M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 28-02-2021 19:39
Güncelleme : 01-03-2021 00:23

Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları

Bir süre evvel fark ettim ki, 7 yaşımda ezberlediğim şiir hala aklımda, 11-12 yaşlarımda ezberlediğim metinler de öyle. 10’lu yaşların sonu, 20’li yaşların başında yatılı okumaktan ve sair nedenlerden kişisel bilgisayarımın olmadığı ve durmadan kitap okuduğum dönemde okuduğum her şey, neredeyse sayfa numarasına varana dek aklımda. On yılı aşkın süre önce dinlediğim bir türkünün kaydını arıyordum, türkünün sözlerini bir çırpıda yazıverdim; sevdiğim şarkılara eşlik etmeden dinleyemediğim için dil bilmediğim halde Almanca, Latince, hatta Oksitanca şarkı sözlerini ezbere biliyorum. Fakat epey bir süredir hemen hiçbir şeyi ezberleyemiyorum; zihnimi yokladığımda yalnızca anahtar kelimeler çıkıyor.

İstanbul’a, üç yıl yatılı okuduğum Nevşehir’den gitmiştim. Evvelini de Kayseri’de geçirmiş bir genç olarak, bir caddeden ibaret şehirden kalkıp İstanbul’a gidiyordum… Şöyle düşününce, İstanbul’a alışmam, yolları, semtleri öğrenmem 6 ayımı almıştır en fazla. (Hiç yaşamadığım ve işimin düşmediği Anadolu yakası hariç) Gidiş gelişim yılda bir ikiye düştü, fakat şimdi dahi İstanbul’u ziyaret ettiğimde gideceğim yeri çok rahat bulabiliyorum. Fakat Ankara’ya taşınalı beş yıl oldu, hala şehri öğrenmiş değilim, her gün kullandığım güzergahın dışına çıkınca mutlaka telefondan navigasyonu açmam gerekiyor.

Evet, zihnimin dijital aletlere ve internete entegre olduğunu böyle fark ettim. Kişisel bilgisayarım olduğunda ve hem iş hem merak icabı sürekli bilgisayarla vakit geçirmeye başladığımda, zihnim bir süre sonra şunu fark etti: Ezberlemek zorunda değilsin. Anahtar sözcükleri ezberle, basit bir Google araması aradığın metni hemen getirsin. Okuduğum ve faydalı bulduğum metnin aramada onun çıkmasını sağlayacak kısımlarını hafızaya aldığımı, gerisini “yerden kazanmak için” istesem de ezberleyemediğimi fark ettim. Şehir de öyle; İstanbul’da şahsi aracım yoktu. Ankara’da oldu, olur olmaz rutin güzergahın dışına çıkmaya başladığımda navigasyon kullandım ve sonuç bu: İstanbul’dan kat kat küçük bir şehrin haritasını yıllardır yaşamama rağmen zihnimde oturtamıyorum.

Gece avlanan canlılar için gözün “ana hatları” algılaması daha önemlidir; alacakaranlıkta renkleri ve dokuyu net algılayacak bir göze yatırım yapmak gereksizdir, israftır. Av hayvanları için hareketi algılamak hayatidir ancak derinlik çok önemli değildir: Hareket gördüğünde kaçma dürtüsünün tetiklenmesi yeterlidir. İnsanoğlu da böyle, içinde yaşadığımız dünya zihnimizi şekillendiriyor. İzafi yönlerin olmadığı, günlük konuşmada sürekli objektif yönlerin, yani kuzey-güney-doğu-batının kullanıldığı Aborjin kültüründe, mesela, insanlar bir binaya girdiklerinde dahi nerenin kuzey, nerenin doğu olduğunu biliyorlar. Yaşamı internet ve bilgisayarla iç içe geçmiş insanın da beyni böyle şekilleniyor: Beynimiz artık Google algoritmasıyla çalışıyor ve birçok işi taşerona veriyor: Navigasyon aletine verdiğimiz yön hissi ve yön bulma işlevi gibi. (Uzun yıllar pilotluk yapmış dayıma navigasyon cihazının “kuzeydoğu yönünde ilerleyin” demesi üzerine aletle kavga etmesini ve “kuzeydoğuyu bilsem ben zaten giderim” deyişini gülümseyerek hatırlıyorum.)

Öğrenme biçimimizde köklü bir değişiklik olan “anahtar sözcükle öğrenme” meselesinin yalnızca bana mı has olduğunu, yoksa yaygın bir olgu mu olduğunu araştırınca literatürde epey bir çalışmayla karşılaştım. İlk tespit muazzam: Uzun vadeli hafızayı neredeyse büsbütün Google’a devretmiş durumdayız. Bu gençler için geçerli; eh gidişat yaşlıların ölmesi ve gençlerin yaşlanması yönünde olduğu için, çok kısa bir süre sonra dünyanın büyük bir kısmı için geçerli olacak. Her “anı”yı Instagram gibi mecralarda paylaştığımızdan, paylaşmayı tercih etmediğimiz anıları unutmaya daha yatkın olabilir miyiz sorusu aklıma ilk gelen sorulardan. İnternetin “yerlisi” olmayan yaş grubunda olan kesimlerin, mesela, interneti kitap yahut gazete okur gibi kullandıklarını, fakat internetin yerlisi olan yaş gruplarının yalnızca internet ortamına has beyin etkinlikleri gösterdiklerini görüyoruz. İnternette gördüğü her bilgiyi gerçek zanneden 60 yaş üstü insanlarla dalga geçiyoruz; ancak aslında onlar okuduklarını daha ciddiye alıyorlar. İnternetin yerlilerinde “odaklanma” sorunu var; aynı anda çok fazla etkileşime, bildirime ve mesaja maruz kaldıklarından, hepsine maruz kalma ancak hiçbirine odaklanmama onlarda yaygın bir davranış; daha yaşlı olanlarsa eski alışkanlıklarını internete taşıdıklarından gelen bildirimlere aynı anda değil, sırayla ve odaklanarak tepki veriyorlar. Üstelik internet çağı gençlerinin sosyal medyada geliştirdiği bu “multi-tasking” yeteneği, sosyal medya dışındaki ortamlarda işlevsiz kalıyor.

Arkadaşlarımızın adlarını hatırlarız, fakat Twitter yahut Instagram kullanıcı adlarını hatırlıyor muyuz? Üstelik onlar da sık sık bu adları değiştirirken! Önceki paragrafta sözgelimi Instagram’da paylaştığımız bir anıyı hatırlamaya daha meyyal olabilir miyiz diye sormuştum; zira hafızamızı internete ve sosyal medyaya devrediyoruz ve “önemli” bulduğumuzu beynimizde değil, orada depoluyoruz. Bazı araştırmalar tam tersini söylüyor, bir sanat eserini izleyenlerle, fotoğrafını çekenler arasında o eseri hatırlamaya ilişkin belirgin bir fark var. Eseri izleyenler, eserin görüntüsüyle ilgili sorulara daha net cevaplar veriyorlar, fotoğrafını çekenlerde (eserin bir parçasına “zoom” yaparak çekenler hariç) cevaplar daha az isabetli.

Sosyal medya, tabii, dile de etki ediyor ve bu etki yalnızca ARO, LOL, WTF, BSG, AMK gibi kısaltmaların yahut sosyal medyada yan anlam kazanmış “troll” gibi sözcüklerin kelime haznesine ve yazı diline girmesiyle sınırlı değil. Doğrudan gramer etkileniyor; Türkiye’deki “…yoklaması” kalıbını düşünün. Cümle öğeleri kullanımdan düşüyor, eskiden mesajı “kodlayan” gramer öğelerinin yerini, herkesin bildiği ve anlamı üzerine uzlaştığı “mem”ler alıyor: “yoklaması” ifadesi tek başına anlamsız bir sözcükten ibaret, ancak sosyal medya kullanıcıları için anlamlı. Bu elbette geleneksel haliyle dilde de vardır, ancak sosyal medyada bu tür kullanıma günlük dilden çok daha sık rastlanıyor – bir sanat yahut istisna değil, iletişimin kendisi. Çok uzun bir süredir karakter kısıtlamasıyla karşı karşıyayız: Eskiden standart SMS ücretinin alınacağı karakter sayısı belliydi ve insanlar sesli harfleri kullanmadan mesaj atma yolunu seçmişlerdi. Bugün Twitter karakter sayısı sınırlaması yapan tek büyük platform, ancak bir başka sınırlama da iletişimin anlığı ile ilgili: Artık birbirimize uzun mesajlar yazmıyor, karşılıklı sohbeti simüle edebilmek için kısa, emojilerle desteklenmiş ve hemen cevap bekleyen mesajlar yazıyoruz. Bu elbette imlayı ve kelime haznesini etkilediği kadar grameri de etkiliyor: Literatürdeki araştırmalar genelde imla ve kelime haznesine odaklanmış durumda, fakat bir deney yapılsa yoğun sosyal medya kullanımının bazı gramer fonksiyonlarından vazgeçme, bazılarını alışıldık işlevlerinin dışında kullanma alışkanlığı getirdiği ortaya çıkar diye düşünüyorum. “Ay ben şok” ifadesi yalnızca “şımarık yuppie kız taklidi yapan” insanların kullandığı bir ifade olarak kalmıyor, beyin bir defa dili böyle kullanmaya alışınca gündelik hayatta da böyle konuşmaya başlıyor. Dil düşünce tarzını ve kalitesini etkilediğine göre, düşünmeyi beceremeyen nesiller yaratıyoruz demektir: İnternet, içine doğanların değil, ona sonradan intibak edenlerin daha verimli kullandığı bir düzlem.

Bu meselenin neticelerine dair bir kanaate varmak için erken; ancak uzun vadeli hafızanın zayıflaması, odaklanmanın çok bildirimli bir mecrada beyin tarafından kasten bastırılması ve içeriğin önemsizleşmesi, bana gelecek nesilleri bir öğrenme güçlüğü bekliyor diye düşündürdü. Makineyi kullanırken makinenin algoritmasına göre (kendimle ilgili verdiğim örnekte, anahtar kelimelerle) düşünmek kulağa pek zararlı gelmiyor olabilir, ancak öğrenme büsbütün makinenin işleyişine göre sınırlanır ve buna göre şekillenirse, kısa vadeli hafızasıyla anlık tepkiler veren ve dürtüleriyle güdülen bir güruha dönüşmemiz işten değildir. Şu halde lise çağına dek çocukları sosyal medya ve “internet araştırması”ndan uzak tutup, eski usulde “öğrenme” melekeleri gelişene dek bağnazlık etmek şimdilik en makul yol gibi; zira internet öncesi dönemde öğrenme sistematiği edinenlerin interneti “yeterince tanıdıktan sonra” çok daha verimli bir öğrenme süreci sağladıklarını görüyoruz. Zira zeka ile hafıza arasında mutlak bir ilişki var ve tembelleşen hafıza, keskin bir zekayı doğuracak gibi görünmüyor. 

Yoksa, trrrrummm, trak tiki tak – sonumuz makinalaşmak.


M. Bahadırhan Dinçaslan

NELER SÖYLENDİ?
@
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Türk Milliyetçiliğinin 7 Temel Meselesi 27-07-2021 12:04 Derin Devlet Meselesine Farklı Bir Bakış 16-07-2021 11:39 Şort Giydi Diye Ağlatılan Kız ve Davarlar 06-07-2021 13:27 Türk Aile Yapısı ve Anonimleştiren Cemaat 02-07-2021 14:31 Sokakta Köpek Olmaması Gerektiğini Bilallere Anlatmak 30-06-2021 19:13 Kutsallar ve Domuzlar: İslamcılığın Sekülerleşmesi 28-06-2021 11:29 Milli Şairimiz Kimdir? 21-06-2021 23:38 Sen Hiç Milliyetçiye Benzemiyorsun 09-06-2021 20:48 Yakın Dosta Kredi Çekmek: Yalnızlar Ülkesi Türkiye 07-06-2021 01:25 Batı’yı Aydınlatmak: Yeliz’in Dedesi ve Erbaş’ın Zırvaları 04-06-2021 12:23 Faydalı Kilisenin Papazından 7 Ölümsüz Oyun Önerisi 24-05-2021 14:37 Sorusuz Bir Toplum: Kadim Cevaplarla Yetinmek 23-05-2021 14:30 Muhaliflerin Ümidini Baltalamak – Bir Seküler Günah 11-05-2021 12:38 Neden Milliyetçiyiz – Bir Nutuk Taslağı 02-05-2021 16:10 Türk Usulü İslam Arayışına Dair Birkaç Not 29-04-2021 01:31 Faydalı Kilisenin Papazından Mitoloji Kitapları Seçkisi 20-04-2021 22:51 12 Nisan Şakası(!) ve Mizah Üzerine 12-04-2021 21:49 Türk Esirlerine Yardım Eden Bir Uygur'un Düşündürdükleri 04-04-2021 23:44 İbne LGBT Olunca 29-03-2021 16:53 Milliyetçi Siyasetin Geleceği: Özdağ ve Kuracağı Parti 21-03-2021 00:01 Büyük Adam Yaratamamak: Neden Bu Haldeyiz? 12-03-2021 15:32 Azgın Milliyetçilik: İnfial Yaratan Şiddet Olayları ve Milliyetçilik İlişkisi 07-03-2021 14:34 Eyam’dan Eyyamcılığa: Salgın Tedbirlerinin Bitmesi Gerekliliğine Dair 05-03-2021 12:43 Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları 28-02-2021 19:39 Bir Kitap Nasıl Basılıyor? 19-02-2021 20:55 Şeriatçılar Ay'a Gidebilir mi? 15-02-2021 14:26 Samimi İslamcılar ve Yapmacık Muhalifler: Bir Eleştiri Yazısı 11-02-2021 14:12 Boğaziçi Olayları ve Makul Vatandaş: Ya-Ya Kamplarına Mecbur Muyuz? 08-02-2021 02:51 Bir Polis Yazısı 03-02-2021 22:49 Turan Hayal Midir - II 24-01-2021 23:53 Qanon: Bir Siber-Kültün Portresi 22-01-2021 01:39 Şimşirgil'in Cevabına Cevap 17-01-2021 15:39 Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi 10-01-2021 16:40 ABD'den Türkiye'ye İki Kamplı Siyaset 08-01-2021 11:37 Sümüklü Sıpalar ve Medya Sansürü 06-01-2021 16:33 Teröristsin Teröristim Terörist 05-01-2021 21:03 Nazım Dişe Dokunur mu IV: Şiir İnsanların Umrundayken 28-12-2020 10:37 Bayburt’un Acı Serencamı – Türk Kültüründe İçkinin Yeri ve Önemi 23-12-2020 21:23 Türk Milliyetçiliği Gözünden Mevlana 22-12-2020 11:10 Kuzgun - The Raven 20-12-2020 02:56 7 Güzel Ressam 13-12-2020 01:14 Türk Edebiyatı mı Türkçe Edebiyat mı? 10-12-2020 15:20 Türk Milliyetçileri Kime Oy Verecek? 09-12-2020 13:06 Nazım Dişe Dokunur mu III: Bohemya’dan Bürokrasiye 09-12-2020 00:47 Nazım Dişe Dokunur mu II: Alt-Kültürün İçyüzü 06-12-2020 18:55 Nazım Dişe Dokunur mu I: Şiir Nasıl Gözden Düştü? 05-12-2020 15:31 Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti 03-12-2020 16:20 Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek 27-11-2020 12:37 CHP’den Atsız Parkı yahut Alevilik Ali’yi Sevmekse Biz de Aleviyiz 19-11-2020 15:34 İyi Şiir Üzerine 17-11-2020 15:51 Batı'ya Ağıt 15-11-2020 23:01 Azerbaycan Sahada Kazandı – Masada Kaybetti – mi? 11-11-2020 13:42 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - II 09-11-2020 13:32 Karabağ'dan Turancılık Dersleri 08-11-2020 18:46 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - I 04-11-2020 21:17 Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair 02-11-2020 14:29 İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair 27-10-2020 15:08 Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA