M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 07-06-2021 01:25
Güncelleme : 07-06-2021 01:28

Yakın Dosta Kredi Çekmek: Yalnızlar Ülkesi Türkiye

İstanbul’a geldiğim ilk yıllarda Mustafa Yıldızdoğan’ın “Abi” şarkısında gibi hissetmiştim – içimi parçalayarak tramvayda “kriz” geçiren vatandaşın aslında bir dolandırıcı olduğunu hemen oracıkta GBT sorgusu yapan polis göstermişti mesela. Yahut, çok acelem varken bir durakta yerde yatarken gördüğüm ve yoklayıp neyinin olduğunu sormadığım için yol boyu vicdanıma yük olan vatandaşın, yaklaşık yarım saat sonra aynı duraktan geri dönerken hala yerde yattığını ve ölmüş olduğunu öğrenerek şok olmuştum: Ben de, başkaları da onun için durmamıştık ve adamın cesedi yarım saat boyunca orada kalmıştı.

Geçenlerde TamgaTürk için yaptığımız mülakatta, yurt dışına göçen genç Türklerin ekseriyetinin maddi kaygılardan çok “ortalama Türk”e olan inançlarını kaybederek gittiklerini gözlemledim. Sonra kendime sordum: Ben ortalama Türk’e inanıyor muyum? Daha önemlisi, güveniyor muyum? Cevap maalesef hayır ve güvensiz bir toplumun sosyal sermayesini kaybedeceğini sevgili hocam İskender Öksüz bir süre önce peşpeşe yazılarla çok güzel anlattı.

Birkaç gün önce Ekşi Sözlük’te gördüğüm “arkadaş için kredi çekmek” temalı başlıktan beri bunun üzerine düşünüyorum. Evet, ortalama Türk benim için hala menfi ama yakın dostlarım için kredi çekebilirim ve birbirimize sürekli borç alıp verdiğimiz küçük bir dost grubumuz var. Başlıkta yazılanlara bakılırsa, pek çokları bırak kredi çekmeyi, borç vermenin bile iyi olmadığını söylüyor. Bu yazıyı yazmadan önce sosyal medya takipçilerime sordum, onlar da baskın bir şekilde “yakın dost için kredi çekmem” dediler. Sorun insanların “başkası” için kredi çekmeye yanaşmaması değil, “yakın dost” ifadesinde: Dostluk, demek ki, artık güven ortamı sağlayan bir bağ olmaktan çıkmış, bir nevi dostluk tenzil-i rütbeye uğramış, daha sıradan ve sathi bir meseleye dönüşmüş.

Güveni meselesini irdelemek gerekiyor – güven nedir? Güvenden bahsedebilmemiz için ortada bir “belirsizlik” olması gerekir, eğer yoksa güvenden bahsedemeyiz. Bu belirsizlik bir “risk”tir ve güvenen insan sair sebeplerden bu riski “başkasına endeksli olarak almayı” ve bir süre için savunmasız-zarara açık olmayı kabul eder. Bunu mümkün kılanın ne olduğuna dair literatürde epey tartışma var, fakat bendeniz “cemiyet”i mümkün kılanın insanın “kötülüğü” olduğuna epeydir kani olmuş bir adam olarak caydırıcılık meselesinin üzerinde duruyorum. Evet, güven caydırıcılık varsa mümkün oluyor gibi: Yanlış yaptığında toplumdan dışlanma, dayak yeme, cezaya uğrama ihtimallerin yüksekse yanlış yapmaktan kaçınıyorsun ve bu insanların birbirine daha kolay güvenebilmelerini sağlıyor. Birinin ev adresini biliyorsan güvenmeye meyyal oluyorsun, annesiyle oturmuşluğun varsa da; güveni mümkün kılan cemiyetin ta kendisi, zira bahsettiğim caydırıcılık zaten birçok uyum davranışının ortaya çıkmasına da neden oluyor. Güven elbette tecrübeyi de gündemine alır: Bir kez güveni kırılmış bir insan, bundan sonraki güven senaryolarında daha temkinli olmayı tercih edecektir. 

Şu halde Türkiye’de “ötekine güven” neden bu kadar düşük? Bu benim iddiam değil, yapılan her istatistik çalışmasında Türkiye’de “diğer insanlara güven” oranı çok düşük çıkıyor. Bunu herhalde “göç”le açıklamak lazım: Türkiye’de 1950’li yıllardan bu yana ivme kazanmış ve TÜİK’e göre halen devam eden köyden kente – küçük kentten büyük kente göç var. Köyde birine bir kez yanlış yapabilirsiniz, ikinci kez kandırma şansınız yok. Ancak büyük kentlerde, hele İstanbul gibi “anonimleşme”nin mümkün olduğu kentlerde insanları sayısız kereler kandırabilirsiniz. Bu kentlere göçen insanların hepsi çevrelerine karşı “şüpheci”ler, insanların onlara yanlış yapması halinde bir bedel ödemeyeceklerini biliyorlar ve belirsizlikten kaçınma içgüdüleri yüksek olduğundan, güvenmemeyi tercih ediyorlar. Hatta, diyebiliriz ki, herkes birbirine karşı şüpheci olduğundan, bir tür oyun teorisi modellemesi gibi, “kazık yeme ihtimalim çok yüksek, öyleyse herkesten önce davranıp ben kazık atayım” fikri artık içgüdümüzdür.

Gerçek bir şehirlinin durumu köyden biraz daha farklıdır: Aileyle ilişkileri köydeki gibi değilse de, çekirdek ailesi güçlüdür ve arkadaş çevresi istikrarlıdır. Bu çevre ister iş çevresi olsun, ister okul arkadaşlığı çevresi, hareketliliğin, değişimin az olduğu, ilişkilerin uzun soluklu kurulduğu çevrelerdir; yaşam alanı bile nesilden nesile çok az değişir. Böyle “istikrar adaları”nda güven ilişkisi kurmak daha kolaydır.

İşin kültür tarafı da var elbette. Sık sık değindiğim Hofstede ve Hall’un kuramlarına atıf yapan bir makaleye denk geldim: Kolektifçi, yüksek bağlamlı ve belirsizlikten kaçınmacı bir kültürü olan Meksikalılar için, ABD’lilere nazaran; 1. Güven ilişkisi kurmakta insani ilişkilerin bağlamı beklendiği üzere daha önemli 2. Kendi kültürlerine mensup biriyle karşılaştırılınca “yabancı”ya kazık atmaları daha kolay.

Elimizde, öyleyse, birbirine hiç güvenmeyen ve sürekli kazık yemeyi beklediği için erken davranıp kazık atmaya hazır, istikrarlı ve uzun soluklu ilişkiler kuramadığı için güven ilişkisi kurması kumar oynamasıyla eşdeğerli hale gelen yığınlar var. Üstelik bu güvensizlik ortamı (buna kurumsal güvensizlik de dahildir; yalnız göç değil, Türkiye’nin epey uzun süreden beri güven ve güvenlik hissini yaratması gereken kurumları bunun aksine çalıştığından devletin işleyişinin yarattığı güven sorunu problemi de var.) diğer kavramları da bozuyor gibi: Yakın dost, aslında ihtiyacı olduğunda onun için kredi çekebileceğimiz, yani riske girebileceğimiz insanı tarif etmeli, fakat büyük ölçekteki bozunma, demek ki küçük konfor ve istikrar adalarını da etkiliyor.

Dünyada da durum aşağı yukarı öyledir ama, bizi doğrudan etkilediğinden ölçeği Türkiye’de tutup söylemek lazım: İnanılmaz yalnızlaşmış bir topluma dönüşüyoruz. Bu yalnızlaşma bireyleşmeyi getirmiyor: Şüpheci, korkak, yalnız ve tehdit altında hisseden, bu yüzden hırçınlaşmış ve gözükara çıkarcılaşmış insanlar bir yalnızlar güruhu içinde anonimleşiyorlar. Sorumluluk almak, varlık ve tavır göstermek, zorunlu olmayan hallerde “birlikte iş yapabilmek” imkansız hale geliyor. Öyle ya, birlikte iş yapmak işyerinin, devletin, askerliğin vs. zorlaması nedeniyle değilse, ancak güvenle mümkündür.

Bu durum Türkiye’nin asıl sorunu olan kültürel yozlaşma ve çirkinleşmenin asıl müsebbibi. Bütün kurumları etkiliyor: Yeni kurulan partilere bakın. Bu partilerdeki skandallar, kavgalar, hayal kırıklıkları; bunların hepsinin kök nedeni insanların güvensiz oluşu ve bunun getirdiği hastalıkların yarattığı tepkilerden kaynaklanıyor. Küçük ve yalnız hayatında güvensiz hisseden insanlar, bu yüzden psikolojilerini sorunlu bir şekilde rahatlatan diktaya yöneliyorlar: Kimse yanındakiyle ilişki kurmuyor, “en tepedeki”yle hastalıklı ve pornografik bir tatmin ilişkisi kurarak bir tür suskunluk sarmalına hapsoluyor.

Bunun aksine kendi küçük çevrem haricinde, büyük ölçekte hiç şahit oldum mu diye düşünüyorum. Aklıma yalnız Gezi geliyor. Gezi’deki ruh ve enerji, bu ülkenin yaşanır olmasını sağlayabilecek yegane hasletleri içinde barındırıyordu. Fakat oradaki çocuklar git gide bu yalnızlaşma ve anonimleşme eliyle seri malı tiplere dönüştüler mi, yoksa hala içlerindeki mayayı, tohumu muhafaza ediyorlar mı, bilmiyorum.


M. Bahadırhan Dinçaslan

NELER SÖYLENDİ?
@
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Türk Milliyetçiliğinin Sahipliği Kavgası: Hudutsuz Namussuzlar 05-09-2021 13:39 Bir Komplo Teorisi: LGBT Kampanyasının Ekonomisi 27-08-2021 11:58 Afgan Anayasası Nasıl İflas Etti? 16-08-2021 14:24 Taş Kesilmek: Bir Savruk Hasbıhal 09-08-2021 11:05 Türk Milliyetçiliğinin 7 Temel Meselesi 27-07-2021 12:04 Derin Devlet Meselesine Farklı Bir Bakış 16-07-2021 11:39 Şort Giydi Diye Ağlatılan Kız ve Davarlar 06-07-2021 13:27 Türk Aile Yapısı ve Anonimleştiren Cemaat 02-07-2021 14:31 Sokakta Köpek Olmaması Gerektiğini Bilallere Anlatmak 30-06-2021 19:13 Kutsallar ve Domuzlar: İslamcılığın Sekülerleşmesi 28-06-2021 11:29 Milli Şairimiz Kimdir? 21-06-2021 23:38 Sen Hiç Milliyetçiye Benzemiyorsun 09-06-2021 20:48 Yakın Dosta Kredi Çekmek: Yalnızlar Ülkesi Türkiye 07-06-2021 01:25 Batı’yı Aydınlatmak: Yeliz’in Dedesi ve Erbaş’ın Zırvaları 04-06-2021 12:23 Faydalı Kilisenin Papazından 7 Ölümsüz Oyun Önerisi 24-05-2021 14:37 Sorusuz Bir Toplum: Kadim Cevaplarla Yetinmek 23-05-2021 14:30 Muhaliflerin Ümidini Baltalamak – Bir Seküler Günah 11-05-2021 12:38 Neden Milliyetçiyiz – Bir Nutuk Taslağı 02-05-2021 16:10 Türk Usulü İslam Arayışına Dair Birkaç Not 29-04-2021 01:31 Faydalı Kilisenin Papazından Mitoloji Kitapları Seçkisi 20-04-2021 22:51 12 Nisan Şakası(!) ve Mizah Üzerine 12-04-2021 21:49 Türk Esirlerine Yardım Eden Bir Uygur'un Düşündürdükleri 04-04-2021 23:44 İbne LGBT Olunca 29-03-2021 16:53 Milliyetçi Siyasetin Geleceği: Özdağ ve Kuracağı Parti 21-03-2021 00:01 Büyük Adam Yaratamamak: Neden Bu Haldeyiz? 12-03-2021 15:32 Azgın Milliyetçilik: İnfial Yaratan Şiddet Olayları ve Milliyetçilik İlişkisi 07-03-2021 14:34 Eyam’dan Eyyamcılığa: Salgın Tedbirlerinin Bitmesi Gerekliliğine Dair 05-03-2021 12:43 Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları 28-02-2021 19:39 Bir Kitap Nasıl Basılıyor? 19-02-2021 20:55 Şeriatçılar Ay'a Gidebilir mi? 15-02-2021 14:26 Samimi İslamcılar ve Yapmacık Muhalifler: Bir Eleştiri Yazısı 11-02-2021 14:12 Boğaziçi Olayları ve Makul Vatandaş: Ya-Ya Kamplarına Mecbur Muyuz? 08-02-2021 02:51 Bir Polis Yazısı 03-02-2021 22:49 Turan Hayal Midir - II 24-01-2021 23:53 Qanon: Bir Siber-Kültün Portresi 22-01-2021 01:39 Şimşirgil'in Cevabına Cevap 17-01-2021 15:39 Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi 10-01-2021 16:40 ABD'den Türkiye'ye İki Kamplı Siyaset 08-01-2021 11:37 Sümüklü Sıpalar ve Medya Sansürü 06-01-2021 16:33 Teröristsin Teröristim Terörist 05-01-2021 21:03 Nazım Dişe Dokunur mu IV: Şiir İnsanların Umrundayken 28-12-2020 10:37 Bayburt’un Acı Serencamı – Türk Kültüründe İçkinin Yeri ve Önemi 23-12-2020 21:23 Türk Milliyetçiliği Gözünden Mevlana 22-12-2020 11:10 Kuzgun - The Raven 20-12-2020 02:56 7 Güzel Ressam 13-12-2020 01:14 Türk Edebiyatı mı Türkçe Edebiyat mı? 10-12-2020 15:20 Türk Milliyetçileri Kime Oy Verecek? 09-12-2020 13:06 Nazım Dişe Dokunur mu III: Bohemya’dan Bürokrasiye 09-12-2020 00:47 Nazım Dişe Dokunur mu II: Alt-Kültürün İçyüzü 06-12-2020 18:55 Nazım Dişe Dokunur mu I: Şiir Nasıl Gözden Düştü? 05-12-2020 15:31 Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti 03-12-2020 16:20 Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek 27-11-2020 12:37 CHP’den Atsız Parkı yahut Alevilik Ali’yi Sevmekse Biz de Aleviyiz 19-11-2020 15:34 İyi Şiir Üzerine 17-11-2020 15:51 Batı'ya Ağıt 15-11-2020 23:01 Azerbaycan Sahada Kazandı – Masada Kaybetti – mi? 11-11-2020 13:42 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - II 09-11-2020 13:32 Karabağ'dan Turancılık Dersleri 08-11-2020 18:46 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - I 04-11-2020 21:17 Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair 02-11-2020 14:29 İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair 27-10-2020 15:08 Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA