M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 10-01-2021 16:40

Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi

Sevgili dedem “ağ popo, kara popo geçitte belli olur” der. Gerçi o popo demez ama biz şehirli çocukları onun kullandığı ifadeleri söylersek yüzümüz kızarır. Sosyal medya da şu sıralar bir geçitten geçiyor, poposunun rengi belli olmaya başlıyor. Facebook’un içinde Çatlı geçen paylaşımları kaldırması, YouTube’un Yusuf Halaçoğlu’nun konuşmalarını engellemesinden aşinayız; ancak ABD Başkanı Trump’un hesabının askıya alınması, gölgelerin gücünün kimde olduğunu gösteriyor.

İnternet doğdu doğalı insanların ekseriyetinin beklentileri olumlu olageldi. İnternetin “mucidi” yahut mucitlerinden biri sayabileceğimiz Lawrence Roberts, mesela, ARPANET’i kurarken en önemli motivasyonunun “bilgiyi paylaşmak” olduğunu söylüyordu. Öyle ya, yazdığı, yarattığı her şey bir bilgisayardaydı ve bu dünyanın geri kalanına taşınamıyordu. Bu dönemde İnternet’in önündeki en büyük engel, bilgisayarların “biricik” olmasıydı – her bilgisayar kendine özgü bir yazılıma sahipti, standardizasyon yok denecek kadar azdı. İnternet, hem bilgisayarların standartlaşmasıyla mümkün oldu, hem de farklı bilgisayarların temel bir yöntemle aynı ağa bağlanabilmesini sağlayacak kadar esnekleşti. Beklentiler böyle olumluydu, bir de isabetli öngörüler vardı: “Çok yakında evdeki su ısıtıcınız bile bilgisayarlaşacak ve ağa bağlanacak. Ağa bağlanabilecek her şey ağın bir parçası olacak.” Microsoft’tan Nathan Myhrvold bu sözü söylediğinde yıl 1996’ydı, internetin yaygınlaşmaya henüz başladığı bir dönemdi…

Öngörülerin bazıları gerçekleşti, beklentilerin çoğu ise aksine çıktı. Evet, bugün evdeki hemen her cihaz internete bağlanabiliyor – sevgili eşim, mesela, internete bağlanabilen ve evin haritasını çıkarıp uzaktan talimatla evi süpürebilen bir robot istiyor. Bense evdeki en zeki ve faydalı varlık olma özelliğimi yitirmek istemediğimden karşı çıkıyorum; bir de evimin haritasının internete bağlı bir ortamda yer almasını istemediğimden. Beni kim ne yapsın? Bugün bir hırsız için bu bilgi işe yarayabilir, yarın milletvekili olursam bir suikastçı için. Hiçbir zararı olmayacaksa bile istemiyorum hem, benim evim değil mi? Öte yandan, internet bilginin kolay paylaşımını sağladıysa da, asıl işlevi bu değil: Akademik makalelerin okunma ortalaması 2015 yılında yalnızca 10’du. İnternetin yalnızca %4’ünü teşkil eden porno siteleriyse aramaların %20’sini karşılıyor.

Meraklısına, bu noktada, Zizi Papacharissi’nin The Virtual Sphere başlıklı makalesini önerebilirim. 2002’de yazılan makale, internetin geleceğine dair öngörülerin bir çetelesini tutup karşılaştırma yapıyor. “Bilgiye erişim bizi otomatik olarak daha bilgili ve daha aktif vatandaşlar yapmaz” diyen Papacharissi, bu alandaki görüşleri alıntılıyor. Mesela, evet, devasa bir bilgi deposu var, fakat bilgiyi işlemek, doğru bilgiyi bulmak bir eğitim ve beceri gerektirir. Bu eğitim ve beceri yoksa, ne olur? Bugün internette en yaygın içerikler, saçmasapan komplo teorileri ve aptalca hazırlanmış pseudo-bilimsel argümanlar. Proto-Türkçenin rekonstrüksiyonuna dair son bilimsel tespitler değil de, Kazım Mirşan’ın saçmalıkları internette kendisine daha çok yer buluyor. Hatta birçok zırva, internet olmasaydı hiç yayılamazdı diyebiliriz, bazıları internet öncesi ortamlarda doğsalar da internet sayesinde yayıldılar, diğerlerininse artık “doğum yeri” de internet. Demek, bilgiye kolay erişim tek başına iyi, güzel, olumlu değildir.  

İnternetten bir “kamusal alan” bekleyenler de yanıldılar. Zira, Bruno Maçaes’in söylediği gibi, Twitter, Facebook gibi sosyal medya mecraları, evet bir kamusal alan algısı yaratıyorlar, ancak bunlar birer şirket. Bir şirket demokratik olmak zorunda değildir, hizmet sağlarken, hizmet sözleşmesinde yer almayan işlevler üstlenmek zorunda da değildir. Şirket politikamıza uymuyor diyerek istedikleri içeriği kaldırabilirler; ortam uygunsa, ABD başkanının içeriğini bile. Şu halde, eğer sosyal medya ezilenlerin, horlananların, zayıfların umudu, bir tür güç-eşitleyicisi olacaksa, şirketlerin yönetiminden kurtulması gerekir diyebiliriz: İçeriğim ne kadar güzel, etkileyici olursa olsun şirket politikasıyla ters düşünce yayından kaldırılabilir. Öte yandan, halihazırda güçlü olanlar, bu güçlerini çok rahat sosyal medyaya transfer edebilirler: TamgaTürk reklam yapamıyor. Ancak Türk ülkesinde zehirli, Türk düşmanı fikirler yayan Sputnik’in çok daha fazla takipçisi var. Zira arkasında devlet var. Bizlerin Uygur meselesine dair yaptığı çalışmalar birkaç yüz bin kişiye ulaşıyor, ancak Pelikan yalısında iyi maaşla onlarca kişiyi çalıştırabilsek, milyonlara ulaşırdık.

Aklımıza normalde cezalandırılmayacak olayların sosyal medyada gündeme gelmesiyle hukukun ilgisini çektiği örnekler gelebilir. Ancak bu da kusurlu: Hukuk, -arasına zaman zaman benim de girdiğim- bir güruhun mahkemesiyle sağlanıyorsa, o ülkede hukuk yok demektir. Sonra, bu bir gelenek olduğunda, bu gelenekten ve hassasiyetten faydalanmak isteyecek insanların kötüye kullanmasını nasıl engelleyebiliriz? Köyde birisi yere düştü mü, yardım edersin, zira adamı ve yedi sülalesini tanıyorsundur, seni kandıramaz; kandırsa bile bedelini öder. Ancak şehre geldiğinde, sara hastası taklidi yaparak yere düşen adama yardım ettiğinde soyulabilir ya da dolandırılabilirsin. Zira adam seni bir daha görmeyecektir. Bu taklitçilerin yardımseverlik hassasiyetini, büyük şehrin anonimliğine sığınarak sömürmesi (ve maalesef yardımseverlik müessesesini zayıflatması) gibi, kötü niyetliler sosyal medyanın “olumlu işlevleri” gibi görülebilecek bu alışkanlıkları sömürebilirler – ve sömürüyorlar.

Bu yönüyle sosyal medyanın yanıltma ve teskin etme işlevi de var: Bir yandan belli konularda “hiç değilse bir tweet atılması”nı olumlu buluyorsam da, diğer yandan bu, kullanıcının içini boşaltmasını sağlıyor. Üstelik, şirketlerin sahip oldukları mecralarda, esasen yasalarla korunan bir kamusal alanda tecrübe etmemiz gereken “özgürlüğü” tadıyor, bu sanal alanda tatmin oluyoruz. Bir tür Matrix bu: Kamusal alanımız yok, ama bir şirket “kamusal alanım varmış” hissini üstelik bedavaya sağlıyor. Ülkenin sokaklarını doldurup aylarca protesto etmemiz gerekirken, sosyal medyamıza sığınıyoruz. Orada da, bizim için özelleştirilmiş içerikle, güzel ve tatmin edici bir yanılsama içinde kendi dünyamıza hapsoluyoruz.

Bütün bunlardan hareketle, Twitter’ın Trump’a yaptırımlarının hayli hayırlı olduğunu düşünüyorum. İnsanlara sosyal medyanın ne olduğunu ve ne kadar güvenilebileceğini gösterdi. Fakat “Twitter olmadı, mwitter’a geçiyoruz” diyen Trump destekçilerinin hareketlerini aptalca buluyorum – Whatsapp’ın hizmet sözleşmesi değişikliği sebebiyle Telegram’a geçilmesini de saçma. Yapılması gereken, “gerçek dünya”ya dönmek: Sosyal medya işe yarar. Fakat sosyal medya bizim gerçek dünyamızın uzantısıdır – TamgaTürk’ün bir ofisi, çalışanları, çalışanlarının özlük hakları var, belli yasal mercilerde kaydı var, bunlar olmadan TamgaTürk twitter hesabının olması bir anlam ifade etmez. Sosyal medyanın yeni ve alternatif bir varoluş düzlemi olmadığını bilmek, gerçek yaşantımızın parçası olarak görmek, sorunu çözecektir: Sanal olmayan hayatımızda da adaletsizlikler var, çarpıklıklar var. Bunlarla baş ediyor, bazen mücadele ediyoruz. Fakat devlet yönetiminden memnuniyetsizken, diyelim ki, mahkeme fonksiyonunu kullanmaktan kaçmıyoruz. İnsanların kurtulması gereken, sosyal medyaya yükledikleri misyon; bu misyondan vazgeçip “normal hayatlarında” nasıl yaşıyor, var oluyorlarsa o şekilde ve o beklentilerle sosyal medyada var olmaları, sorunu çözecektir.

Öte yandan, internetin sağlayacağı bir “hakiki kamusal alan” fikri de, inkar edilemeyecek kadar güzel. Bunun nasıl mümkün olacağına dair kafa yormak lazım – ancak ve ancak evrensel, bedelsiz internet, internete bağlanabilen bedelsiz cihazlar ve belki, bitcoinden farklı bir uygulama modeliyle, blockchain teknolojisi sayesinde bu mümkün olabilir. Ancak “neden?” sorusunun cevabı yok, yani neden, birisi, birileri, bir kurum ya da devlet, böyle bir altyapıyı tesis ederek sunsun?

İnternetin götü görünmüşken (köylülüğüm tuttu, affediniz) internet ve sosyal medyaya dair beklentileri ve tanımları gözden geçirmekte fayda görüyorum. Sosyal medyadan “beklemek” abes, ama sosyal medyayı “kullanmak” doğrudur diyerek sözlerime son veriyorum.


M. Bahadırhan Dinçaslan

NELER SÖYLENDİ?
@
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Türk Milliyetçiliğinin 7 Temel Meselesi 27-07-2021 12:04 Derin Devlet Meselesine Farklı Bir Bakış 16-07-2021 11:39 Şort Giydi Diye Ağlatılan Kız ve Davarlar 06-07-2021 13:27 Türk Aile Yapısı ve Anonimleştiren Cemaat 02-07-2021 14:31 Sokakta Köpek Olmaması Gerektiğini Bilallere Anlatmak 30-06-2021 19:13 Kutsallar ve Domuzlar: İslamcılığın Sekülerleşmesi 28-06-2021 11:29 Milli Şairimiz Kimdir? 21-06-2021 23:38 Sen Hiç Milliyetçiye Benzemiyorsun 09-06-2021 20:48 Yakın Dosta Kredi Çekmek: Yalnızlar Ülkesi Türkiye 07-06-2021 01:25 Batı’yı Aydınlatmak: Yeliz’in Dedesi ve Erbaş’ın Zırvaları 04-06-2021 12:23 Faydalı Kilisenin Papazından 7 Ölümsüz Oyun Önerisi 24-05-2021 14:37 Sorusuz Bir Toplum: Kadim Cevaplarla Yetinmek 23-05-2021 14:30 Muhaliflerin Ümidini Baltalamak – Bir Seküler Günah 11-05-2021 12:38 Neden Milliyetçiyiz – Bir Nutuk Taslağı 02-05-2021 16:10 Türk Usulü İslam Arayışına Dair Birkaç Not 29-04-2021 01:31 Faydalı Kilisenin Papazından Mitoloji Kitapları Seçkisi 20-04-2021 22:51 12 Nisan Şakası(!) ve Mizah Üzerine 12-04-2021 21:49 Türk Esirlerine Yardım Eden Bir Uygur'un Düşündürdükleri 04-04-2021 23:44 İbne LGBT Olunca 29-03-2021 16:53 Milliyetçi Siyasetin Geleceği: Özdağ ve Kuracağı Parti 21-03-2021 00:01 Büyük Adam Yaratamamak: Neden Bu Haldeyiz? 12-03-2021 15:32 Azgın Milliyetçilik: İnfial Yaratan Şiddet Olayları ve Milliyetçilik İlişkisi 07-03-2021 14:34 Eyam’dan Eyyamcılığa: Salgın Tedbirlerinin Bitmesi Gerekliliğine Dair 05-03-2021 12:43 Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları 28-02-2021 19:39 Bir Kitap Nasıl Basılıyor? 19-02-2021 20:55 Şeriatçılar Ay'a Gidebilir mi? 15-02-2021 14:26 Samimi İslamcılar ve Yapmacık Muhalifler: Bir Eleştiri Yazısı 11-02-2021 14:12 Boğaziçi Olayları ve Makul Vatandaş: Ya-Ya Kamplarına Mecbur Muyuz? 08-02-2021 02:51 Bir Polis Yazısı 03-02-2021 22:49 Turan Hayal Midir - II 24-01-2021 23:53 Qanon: Bir Siber-Kültün Portresi 22-01-2021 01:39 Şimşirgil'in Cevabına Cevap 17-01-2021 15:39 Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi 10-01-2021 16:40 ABD'den Türkiye'ye İki Kamplı Siyaset 08-01-2021 11:37 Sümüklü Sıpalar ve Medya Sansürü 06-01-2021 16:33 Teröristsin Teröristim Terörist 05-01-2021 21:03 Nazım Dişe Dokunur mu IV: Şiir İnsanların Umrundayken 28-12-2020 10:37 Bayburt’un Acı Serencamı – Türk Kültüründe İçkinin Yeri ve Önemi 23-12-2020 21:23 Türk Milliyetçiliği Gözünden Mevlana 22-12-2020 11:10 Kuzgun - The Raven 20-12-2020 02:56 7 Güzel Ressam 13-12-2020 01:14 Türk Edebiyatı mı Türkçe Edebiyat mı? 10-12-2020 15:20 Türk Milliyetçileri Kime Oy Verecek? 09-12-2020 13:06 Nazım Dişe Dokunur mu III: Bohemya’dan Bürokrasiye 09-12-2020 00:47 Nazım Dişe Dokunur mu II: Alt-Kültürün İçyüzü 06-12-2020 18:55 Nazım Dişe Dokunur mu I: Şiir Nasıl Gözden Düştü? 05-12-2020 15:31 Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti 03-12-2020 16:20 Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek 27-11-2020 12:37 CHP’den Atsız Parkı yahut Alevilik Ali’yi Sevmekse Biz de Aleviyiz 19-11-2020 15:34 İyi Şiir Üzerine 17-11-2020 15:51 Batı'ya Ağıt 15-11-2020 23:01 Azerbaycan Sahada Kazandı – Masada Kaybetti – mi? 11-11-2020 13:42 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - II 09-11-2020 13:32 Karabağ'dan Turancılık Dersleri 08-11-2020 18:46 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - I 04-11-2020 21:17 Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair 02-11-2020 14:29 İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair 27-10-2020 15:08 Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA