M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 18-11-2019 18:23
Güncelleme : 28-08-2020 15:38

Milliyetçileri Silahlandırmak

Silahları en genel haliyle ikiye ayırabiliriz

Silahları en genel haliyle ikiye ayırabiliriz. Bunlara İngilizce literatürde “force-multiplier” ve “force-equalizer” deniyor. Biz “Güç-Çoğaltan” ve “Güç-Eşitleyen” diyebiliriz.

Mızrak, herhalde dünyanın en eski silahlarından biridir. Basit makineler prensibiyle çalışır. Sivri uç, arkasındaki kuvvetin çok küçük bir yüzeye, bir noktaya uygulanmasını sağlar ve bu sayede basıncı arttırır. Küt bir değneği aynı kuvvetle savurarak bir adamın derisini delemezsiniz. Ancak mızrak ucu takılması, aynı kuvvetle savrulan değneğin deriyi, hatta bazen zırhı delmesini sağlar. Bu tür silahlar, güç-çoğaltan silahlardır. Gücü yönlendirir, arttırırlar; elverişli bir şekilde kullanılmasını sağlarlar, dönüştürürler. Ancak son tahlilde önemli olan, kullananın gücüdür. Daha güçlü bir adamın elindeki mızrak, daha zayıf bir adamın elindeki mızraktan daha faydalıdır.

Ateşli silahlar ise Güç-Eşitleyen silahların en güzel örneği. 10 yaşındaki bir çocuk, ağır sıklet boks şampiyonuyla aynı etkinlikte silah kullanabilir. Çocuğun fiziksel olarak ne kadar güçlü olduğu önemli değildir, ateşli silah kullanmayı bilmesi yeterlidir. Güç-Eşitleyen keşifler tarihte pek çok defa dönüm noktası yarattı. Bizim Tatar Yayı dediğimiz crossbow bunun en bilindik örneğidir. Bir okçu yetiştirmek için, çocuk yaştan itibaren eğitmelisiniz. Yaygın kanının aksine, okçular öyle tıfıl, çelimsiz adamlar değillerdi. Hatta muhtemelen cüsse olarak orduların en iri kıyım adamlarıydılar. Zira yayların çekim kuvveti 40, hatta 50 kiloya tekabül ediyordu. 60, 70 kiloluk uzun ve kompozit yaylar mevcuttu ki, Bernard Cornwell’in eşsiz ifadesiyle bu, tek elinizle yetişkin bir adamı yarım metre kaldırmaya tekabül eder. Kılıç kullanan askerlerin de en az birkaç yıl talim yapması gerekirdi. Orduların büyük kısmı ise daha az talim gerektiren mızrak türü silahlar kullanırdı. Ancak Tatar Yayı sahneye çıkınca bütün dengeler bozulmaya başladı. Yıllarca kılıç ve at sürme talimi yapmış, pahalı zırhı ve destrier denen, savaş için özel yetiştirilmiş, bugünün parasıyla lüks araba kadar pahalı savaş atıyla bir şövalye, beş dakika eğitim alıp Tatar Yayı kullanmayı öğrenmiş bir köylüyle eşitlenmişti. İsyancılar ya da küçük asiller, gerekli finansmanı bulabilirlerse, Tatar Yayı kullanan “avam”dan müteşekkil ordular kurabiliyor, zırhlı, yılların tecrübesine sahip süvarileri kırıp geçirebiliyorlardı. Bunun bizdeki yansıması da elbette “tüfeng icat oldu mertlik bozuldu”.

Kansu Gavri’nin bizden çok daha kalabalık ve üstün nitelikli ağır süvarisine üstünlük sağladıysak, ateşli silahlarımız, toplarımız sayesindedir. Tatar Yayı’nı takiben ateşli silahların tek bir asker tarafından kullanılabilecek kadar ufalması ve “tüfek”in atalarının doğması, yalnızca savaş alanlarında değil, toplumsal düzenin bütün alanlarında değişimler tetikledi. Soylu sınıfların üstünlüğü git gide azaldı ve “millet orduları” teşkil edilebildi. Askerlik bir sınıf meşgalesi olmaktan büsbütün uzaklaştı; soylular uzun süre subaylık nişini işgal etmeye devam etseler de, savaş talimi yapabilen ve pahalı savaş aletlerini alabilen soyluların canı, “beş paralık kurşunla” gider olduğundan, artık avamla aristokrasi eşitlenmişti.

Bir de tarım toplumu görüntüsünden uzaklaşıp, rekolteyi arttıran, sanayileşen ülkeler, iş gücünün en fazla %3’ünün savaş maksatlı kullanımına izin veren tarım toplumu kısıtlamalarından kurtuldular. Güç-Eşitleyen silahlar, bir nevi, bugün dünyanın ekseriyetine hakim olan eşitlik, demokrasi, hukuk gibi ilkelerin var olabilmesini sağladılar. Şu haliyle orantısız iki güç karşılaştığında, akla ilk geldiği şekliyle “daha iyi silahlar” aramak, savaşın taraflarından zayıf olanı yenilgiye mahkum edebilir. Zira silahlarınız daha iyi olsa da, iki tarafın da silahlarının cinsi “Güç-Çoğaltan” ise, halihazırda güçlü (kalabalık vs.) olan taraf her zaman yenecektir. Zayıf olan tarafın “Güç-Eşitleyen” bir silah arayışına girmesi gerekir. Fakat bu da her zaman olumlu sonuçlanmaz, silah her zaman kendinden bekleneni vermez. Ya da kafamızda güç-eşitleyen olarak kurguladığımız silahın öyle olmadığı ortaya çıkar.

Örneğin çaresiz durumdaki Japonya, Kamikaze saldırılarını bir nevi Güç-Eşitleyen silah olarak görmüştü. Endüstrisi Amerika’yla aşık atabilecek durumda değildi, Amerika çok daha fazla uçak gemisi, saffıharp gemisi ve kruvazör üretebiliyordu. Japonya, orantısızlığı ortadan kaldırmak için intihar eylemlerini bir yol olarak gördü. Tabii bu işe yaramadı, zira Kamikaze saldırıları yeterince Güç-Eşitleyen silahlar değillerdi. Ancak Japonya nükleer silah geliştirebilse ve bunu Amerika’nın hiç değilse Batı sahillerini vuracak bir aracıya (füze, stratejik bombardıman uçağı, denizaltı vs.) yükleyebilse o zaman gücünü eşitlemiş olacaktı. Bir teori, irili ufaklı devletlerin nükleer silah sahibi olmasının, dünya barışını pekiştirdiğini söyler. Zira bu silahlar güç eşitleyicidir. Karşılıklı Kesin Yokoluş senaryosunun varlığı da, nükleer güçlerin birbirleriyle savaşmasını engeller. Bilindik anlamıyla değil, ancak “cihaz” yahut “yol, yöntem” anlamıyla silahlanmayı elbette siyasi hareketler için de değerlendirebiliriz.

Her siyasi hareketin, iktidar yolunda yahut iktidarı elinde tutmak için “silah”ları vardır. Bu silahlardan en tesirlisi ve en tehlikelisi elbette “din”; ancak tek silah o değil. Türk milliyetçilerinin silahlarının ne olduğu konusu hep kafamı kurcalıyor. Siyasi parti? Partiler, hiç değilse mevcut Türkiye rejiminde, birer güç-çoğaltan silah. AKP’nin karşısında tek silahınız bir siyasi partiyse, bir nevi kaybetmeye mahkumsunuz, zira karşınızda daha fazla potansiyel gücü olan, dolayısıyla aynı güç-çoğaltan silahı kullandığında sizi her defasında mağlup edebilecek bir yapı var. İnsanın aklına, vaktiyle devlet projesi olarak Türk Dünyası ile bağlar cemaatler, tarikatler üzerinden değil de, hakiki Turancılar üzerinden kurulsaydı, bugün bu network Türk milliyetçilerinin elinde ciddi bir güç-eşitleyen silah olabilir miydi sorusu geliyor…

Öyle ya, bu bölgedeki ekonomik faaliyetlerden zenginleşen, bu bölgelerde üslenebilen bir Türk milliyetçisi ağ, ülkesinde ne kadar tecrit ve tehditle karşılaşırsa karşılaşsın, bir şekilde gücünü eşitleyebilirdi. Mevcut haliyle bağımsız ve biat etmeyen Türk milliyetçileri, en başta finans olmak üzere birçok imkansızlık yüzünden kalabalık olsalar da örgütlenemiyorlar. Tabii bir de günümüzün artık klişeleşen fenomeni, sosyal medya var.

Sosyal medya, evet, birçok yönüyle bir güç eşitleyendir. Weber toplumun üç işlev üzerinden teşkil ve tesis edildiğini söylüyor: para, güç, şöhret. İlk ikisine ulaşması zor olan kesimlerin, üçüncüye yönelmesi beklendiktir. Etkilidir de. Ancak sosyal medya, aradığımız güç-eşitleyici midir? Medya düzleminde evet. Büyük medya patronlarıyla aşık atacak bir “kapsama alanı”na ulaşmanız mümkün. Ancak en genel haliyle sosyal medya bir güç eşitleyici değildir. Zira kullanıcı kitlesiyle sınırlıdır. Sol yapılar yıllarca “ordu”ya güç-eşitleyici muamelesi yaptılar. Türkiye’de MDD akımı bunun temsilcilerindendir. Toplum yapısı itibariyle marjinal bir gruptan ibaret olan sol örgütler, ancak orduya sızmak ve onu doktrine etmek yoluyla mücadele ettikleri kurulu düzenle eşitlenebileceklerini söylerler ki, hiç değilse dönemi için, haklıdırlar. Yakın dönemdeyse sosyal medyaya yöneldiklerini görüyoruz: Ekşi Sözlük bir ara bütün sol örgütlerin birer temsilcisinin bulunduğu bir mecraydı. Zira broşür dağıtmaktan daha etkiliydi. Ancak Ekşi Sözlük’ün akıbetine bakın: Nihayetinde gücü kalabalığında kitlenin tesirine girdi. Artık eskisi kadar siyasi propaganda yok, varsa da görünürlüğü azaldı. Ekşi Sözlük, kalabalığa yenildi.

Demek, sosyal medya araçları belli bağlamlarda güç-eşitleyici iken, uzun vadede güç-çoğaltan olabiliyorlar. Bir süredir “yeni bir milliyetçi söylem ve yapı” arayışında olduğumuz, bu maksatla büyük ve küçük toplantılar düzenlediğimiz malum. En genel ve teorik haliyle vardığım nokta şu: Türkiye’de Türk milliyetçileri kalabalıktır. Bu güç demek, ancak bu kalabalığı bir arada tutan ve güce dönüştüren bir yapı olmadığı için, Türk milliyetçileri zayıftır. Hele, iktidara eklemlenmiş sözde-milliyetçi unsurlar varken, gücünü toplamak şöyle dursun, sürekli kan kaybediyor. Bu kadar kalabalık olduğu halde bu kadar güçsüz bir yapı olarak şaşırtıyor. O halde, yeni bir söylem ve yapı arayışında iki hedef olmalıdır: Kalabalığı toplayarak güç elde etmek ve bunu alışıldık, “güç-çoğaltan” yapılar dahilinde seferber etmek yahut bir silah keşif/icat ederek, iktidar karşısında doğru ve namuslu milliyetçiliği temsil eden azınlığın gücünü eşitlemek. İlkinin mümkün olup olmadığına dair fikirlerim değişkenlik gösteriyor. Bahçeli’nin MHP’nin başından gitmesi bir ümit ışığı doğurur mu? Doğru insanla, evet. MHP, doğru insanı Bahçeli’den sonra seçecek bir parti midir? Bahçeli’ye yıllardır tahammül eden, onu teşvik eden, Bahçeli’yi Bahçeli yapan kitle, halihazırda MHP’nin kitlesi. MHP’de kalıp muhalif olanlar varsa da, partide söz sahibi değiller. Dostluk, arkadaşlık bağları ve prestijleri sayesinde Bahçeli sonrasında söz kazanabilecek olsalar da, yıllardır Bahçeli’nin her dediğini ve yaptığını desteklemiş kitleyi bir gecede partiden kapı dışarı edemeyecekleri, hatta onlarla çalışmak zorunda kalacakları aşikar. Dolayısıyla bu ihtimal zayıf. İYİ Parti’ninse maalesef böyle bir derdi olmadığını görüyorum.

Öyleyse tek yol, yeni bir silah keşfetmek ya da icat etmek gibi duruyor. Bunun sosyal medya olmadığı aşikar; sosyal medya önemlidir, faydalıdır ancak yeterli değildir. Cazibesine çok kapılmamak lazım. Silahın ne olduğunu henüz bilmiyorum, ancak kişisel mesaimi bunun üzerine kafa yormaya vakfedeceğim ve değerli okurlarımdan da bunu rica, görüşlerini benle paylaşmalarını istirham ediyorum. “Şimdi sizden kılıcı olmayan abasını satıp bir kılıç alsın.”

M. Bahadırhan Dinçaslan

NELER SÖYLENDİ?
@
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Türk Milliyetçiliğinin Sahipliği Kavgası: Hudutsuz Namussuzlar 05-09-2021 13:39 Bir Komplo Teorisi: LGBT Kampanyasının Ekonomisi 27-08-2021 11:58 Afgan Anayasası Nasıl İflas Etti? 16-08-2021 14:24 Taş Kesilmek: Bir Savruk Hasbıhal 09-08-2021 11:05 Türk Milliyetçiliğinin 7 Temel Meselesi 27-07-2021 12:04 Derin Devlet Meselesine Farklı Bir Bakış 16-07-2021 11:39 Şort Giydi Diye Ağlatılan Kız ve Davarlar 06-07-2021 13:27 Türk Aile Yapısı ve Anonimleştiren Cemaat 02-07-2021 14:31 Sokakta Köpek Olmaması Gerektiğini Bilallere Anlatmak 30-06-2021 19:13 Kutsallar ve Domuzlar: İslamcılığın Sekülerleşmesi 28-06-2021 11:29 Milli Şairimiz Kimdir? 21-06-2021 23:38 Sen Hiç Milliyetçiye Benzemiyorsun 09-06-2021 20:48 Yakın Dosta Kredi Çekmek: Yalnızlar Ülkesi Türkiye 07-06-2021 01:25 Batı’yı Aydınlatmak: Yeliz’in Dedesi ve Erbaş’ın Zırvaları 04-06-2021 12:23 Faydalı Kilisenin Papazından 7 Ölümsüz Oyun Önerisi 24-05-2021 14:37 Sorusuz Bir Toplum: Kadim Cevaplarla Yetinmek 23-05-2021 14:30 Muhaliflerin Ümidini Baltalamak – Bir Seküler Günah 11-05-2021 12:38 Neden Milliyetçiyiz – Bir Nutuk Taslağı 02-05-2021 16:10 Türk Usulü İslam Arayışına Dair Birkaç Not 29-04-2021 01:31 Faydalı Kilisenin Papazından Mitoloji Kitapları Seçkisi 20-04-2021 22:51 12 Nisan Şakası(!) ve Mizah Üzerine 12-04-2021 21:49 Türk Esirlerine Yardım Eden Bir Uygur'un Düşündürdükleri 04-04-2021 23:44 İbne LGBT Olunca 29-03-2021 16:53 Milliyetçi Siyasetin Geleceği: Özdağ ve Kuracağı Parti 21-03-2021 00:01 Büyük Adam Yaratamamak: Neden Bu Haldeyiz? 12-03-2021 15:32 Azgın Milliyetçilik: İnfial Yaratan Şiddet Olayları ve Milliyetçilik İlişkisi 07-03-2021 14:34 Eyam’dan Eyyamcılığa: Salgın Tedbirlerinin Bitmesi Gerekliliğine Dair 05-03-2021 12:43 Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları 28-02-2021 19:39 Bir Kitap Nasıl Basılıyor? 19-02-2021 20:55 Şeriatçılar Ay'a Gidebilir mi? 15-02-2021 14:26 Samimi İslamcılar ve Yapmacık Muhalifler: Bir Eleştiri Yazısı 11-02-2021 14:12 Boğaziçi Olayları ve Makul Vatandaş: Ya-Ya Kamplarına Mecbur Muyuz? 08-02-2021 02:51 Bir Polis Yazısı 03-02-2021 22:49 Turan Hayal Midir - II 24-01-2021 23:53 Qanon: Bir Siber-Kültün Portresi 22-01-2021 01:39 Şimşirgil'in Cevabına Cevap 17-01-2021 15:39 Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi 10-01-2021 16:40 ABD'den Türkiye'ye İki Kamplı Siyaset 08-01-2021 11:37 Sümüklü Sıpalar ve Medya Sansürü 06-01-2021 16:33 Teröristsin Teröristim Terörist 05-01-2021 21:03 Nazım Dişe Dokunur mu IV: Şiir İnsanların Umrundayken 28-12-2020 10:37 Bayburt’un Acı Serencamı – Türk Kültüründe İçkinin Yeri ve Önemi 23-12-2020 21:23 Türk Milliyetçiliği Gözünden Mevlana 22-12-2020 11:10 Kuzgun - The Raven 20-12-2020 02:56 7 Güzel Ressam 13-12-2020 01:14 Türk Edebiyatı mı Türkçe Edebiyat mı? 10-12-2020 15:20 Türk Milliyetçileri Kime Oy Verecek? 09-12-2020 13:06 Nazım Dişe Dokunur mu III: Bohemya’dan Bürokrasiye 09-12-2020 00:47 Nazım Dişe Dokunur mu II: Alt-Kültürün İçyüzü 06-12-2020 18:55 Nazım Dişe Dokunur mu I: Şiir Nasıl Gözden Düştü? 05-12-2020 15:31 Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti 03-12-2020 16:20 Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek 27-11-2020 12:37 CHP’den Atsız Parkı yahut Alevilik Ali’yi Sevmekse Biz de Aleviyiz 19-11-2020 15:34 İyi Şiir Üzerine 17-11-2020 15:51 Batı'ya Ağıt 15-11-2020 23:01 Azerbaycan Sahada Kazandı – Masada Kaybetti – mi? 11-11-2020 13:42 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - II 09-11-2020 13:32 Karabağ'dan Turancılık Dersleri 08-11-2020 18:46 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - I 04-11-2020 21:17 Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair 02-11-2020 14:29 İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair 27-10-2020 15:08 Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA