirsiniz.

Bütün bu süreçte, sol kendisine hala zemin ve destekçi, sempatizan bulduysa, bunu tamamıyle “popüler kültür”e borçludur; evet, kapitalizmin, devletin, kurulu düzenin, egemenin aleti olarak tanımladıkları popüler kültüre. Deniz Gezmiş’i olduğu gibi anlatırsanız, kaç genç kızımız “Bizim Deniz” diyerek vakur, gözlerinde bir ışıltıyla kafasını sallayacaktır? Kaç gencimiz sosyalizmin kuramından etkilenerek “solcu” olmaya karar vermiştir, kaçı şarkılardan, kitaplardan, dizilerden etkilenmiştir? Bilhassa Türkiye’de olmak üzere, bütün dünyada sol, iktidara gelemedikçe yahut devrime kavuşamadıkça, entelektüel birikimini ve yetenekli insanlarını medya, reklam sektörü gibi alanlarda istihdam ederek (ederek derken lafın gelişi, kasıtlı bir proje değildir bu) hayatta kalmıştır. Popüler kültür sayesinde “en alttakiler” ve “marjinaller”i, zaman zaman da bu gruplara girmeyenleri kendisine sempatiyle baktırabilmiş, bir kısmını devşirebilmiştir.

O yüzden solun kısa donlu Bella’dan şikayet etmeye hakkı yoktur: Asıl tuhaflık Hilal Cebeci’dedir. Çav Bella dinleyen, sola sempati ile bakan, Deniz Gezmiş’i seven gençlerdedir. İktidara gelse zevk aldığı bütün eylemleri yasaklayacak olan bir düşünce sistematiğine, şimdilik muhalefette, mazlum ve mağdur olduğu için sempatiyle bakanlardadır.

Şimdi gelelim eşcinsellere. Eşcinsellik insani bir özellik olmaktan çıkarılıp, "politik bir kimlik"e dönüştürülüyor ve bu yeni bir "cinsiyet teorisi" kapsamında yapılıyor. Bu teorinin de kerameti kendinden menkul. Durağı uçmağ olsun, sürekli bir temasımız olmadı ama epey genç olduğum dönemlerde bana özgüven aşılayarak üzerimde büyük emek sahibi olmuştu, rahmetli Acar Sevim, Türkçü olduğu kadar Alman kültürü ve felsefesi uzmanı kıymetli bir profesörümüzdü. Nihilizme dair konuşurken, şöyle bir laf etmişti: Nihilizme sosyalistler bir işlev biçmişlerdi, kurulu olanı, hakim olanı yıkmak. Nihilizm kurulu olanı sorgulayacak, zayıflatacak ve hatta yıkacak, sosyalistler bu boşluğu dolduracaktı.

Şimdilerde eşcinselliğe böyle bir işlev yüklendiğini düşünüyorum. Çünkü eşcinselliğin toplumdaki oranının çok ötesinde bir temsili oluşmaya başladı ve çok ciddi “yatırım”, yani doğrudan “sermaye” gerektiren bir kampanya; diziler, filmler, eylemler yoluyla yürütülüyor. Bu eşcinsellerin sayıca çok oluşuyla açıklanamaz, evrimsel olarak sabittir ki, türler içinde eşcinsellik daima vardır ancak daima sınırlıdır, oran olarak düşüktür. Eşcinseller zulme uğruyor ve buna duyarlı “endüstri” bunu finanse ediyor desek; birçok başka alanda zulme uğrayan, ayrıma uğrayan kesim varken “neden eşcinseller?” sorusunu sormak icap eder.

Hayır, görünüşe göre eşcinseller kesbettiği ehemmiyetin çok ötesinde bir temsile kavuşuyorlar ve bir “eşcinsel kampanyası” çok ciddi bir finans gücüyle yürütülüyor. (Bu arada ben eşcinsellerin evlenebilmesi taraftarıyım. Eşcinsel kampanyası ile, din, dil, ırk, cinsiyet fark etmeksizin hukuk önünde “kör eşitlik” taraftarı olmanın farkını vurgulamaya çalıştığım yazım için lütfen tıklayınız. Kampanya tabirini özellikle kullanıyorum ki, birey hak ve özgürlüklerine saygılı olanın kategorik olarak takınması gereken tavır ile, pespaye, saldırgan ve “bozucu” kampanyanın farkı anlaşılsın.) Bu kampanyanın neden yürütüldüğünü düşündükçe, aklıma başka bir neden gelmiyor: Bir komplo teorisi ama, “yeni sol” tandanslı sermaye sahiplerinin, kendi fikirlerine göre bir dünya teşkil edilebilmesi için “geleneksel aidiyetler”i yıkmak gerektiğine olan inançlarından ötürü özellikle kültür-sanat ve eğlence alanlarında bu kampanyayı finanse ettiğini düşünüyorum.

Yani burada eşcinseller yalnızca bir aletten ibaretler: Eşcinsel kampanya üzerinden aileye, geleneksel aidiyetlere, toplumu uyum içinde tutan soyut kurumlara organize bir saldırı söz konusu ki, “millet” kavramı da bu saldırıdan nasibini alıyor. Bu iş o raddeye vardı ki, ahkamlı köşkemli uluslararası kurumların en üst düzey toplantılarında güvenlik açıkları değil de, “ordudaki eril dil” mesele edilir hale geldi. Meşhur “meleklerin cinsiyetini tartışan Bizanslılar” rivayeti gibi, Batı, post-modernizmin elinde, hiçbir işe yaramayan, saçmapasan, suret-i haktan görünürken multi-kulti kisvesiyle bizzat hukuk kavramının temeline dinamit koyan post-modern tartışmaların içine çekilmiş durumda. Entelektüel düzlemi, siyaset düzlemi, sanat düzlemi, hatta askeri düzlem bile böyle. Fayda, akıl, objektiflik rafa kaldırıldı, bir tuhaf “dumanlı” zihin yapısı bütün Batı’yı esir aldı; akademisinden başlayarak onu yükselten, ileri götüren, mutlu ve müreffeh yaşama kavuşturan her türlü kurumu, geleneği, motifi ve fikri yok etmeye programlı.

İşte Bella’nın kısa donu budur; klasik Marksistler şikayet ededursunlar, yeni-solun popüler kültürü dünyaya savaş açmış durumda. Kapitalizmin nimetlerini bu “yeni-sol” amaçlar uğruna değme kapitalistten daha etkili kullanan bu yapı, bir başka anlayışın ve “ruh”un zamana hakim olabilmesi için, kurulu olanı yıkmaya en muktedir aletin eşcinsel-neofeminist bir öncü faaliyeti olduğuna karar vermiş gibi duruyor. Çav Bella yazısı yazmadı demesinler, bu yazı, komplo teorilerine savaş açarken, kişisel ve “ispatlanamaz” tahminlerimi sunduğum bir komplo teorisi olarak burada dursun.

M. Bahadırhan Dinçaslan

NELER SÖYLENDİ?
@
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Milli Şairimiz Kimdir? 21-06-2021 23:38 Sen Hiç Milliyetçiye Benzemiyorsun 09-06-2021 20:48 Yakın Dosta Kredi Çekmek: Yalnızlar Ülkesi Türkiye 07-06-2021 01:25 Batı’yı Aydınlatmak: Yeliz’in Dedesi ve Erbaş’ın Zırvaları 04-06-2021 12:23 Faydalı Kilisenin Papazından 7 Ölümsüz Oyun Önerisi 24-05-2021 14:37 Sorusuz Bir Toplum: Kadim Cevaplarla Yetinmek 23-05-2021 14:30 Muhaliflerin Ümidini Baltalamak – Bir Seküler Günah 11-05-2021 12:38 Neden Milliyetçiyiz – Bir Nutuk Taslağı 02-05-2021 16:10 Türk Usulü İslam Arayışına Dair Birkaç Not 29-04-2021 01:31 Faydalı Kilisenin Papazından Mitoloji Kitapları Seçkisi 20-04-2021 22:51 12 Nisan Şakası(!) ve Mizah Üzerine 12-04-2021 21:49 Türk Esirlerine Yardım Eden Bir Uygur'un Düşündürdükleri 04-04-2021 23:44 İbne LGBT Olunca 29-03-2021 16:53 Milliyetçi Siyasetin Geleceği: Özdağ ve Kuracağı Parti 21-03-2021 00:01 Büyük Adam Yaratamamak: Neden Bu Haldeyiz? 12-03-2021 15:32 Azgın Milliyetçilik: İnfial Yaratan Şiddet Olayları ve Milliyetçilik İlişkisi 07-03-2021 14:34 Eyam’dan Eyyamcılığa: Salgın Tedbirlerinin Bitmesi Gerekliliğine Dair 05-03-2021 12:43 Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları 28-02-2021 19:39 Bir Kitap Nasıl Basılıyor? 19-02-2021 20:55 Şeriatçılar Ay'a Gidebilir mi? 15-02-2021 14:26 Samimi İslamcılar ve Yapmacık Muhalifler: Bir Eleştiri Yazısı 11-02-2021 14:12 Boğaziçi Olayları ve Makul Vatandaş: Ya-Ya Kamplarına Mecbur Muyuz? 08-02-2021 02:51 Bir Polis Yazısı 03-02-2021 22:49 Turan Hayal Midir - II 24-01-2021 23:53 Qanon: Bir Siber-Kültün Portresi 22-01-2021 01:39 Şimşirgil'in Cevabına Cevap 17-01-2021 15:39 Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi 10-01-2021 16:40 ABD'den Türkiye'ye İki Kamplı Siyaset 08-01-2021 11:37 Sümüklü Sıpalar ve Medya Sansürü 06-01-2021 16:33 Teröristsin Teröristim Terörist 05-01-2021 21:03 Nazım Dişe Dokunur mu IV: Şiir İnsanların Umrundayken 28-12-2020 10:37 Bayburt’un Acı Serencamı – Türk Kültüründe İçkinin Yeri ve Önemi 23-12-2020 21:23 Türk Milliyetçiliği Gözünden Mevlana 22-12-2020 11:10 Kuzgun - The Raven 20-12-2020 02:56 7 Güzel Ressam 13-12-2020 01:14 Türk Edebiyatı mı Türkçe Edebiyat mı? 10-12-2020 15:20 Türk Milliyetçileri Kime Oy Verecek? 09-12-2020 13:06 Nazım Dişe Dokunur mu III: Bohemya’dan Bürokrasiye 09-12-2020 00:47 Nazım Dişe Dokunur mu II: Alt-Kültürün İçyüzü 06-12-2020 18:55 Nazım Dişe Dokunur mu I: Şiir Nasıl Gözden Düştü? 05-12-2020 15:31 Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti 03-12-2020 16:20 Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek 27-11-2020 12:37 CHP’den Atsız Parkı yahut Alevilik Ali’yi Sevmekse Biz de Aleviyiz 19-11-2020 15:34 İyi Şiir Üzerine 17-11-2020 15:51 Batı'ya Ağıt 15-11-2020 23:01 Azerbaycan Sahada Kazandı – Masada Kaybetti – mi? 11-11-2020 13:42 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - II 09-11-2020 13:32 Karabağ'dan Turancılık Dersleri 08-11-2020 18:46 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - I 04-11-2020 21:17 Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair 02-11-2020 14:29 İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair 27-10-2020 15:08 Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA