M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 27-11-2020 12:37
Güncelleme : 06-06-2021 15:21

Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek

Blog yazmayı bırakıp tekmil servetimi ve hayatımı TamgaTürk’e vakfeyledikten beridir, eski dağınık malumatfuruş yazılarıma ara verdiğimi fark ettim. İçime sinmedi; bu tür yazıların okuru azdır, ama niteliklidir. E-posta atar, sorgular, en önemlisi de, öğretir. Bu yüzden sağa sola notlar olarak yazdığım birkaç etimoloji takibini birleştirip yazı olarak sunmak kararı aldım – takip edeceğimiz ilk sözcük: Mihrap

Mihrap

Etimolojisi açık olmayan bir sözcük. Fakat h-r-b köküyle alakalı. Türkçe h-r-b olarak yazdığımız iki kök var, biri harb, muharip gibi sözcüklerin kökü, diğeri harap, harabe gibi sözcüklerin. İkincisinde hırıltılı h var, mihrab hırıltısız h ile yazılıyor. Demek harp, muharebe gibi sözcüklerle bir ilişkisini arayacağız.

Bu kökten türemiş sözcüklerden sadece "harbi-harbe" ile bağlantısı olduğunu düşünebiliyorum. Harbi ya da harbe, basitçe sivri uçlu savaş aleti, mızrak demek. Sivri uçlu, delici alet anlamında, namlu temizleme aleti anlamında kullanılıyor bugünlerde.

Harbi sözcüğünü akılda tutup, mihrabın işlevi üzerinden gidelim. Mihrap sözcüğünün bildiğimiz şekli ve anlamıyla kullanılması Emeviler döneminden. İlk olarak camilerde kıbleyi gösteren işaretler asılmış, sonra o işaretler yerine duvarda girinti koyulmuş. Sürekli kıbleyi gösteren bir işlevi var mihrabın. Pusula gibi. Pusulanın ibresi böyle bir deyime can vermiş olamaz mı? Olamaz, zira Araplar pusulayı bilmiyorlardı; o dönemde böyle bir şey mümkün değil.

İşaretler genelde ok şeklinde olur, bugün bile okları kullanmıyor muyuz? (Bu ilginçtir. Ok ve yay hayatlarımızdan çıkalı asırlar oldu. Ama bir sembol olarak ok hala yaşıyor. Elle döndürme işareti yaptığımızda, yandaki sürücüye “camı aç” mesajı veriyoruz, halbuki hemen on on beş senedir bütün araçların camları otomatik açılıyor; bunun gibi.) Belki işaret öyle bir işaretti, mızrak başına benzediği için mihrap dediler? Olabilir. Yahut, çubuk dikip gölgesini gözlemek suretiyle yön tayin ediyorlardı, bu yüzden o diktikleri ucu sivri çubuktan hareketle mihrap adı kıble yönündeki girintinin adı oldu? Olabilir.

Şekil özelliğine gelelim. Mihrap, mif'al vezninde. Bu vezin fiil kökünden araç gereç yapar ekseriyetle. Fetih örneğin, "miftah" olur, miftah anahtar demek. Bu yönüyle mihrap sözcüğünün kesinlikle "delmeye yarayan alet" gibi bir anlamı var. Yahut "harb etmeye yarayan".

Ya da bir alıntı isimdir, başka bir dilden geçmiş, Arapçaya benzetilmiştir. Olabilir, Allah-u alem.

Bir kelime için bu kadar uğraştık, madem, edebiyattaki yerine de değinelim. Mihrabım diyerek şarkısı yahut "Kıblem sensin yüzüm sana dönerim / Mihrabımdır kaşlarının arası" gibi örneklerde mihrabın sevgili ile, yönelinen, dönülen ile özdeşleştirildiği malumdur. Kaşlar özellikle mihrabın kemerine benzetilir.

En güzel örneği Fuzuli'den sanırım:

Mihrâbda şekl-i ham-i ebrû-yi lâtifin
Vâcib bu cihetden kamuya secde-i mihrâb

Yani diyor ki, "Mihrapta o güzel kaşlarının kavisli şekli olduğu için herkese mihraba yönelip secde etmek tanrının emri olmuştur."

Kalak

TDK'da anlamı gelin tacı olarak verilmiş. Neden özellikle gelin tacı? Uç, en gibi bir anlamı var sanırım, çünkü diğer anlamı da şapka siperliği. Yine TDK'da bir diğer anlamı, burun ucu.

Gelin tacı diye ad verilince, insanın "çeyiz" anlamında "kalın" ile akrabalığı sorgulayası geliyor. Özellikle gelin tacı denmiş her yerde çünkü, taç değil. Ama makul hiçbir açıklama düşünemedim. Yine TDK'da bir diğer anlamı da tezek yığını olarak verilmiş, çık şimdi işin içinden.

Çıkılır tabii. "Şalvarı şaltak Osmanlı / Eyeri kaltak Osmanlı" yahut "Yüksek olur Arap atın kaltağı" diyoruz ya. Bu sözcükle, yani “kaltak” akraba olmalı; daha doğrusu bu sözcükteki "kal-" ile. Şapka siperi, burnun ucu ve gelin tacını ancak böyle birleştirebiliriz. Kaltak eyerin altına konulan "altlık". Herhalde alt, aşağı, alt uç gibi bir anlamı var "kalak"ın. Altı püsküllü yahut kumaş uzantılı taca kalak, şapkanın uzantısına, siperine kalak, yere yayılan, tabana yayılan tezek öbeğine kalak. Makul mü? Ben daha iyisini bulana kadar en iyisi bu.

Peki nerede kullanılıyor bu "kalak"? kalak şeklinde kullanımına hiçbir metinde rastlamadım. Kalaklı şeklinde kullanılıyor. Sanırım taç anlamıyla, çünkü kalaklı dediğinde ya fiziksel olarak başının büyüklüğünü anlatıyorsun, yahut soyut bir büyüklükten bahsediyorsun.

İkincisine örnek, bir Kayseri-Erkilet nüktesinden. Burada Vartanca denen bir tür creole vardır; Ermenice ve Türkçe karışımı, Arapça, Farsça ve çok az Rumca da barındırır. Erkiletli biri, Erkilet'e mahsus “Vartanca” kullanarak girdiği mekandaki, Vartanca bilmeyen haziruna hakaret etmek için, “Selamunaleyküm caş efendiler” diyor, yani eşek efendiler. Ama orada da bir Erkiletli var imiş, o da “Aleykümselam eşeğin kalaklısı” diyor. Yani taçlısı, önde gideni, bayrak tutanı, büyüğü. (İnternette “caşın kalağı” ifadesinin Vartancada “eşeğin penisi” anlamına geldiği de yazıyor.)

Diğer bir örnek daha ilginç. Nef'i bir kadın şaire şöyle diyor:

Şâir mi oldun behey ayı kulaklı
Sana bir şey gerek başı kalaklı

Burada "taç" anlamı, hatta kalça, kaltak ile ilişkilendirdiğimiz geniş, enli, yayılmış, uçlu anlamı kullanılıyor. Cinsiyetçilik yapan Nef'i, kadının ihtiyacının başı kalaklı bir şey olduğunu söylüyor, yani penis. Benim okurumun penisle (ve komünizmle) işi pek olmaz, o yüzden söyleyelim, bilmeyenler olabilir: Penisin başı enlicedir. Taç gibidir aynı zamanda.

Üstelik -ak eki genelde fiilden isim yapan bir ektir. Uçak, yürek gibi. Bunu düşününce, kal- fiil kökü "kaldırmak" ile akraba olur ki, bu iş iyice penise bağlar hacı ben burada kesiyorum.

Böyleyken böyle. Gelin başıyla atın altındaki eyeri akraba eder, aynı ifadeyle bir de penis tarif ederler. Sen de hiçbir şey diyemezsin, yutkunursun sadece.

Feriştah

Aslında dilimizde epey eski bir kelimedir. Tabii kesintisiz olarak kullanılmamış, yani ilk girdiği andan sonra kendisini koruyup, evrim geçirerek var olmaya devam etmemiş. İlk olarak "prişti" şeklinde girmiş Uygur Türkçesine, Aprınçur Tigin'in meşhur şiirinde:

Küçlüg priştiler küç birzün
Közi karam birle
Külüşügin oluralım

(Güçlü melekler güç versin, gözü karam ile gülüşerek oturalım)

Şimdi metnin orijinalini inceleme fırsatım yok ama her yerde "pirişti" şeklinde yazılmış. Halbuki kelimenin Orta Farsça ve daha eski hali hep "ferişta", "freştag" şeklinde. Daha sonradan Anadolu Türkçesine yeniden girdiğinde, Farsçadaki son hali olan ferişte, sonradan da "feriştahını sikerim" cümlesinde olduğu gibi farklı bir anlamıyla, "feriştah" haliyle girmiş.

Neden ilk girdiği dönemde prişti şeklinde yazılmış?

İmdi, sözcüğün Sanskritçe olma ihtimalini göz önüne alsak, Sanskrit sözlüğünde "angel" yahut "messenger" karşılığı arama yaptığımızda benzer bir sözcük bulamıyoruz. Modern Hinducada ferişta şeklinde yer alıyor, muhtemelen İran'dan alıntı.

Bizde pek işlenmeyen bir mesele vardır: Orta Asya Hıristiyanlığı. Özellikle Nesturi akımı kendisine Türkistan’da ciddi taraftar bulmuştu. Aprınçur'un şiiri 8 ya da 9. yüzyıla tarihleniyor. Nesturilik de 7. yüzyıldan itibaren yaygınlaşmıştı, Uygur taraflarına ise maniheizm hakimdi. Buradan iş çıkar mı? Nestorius suriyeliydi, Nesturi kilisesinin dili de Süryaniceydi. Süryanicede sözcük prestaga şeklinde yer alıyor, f yerine belirgin bir şekilde p kullanılan tek örnek bu.

Şimdi iki ihtimal var. Ya, Türkler bunu doğrudan Soğdca yahut başka İrani diller yoluyla İrani kaynaktan aldılar ama hançereleri f'ye izin vermedi, pirişti yaptılar.

Yahut sözcük İrani diller yoluyla değil, Süryanice yoluyla taa Uygur Eli'ne taşınmış diyeceğiz, baştaki p'yi böyle açıklayacağız. Mümkün müdür? Kımız sözcüğü muhtemelen böyle bir sözcük, Sami kökenli.

Bir de aklıma İngilizce pristine ile akraba olabileceği geldi, malum o da Hint-Avrupa dili. Pristine saf anlamına gelir, zorlasak meleklerin saf oluşuna, "angelic" manasına bağlayabilir miyiz dedim. Fakat görünüşe göre alakası yok, pristine ilk olarak "ilkel, önceki hale ait" anlamına geliyormuş, saflık anlamını da böyle kazanmış.

Gerekmek

Eski Türkçede "kergek (bol-)" şeklinde bir sözcük var. Kergek bolmak, "ölmek" anlamında kullanılıyor. Bir tür hüsn-ü tabir. Orhun'da sık sık karşınıza çıkar.

Şimdi bu sözcüğün bugünkü torunu, "gerek". Bir şeyin gerekmesi ifadesindeki gerek. Sözcüğün kökenine dair ihtilaflar var. Yaygın kanı, "kergek"in ilk anlamının "eksik olmak" olduğu yönünde. DLT'de "kergemek" var, bir şeyin yaraşması anlamında.

Bu yüzden, şimdi baktım, birçok araştırmacı "ölüm" ifadesinin "gerekmek, farz olmak" anlamıyla olduğunu söylemiş.

Fakat başta Ercilasun olmak üzere diğerleri karşı çıkıyor. "Kergek" bir kuş adı. Ölüm ve uçmak ilişkisi Eski Türk Dini'nde çok belirgin. Üstelik "kergek boldu" ifadesinin geçtiği yerler (Költigin özi ança kergek boldu) cümle yapısı itibariyle "farz oldu" olarak okunamaz.

Demek bu ifadenin "gerekmek" ile, yani "farz oldu" anlamıyla alakasını kurmak yanlış olur. Çünkü açıkça uçmak ile ilintili bir kavramda bir kuş adının kullanılıyor olması daha makul. Üstelik, ilerleyen yıllarda başka kuş adları da aynı şekilde kullanılıyor.

Pekala şöyle baksak: kergemek ilk etapta eksik olmak, sonraları yaraşmak, en son gerekmek ile hiç alakalı olmayan bir anlama geliyordu.

Nişanyan doğru bir şekilde gerekmek ile kez- kökünü ilişkilendiriyor. Eski Türkçede z-r ilişkisi malum. Buradan bakınca, şöyle bir teori ileri sürülebilir:

Kergek'teki ker-, kez- ile aynı köktür, didiklemek, oymak anlamında. Kergek de didikleyen bir kuştur. Adı bu yüzden kergektir.

Kuşların kutsal olduğu, ruhun "donu" olduğu türk dini, bu yüzden ölüm yerine kuşlu ifade kullanmış.

Ölüm, aynı zamanda eksilmek, aramızdan ayrılmak olduğu için, kergek kuşu olup uçmak anlamında kergek bolmak "eksilmek" anlamında kullanılır olmuş. Bu eksik oluş anlamı, diğer dillerde de görüldüğü üzere, eksiğin tamamlanmasına duyulan ihtiyacı, yani "gerekmek" sözcüğünü yaratmış. Tabii bu alanda kesin yargılara varmak imkansız gibidir, ancak bu yoruma bir pay vermek lazım bence.

 

Hülasa, mitolojinin dil ve düşünce üzerine yansımasında sık verdiğim malum "neden ay kararması değil de tutulması?" başlıklı örneğin sıktığını düşündüm. Yeni örnek ararken bu kergek ifadesine aklım gitti. Biraz kergeyince ortaya bu çıktı.

M. Bahadırhan Dinçaslan

NELER SÖYLENDİ?
@
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Türk Milliyetçiliğinin 7 Temel Meselesi 27-07-2021 12:04 Derin Devlet Meselesine Farklı Bir Bakış 16-07-2021 11:39 Şort Giydi Diye Ağlatılan Kız ve Davarlar 06-07-2021 13:27 Türk Aile Yapısı ve Anonimleştiren Cemaat 02-07-2021 14:31 Sokakta Köpek Olmaması Gerektiğini Bilallere Anlatmak 30-06-2021 19:13 Kutsallar ve Domuzlar: İslamcılığın Sekülerleşmesi 28-06-2021 11:29 Milli Şairimiz Kimdir? 21-06-2021 23:38 Sen Hiç Milliyetçiye Benzemiyorsun 09-06-2021 20:48 Yakın Dosta Kredi Çekmek: Yalnızlar Ülkesi Türkiye 07-06-2021 01:25 Batı’yı Aydınlatmak: Yeliz’in Dedesi ve Erbaş’ın Zırvaları 04-06-2021 12:23 Faydalı Kilisenin Papazından 7 Ölümsüz Oyun Önerisi 24-05-2021 14:37 Sorusuz Bir Toplum: Kadim Cevaplarla Yetinmek 23-05-2021 14:30 Muhaliflerin Ümidini Baltalamak – Bir Seküler Günah 11-05-2021 12:38 Neden Milliyetçiyiz – Bir Nutuk Taslağı 02-05-2021 16:10 Türk Usulü İslam Arayışına Dair Birkaç Not 29-04-2021 01:31 Faydalı Kilisenin Papazından Mitoloji Kitapları Seçkisi 20-04-2021 22:51 12 Nisan Şakası(!) ve Mizah Üzerine 12-04-2021 21:49 Türk Esirlerine Yardım Eden Bir Uygur'un Düşündürdükleri 04-04-2021 23:44 İbne LGBT Olunca 29-03-2021 16:53 Milliyetçi Siyasetin Geleceği: Özdağ ve Kuracağı Parti 21-03-2021 00:01 Büyük Adam Yaratamamak: Neden Bu Haldeyiz? 12-03-2021 15:32 Azgın Milliyetçilik: İnfial Yaratan Şiddet Olayları ve Milliyetçilik İlişkisi 07-03-2021 14:34 Eyam’dan Eyyamcılığa: Salgın Tedbirlerinin Bitmesi Gerekliliğine Dair 05-03-2021 12:43 Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları 28-02-2021 19:39 Bir Kitap Nasıl Basılıyor? 19-02-2021 20:55 Şeriatçılar Ay'a Gidebilir mi? 15-02-2021 14:26 Samimi İslamcılar ve Yapmacık Muhalifler: Bir Eleştiri Yazısı 11-02-2021 14:12 Boğaziçi Olayları ve Makul Vatandaş: Ya-Ya Kamplarına Mecbur Muyuz? 08-02-2021 02:51 Bir Polis Yazısı 03-02-2021 22:49 Turan Hayal Midir - II 24-01-2021 23:53 Qanon: Bir Siber-Kültün Portresi 22-01-2021 01:39 Şimşirgil'in Cevabına Cevap 17-01-2021 15:39 Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi 10-01-2021 16:40 ABD'den Türkiye'ye İki Kamplı Siyaset 08-01-2021 11:37 Sümüklü Sıpalar ve Medya Sansürü 06-01-2021 16:33 Teröristsin Teröristim Terörist 05-01-2021 21:03 Nazım Dişe Dokunur mu IV: Şiir İnsanların Umrundayken 28-12-2020 10:37 Bayburt’un Acı Serencamı – Türk Kültüründe İçkinin Yeri ve Önemi 23-12-2020 21:23 Türk Milliyetçiliği Gözünden Mevlana 22-12-2020 11:10 Kuzgun - The Raven 20-12-2020 02:56 7 Güzel Ressam 13-12-2020 01:14 Türk Edebiyatı mı Türkçe Edebiyat mı? 10-12-2020 15:20 Türk Milliyetçileri Kime Oy Verecek? 09-12-2020 13:06 Nazım Dişe Dokunur mu III: Bohemya’dan Bürokrasiye 09-12-2020 00:47 Nazım Dişe Dokunur mu II: Alt-Kültürün İçyüzü 06-12-2020 18:55 Nazım Dişe Dokunur mu I: Şiir Nasıl Gözden Düştü? 05-12-2020 15:31 Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti 03-12-2020 16:20 Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek 27-11-2020 12:37 CHP’den Atsız Parkı yahut Alevilik Ali’yi Sevmekse Biz de Aleviyiz 19-11-2020 15:34 İyi Şiir Üzerine 17-11-2020 15:51 Batı'ya Ağıt 15-11-2020 23:01 Azerbaycan Sahada Kazandı – Masada Kaybetti – mi? 11-11-2020 13:42 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - II 09-11-2020 13:32 Karabağ'dan Turancılık Dersleri 08-11-2020 18:46 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - I 04-11-2020 21:17 Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair 02-11-2020 14:29 İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair 27-10-2020 15:08 Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA