M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 04-04-2021 23:44
Güncelleme : 05-04-2021 00:08

Türk Esirlerine Yardım Eden Bir Uygur'un Düşündürdükleri

Sevgili kaari,

Belki fark etmişsindir, TamgaTürk’te bir Portreler kısmı var. Kah bilindik, kah tozlu sayfalarda unutulmuş, yad edeni kalmamış ama mutlaka Türklüğe hizmeti dokunmuş insanları işliyoruz. Politik yazılarıma alıştın belki, bir hedefi, işlevi olan, bir neticeye ulaşan yazılarıma; bu defa öyle değil. Bir aralık yazdığım hasbıhal yazıları nevinden bir yazı bu, aklıma bir adam düştü, onun unutulmuşluğu ve hatırsız kalışlığı üzerinden hiçbir neticeye varmadan mektupvari bir yazı kaleme almak istedim.

İsmi Hüseyin Musa Bay. Hüseyinzade Bay Musa, Hüseyin Musabayev şeklinde anıldığı da vaki. Zannediyorum soyadları Musa – Çin (ve aslında eski Türk) usulünce yazınca Musa’yı başa alıyorlar, Rus usulünde yazınca Musabayev yapıyorlar. Kardeşi Musa Bahaeddin Bay, oğlu Musa Sabit Bay.

Birinci Dünya Savaşı sonunda en önemli meselelerden birisi Türk harp esirleriydi. Hele Bolşevik darbesinden sonra işler iyice sarpa sarmıştı; Türk esirlerin iaşesi bozulan devlet düzeni sebebiyle temin edilemiyor, çoğu küçük kampta yerli halkın saldırılarına uğruyorlardı. Açlıktan ve hastalıktan ölüyorlar, muhatap dahi bulamıyorlardı: Bolşevik darbesinden az bir süre sonra Osmanlı da fiilen yıkılmıştı. İşte bu dönemde Türk esirlerine yardım edenler Kırım ve Kazan Tatarları başta olmak üzere Rus işgali altında yaşayan diğer Türklerdi: Bugün severek andığımız birçok büyüğümüzün ilk “milliyetçi eylem”leri, aslında bu esirlere yardım cemiyetleri kurmak olmuştu. Bu cemiyetler Kızılay gibi çalışıp esirlere iaşe sağlıyor, fırsat bulduğundaysa esirlerin Türkiye’ye yahut Türkiye’ye ulaşabilecekleri başka bir ülkeye kaçmalarını sağlıyorlardı.

En zorlu kamplarsa tahmin edebileceğin gibi Sibirya’daydı. Uralların doğusundaki kamplarda sefalet kol gezdiği gibi, Türkiye’ye kaçmak fiziken imkansız gibiydi. İşte bu esnada onlara uzanan bir el oldu, bu el çok sonraları menfur Gulca Katliamı’yla hatırlayacağımız Gulca şehrinde yaşayan Hüseyin Musa Bay’ın eliydi. Hüseyin Musa Bay, Doğu Türkistan’daki eğitimsizlikten mustaripti, örnek bir burjuva olarak zenginliğini milletinin kalkınmasına vakfediyor, mayalanan milli şuuru desteklemek için elinden geleni yapıyordu. Kendi imkanlarıyla, genellikle yörede yaşayan Kırgızların yardımıyla kaçan ve Afganistan üzerinden Türkiye’ye geçmeye çalışan Türk esirleri için Musa Bay’ın evi bir dinlenme tesisi vazifesi görüyordu. Daha 1916’da Adil Hikmet Bey’in yolu arkadaşlarıyla Doğu Türkistan’a kaçak olarak düştüğünde Musa Bay’ın evinde bir ay dinlendiklerini kaydediyor. Dönemin esirlerinin yazdıkları hemen bütün hatıratlarda, Musa Bay adından hürmetle bahsedilen bir adam. Bu esirlerin bazılarına fırsat buluncaya dek Doğu Türkistan’da kalma teklifi yapan Musa Bay, bu sayede özellikle subayların öğretmenlik yaparak bölge Türklüğünün yeniden şuurlanmasını sağlıyor, Türk Dünyası kardeşliğini pekiştirdiği gibi, subayların kaçış için para biriktirmesine de vesile oluyordu. Öyle ki, TBMM bu subayların öğretmenlik yaptığı süreyi “görevden sayma”yı ve ödenek çıkarmayı dahi gündeme almıştır.

Kendisinin adına ilk rastlayışım İsa Yusuf Alptekin’in hatıratındadır. Dönemin vefasını şöyle kaydediyor Alptekin:

Sabah Gazetesi’nin Başyazarı Hüseyin Cahit Yalçın’ı gördük. Yine gazetede bir yetkili olan Cemalettin Saraçoğlu’nu gördük. O, çekmecesini açtı. Birçok mektup çıkardı. “Sarıkamış’ta esir düşüp sonradan Sibirya’ya sürgün edilen Türkleri sizin İli vilayetindeki Hüseyin Musa Bay adındaki zengin bir adam kaçırıp bütün ihtiyacını karşılayarak Türkiye’ye göndermiş. Bu mektuplar o Türklerin attığı mektuplardır. Ben bunları yazarsam Hüseyin Musa Bay’a ve ailesine bir zarar gelebilir diye neşretmedim. Siz ne dersiniz?” diye sordu. Yanımda Sabit Musa Bay vardı. Gazeteye onunla birlikte gitmiştik. Şu zat onun oğlu dedim, Sabit Musa Bay’ı göstererek. Yazıp yazamayacağını ondan sordu. Oğlu “Biraz yazabilirsiniz” dedi. Sonradan gazetede biraz yazı çıktı.

Uzak diyarlara sürülen esir soydaşına sahip çıkan Türk ve o esirlerin memleketinde bu hikayeyi yazmaktan imtina etmesinin yegane sebebi soydaşını koruma kaygısı olan gazeteci… Şimdiyle karşılaştırınca nasıl yüksek bir seciye!

Aklıma -hep düştüğü gibi- bir Karaçay ağıdı düşüyor: Karaçaylar Türkistan içlerine sürüldüklerinde Kırgızlar ve Kazaklar onlara yardım etmişler. Ağıtta “Kırgız, Kazak konak kibik kördügüz / Kıyın künde bizge hörmet berdigiz” diyor. Sonunda da sürgünün bitiminde Kırgız, Kazak topraklarında kalan kabirleri onlara emanet ederek bitiriyor.

Türk tarihi böyle adamlarla doludur. Hele kıyıma uğradığımız dönemler… Sayısız adsız kahraman ya bir esiri kaçırmış, ya birini saklamış, ya bir sabotaj faaliyeti yürütmüş; mutlaka soydaşına destek olmuştur. Bugünlerde eski dağınık halin getirdiği "uzaktaki kardeşe hürmetkar tavır" yok, Türkçü olduğunu iddia eden gençler dahi “Turancılık” aleyhine konuşabiliyorlar. “Oralarda” da durum pek iç açıcı değil, zira Turan idealinin “çocukluğu” geride kaldı. Ömer Seyfettin’in ölümsüz satırları sık sık aklıma düşer: Ve kavmiyetimizden, hadsî Türklükten uzaklaştıkça daha müteaffin derinlerine yuvarlandığımız karanlık uçurumun, bu ahlâksızlık ve bozukluk, vefasızlık ve hodkâmlık, âdilik ve miskinlik cehenneminin dibinde meyus ve sartlaşmış kıvranırken saf ve nurdan mazi, kaybolmuş bir cennetin hakikatten uzak bir serabı hâlinde karşımda açılır... Beni müteselli ve mesut eder. Saatlerce Mıstık’ın hatırasıyla, bu muazzez ve necip matemin eskiyip unutuldukça daha ziyade kıymeti artan tatlı ve mahzun acısıyla mütelezziz olurum…

Benim Mıstık’ım da böyle adamlar ve böyle adamları öğrenmeme vesile olan “Türkeş çevresi”dir işte. Zaman dilimi olarak da çocukluğuma tekabül eder: Annemin elinden tutup gittiğim her etkinlikte, babamdan öykü olarak dinlediğim her olayda geçen isimleri bir bir aklıma kazır, ne idüklerini öğrenmeye çalışırdım. Sonuç da bu oldu: Türk Dünyası’na dair müthiş bir hassasiyet. Esir Türkler Davası’na adanmışlık… Hoş, bu küçük varlığımı büsbütün vakfetsem ne olur? Ne kadar faydam olur, bilmiyorum. Ama bu vakfedişin bana faydası vardır: Soykırımdan kurtulan ailemin bir cüzüne açılan kucak Türkiye’deydi. Bu kucağa bir tür borç ödemek, belki de.

Dedim ya, Turan ideali çocukluğunu geride bıraktı. Fakat büyüyüp pek adam olmuşa benzemiyor; hayırsız ve hayta bir delikanlılık sürüyor. Belki ilerleyen yıllarda tarihin ona vereceği acı dersler hizaya gelmesini sağlayacaktır – hepimizin ergenliği utanacağı işlerle doludur öyle ya. Dışarıdan Turan fikrine edilen düşmanlığı anlıyorum, fakat içeride düzeltmemiz gereken o kadar mesele var ki, bu ergenlik çağında en çok uğraşmamız gereken yine Turancılardır.

Hüseyin Musa Bay’a dönelim. Yukarıda alıntıladığım ağıda da dönelim aynı anda. Sevgili ev arkadaşım Ömer Faruk Engin’e dert yandığım bir akşamı hatırlıyorum. Bu ağıdı dinleyerek eve yürümüştüm – ne zaman dinlesem gözlerim dolar. Bırak Turancıları, Karaçayların bile bilmediği, kimsenin umursamadığı bir ağıt. Atanın ağıdını hatırlayan kimse kalmayınca ata gerçekten ölür derler, büyük tarihin bu küçük sayfasında yaşanan acıları umursuyor ve bu ağıdı dinliyor, ezberliyordum. Ancak kimselerle paylaşmadığım bir önemseyişti bu; tamam, kimsenin hayatının merkezine bunları koymasını bekleyemeyiz ama… Dünyada birçok facia bilinirken ben Ürkün’le ilgili yeni makale çıksın diye yıllarca bekliyordum, Finlandiya'ya giden Türk gemisini karşılayan Fin Tatarlarına dair bilgi bulmaya çalışıyordum, Karaçayların unutulmuş ağıtlarını gündeme getirmeye uğraşıyor ve birkaç kişiden akis alabiliyordum yalnızca. Bunları anlattım – Ömer de her zamanki bilgeliği ve yalınlığıyla -o, sancta simplicitas!- “Yapacak bir şey yok abi, biz umursayacağız.” demişti. Musa Bay da öyle, kesemizden vereceğimiz 100 lira bile nefsimize ağır gelirken yüzlerce esire kesesinden bakan adam; bugün adını birkaç tarihçi, torunları ve Doğu Türkistan davasının ihtiyarlarından başka kimse hatırlamıyor.

Biz de mi böyle olacağız? Bizim çilemiz de, fedakarlığımız da bunların çok gerisindedir şüphe yok. Fakat neticede biz de aynı dertle dertleniyor ve küçük hayatlarımızdan küçük fedakarlıklar yapıyoruz. Bu soru aklımıza geliyor elbette, gelmesi ayıp değil. İnsan “dûnun, esafilin” neşvesi arşa yükselirken her gün farklı bir ajan ithamıyla, farklı bir iftirayla karşılaştıkça bunu düşünüyor. Bütün samimiyetimize ve adanmışlığımıza rağmen, evet, biz de böyle olacağız.

Yine de, eşim ve birkaç arkadaşım şahit, akşam vakti çeviri yaparken bir kelime aklıma bambaşka birini getirdi. Kelimeden savrularak gittiğim adam Memduh Şevket Esendal’dı. Kendisinin Esir Türklerle ilişkisini pek bilmeyiz. Aldım Alptekin’in kitabını, Esendal’ın geçtiği yeri buldum. Kurcalarken Musa Bay’ı yeniden gördüm; ilk okuduğumda da ilgimi çekmişti ama, bu defa üzerine yazmak istedim; kimse için bir önemi yoksa da, benim kişisel dinimde bir azizdi çünkü. Saatlerce hakkında daha fazla bilgi aradım, sırf içinde bir cümlede adı geçiyor diye birkaç e-kitap satın aldım. Onu önemsedim. Bir avuç gencin ağabeyliği ve bir avuç yoldaşın kardeşliğinden başka serveti ve hükmü olmayan Bahadırhan’ın önemsemesi bir kıymet ifade etmese de, ne yapalım, elimden gelen buydu. Saatlerimi ona vakfettim, zamandan kıymetli vakıf malı mı var? Malazgirt'te Türklere yardım eden Kürt süvarileri bile anlatılırken ve kendine milyonlarca kulak bulurken, biz yine kimsenin dinlemeye talip olmadığı hikayeler anlatalım. 

İşte benim tesellim bu. Muvaffak olamasak bile bir kardeş mesaj atacak, yıllar sonra, vaktiyle yazdığın bir yazının tesirini sana anlatan bir dostun yüzünü güldürecek. Nihayet huysuz ve nemrut bir ihtiyar olarak büyük bir hayal kırıklığıyla öldüğünde, kimsecikler adını anmasa bile, yıllar sonra bir yerde Bahadırhan adını gören bir başka Bahadırhan, iki satır olsun seninle ilgili yazacak. 

Seni seviyorum sevgili kaari. Bizler bu yoldan ayrılmayalım. Biliyorum, işin duygusal cihetini yazmak benim huyum değil, sen de alışık değilsin. Neden ayrılmamamız gerektiğinin kendimce rasyonel sebeplerini yazmak daha benlik. Ama bu defa böyle olsun. Hüseyin Musa Bay’ın ruhu şad olsun.


M. Bahadırhan Dinçaslan

NELER SÖYLENDİ?
@
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Türk Milliyetçiliğinin 7 Temel Meselesi 27-07-2021 12:04 Derin Devlet Meselesine Farklı Bir Bakış 16-07-2021 11:39 Şort Giydi Diye Ağlatılan Kız ve Davarlar 06-07-2021 13:27 Türk Aile Yapısı ve Anonimleştiren Cemaat 02-07-2021 14:31 Sokakta Köpek Olmaması Gerektiğini Bilallere Anlatmak 30-06-2021 19:13 Kutsallar ve Domuzlar: İslamcılığın Sekülerleşmesi 28-06-2021 11:29 Milli Şairimiz Kimdir? 21-06-2021 23:38 Sen Hiç Milliyetçiye Benzemiyorsun 09-06-2021 20:48 Yakın Dosta Kredi Çekmek: Yalnızlar Ülkesi Türkiye 07-06-2021 01:25 Batı’yı Aydınlatmak: Yeliz’in Dedesi ve Erbaş’ın Zırvaları 04-06-2021 12:23 Faydalı Kilisenin Papazından 7 Ölümsüz Oyun Önerisi 24-05-2021 14:37 Sorusuz Bir Toplum: Kadim Cevaplarla Yetinmek 23-05-2021 14:30 Muhaliflerin Ümidini Baltalamak – Bir Seküler Günah 11-05-2021 12:38 Neden Milliyetçiyiz – Bir Nutuk Taslağı 02-05-2021 16:10 Türk Usulü İslam Arayışına Dair Birkaç Not 29-04-2021 01:31 Faydalı Kilisenin Papazından Mitoloji Kitapları Seçkisi 20-04-2021 22:51 12 Nisan Şakası(!) ve Mizah Üzerine 12-04-2021 21:49 Türk Esirlerine Yardım Eden Bir Uygur'un Düşündürdükleri 04-04-2021 23:44 İbne LGBT Olunca 29-03-2021 16:53 Milliyetçi Siyasetin Geleceği: Özdağ ve Kuracağı Parti 21-03-2021 00:01 Büyük Adam Yaratamamak: Neden Bu Haldeyiz? 12-03-2021 15:32 Azgın Milliyetçilik: İnfial Yaratan Şiddet Olayları ve Milliyetçilik İlişkisi 07-03-2021 14:34 Eyam’dan Eyyamcılığa: Salgın Tedbirlerinin Bitmesi Gerekliliğine Dair 05-03-2021 12:43 Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları 28-02-2021 19:39 Bir Kitap Nasıl Basılıyor? 19-02-2021 20:55 Şeriatçılar Ay'a Gidebilir mi? 15-02-2021 14:26 Samimi İslamcılar ve Yapmacık Muhalifler: Bir Eleştiri Yazısı 11-02-2021 14:12 Boğaziçi Olayları ve Makul Vatandaş: Ya-Ya Kamplarına Mecbur Muyuz? 08-02-2021 02:51 Bir Polis Yazısı 03-02-2021 22:49 Turan Hayal Midir - II 24-01-2021 23:53 Qanon: Bir Siber-Kültün Portresi 22-01-2021 01:39 Şimşirgil'in Cevabına Cevap 17-01-2021 15:39 Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi 10-01-2021 16:40 ABD'den Türkiye'ye İki Kamplı Siyaset 08-01-2021 11:37 Sümüklü Sıpalar ve Medya Sansürü 06-01-2021 16:33 Teröristsin Teröristim Terörist 05-01-2021 21:03 Nazım Dişe Dokunur mu IV: Şiir İnsanların Umrundayken 28-12-2020 10:37 Bayburt’un Acı Serencamı – Türk Kültüründe İçkinin Yeri ve Önemi 23-12-2020 21:23 Türk Milliyetçiliği Gözünden Mevlana 22-12-2020 11:10 Kuzgun - The Raven 20-12-2020 02:56 7 Güzel Ressam 13-12-2020 01:14 Türk Edebiyatı mı Türkçe Edebiyat mı? 10-12-2020 15:20 Türk Milliyetçileri Kime Oy Verecek? 09-12-2020 13:06 Nazım Dişe Dokunur mu III: Bohemya’dan Bürokrasiye 09-12-2020 00:47 Nazım Dişe Dokunur mu II: Alt-Kültürün İçyüzü 06-12-2020 18:55 Nazım Dişe Dokunur mu I: Şiir Nasıl Gözden Düştü? 05-12-2020 15:31 Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti 03-12-2020 16:20 Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek 27-11-2020 12:37 CHP’den Atsız Parkı yahut Alevilik Ali’yi Sevmekse Biz de Aleviyiz 19-11-2020 15:34 İyi Şiir Üzerine 17-11-2020 15:51 Batı'ya Ağıt 15-11-2020 23:01 Azerbaycan Sahada Kazandı – Masada Kaybetti – mi? 11-11-2020 13:42 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - II 09-11-2020 13:32 Karabağ'dan Turancılık Dersleri 08-11-2020 18:46 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - I 04-11-2020 21:17 Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair 02-11-2020 14:29 İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair 27-10-2020 15:08 Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA