M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 23-03-2020 14:28
Güncelleme : 28-08-2020 14:44

Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum

Tarım temelli ekonomilerde toplumun %5’inden fazlasını silah altına alırsanız, düşmanınızı yenseniz bile büyük bir ekonomik kriz yaşar ve açlıktan ölürsünüz

Tarım temelli ekonomilerde toplumun %5’inden fazlasını silah altına alırsanız, düşmanınızı yenseniz bile büyük bir ekonomik kriz yaşar ve açlıktan ölürsünüz. Bütün üretim sistemi bundan etkilenir ve kuraklık gibi diğer etkenlerle birleşirse, ülkenizi parçalayabilir. Yani, muhtemelen şurayı, burayı fetheden fatihlerin değil, onlara erzak sağlayan çiftçilerin torunlarıyız. Büyük bir salgın gelirse peki?

Büyük Veba Salgını, yahut “Kara Ölüm”ü ve etkilerini herkes bilir. Feodal sistemi kökünden sarsmış, işçi sayısının azalması sebebiyle işçiyi ve köylüyü kıymetli hale getirmiş, nihayetinde doğrudan ve dolaylı olarak feodal tarım sistemine son vermiştir. Büyük salgınlar, hem aldığı can sayısıyla, hem de hayatta kalanların travmaları nedeniyle, büyük değişimler tetikleyebilirler. Antonine Salgını olarak bildiğimiz hastalık, M.S. 2. Yüzyılın ikinci yarısında Roma’yı kasıp kavurmuştu. Roma üzerinde elbette büyük etkileri oldu, mesela askerlere de kıran girdiği için sınır bölgelerindeki savunma zayıfladı, hem doğuda, hem kuzeyde imparatorluk istila baskılarına karşı koyamadı.

Ama daha önemlisi, Hıristiyanlık güç kazandı, yayıldı. İnsanlar panik içindeyken, salgın ve sınır boyu savaşları imparatorluğu kasıp kavurur ve mevcut tanrıların neden böyle zalimane cezalar verdiği sorgusu kolektif bilinçaltına yerleşirken, Kenan Diyarı’ndan gelen bir grup Hıristiyan insanlara yardım ediyor, dayanışma gösteriyor, üstelik el yordamıyla kazandıkları hijyen prensipleri nedeniyle salgından daha az etkileniyorlardı. Bu durum şüphesiz Hıristiyanlığın imparatorluk içinde yayılabilmesine elverişli bir ortam sağlamıştır.

Modern döneme geldiğimizde salgınlar ve medya arasında sıkı bir ilişki görebiliyoruz. Mesela, 1889-1890 yıllarında Avrupa’yı etkileyen ve bir milyondan fazla can alan Rus Gribi, tarihin medya tarafından an be an takip edilen ilk salgını olabilir. Salgının ilk anlarında hem medya, hem otoriteler oldukça yumuşak ve teskin edici yaklaşırken, ölüm sayısı arttıkça kullanılan dil de dramatikleşiyordu. Gazeteler yalnızca kendi ülkelerinde değil, başka ülkelerdeki gelişmeleri de vatandaşlarına aktarıyor, onların zihinlerine bir imaj yerleştiriyordu. Bu iyi ve kötü sonuçlar doğurabiliyordu elbette: Kimi zaman önlem almak ve sağlıklı yaşama dair farkındalığı arttırmak açısından eğitici bir işlev üstleniyordu, ancak kimi zaman lüzumundan fazla paniğe, hastalığın “gerçek” etkisinin çok ötesinde bir aksamaya neden oluyordu.

Bu salgının sonuçlarından bahsetmeyeceğim, ama bu salgının sonuç olduğu bir durumdan bahsetmeliyim: 19. Yüzyılın sonu, Avrupa’nın doğusu ve batısıyla büyük oranda tren raylarıyla birbirine bağlandığı bir dönemdi. Bu nedenle Rus Gribi “modern globalizm”in ilk sonuçlarından biridir; elbette önceki dönemlerde gemi ticareti salgınları taşıyabiliyordu, ancak demiryolu haberi, insanı ve askeri çok hızlı taşıyarak devrim yaptığı gibi, salgını da çok hızlı taşımıştı. (Bu bahiste Fatih Doğrucan’ın aynı konuda yazdığı köşe yazısına bakınız.)

Şimdi gelelim günümüze ve Çin Virüsüne. Bugün 1889 yılına nazaran çok daha global bir yaşam tarzımız var; bu satırların yazarının dedesi köyünden yalnızca askerlik için çıkmışken, bu satırların yazarı hiç seyahat etmeden İngiltere ile resmi, ticari iş yapıyor. Üstelik tarım toplumu değiliz, tarımda çalışan nüfus oranı çok düşük, başka sektörler de en az tarım kadar hayati ve bugünkü yaşam tarzımızı mümkün kılıyorlar. Bütün bunları, aslında, mümkün kılan da globalizm, ancak insana dair her şey gibi, globalizm de bembeyaz ya da simsiyah değil: Demiryolu örneğini hatırlayınız. Telif hakları için İngiltere’nin en önemli üniversitelerine fatura kesiyor, internet sayesinde kitabı dijital ortamda alıyor, buradaki yayıncıya veriyorum. İskender Öksüz’ün gençliğinde yurt dışından kitap getirme macerasını (ve çilesini) dinlemiş bir adam olarak globalizmin bu yüzünden memnunum. Fakat aynı zamanda Çin’de çıkan bir hastalık burada beni buluyor, beni öldürebiliyor.

Şu halde ne olacak? Tarihteki büyük salgınların en büyük etkisi aldıkları can ve bunun ekonomik sistemi sarsması zaviyesinden olmuştu. Tarih ilerledikçe, tersini görüyoruz: Çok can almasa bile bir salgın, iletişim ağlarıyla örülmüş bireyler olduğumuzdan ve cemiyet ile süper-cemiyete bağımlılık derecesinde bağlandığımızdan, korkutarak her şeyimizi mahvedebilir. Tarım ekonomisinden kurtulduğumuz için milyonlarca askeri seferber edebiliyoruz, zira çok daha az adamla çok daha fazla gıda üretebiliyoruz. Ancak bu ekonomimiz daha dayanıklı demek değil: Başka sektörler bu seferberliği mümkün kılıyor. Bunların sekteye uğraması, en az salgında milyonlar kaybetmek derecesinde bir etki yapacaktır. Bu kadar girift ve çok boyutlu bir ekonomik sistem, bu histeriyi kaldırmakta zorlanacaktır, en çok da, Türkiye gibi kırılgan ülkelerde.

Fatih Doğrucan’ın ve yerli yabancı birçok yazarın öngördüğü, uyardığı yahut talep ettiği bir meseleyle karşı karşıyayız: Otoriter devletin güçlenmesi. İnsanlar kriz anlarında otoriteye sığınmak isterler, evet. Fakat işin şu boyutu da var: Salgının bu hale gelmesi, bir otoriter devlet yüzünden oldu. Hastalığı gizleyen, bastırmaya çalışan ve bunu dünyadan saklayan Çin, resmi duyurusunu yaptığında, hastalık muhtemelen yayılmaya başlamış, başka ülkelere seyahat etmişti bile. Otoriter devletlerin toplumsal krizlerle baş etmesi daha kolay olabilir, mesela protestocuları tanklarla ezip rejimden duyulan memnuniyetsizliğin yarattığı tansiyonu düşürebilirler. Ancak salgınla baş etmede aynı şekilde etkili olabilirler mi? Zira salgınla baş etmek için birçok alanda uzmanlık ve tecrübe sahibi olmak gerekiyor. Otorite bu uzmanlığa ve tecrübeye sahip değilse, otoritesini kullanarak bunu gizlemeyi tercih edemez mi? Çin örneğinde gördüğümüz gibi birçok şeyin üstünü örtemez mi? Üstelik yanlış bir uygulama varsa, otoriter bir devlette bu uygulamayı dile getirmek ve doğrusuyla ikame etmek çok zordur: Otorite kafamıza vurup oturun oturduğunuz yerde diyebilir. Yanlış uygulamayı eleştireni FETÖcülükle, teröristlikle itham edebilir. Üstelik, otoriter özentisi devletler vatandaşlarına sürekli “dış güçlerin oyunları”, “iç mihrakların dansları”ndan bahsettikleri için, komplo teorilerine alışan yığınlar bu salgını bir komplo olarak görüp, sevip destekledikleri otorite figürünün tersi açıklamalarını bile “Reis esir alınmış, mecbur bırakılıyor, yoksa gerçekte salgın yok” diyerek tefsir edebilirler.

Seçtiğim üç salgından Antonine salgınına döneceğim bu defa. Dayanışmayı etkili bir şekilde başaran ve yeni bir söylem geliştiren Hıristiyanlık, bu dönemden avantajlı çıkmıştı. Türkiye açısından, milletin dayanışmasını arttırmak, kaybettiğimiz millet olma haline geri dönmemiz açısından epey faydalı bir adım olabilir. Meseleye yalnızca kurumlar ve devlet nazarından, yukarıdan bakmamak lazım, kitlelerin psikolojisi de çok ciddi bir aktördür. Bu histeri anlarında kültüründeki motiflerle ve kanaat önderlerinin doğru mesajlarıyla salgınla baş etme yöntemlerini geliştirecek toplumlar, kurumların çok ötesinde, ciddi bir evrimsel aşama kaydedecekler. (Evrimimizin en büyük sıçraması, yaşlıları yaşatmakla mümkün olmuştu, mesela. Bu sayede tecrübe aktarımı ve birikimi mümkün oldu. Yaşlı, çocuk büyütmekle görevlendirildi; bugün alet kullanan maymunlarda da aynısı gözlemleniyor: İhtiyar maymunların en büyük görevi, yavrulara alet kullanmayı öğretmek.) Kurumlar cihetinde ise, popülizmin kaybedeceğini düşünüyorum. Çünkü popülizm belirsiz düşmanlarla, kriz sonrası dönemlerde histeriyi kullanarak kavga etmede iyidir. Ancak gerçek bir testle sınandığında kaybeder: Ekonomi gerçektir. Salgın, daha gerçektir. Popülist yöntemlerle ekonomik verileri biraz baskılasanız bile, insanları iyileştiremezsiniz.

Bu fikir toplumda mayalanırsa, ki olma ihtimalini yüksek görüyorum, liyakat, tecrübe, uzmanlık tekrar muteber hale gelebilir. Bu, baskıcı anlamında değil, yetkin anlamında bir “otorite”nin yükselişidir. Globalizm çöker mi? Zannetmiyorum, ancak Çin gibi globalizmden faydalanan, onun asalağı olup kanını emerken ona zarar veren ülkelere dönük negatif kamuoyu oluşacaktır, oluşması için çaba da harcamalıyız. Hollanda’da işçinin hakları var, yasalar daha düzgün işliyor, birçok alanda şeffaflık hakim. Hollanda tam olarak bu yüzden Çin karşısında dezavantajlıydı. Artık, dezavantajın ötesine geçiyor: Çin’in şeffaf olmayışı, Hollandalı emeklinin hayatını tehdit ediyor. Otoriter ve totaliter rejimler oldukça BM de, DSÖ de düzgün işleyemiyor. Sosyalist tehdit, kapitalizmin kendisine çeki düzen vermesine neden olmuştu, bir anti-sosyalist olarak bu akımın dünyaya en büyük katkısının bu olduğunu düşünüyorum.

Bu salgın ve onun yarattığı histeri de, globalizmin kendisine çeki düzen vermesine neden olacak, onu yıkmayacak, dönüştürecek. Yalnızca globalizmi değil tabii ki, bireysel alışkanlıklardan, sektörlerin işleyişine. Bu dönüşümün otoriterlik ve tecrit yönünde olması da mümkün, bu öngörüler boş değil, oldukça ciddi. Ancak bunun olmaması için çalışmak da bize düşüyor: Ümit edelim ki biyolojimizin bize sürekli hatırlattığı acziyetimiz, milli dayanışmayı, yetkinliği, uzmanlığı yeniden ön plana alsın ve dönüşümümüz bu yönde olsun.

M. Bahadırhan Dinçaslan

NELER SÖYLENDİ?
@
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Milli Şairimiz Kimdir? 21-06-2021 23:38 Sen Hiç Milliyetçiye Benzemiyorsun 09-06-2021 20:48 Yakın Dosta Kredi Çekmek: Yalnızlar Ülkesi Türkiye 07-06-2021 01:25 Batı’yı Aydınlatmak: Yeliz’in Dedesi ve Erbaş’ın Zırvaları 04-06-2021 12:23 Faydalı Kilisenin Papazından 7 Ölümsüz Oyun Önerisi 24-05-2021 14:37 Sorusuz Bir Toplum: Kadim Cevaplarla Yetinmek 23-05-2021 14:30 Muhaliflerin Ümidini Baltalamak – Bir Seküler Günah 11-05-2021 12:38 Neden Milliyetçiyiz – Bir Nutuk Taslağı 02-05-2021 16:10 Türk Usulü İslam Arayışına Dair Birkaç Not 29-04-2021 01:31 Faydalı Kilisenin Papazından Mitoloji Kitapları Seçkisi 20-04-2021 22:51 12 Nisan Şakası(!) ve Mizah Üzerine 12-04-2021 21:49 Türk Esirlerine Yardım Eden Bir Uygur'un Düşündürdükleri 04-04-2021 23:44 İbne LGBT Olunca 29-03-2021 16:53 Milliyetçi Siyasetin Geleceği: Özdağ ve Kuracağı Parti 21-03-2021 00:01 Büyük Adam Yaratamamak: Neden Bu Haldeyiz? 12-03-2021 15:32 Azgın Milliyetçilik: İnfial Yaratan Şiddet Olayları ve Milliyetçilik İlişkisi 07-03-2021 14:34 Eyam’dan Eyyamcılığa: Salgın Tedbirlerinin Bitmesi Gerekliliğine Dair 05-03-2021 12:43 Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları 28-02-2021 19:39 Bir Kitap Nasıl Basılıyor? 19-02-2021 20:55 Şeriatçılar Ay'a Gidebilir mi? 15-02-2021 14:26 Samimi İslamcılar ve Yapmacık Muhalifler: Bir Eleştiri Yazısı 11-02-2021 14:12 Boğaziçi Olayları ve Makul Vatandaş: Ya-Ya Kamplarına Mecbur Muyuz? 08-02-2021 02:51 Bir Polis Yazısı 03-02-2021 22:49 Turan Hayal Midir - II 24-01-2021 23:53 Qanon: Bir Siber-Kültün Portresi 22-01-2021 01:39 Şimşirgil'in Cevabına Cevap 17-01-2021 15:39 Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi 10-01-2021 16:40 ABD'den Türkiye'ye İki Kamplı Siyaset 08-01-2021 11:37 Sümüklü Sıpalar ve Medya Sansürü 06-01-2021 16:33 Teröristsin Teröristim Terörist 05-01-2021 21:03 Nazım Dişe Dokunur mu IV: Şiir İnsanların Umrundayken 28-12-2020 10:37 Bayburt’un Acı Serencamı – Türk Kültüründe İçkinin Yeri ve Önemi 23-12-2020 21:23 Türk Milliyetçiliği Gözünden Mevlana 22-12-2020 11:10 Kuzgun - The Raven 20-12-2020 02:56 7 Güzel Ressam 13-12-2020 01:14 Türk Edebiyatı mı Türkçe Edebiyat mı? 10-12-2020 15:20 Türk Milliyetçileri Kime Oy Verecek? 09-12-2020 13:06 Nazım Dişe Dokunur mu III: Bohemya’dan Bürokrasiye 09-12-2020 00:47 Nazım Dişe Dokunur mu II: Alt-Kültürün İçyüzü 06-12-2020 18:55 Nazım Dişe Dokunur mu I: Şiir Nasıl Gözden Düştü? 05-12-2020 15:31 Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti 03-12-2020 16:20 Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek 27-11-2020 12:37 CHP’den Atsız Parkı yahut Alevilik Ali’yi Sevmekse Biz de Aleviyiz 19-11-2020 15:34 İyi Şiir Üzerine 17-11-2020 15:51 Batı'ya Ağıt 15-11-2020 23:01 Azerbaycan Sahada Kazandı – Masada Kaybetti – mi? 11-11-2020 13:42 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - II 09-11-2020 13:32 Karabağ'dan Turancılık Dersleri 08-11-2020 18:46 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - I 04-11-2020 21:17 Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair 02-11-2020 14:29 İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair 27-10-2020 15:08 Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA