M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 18-12-2019 20:14
Güncelleme : 28-08-2020 16:17

Bizden Neden Bir Halt Olmaz

İnsanoğlunun kurduğu sistemlerden en çok iz bırakanı, mirası hala gözle görünür olanı, herhalde Roma’dır

İnsanoğlunun kurduğu sistemlerden en çok iz bırakanı, mirası hala gözle görünür olanı, herhalde Roma’dır. Alfabenin yayıldığı, insan nüfusunun arttığı bir dönemde çok geniş bir coğrafyaya hükmeden Roma, yalnızca kurucu unsuru yahut hükmü altına aldığı unsurları değil, asırlar sonrasının keşif ve fetihleri yoluyla başka kıtaları dahi etkilemiştir. Fakat Roma neden çöktü?

Teknolojik gelişmeler toplumun ihtiyaç duyduğu alanlarda, yatırım olması halinde ortaya çıkar. Bu yatırım mutlaka sermaye değildir; mesela eski Türklerde “demircinin hükümdar olması motifi” vardır. Demir işlemek savaşta üstünlük sağlar, demiri iyi işleyip iyi silah üretenlerse avantaj sağlarlar. Bu avantajın sürdürülebilir olması için, Türk efsanelerinde, anlatılarında demirci kutsallaştırılmış, övülmüş. Demircinin aletleri dahi kutsanmış. Bu da bir yatırımdır, demir işleyiciliği bu şekilde teşvik edilir ve daha iyi demir işlenmesi sağlanmaya çalışılır.

Roma’da da iki alanda çok ciddi ihtiyaç ve teşvik/yatırım vardır: Askeri teknoloji ile büyük ölçekli altyapı teknolojisi. İlkinde, seri üretilebilecek, en az hammadde kullanımıyla en çok korunma sağlayacak zırhlar ve düşmana en çok zarar verecek savaş aletleri üzerinde bir gelişim söz konusu. Roma, silah altına aldığı her askere, savaş doktriniyle uyumlu, seri üretimi kolay ve işlevsel zırhlar, silahlar sağlamış, bu zırh ve silahlar da düşmanların getirdiği yeni silahlar karşısında değişmiştir. Örneğin, Dacia’nın fethi esnasında Dacialılar büyük bir orağa benzeyen “falx” isimli silahlar kullanıyorlardı. Bu klasik lejyon düzenini bozuyordu, çünkü bu kıvrımlı silahlar kalkanın ardına zarar verebiliyor, Roma’nın en büyük askeri üstünlüğü olan lejyonun yekpareliğini bozuyordu. Bu silahın etkisi hemen kendisini gösterdi, özellikle Dacia fethine katılan lejyonlarda bu silahın etkilerine karşı koyan zırh varyasyonları ortaya çıktı. İlerleyen yüzyıllarda kısa Roma kılıcı gladius uzayarak spatha’ya dönüştü.

Altyapı teknolojisi bahsinde şüphesiz en önemli örnek aqueduct denen su kemerleridir. Çok küçük ancak sürekli bir eğimle su kaynağından gelen suyu dağlar ve vadiler üzerinden yerleşim yerine taşıyabilen bu kemerler, Roma mühendisliğinin en önemli ürünleriydi. Yollar ve su kemerleri sayesinde Roma çok geniş bir araziye hükmedebilmiş, bu arazideki önemli tarım ve ticaret merkezlerinin nüfusunu oldukça arttırabilmişti. Fakat Roma’da tarımın gelişmesini sağlayan bir inovasyondan söz etmek mümkün değildir. Sebebi basit: Roma’da köle emeği vardı. Bir tür “equilibrium”a ulaşılmıştı. Köle emeğiyle tarım fazlası yaratılıyor, bu sayede geniş bir ordu için insan ve besin ayrılabiliyor, bu ordu daha fazla tarım sahası açıp, daha fazla köle topluyordu. Tarımın köle emeğiyle yapıldığı bir toplumda, daha iyi çiftçilik yapmak için inovasyon arayışına girmezsiniz. Osmanlı’da olduğu gibi, Roma’da da reform hareketleri vardı ve yine Osmanlı’da olduğu gibi, Roma’da da reformların önceliği askeriyeyi yeniden tanzim ederek eski işlevselliğini kazanmasını sağlamaktı. Kimse yeni üretim metodları yahut yeni ticaret yolları arayışında değildi.

İspanya ve denizle kuşatılmış Portekiz’in kaşif olması bir zarurettir. Fakir ve tarıma elverişsiz bir toprakta yaşayan Hollandalıların kapitalizmi icat etmesi de öyle. Ulusların yükselişi, bu bakımdan, bir eksiklikten kaynaklanır. İşleyen bir sistem kurulduktan sonra, eğer sistem “tabii ve fıtri” bir yenilenme mekanizmasını haiz değilse, yenilenme ve “ileri gitme” imkansızlaşıyor. Günümüzde serbest piyasa ekonomisi yegane “tabii ve fıtri” yenilenme mekanizmamızdır, hayatın her alanında yeniliklerin, farklılıkların ortaya çıkmasını sağlar, ya da sağlaması beklenir. (Bu yenilik ve farklılıklar “ileri”dir, ancak ileri yalnızca zaman çizelgesindeki bir referanstan ibarettir. Mutlaka olumlu anlamda değildir.) Roma, Bizans, Osmanlı gibi devletler bu yüzden çöktüler: Çok iyi bir sistem kurmuşlardı. Fakat dünya yerinde durmuyordu, başka başka havzalardan yeni icatlar çıktıkça, bu icatların ve parametrelerdeki diğer değişikliklerin (göç gibi) yarattığı dönüşüm baskısına ayak uyduramadılar. Onları “yukarı” ve “ileri”ye taşıyan sistemden saptıklarını, o sisteme geri dönerlerse yeniden büyük olacaklarını düşündüler. Roma’yı “barbar”lar yıktı, koskoca Bizans’ı yerleşik yaşama bile büyük oranda geçmemiş Türkler. Osmanlı'ysa, son dönemlerinde bir avuç baldırı çıplağın kurduğu çetevari ordulara yeniliyordu.

Fakat coğrafyanın yahut ekonomik ilişkilerin yegane belirleyici olmadığını gösteren bir başka amil var ki, Türkiye bundan mustariptir. O da kültür. Millet olma hali de diyebiliriz. Bir insan nasıl çocukluk travmalarının, iyi ve kötü günlerinin, insanlarla iletişim ve etkileşiminde başına gelenlerin yarattığı birikimle karakter geliştirirse, milletler de öyle karakter geliştiriyorlar ve bir kolektif hafızaları, bilinçleri, alt-bilinçleri var. Şu an Türkiye eksiktir, dezavantajlıdır, ancak potansiyel avantajları çok fazladır. Büyük bir değişim ve kalkınma hamlesi için çok güzel bir malzeme, Türklerin bir yol, bir yeni yöntem icat edip, bu büyük nüfus ve fırsatlar havuzunda bir atılım yapmaları beklenir.

Fakat aksine, Türkler bir “altın çağa dönüş” arayışında. İmparatorluk bakiyesi bir ulus, bu geçmişini unutamaz. (Bkz. Post-Imperial Melancholy) Türkler, hala vaktiyle Roma’nın, Bizans’ın, Osmanlı’nın düştüğü hataya düşüyorlar. Kendilerini Osmanlı zannediyor, onları “yukarı”ya ve “ileri”ye taşıyan eski sistemi yeniden ihya ederlerse, yukarı ve ileri gideceklerini düşünüyorlar. Üstelik Türklerde ihtiyaçlar ve teşvikler oldukça berbat bir halde. İhtiyaçları belirleyen ve teşviki yönlendiren mekanizmalar, toplumun çökmesi için gerekli olan her türlü olgunun ortaya çıkmasını sağlıyor.

Bir siyasinin yalan söylemesinin, dün söylediği sözü hiç söylememiş gibi davranmasının, sözünde durmamasının bedel ödettiğine, 29 yıllık Türklük tecrübemde hiç rastlamadım. Rastladıysam bile hatırlamıyorum ve tam tersinin yaygın olduğunu düşünüyorum, zaten asıl önemli olan budur: Nasıl algıladığım. Yalan söyleyen, kendiyle çelişen, sözünde durmayan siyasetçi bedel ödemek şöyle dursun, kazanım elde ediyorsa… Bu toplumda sosyal sermaye nasıl birikecek? Yalanın, dönekliğin ve hainliğin bu derecede ödüllendirildiği bir toplumda mesela nasıl ticaret yapılır? Herkes potansiyel birer dolandırıcı değil midir? Ticaretin böyle kusurlu ve zehirli olduğu bir toplumda refah nasıl mümkün olur?

Son günlerde Ethem Sancak gündemde. Bizzat devlet eliyle zengin edildiğini gerine gerine anlatıyor. Devletin buna mal peşkeş çektiğini, onun da Katarlılara peşkeş çekerek kar elde ettiğini söylüyor. Mazisine baktığımızda uzun bir süredir devlet eliyle zenginleştirildiğini görüyoruz. Şu halde burada serbest piyasa işler mi? Bizim yarım akıllıların “kahrolsun kapitalizm kahrolsun bu zenginler” diyerek eleştirdikleri şey kapitalizm değil aslında, bu. Bu da serbest piyasa değildir, bir tür oligarşidir ve sosyalizme çalar. Yalanın, hainliğin itibar gördüğü, zenginliğin iyi ürünü daha ucuza satmanı sağlayan rekabetçi inovasyonla, icatla, keşifle ya da doğru planlamayla değil, doğru tarikate girmekle, doğru adamın kıçında gezmekle geldiği bir ülkede, elbette gelişme olmayacaktır.

Üstelik çözüm arayışlarımız bu gerçekleri gündemine almaktan çok uzak. Hepimiz bir “altın çağ” düşlüyor, ona döndüğümüzde sorunun çözüleceğini düşünüyoruz, yukarıda bahsettiğim gibi post-Osmanlı sendromudur bu. Sözde muhafazakar seçmen Osmanlı özlemi içinde, laik seçmense Atatürk Türkiyesinin yol ve yöntemlerini ilaç zannediyor. Atatürk Türkiyesi ile 2019 Türkiyesinin aynı olmadığını, dünyanın da bambaşka bir yere gittiğini görmüyor. Mesela dün, Ziya Gökalp çarşıda pazarda Türk’ün parasının gezdiği bir düzenin iyi olduğunu düşünüyordu, çünkü Türklerde sermaye birikimi yoktu. Fakat bugün doğrudan yabancı yatırım çekmek iyidir, çarşımızda yabancı parası gezerse bu işimize gelir.

Romalılığımızı Osmanlı’dan miras aldık, bakın askeri teknolojide ve büyük altyapı projelerinde iyiyiz. Fakat bunlar Roma’yı kurtaramadı, çünkü “güç”ün tanımında, formülünde tek bir parametre yoktur, binlerce parametre vardır. Mesele çok iyi bir sistem kurmak değil, sürdürülebilir, kendi imkanlarıyla kendisini sürekli ve rasyonel olarak yenileyebilir bir sistem kurmaktır.

Her şeye rağmen, Türkiye’de namuslu ve becerikli çok fazla insan görüyorum. Sorun, bu insanların karar alıcı mekanizmalara sirayet edememesindedir. Şu halde, uzun vadede kıtalararası balistik füze teknolojisi geliştirmemizden daha önemli ve faydalı olan şey, siyasi partiler kanununu değiştirmemizdir. Namuslu ve becerikli insanın karar alma mekanizmasına dahlini sağlamak ve namussuzlar karşısında dezavantajlı oluşunu önlemek, büyük çöküşümüzü engellemek için atmamız gereken ilk adım. Fakat atılır mı? Zannetmiyorum. Çünkü bizler Turanlılarız. Eslafımıza çünkü hakiki halefiz biz / Öz kavmimizin başına engel-kelefiz biz.

M. Bahadırhan Dinçaslan

NELER SÖYLENDİ?
@
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Türk Milliyetçiliğinin Sahipliği Kavgası: Hudutsuz Namussuzlar 05-09-2021 13:39 Bir Komplo Teorisi: LGBT Kampanyasının Ekonomisi 27-08-2021 11:58 Afgan Anayasası Nasıl İflas Etti? 16-08-2021 14:24 Taş Kesilmek: Bir Savruk Hasbıhal 09-08-2021 11:05 Türk Milliyetçiliğinin 7 Temel Meselesi 27-07-2021 12:04 Derin Devlet Meselesine Farklı Bir Bakış 16-07-2021 11:39 Şort Giydi Diye Ağlatılan Kız ve Davarlar 06-07-2021 13:27 Türk Aile Yapısı ve Anonimleştiren Cemaat 02-07-2021 14:31 Sokakta Köpek Olmaması Gerektiğini Bilallere Anlatmak 30-06-2021 19:13 Kutsallar ve Domuzlar: İslamcılığın Sekülerleşmesi 28-06-2021 11:29 Milli Şairimiz Kimdir? 21-06-2021 23:38 Sen Hiç Milliyetçiye Benzemiyorsun 09-06-2021 20:48 Yakın Dosta Kredi Çekmek: Yalnızlar Ülkesi Türkiye 07-06-2021 01:25 Batı’yı Aydınlatmak: Yeliz’in Dedesi ve Erbaş’ın Zırvaları 04-06-2021 12:23 Faydalı Kilisenin Papazından 7 Ölümsüz Oyun Önerisi 24-05-2021 14:37 Sorusuz Bir Toplum: Kadim Cevaplarla Yetinmek 23-05-2021 14:30 Muhaliflerin Ümidini Baltalamak – Bir Seküler Günah 11-05-2021 12:38 Neden Milliyetçiyiz – Bir Nutuk Taslağı 02-05-2021 16:10 Türk Usulü İslam Arayışına Dair Birkaç Not 29-04-2021 01:31 Faydalı Kilisenin Papazından Mitoloji Kitapları Seçkisi 20-04-2021 22:51 12 Nisan Şakası(!) ve Mizah Üzerine 12-04-2021 21:49 Türk Esirlerine Yardım Eden Bir Uygur'un Düşündürdükleri 04-04-2021 23:44 İbne LGBT Olunca 29-03-2021 16:53 Milliyetçi Siyasetin Geleceği: Özdağ ve Kuracağı Parti 21-03-2021 00:01 Büyük Adam Yaratamamak: Neden Bu Haldeyiz? 12-03-2021 15:32 Azgın Milliyetçilik: İnfial Yaratan Şiddet Olayları ve Milliyetçilik İlişkisi 07-03-2021 14:34 Eyam’dan Eyyamcılığa: Salgın Tedbirlerinin Bitmesi Gerekliliğine Dair 05-03-2021 12:43 Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları 28-02-2021 19:39 Bir Kitap Nasıl Basılıyor? 19-02-2021 20:55 Şeriatçılar Ay'a Gidebilir mi? 15-02-2021 14:26 Samimi İslamcılar ve Yapmacık Muhalifler: Bir Eleştiri Yazısı 11-02-2021 14:12 Boğaziçi Olayları ve Makul Vatandaş: Ya-Ya Kamplarına Mecbur Muyuz? 08-02-2021 02:51 Bir Polis Yazısı 03-02-2021 22:49 Turan Hayal Midir - II 24-01-2021 23:53 Qanon: Bir Siber-Kültün Portresi 22-01-2021 01:39 Şimşirgil'in Cevabına Cevap 17-01-2021 15:39 Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi 10-01-2021 16:40 ABD'den Türkiye'ye İki Kamplı Siyaset 08-01-2021 11:37 Sümüklü Sıpalar ve Medya Sansürü 06-01-2021 16:33 Teröristsin Teröristim Terörist 05-01-2021 21:03 Nazım Dişe Dokunur mu IV: Şiir İnsanların Umrundayken 28-12-2020 10:37 Bayburt’un Acı Serencamı – Türk Kültüründe İçkinin Yeri ve Önemi 23-12-2020 21:23 Türk Milliyetçiliği Gözünden Mevlana 22-12-2020 11:10 Kuzgun - The Raven 20-12-2020 02:56 7 Güzel Ressam 13-12-2020 01:14 Türk Edebiyatı mı Türkçe Edebiyat mı? 10-12-2020 15:20 Türk Milliyetçileri Kime Oy Verecek? 09-12-2020 13:06 Nazım Dişe Dokunur mu III: Bohemya’dan Bürokrasiye 09-12-2020 00:47 Nazım Dişe Dokunur mu II: Alt-Kültürün İçyüzü 06-12-2020 18:55 Nazım Dişe Dokunur mu I: Şiir Nasıl Gözden Düştü? 05-12-2020 15:31 Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti 03-12-2020 16:20 Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek 27-11-2020 12:37 CHP’den Atsız Parkı yahut Alevilik Ali’yi Sevmekse Biz de Aleviyiz 19-11-2020 15:34 İyi Şiir Üzerine 17-11-2020 15:51 Batı'ya Ağıt 15-11-2020 23:01 Azerbaycan Sahada Kazandı – Masada Kaybetti – mi? 11-11-2020 13:42 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - II 09-11-2020 13:32 Karabağ'dan Turancılık Dersleri 08-11-2020 18:46 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - I 04-11-2020 21:17 Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair 02-11-2020 14:29 İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair 27-10-2020 15:08 Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA