M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 30-08-2020 00:00
Güncelleme : 30-08-2020 00:15

Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit

Bizde tuhaf bir gelenek var, “inanmış adam” olmak bizde iltifattır. Birinin inanmış olması, onun meziyeti olarak görülür. Hatta bir adamın fikirlerine eleştiri getirdiğinizde, sevenleri yahut sempatizanları “ama inanmış adamdı” diyerek savunurlar.

İntihar komandolarının hepsi inanmıştır. Bir büyükelçiyi kaçırıp, sıkışınca göz kırpmadan infaz eden manyaklar, inanmış komünistlerdi. Milyonlarca insanı açlıktan kırıp geçiren Stalin, gayet inanmış bir komünistti; kaleminden çıkanları okursanız hiç de “iktidara geleyim de zevk için eziyet edeyim” diyen bir adam manzarası görmezsiniz, inanmış bir komünist görürsünüz. FETÖcüler inanmış adamlardı, askerlerimizi yakan IŞİDciler inanmış adamlardı, onları huri beklediğine inanıyorlardı.

Demek, inanmış adam olmak tek başına iyi bir meziyet olarak gösterilemez; hatta diyebiliriz ki insanları en menfur cinayetleri işlemeye, en akıl almaz işkenceleri uygulamaya, muhatabını insan olarak görmemeyi başarıp, kan kokusundan, iç organdan çıkan buğudan tiksinmeden hunharca kasaplık etmeye sevk edebilen yegane güç inanmış olmaktır. Ancak inanmış adamlar bunu başarabilirler; nefret ettiğim onca insan var, vaktiyle Atsız’ın Önkuzu cinayetinde işaret ettiği gibi, bir sinir anında silahımı çekip katil olabilirim, evet. Fakat sonrasında her şeye rağmen pişman olur, kendimi katil ettiğim için üzülürüm. Fakat kimsenin ciğerlerine hava basıp işkence edemem. Çünkü aklımın gerisinde bir yerde muhatabımın, nefret objemin dahi insan olduğuna dair bir ses sürekli konuşur durur, ancak güçlü bir inanç o sesi bastırabilir. Ancak o, ağlayan, yalvaran, çığlık atan bir insana eziyet etmeye devam ettirebilir. Kendinin üstün olduğuna inanç, karşındakinin insan olmadığına inanç, bir yüce değer uğruna bazı canların feda edilebilir olduğuna dair inanç (…), bir şekilde ancak inancın gücü, insanı hakikatten koparır ve hem kendinin, hem karşısındakinin insan olduğunu unutturur.

Öyleyse, bir insanın ölüm orucuna yatabilmesi, davasına bu kadar inanmış olması bizim için referans değildir. DHKP-C üyelerinin trajik ölümleri, ancak salt inancın tehlikelerine dair birer vesikadır. Diğer yandan, mesele “devletimiz oley!” holiganlarının anlayamayacağı kadar derin bir soruna işaret ediyor: Devletin moral üstünlüğü yitirmesi. İnanmış militanlar, bu süreci hızlandıracak eylemler yapıyorlar, terörist militanlara karşı olduklarını beyan edenlerinse bu derin soruna aldırış ettiği yok.

Devleti, devletli yaşamı, kurumları, kanunları teröristten üstün kılan özellikler vardır, mesela herkese işliyor olmaları. Ayrıcalık gözetmemeleri. Ülkede, açıkça biliyoruz ki, bir kız çocuğunun ölümü şüpheliyse ve dahli olanlar AKP’liyse, her türlü dosya kararır. Netameli bir konuya dair görüş bildiren adam, sırf görüş bildirdiği için terörist, dış güçlerin maşası, ajan vs. ilan edilir.  Bir yabancı ülkenin başkanıyla yapılan görüşmeden sonra terörist addedilen bir adam hemen, üstelik bağımsız olması gereken yargının siyasetten anında talimat aldığını ispat edecek şekilde salınıyorsa, o ülkede hukuktan, adaletten söz etmek mümkün değildir. Hukuk diye bir şey yok demektir.

Öyleyse, “adil yargılanmak istiyorum” gibi bir ifadeyle ortaya çıkan ve bunun için ölüm orucu uygulayacağını beyan eden militanın karşısında çaresizsindir. Bütün dünyada bu olay, Türkiye’deki kokuşmuşluğun bir belgesi, hürriyet mücadelesi için kendini feda eden bir post-modern “şehit”in portresi olarak algılanır. Bunun böyle olup olmadığı konumuz değil; oluşacak intiba budur.

Bizler teröristlerle farklı takım tuttuğumuz için savaşmıyoruz. Teröristlerin post-modern feodal yapıları, hakim oldukları yerde ve insanlarda bir zulüm ağı yaratıyor, üstelik kendi çıkarları için yaptıkları bütün eylemlerde, bırak Türkiye Cumhuriyeti yasalarını, insanoğlunun bütün evrensel kabul görmüş haklarını ve şerefini çiğniyorlar diye savaşıyoruz. Yani haklılığımızı biz devlet olduğumuz, onlar devlet olmadığı için devşirmiyoruz; haklılığımızı anayasal düzenden, evrensel değerlere uygun yapılmış (olması gereken) yasalara bağlı yaşadığımız için alıyoruz.

Bu iş, Süleyman Soylu hayranlarının “vur reis teröriste, gebersin it” sığlığının kontrolüne geçti. Mesela, hukuk felsefesinde temel bir kaide vardır: Cezalar çeşitli ve orantılı değilse, suçluyu ağır suça teşvik edersin. Hırsızlığın da, tecavüzün de cezası ölümse, eve giren hırsız bir de tecavüz eder, nasılsa ölecektir. O yüzden, mesela terör propagandası yapana 5 yıl verirsin de, örgüt üyesine 10 yıl, eylem yapan üyeye 15 yıl, cinayet işleyen üyeye ağırlaştırılmış müebbet verirsin. Bunu yapmazsan, bütün mensupları cinayet işlemeye sevk edersin, hiçbir örgütün hayal edemeyeceği kadar adanmış militanlar elde edersin. Yani bu iş, “terörü destekleyen herkese ölüm!” tweetleri atanların anlayabileceği, çözebileceği bir iş değil. Ama karmaşık bir iş de değil; zaten asırların tecrübesinden süzülüp gelen hukuk bunu görmüş, farklı yaptırımlar uygulamış.

AKP’nin kendi iktidarını sürdürebilmek için adaleti, hukuku, yargının bağımsızlığını, şeffaflığını büsbütün rafa kaldırması, devletin anlamını yitirmesi demek. Bu, aynı zamanda, aklıselim bir Türk milliyetçisi olan bendenizin, mesela, vicdan sahibi olduğum için, DHKP-C propagandasına tam karşı çıkamamam anlamına geliyor. Çünkü “adil yargılanmak istiyorum” diye bir iddia var ve ben çıkıp göğsümü gere gere “yargımız adildir, şeffaftır” diyemiyorum. Gireceğim her tartışmadan yenik çıkacağım; “eehh, gebersin köpek” diyecek tıynette bir adam da değilim. Ne yapacağım?

Kurumlara ve değerlere duyulan güven ve aidiyet büsbütün yitirilmek üzere. Örgütler de bundan faydalanıyor. Aynı dertten mustarip insanların git gide, derece derece örgütlerin propagandasına ikna olmaya başlaması kaçınılmaz. Oğlunu AKP ilçe başkanının yeğeni trafik tartışmasında dövdüyse ve başına bir iş gelmediyse, neden bunlardan intikam alacağını söyleyen adamlara destek vermeyesin? Bir iftira sonucu hapis yattıysan, derdini anlatana kadar yıllar geçtiyse, maddi manevi zarara uğradıysan, “adil yargılanmak istiyorum” diyen ve bu isteğini ölüm orucunun neticesiyle sansürün ötesine geçip duyurabilen “inanmış örgüt militanı”na sempati beslemez misin?

Tweet atanlar gözaltına alınıyorsa, herkesin çevresinde fikirleri yüzünden saldırıya yahut hukuki yaptırıma uğrayan en az bir kişi varsa, insanlar neden “devletimiz, milletimiz, ülkemiz” demeye devam etsinler? İnsanları bir arada tutan bağlar, bizzat o bağların ilmeğini örenler tarafından baltalanıyorsa, ortak değerler bir azınlığa hizmet eder hale geliyorsa, milletin ve bayrağın anlamı kalır mı?

Hele, yarın devran dönerse? AKP’nin saçma, yanlış ve hatta ürkütücü politikaları, “as gitsin reis, döv gitsin reis” gevşekliği ve popülistliği yüzünden, yarın FETÖcüler hürriyet kahramanları olarak geri gelirlerse? PKK’lılar, dün çözüm süreci sayesinde kazandıkları meşruiyeti iyice pekiştirirler, Türkiye’deki yığınla insan hakları ihlalini delil olarak gösterip, mesnetsiz iddialarına, ıslak düşlerine dünya kamuoyunu ve hatta bizleri ikna ederlerse? Bütün bu süreçten sonra, bir kriz yahut çöküş nedeniyle halk galeyana gelir, bambaşka ve mevcut popülizmin tam zıddı bir intikam popülizmine sahip iktidar imkanlara kavuşur da, savcı Kiraz’ın katillerinin heykellerini, “onurlu avukatlar” yaftasıyla adliyelerimize dikerse?

Ben bundan korkuyorum. Ölüp giden inanmış militana üzülmüyorum, zaten herkesi favori terör örgütünün öldürmesi taraftarıyım ve örgüt emriyle kendini öldüren militan bu dileğimi yerine getirmiş oluyor. Ama ben, bu örgütlerle savunduğum saf arasında bir fark olsun, sırf hasbelkader Alevi değilim diye başka saf tutmuş olmayayım, haklı ve doğru olduğu için devlet yanında durmuş olayım ve derdimi bir Alevi’ye anlatabileyim istiyorum. AKP’nin devleti, hukuku, yargısı, dünyası buna izin vermiyor. Devletin dibinde bir dinamit var ve AKP’nin popülist cüssesinin yarattığı sıklet kabaran dalgayı çok uzun süre bastıramaz. Evrensel ve kör kalması gereken kurum ve değerleri kendilerine hizmet eder hale getirdiler, hallerinden de memnunlar, ancak bilmiyorlar ki, bu yolla kendilerini teröristlere eşitliyorlar.

İnancın kötülüğünden bahsettim, ama her zaman kötü değildir, göstermek istediğim, ölüm orucuyla “inanmış olduğunu” ispatlayanların bu inanç gösterileri üzerinden onları aklamak, kahraman göstermek isteyenlerin mantıksızlığıydı. Ancak inancın şu yönü de var: Değerlere de inanılır. İnsanlara inanacak değer bırakmıyorlar. Güvenecek kurum bırakmıyorlar. Hani, şeriatçılarda bazı kurallar vardır ya, mesela rejim şeriat rejimi değilse bazı günahlar caiz olur, bazı farzlar da hükümsüz sayılır. Bunun gibi, adalete güven yoksa, adaletin ayrıcalıklı olanlara hizmet ettiği aşikar ise, gözünü “reis sevdası” ve “düşman nefreti” bürümemiş bencileyin sıradan vatandaşlar gözünde, ölen kadın “büsbütün haksız” değil, karşısına rahatça çıkılabilecek bir “düşman” değil.

Haklı olabilmemiz için, devletin devlet gibi olmasını sağlamak lazım, fakat mücadele ettiğimiz canavar devleti hizmetkarın yapınca sağladığın nimetleri öyle bir gösterdi ki, korkum, muhaliflerin de gözlerini karartıp, aynısını isteyecekleri bir günün gelmesi. Ümit ediyorum ki, neden haklı, neden üstün, neden güzel olduğumuzu; nasıl haklı, nasıl üstün, nasıl güzel olacağımızı tez elden hatırlarız.

Yoksa bu çirkinliği kullananlar, en temel değerlerin dibine dinamit lokumlarını yerleştirdiler bile. Tekil vakalar sayıp geçiyoruz, ama biriktiğinde bambaşka bir çığ olup bildiğimiz her şeyi dümdüz edebilir.

M. Bahadırhan Dinçaslan

NELER SÖYLENDİ?
@
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Milli Şairimiz Kimdir? 21-06-2021 23:38 Sen Hiç Milliyetçiye Benzemiyorsun 09-06-2021 20:48 Yakın Dosta Kredi Çekmek: Yalnızlar Ülkesi Türkiye 07-06-2021 01:25 Batı’yı Aydınlatmak: Yeliz’in Dedesi ve Erbaş’ın Zırvaları 04-06-2021 12:23 Faydalı Kilisenin Papazından 7 Ölümsüz Oyun Önerisi 24-05-2021 14:37 Sorusuz Bir Toplum: Kadim Cevaplarla Yetinmek 23-05-2021 14:30 Muhaliflerin Ümidini Baltalamak – Bir Seküler Günah 11-05-2021 12:38 Neden Milliyetçiyiz – Bir Nutuk Taslağı 02-05-2021 16:10 Türk Usulü İslam Arayışına Dair Birkaç Not 29-04-2021 01:31 Faydalı Kilisenin Papazından Mitoloji Kitapları Seçkisi 20-04-2021 22:51 12 Nisan Şakası(!) ve Mizah Üzerine 12-04-2021 21:49 Türk Esirlerine Yardım Eden Bir Uygur'un Düşündürdükleri 04-04-2021 23:44 İbne LGBT Olunca 29-03-2021 16:53 Milliyetçi Siyasetin Geleceği: Özdağ ve Kuracağı Parti 21-03-2021 00:01 Büyük Adam Yaratamamak: Neden Bu Haldeyiz? 12-03-2021 15:32 Azgın Milliyetçilik: İnfial Yaratan Şiddet Olayları ve Milliyetçilik İlişkisi 07-03-2021 14:34 Eyam’dan Eyyamcılığa: Salgın Tedbirlerinin Bitmesi Gerekliliğine Dair 05-03-2021 12:43 Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları 28-02-2021 19:39 Bir Kitap Nasıl Basılıyor? 19-02-2021 20:55 Şeriatçılar Ay'a Gidebilir mi? 15-02-2021 14:26 Samimi İslamcılar ve Yapmacık Muhalifler: Bir Eleştiri Yazısı 11-02-2021 14:12 Boğaziçi Olayları ve Makul Vatandaş: Ya-Ya Kamplarına Mecbur Muyuz? 08-02-2021 02:51 Bir Polis Yazısı 03-02-2021 22:49 Turan Hayal Midir - II 24-01-2021 23:53 Qanon: Bir Siber-Kültün Portresi 22-01-2021 01:39 Şimşirgil'in Cevabına Cevap 17-01-2021 15:39 Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi 10-01-2021 16:40 ABD'den Türkiye'ye İki Kamplı Siyaset 08-01-2021 11:37 Sümüklü Sıpalar ve Medya Sansürü 06-01-2021 16:33 Teröristsin Teröristim Terörist 05-01-2021 21:03 Nazım Dişe Dokunur mu IV: Şiir İnsanların Umrundayken 28-12-2020 10:37 Bayburt’un Acı Serencamı – Türk Kültüründe İçkinin Yeri ve Önemi 23-12-2020 21:23 Türk Milliyetçiliği Gözünden Mevlana 22-12-2020 11:10 Kuzgun - The Raven 20-12-2020 02:56 7 Güzel Ressam 13-12-2020 01:14 Türk Edebiyatı mı Türkçe Edebiyat mı? 10-12-2020 15:20 Türk Milliyetçileri Kime Oy Verecek? 09-12-2020 13:06 Nazım Dişe Dokunur mu III: Bohemya’dan Bürokrasiye 09-12-2020 00:47 Nazım Dişe Dokunur mu II: Alt-Kültürün İçyüzü 06-12-2020 18:55 Nazım Dişe Dokunur mu I: Şiir Nasıl Gözden Düştü? 05-12-2020 15:31 Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti 03-12-2020 16:20 Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek 27-11-2020 12:37 CHP’den Atsız Parkı yahut Alevilik Ali’yi Sevmekse Biz de Aleviyiz 19-11-2020 15:34 İyi Şiir Üzerine 17-11-2020 15:51 Batı'ya Ağıt 15-11-2020 23:01 Azerbaycan Sahada Kazandı – Masada Kaybetti – mi? 11-11-2020 13:42 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - II 09-11-2020 13:32 Karabağ'dan Turancılık Dersleri 08-11-2020 18:46 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - I 04-11-2020 21:17 Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair 02-11-2020 14:29 İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair 27-10-2020 15:08 Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA