izmir escort instagram takipçi satın al izmir escort antalya escort bursa escort porno izle izmir escort antalya escort takipçi satın al instagram takipçi satın al instagram takipçi kasma
M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 16-01-2020 14:43
Güncelleme : 28-08-2020 15:47

Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler?

Weber’in “Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu” eseri kült olmuştur, okumayanlar dahi bu kitaba atıf yapar, kitaptaki açıklayıcı ve tahrik edici fikrin metaforlarını kullanırlar

Weber’in “Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu” eseri kült olmuştur, okumayanlar dahi bu kitaba atıf yapar, kitaptaki açıklayıcı ve tahrik edici fikrin metaforlarını kullanırlar. “Protestanlarda bir tür ahlak vardır ve bu ahlak protestan ülkelerin gelişmesine sebep olmuştur”. Weber’in ruhaniyetinden özür dileyerek bu denli indirgediğim ana fikir, baktığınız zaman haklı bir iddia barındırıyor gibi. Fakat ya tavuk yumurtadan çıkmışsa? Hristiyan teolojisini çok eğlenceli bulsam da ayrıntısına girmeyeceğim, yalnızca Weber’in iddiasının Protestanlıktaki (yahut belli Protestan yorumlardaki) felah inancıyla alakası olduğunu söyleyelim.

Buna göre, kimin felaha kavuşacağı önceden bellidir. Fakat kimin felaha kavuştuğunu bizim bilmemize imkan yoktur. Yalnızca bireyin yaşayışına bakarak Allah’ın sevdiği kullarından mı, yoksa bela verdiği kullarından mı olduğunu tahmin etme şansımız vardır. Weber, bu inanç şeklinin Protestanları “iyi” olmaya sevk ettiğini söylüyor. Tabii bunun yan etkileri de var; aynı anlayışla engellilerin, hayata dezavantajlı başlayanların Allah’ın gereksiz kulu olduğunu iddia edebiliriz; yahut Amerika’daki ceza infaz sistemi gibi bir sistem yaratır, rehabilitasyonu değil tecrit ve cezayı önceleriz. Mahkumlar yaşantılarıyla Allah’ın kötü kulları olduklarını ispatlamışlardır, iki katlı, dört yatak odalı, üç banyolu ve garajlı evinde iki çocuğu ve köpeğiyle yaşayan aile babasının Allah’a sevgililiği ile arasında bir fark olmalıdır.

Niyetim elbette Weber’le kavga etmek, Weber’i çürütmek değil. 'Weber’in teorisi çöktü, Batı panikte' diye başlık atmayacağım; Hegel’i ve benzer meşhur simaları aşmak uğraşı, İslamcılar ve Kürtçülerin alamet-i farikasıdır. Fakat “Din mi kültürü daha çok etkiler, kültür mü dini daha çok etkiler” sorusunun cevabı bir milliyetçi için önemlidir, bu benim de çok faydalandığım ve beğendiğim kitaptaki teorinin bu tartışma özelinde yanlış sonuçlara götürmesini engellemek Türk milliyetçisi bir aydın olma iddiasındaysak vazifedir. O kadar eli yüzü düzgün, olumlu kodlanan Protestanizm, mesela zencilerin eline düşerse ne olur?

Pentecostalism diye bir Protestan hizbi var mesela, en önemli lideri bir zenci. Amerika’da büyük bir harekete dönüşmesinin sebebi, zencilerin bu akımı benimsemesi, genişletmesi ve adamakıllı bir mezhebe dönüştürmesi. Peki bu mezhebin özelliği nedir? Mucizevi şifaya ve esrimeye inanmak. Aynı bizim tarikatlerdeki cezbe saçmalığı gibi, bu hizipte de müritler cezbeye tutulurlar. Tuhaf sözler eder, keramet gösterir, şifa dağıtırlar. Üstelik bu hizip şu sıralar en hızlı büyüyen Hristiyan cemaatini teşkil ediyor, özellikle Afrika’da ve Asya’da Hristiyan olanların ekserisi bu hizbin misyonerleri tarafından ihtida ettiriliyor. Protestanlıktan beklediğimiz “ilerlemecilik” ve çalışma etiği ise, pek ortalıkta görünmüyor gibi.

Şimdi soru şu… Zencilerin Afrika’daki kültürleri de Karayipler ve Amerika’ya geldikleri dönemki kültürleri de hep mistik olmaya meyyaldir. Şifacı, tuhaf sözlerle konuşan bilgin meczup gibi figürlere aşinadırlar. Hristiyanlığın bu motifleri içeren bir öğesinin Amerika’daki zenciler arasında tutması ve onlar eliyle Afrika’da yayılması tesadüf müdür? Her kültür dininin kendine uygun bir yorumunu yaratır diyebilir miyiz? İslam dünyasında, Weber’in önemsediği Kalvinist tandanslı Protestan itikadının, yani “kurtuluşun ezelden tespit edildiği” inancının karşılığı ne ola ki? Eşarilik… Eşariler İslam Dünyası’nda epey kalabalıktırlar, kaderin ezelden tayin ve tespit edildiğini, kulun fiillerinin bu ezeli kadere göre Allah tarafından o anda yaratıldığına inanırlar. (Hatta ileri gidip “neden-sonuç ilişkisi diye bir şey yoktur” derler. )

Elin oğlunu ileriye götüren, modernizmi yaratan bu inanç bizde neden iğrenç bir Arap coğrafyası yarattı acaba? Cevabı “kültür”de saklı olabilir mi? Yani tavuk yumurtadan çıkmıştır diyebilir miyiz? Kültür bağrından dini çıkarır, elbette din de kültürü etkilemeye başlar ancak aslolan kültürün kendisidir; kültür belli kodlar ihtiva eder ve kendisini taşıyanları bu kodlara uygun davranmaya sevk eder diyebilir miyiz? İspatları bir başka yazının konusu olmakla birlikte, evet diyebiliriz ve milliyetçiliğin teorik temeli tam olarak budur. Öyleyse dinleri yaratan kültürdür ve kültür, onu yaratan toplumun tarihi serüvenine göre şekillenir. Dil dahi, o toplumun yaşayışındaki ihtiyaçları karşılamak üzere özelleşmiştir, bir dilde görülen gramer özelliğinin diğer bir dilde görülmemesini, iki dili konuşanlar arasında düşünce sistematiği farklılığına, dolayısıyla, kültür farklılığına bağlayabiliriz.

Weber’in bahsettiği sanayileşebilen, kapitalist sistemi kurabilen, hep ilerlemeci, fazla yaratmacı bir çalışma ahlakını tesis edebilen ülkelere baktığımızda, paylaştıklarının Kalvinist prensipler yahut Protestanlık değil, başka kültürel özellikler olduğunu görürüz. Mesela Kuzey-Batı Avrupa ülkeleri, bireyci kültürlerdir… Sonra, E. T. Hall sınıflandırmasına göre, ekseriyetle düşük bağlamlı kültürlerdir… Hofstede sınıflandırmasına göre, güç aralığının, belirsizlikten kaçınmanın az, eril rekabet anlayışının yüksek olduğu kültürlerdir… Demek, bu ülkeler Protestan yahut Kalvinist oldukları için gelişmediler; kültürleri gelişmenin bu çağındaki gerek-şartları sağlayan kodlar ihtiva ettiği için geliştiler ve buna uygun dini yorumlar yarattılar. Tasavvuf denen kurumun Persler, Türkler ve Hinduların İslam’la tanıştığı dönemde serpilmesi tesadüf müdür? Yahut şehir merkezlerinde tekkenin ve caminin, kırsalda heterodoks inanışların kabul görmesi?

Aynı dinin yalnızca Türkiye içerisinde onlarca farklı yorumu vardır, bu yorum farklarını Türkiye içerisinde onlarca alt-kültür olmasına bağlamalıyız. Birtakım zeki insanlar farklı dini yorumlar bulup bunu kitlelere yaymış, bu sayede kültür öbekleri yaratmış değiller. İhtiyaç duyan kitleler, kendi zeki adamlarına farklı din yorumları buldurmuştur. Tabii dinin kültür ve kimlikle ilişkisi ve bunlara etkisini büsbütün inkar etmek saçma olur. İrlanda’da yahut Pakistan’da din, kültürün ve kimliğin şekillenişinde ya da korunmasında önemli bir amildir. Fakat bu bölgelerde de din, kültürün bir ürünüdür: Eski Kelt anlatılarını İrlanda’nın Katolik azizlerine dair anlatılan menkıbelerde görürsünüz. Hint Müslümanlarında seyitlik önemlidir, çünkü Hinduizmde kast sistemi vardır ve sabık yüksek kast mensubu taze Müslümanlar, yeni dinlerinde “biz seyidiz” diyerek bir tür Müslümanca kast sistemi yaratmışlardır. (Ayrıntılı bilgi için Karşılaştırmalı Mitoloji kitabımda ilgili bölüme bakabilirdiniz ancak kitap tükendi.) İrlandalılar evet, Katolik oldukları için “Britişleşme”den daha az etkilenmişler ve bu sayede Cornwall, Galler, İskoçya’nın aksine bağımsızlıklarını kazanmışlardır. Ancak müstakil bir adada yaşıyor olmaları bunda daha önemli bir amil değil midir? Müslümanlık Pakistan ve Bangladeş’i bir arada tutabilmiş miydi?

Bir iddia var, muhtemelen karşılaşmışsınızdır: Müslüman olan Türkler kimliklerini kaybetmediler, diğerleri kaybetti. İran’da, Irak’ta, Suriye’de gayet Müslüman olan ancak Türkçeyi unutmuş, Araplaşmış ya da Farslaşmış milyonlarca Türkü ne yapacağız bilmiyorum. Ancak bu iddia başka yanlışlar da ihtiva ediyor: Müslüman olan Türkler kimliklerini korumuş değiller. Türklerin bir kısmı Müslüman olunca, diğerlerinin olması kolaylaştı, çünkü aynı dili ve kültürü paylaşıyorlardı. Bu yüzden İslam Orta Asya içlerine dek girebildi de, Kafkasya’ya tamamen nüfuz edemedi; yahut çok daha yakın olan Avrupa’ya ve Anadolu’ya -Türkler gelmeden evvel- yayılamadı. Asıl “medium” kültür ve dil, din bu ortam üzerinden taşınıyor, tersi değil.

Fakat ifade ettiğim gibi, dinle kültür arasında karşılıklı bir etkileşim sözkonusu. Evet, dini kültür yaratır, ancak kültür kendi yaratımlarının tesiri altındadır. Yazılan kitaplar, o kültür içinde gelişen fikirler kültürde yer edinir, onu şekillendirir; bazı konularda reaksiyon geliştirmesini sağlar. Bu yönüyle din de, evet, kültür üzerinde etkilidir. Ancak en etkili olduğu alanda dolaylı bir etkisi olduğunu söylemek mümkün: Hukuk. Hukuk kaideleri de kültüre göre şekillenir elbet; yerleşik bir toplumda hapis cezası vardır ancak göçebelerde bu zordur. Yahut kolektif bir kültüre sahip olan bozkır Türkleri, yabancıların kötülük yapan insanları “eşiğine, beşiğine kadar kırmamasını” yani bütün klanını katletmemesini eleştirirler, bizde topyekün ceza-cemiyetiyle ceza vardır. Ancak hukukun kendisi kültürün doğrudan bir öğesi değildir, yine de kültürü etkiler. Zira hukuk neticede devlet mekanizmasıyla iç içedir, kültürün doğrudan etkisinin ya da talebinin olmadığı durumlarda hukuk kaideleri bireylerin işine öyle geldiği için yaratılabilir ve bu da bir defa oturduğu zaman, kültürü şekillendirmeye başlar. Herhalde en güzel örnek, kilisenin Avrupa’da kadınların miras almasını desteklemesidir. Zira bu sayede dul kadınların terekesinin kiliseye kalma ihtimali artıyordu. Kültürel bir sebepten değil, siyasi bir hamleden, bir çıkar arayışından kaynaklanan bu hukuki durum, daha sonra Avrupa kültüründe kadının yerine tesir edecekti.

Dinler aynı zamanda birer hukuk ekolüdür. Bunlar arasında en belirgin olan da İslam’dır, İslam diğer semavi dinlerden belirgin ölçüde ayrışarak çok teferruatlı bir hukuk sistemi inşasına girişir ki, sebebi herhalde peygamberin aynı zamanda bir devlet başkanı olmasıdır. (Buraya bir not düşeyim, İslam devleti diye bir şey olmaz, zira iman tabiatıyla bireysel bir meseledir. Ne kadar iyi insanlar olurlarsa olsunlar, ne kadar kutsal kabul edilirlerse edilsinler, ilk dört halife de birer İslam halifesi değil, Arap Devleti Başkanı’dır.) Ki Hılf-ul-fudul meselesinde gördüğümüz üzere, İslam’ın doğuşunun temelinde bir hukuk arayışı öyküsü vardır.

Son olarak, dini kültür yaratıyorsa, her dinin onu ilk yaratan kültürden iz taşıyacağını söylemek mümkün. Sami Dinler ve Doğu’daki aksi Budizm, şimdi ölmüş olan Maniheizm gibi diğer “aşkın” dinler, tarihsel seyrimizde dini yaratan otokton kültürün ötesine geçen uluslarötesi birer olguya dönüşmeyi başardılar. Şu halde Budist olan Japonlarda, Budizm’in adaya geldiği yer olan Çin’in etkisinin olacağını, Müslüman olan Türklerde bir Arap etkisinin olacağını söylemek gayet mümkün. Bu zararlı mıdır? Çoğu zaman; zira her ne kadar “aşkın” ve “ulusötesi” hale gelmişlerse de, her din onu yaratan kültürün sorunları ve meseleleri etrafında örülmüştür, bambaşka bir kültüre tatbiki doku uyuşmazlığı yaratabilir.

Fakat bu etki, kültürün direncini büsbütün kıramaz; gelişmeye uygun kodlar barındıran bir toplumu geri bırakacağını, kodları elverişsiz bir toplumu ilerleteceğini söylemek imkansız olur. Zira dinler başka kültürlere aktarıldığında, o kültürler etki altında kalsalar bile hemen her zaman o dinin kendilerine has bir versiyonunu yaratırlar.

Şu halde “ilerlemişliğe” de, “geri kalmışlığa” da sorumlu olarak dini göstermek anlamsız. Kültüre eğilmek, kültürdeki kodların zamanın ruhuna göre mutlu, güçlü ve müreffeh bir yaşam mı, mutsuz ve zayıf bir ülke görüntüsünü mü inşa edeceğini kestirmeye çalışmak lazım ki, bir Türk milliyetçisi olarak geldiğim nokta budur. Milliyetçiliğin etno-sembolleri kullanması, dönüştürücü işlevi vesilesiyle kültürü dönüştürmesini sağlamak; şahsen milliyetçiliğime yüklediğim misyon bu. Ancak dinin bütün dünyevi sorunlardan kurtuluş reçetesi görülmesi de, dinin günah keçisi ilan edilmesi de bana saçma geliyor, zira gözlemlerimiz bunun böyle olmadığını gösteriyor. Yalnızca, asırlar öncesinden kalmış ve etkilerinin muzır olacağı kesin bir hukuk sisteminin tatbik edilmeye çalışılmasına, açık söylemek gerekirse şeriat gelmesine kesin ve amansız bir düşmanlık etmek, ancak “din fikri”ne düşmanlık etmemek lazım. Yahut edilebilirse de, bu milliyetçiliğin bir gereği, şartı değildir, milliyetçiliğin kapsama alanının dışında bir tercihtir.

Din bir şekilde var ve var olmaya devam edecek gibi görünüyor; biz sorunlarımızı çözdükçe, daha sorunsuz bir din yorumu kendiliğinden doğacaktır. Bu yönüyle, “Türklere has olumlu bir din yorumu geliştirelim” çabalarını da iyi niyetli bulsam da, gereksiz ve nafile gördüğümü söylemeliyim. Diyelim ki “eski din”in kusurları var, fakat şunu da görüyoruz: Kusurunun olmadığı noktalarda da bu dinin takipçileri kötülük ediyorlar. Hırsızlık ve kul hakkı bu kadar yasak iken, üstelik eski din yorumu oldukça sert ve korkutucu iken durduramadığımız yığınları, iyi niyetli bir din yorumuyla tedibe ve islaha çalışmak, usuldeki çıkmazlar bir yana (1400 yıllık müesseselerle onların güçlü ve tecrübeli olduğu alanlarda kavga etmeye çalışmak) esasta da zayıftır. Din kötü olduğu için bu halde değiliz, kötü insanların dini de kötü olur, ahlakı da, davranışı da. Türk milliyetçilerinin Türk övmeyi bırakıp, Türk’ü görmeye başlaması lazım. O zaman Türk’ün ne kadar sefil bir hale geldiğini net bir şekilde görüp, takkeyi önümüze koyup, Türk’ü iyi, güzel ve doğru bir forma sokmak için çalışabiliriz. Hem o zaman milletimize bakıp “Bu mudur insan diye halk ettiğin eşşek sürüsü?!” diye sormaz, milliyetçiliğin en derin ve yaygın çelişkisine, “millet için millete rağmen” girdabına kapılmayız.

M. Bahadırhan Dinçaslan

NELER SÖYLENDİ?
@
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Azgın Milliyetçilik: İnfial Yaratan Şiddet Olayları ve Milliyetçilik İlişkisi 07-03-2021 14:34 Eyam’dan Eyyamcılığa: Salgın Tedbirlerinin Bitmesi Gerekliliğine Dair 05-03-2021 12:43 Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları 28-02-2021 19:39 Bir Kitap Nasıl Basılıyor? 19-02-2021 20:55 Şeriatçılar Ay'a Gidebilir mi? 15-02-2021 14:26 Samimi İslamcılar ve Yapmacık Muhalifler: Bir Eleştiri Yazısı 11-02-2021 14:12 Boğaziçi Olayları ve Makul Vatandaş: Ya-Ya Kamplarına Mecbur Muyuz? 08-02-2021 02:51 Bir Polis Yazısı 03-02-2021 22:49 Turan Hayal Midir - II 24-01-2021 23:53 Qanon: Bir Siber-Kültün Portresi 22-01-2021 01:39 Şimşirgil'in Cevabına Cevap 17-01-2021 15:39 Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi 10-01-2021 16:40 ABD'den Türkiye'ye İki Kamplı Siyaset 08-01-2021 11:37 Sümüklü Sıpalar ve Medya Sansürü 06-01-2021 16:33 Teröristsin Teröristim Terörist 05-01-2021 21:03 Nazım Dişe Dokunur mu IV: Şiir İnsanların Umrundayken 28-12-2020 10:37 Bayburt’un Acı Serencamı – Türk Kültüründe İçkinin Yeri ve Önemi 23-12-2020 21:23 Türk Milliyetçiliği Gözünden Mevlana 22-12-2020 11:10 Kuzgun - The Raven 20-12-2020 02:56 7 Güzel Ressam 13-12-2020 01:14 Türk Edebiyatı mı Türkçe Edebiyat mı? 10-12-2020 15:20 Türk Milliyetçileri Kime Oy Verecek? 09-12-2020 13:06 Nazım Dişe Dokunur mu III: Bohemya’dan Bürokrasiye 09-12-2020 00:47 Nazım Dişe Dokunur mu II: Alt-Kültürün İçyüzü 06-12-2020 18:55 Nazım Dişe Dokunur mu I: Şiir Nasıl Gözden Düştü? 05-12-2020 15:31 Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti 03-12-2020 16:20 Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek 27-11-2020 12:37 CHP’den Atsız Parkı yahut Alevilik Ali’yi Sevmekse Biz de Aleviyiz 19-11-2020 15:34 İyi Şiir Üzerine 17-11-2020 15:51 Batı'ya Ağıt 15-11-2020 23:01 Azerbaycan Sahada Kazandı – Masada Kaybetti – mi? 11-11-2020 13:42 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - II 09-11-2020 13:32 Karabağ'dan Turancılık Dersleri 08-11-2020 18:46 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - I 04-11-2020 21:17 Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair 02-11-2020 14:29 İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair 27-10-2020 15:08 Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA