Türk’ün Töresi var iken, Türk yurdunda Arap’ın şeriatı ile işimiz nedir? Şaşırıyorum bazen ne tartışıyor bizim memleket diye.
Hatırlatayım, Türk Töresi, Türk Kağanı da dahil olacak şekilde tüm toplumu kapsayan ve mutlak suretle uyulması gereken hukuk kurallarıdır. Türk Töresinde hukuki törenin yanı sıra dini ve ahlaki töreler de mevcuttur. Bu kurallar bütününden oluşan Töreye herkes riayet eder ve toplum bu hukuk kuralları üzere yaşar.
Türk/Törük kelimesinin manasını Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lügat-it-Türk eserindeki anlatımlarından çıkarımla “töre sahibi olan ya da töreye bağlı olan” olarak anlayabiliriz.
Kutadgu-Bilig'de törenin değişmez ilkeleri dört tanedir. Bunlar sırasıyla Könilik (adalet), Uzluk (iyilik, faydalılık), Tuzluk-Tüzlük (eşitlik) ve Kişilik (insanlık). Bu ilkeler çerçevesinde adalet, törenin doğru ve tarafsız bir şekilde uygulanmasıdır. Töre üç kaynaktan neşet etmiştir; Halk, Kurultay ve Hakan/Han.
Kutadgu Bilig’de hukukun önemi ile ilgili şu sözler yer almaktadır: “Beyler, memleketi tanzim ve idare etmek, halkı düzene sokmak için atanmışlardır.” “Ey hükümdar! Sen bugün bir hekimsin, halkın ise sana muhtaç olmanın hastasıdır.” “Eğer sen bunlara ilâç vererek tedavi etmezsen, halk için bir hayat felâketi olursun.” “Tanrı bunu yarın sana sorar; orada kendini kurtaracak cevabı hazırla.” “Sen her vakit doğrulukla hükmet, beylik kanun (töre) ile ayakta durur.” “Ey Bey! Gücün yettiği kadar kanunu tatbik et ve halkın hakkını vermeye çalış.” “Benim bu kanunum hangi memlekete erişirse, o memleket – baştan başa taşlık ve kayalık dahi olsa – hep düzene girer.” “Kanun sudur, akarsa nimet yetişir. Ey hakim! Memlekette uzun müddet hüküm sürmek istersen, kanunu doğru yürütmeli ve halkı korumalısın. Kanun ile ülke genişler ve dünya düzene girer.”
Şeriat nedir peki? Şeriat dediğimiz mevzuu Arap toplumlarının İslamiyet öncesinde de kullandıkları toplumsal hukuk kurallarıdır. Yönetici kesime göre içeriği değişkendir. İslamiyet sonrasında fıkıh ile şeriat eş tutulmuştur, İslam hukuku ile aynı anlama gelir.
Eğer uluslararası hukuk sisteminden çıkılması planlanıyorsa; bizim memleket Arap yurdu değil Türk yurdu ise şeriatten ziyade Töre istenmesi makbuldür, yok eğer bizim memleket Türk yurdu değil Arap yurdu ise tabii ki şeriat istenmesi normaldir. Bildiğim kadarıyla bir Arap devleti ya da İslam devleti değildir Türkiye. Burası halkın çoğunluğu Müslüman olan bir Türk memleketidir. Dünyada Hristiyan Araplar da var, gnostik Araplar da. Hiç duymadım mesela Arap dediğin Müslüman olur diye bir şey. Ama bizden birileri çıkıp bizim için diyor ki; Türk dediğin Müslüman olur. Saçmalık. Kardeş bizde küffar değiliz de, Hristiyan Gagavuz Türkleri ne olacak, yurt topraklarımız Asya'da yaşayan Tengrici Türkler ne olacak, Maniheist Türkler var mesela onlar ne olacak, ya da bir inanca sahip olmayan Türkler ne olacak.
Hadi diyelim ki Türk Müslümandır, Müslüman değilse Türk değildir. Nedir peki? Post mudur bu Türklük, Ziya Gökalp’in dediği gibi üzerimizden çıkarıp atalım. Yani demem o dur ki Türk önce Türk’tür. Diğer eklemelerin manası Türk kadar derin ve kadim değildir. İnanç konusunda ise özgürdür. Burada bahsetmek gerekir diye düşünüyorum. Türkiye'de doğan yaşayan kimliğini taşıyan halka da Türkiyeli değil Türk denir. Türk kimliği etnik köken olarak kullanılabilen bir kimlik olsa da üst kimlik olarak halkın bütününü anlatır. Etnik kökeni farklı olan Türk vatandaşlarımız yok mudur, vardır. Buna karşı saygımızda tamdır.
Kazım Mirşan'ın Hulki Cevizoğlu ile sohbetlerinin arasından seçebildiğimiz; "Tarihi bulgularla Türkçe'nin kökeni 16.000 yıl önceye gidiyor, Latin Alfabesinin temelinde Türkçe yatıyor. Türkçe'nin olduğu yerde Türk, Türk'ün olduğu yerde Töre vardır."
Uzun uzun anlatmayayım Türk Töresinin ne kadar güzel olduğunu. Ya da Arap şeriatinin içerdiği konuları. Gidin biraz araştırın bakalım hangisi dünyanın genelinde kabul görmüş uluslararası hukuk ve etik kurallarına daha yakın.
Bu "soytarıca" yeni girişimleri bir kenara bırakalım. Laik demokratik bir Türkiye Cumhuriyeti'nde bugün bahsi açılması lüzumsuz olan Türk mü ya da Türkiyeli mi, ya da hukuk mu yoksa şeriat mı gibi tartışmalar memleketin problemi değildir. Memleket istila edilirken, Türk yurdu saçma sapan bir dolu ne idüğü belirsiz mülteci tarafından istila edilirken ilk olarak bu sorunun çözülmesi lazımdır.




















































































































Ya ne töresi, gidin Orta Asya'ya, kurun çadırınızı, için kefirinizi mışıl mışıl uyuyun o zaman. Siz medeniyetten, çağdaşlıktan niye örneklerinden almazsınız? Kemalist aydın devrim varken neden Nihal Atsızcı safsataları 2024 yılında insanlara önerirsiniz? Nasıl bir bağnazlık ve geri kafalılıktır anlamadım. Normalde bu yazıya karşı tonla eleştiri yazısında yayınlanması gerekirken galiba sansür uyguluyorsunuz yorumlara, eleştiri çok az, bu normal değil
Atatürkçü olmanın birinci gereği Türkçü olmaktır. Biraz daha Atatürk okuyun !!
Galiba fazla kımız almışsınız, ayık bir kafa ile yazın. Size kalsaydık muhalefet olarak Tayyip daha çok kazanırdı. İyi ki CHP var, Gerçek Atatürk'ün varisleri var, Özgür Başkan var, Ekrem Başkan var ve Türkiye Cumhuriyeti'nin umudu nesil olan CHP Gençlik Örgütü var.
Nihal Atsız hayranı ırkçılarsınız, Nihal Atsız isimli faşist Atatürk hakkında en ağır hakaretleri yazan Rıza Nur'un manevi evladı idi, Gazi Hazretleri'nin hayatında yazdığı tiyatroda Büyük Gazi'ye hakaret ettiği için ceza aldı. 1950'de Demokrat Parti iktidara geldikten sonra, 1 Aralık 1950'de Orkun dergisindeki yazısında Atatürk'e diktatörlük diyebilmiş bir Atatürk düşmanıdır. Siz ırkçısınız, Atsız gibiler sizin pusulanız maalesef. Muhalefeti marjinalize edip zayıflatmak için varsınız siz.
"Okuduğunu anlamalısın" isimli yorumcuya cevap: Hata bendeki sizin gibi ideolojik bağnazlığa tutulmuş insanlara laf anlatmaya çalışıyorum. Doğru yol Kemalist, ulusalcı, aydın Türk ulusunu savunmak, Türk çağdaşlaşmasını ve devrimciliğini ilerletmektir. Siz olayı garip ve saçma ırkçı ajandanızla alakasız yerlere manipule ediyorsunuz, çünkü ideolojik olarak bağnazsınız. Muhalefeti zayıflatıyorsunuz. Sizin büyüğünüz Bahadırhan Dinçaslan, "Kürtleri asimile etmeliyiz, bunu söylemekten çekinmemeliyiz" diyor, böyle bir bağnazlıkla 2024'te ne yapabiliriz, AKP'ye karşı muhalefeti nasıl konsolide edebiliriz? Zararlı ve marjinal ırkçı fikirleriniz Kemalist, ulusalcı, çağdaş ve devrimci Türkiye'nin aydınlık yürüyüşünde ayak bağı bence. Yorumumu yazma imkanı tanıdığınız için teşekkür ederim, sizin doğruyu görmenizi sağlarsam mutlu olurum.
Yorumcuya cevaptır. Bugünkü halinden memnunsun galiba. Arap şeriatı yerine Türk Töresini bin kere yeğleriz. Hukuka gelince, arap şeriatından da, arap sevicilerden de kurtulmadıkça, o çağdaş hukuku rüyanda göremezsin. Sen de bunu anla!!
Ben Kemalist, çağdaş ve aydın bir Türkiye'den yanayım. Siz bunu rasyonel bir zeminde savunmak yerine saçma sapan ırkçı söylemlerle ideolojik önyargılarınızla manipule ederek muhalefete zarar veriyorsunuz. Bağnazsınız.
Düzgün bir şey söyleyecekken bile garip ve boş şeylere sapıyorsunuz. İnsanlık hukuk diyor, AB uyum yasaları diyor, siz töre diyorsunuz, nasıl bir geri kafalılıktır, güya geri kafalılıkla mücade ediyor? Ne töresi, 2500 sene önce Orta Asya'da çadırlarda yaşayan insanların töresini möresini medeniyet ve şehir kurmuş Batılıların hukuku ile yan yana anmanız bile ayıptır. Türkçüler maalesef birçok konuda AKPlilerden zerre farkları yok, geri kafalılar.
Dostum yazıyı tam okumadın sanırım yazıda zaten "Eğer uluslararası hukuk sisteminden çıkılması planlanıyorsa; bizim memleket Arap yurdu değil Türk yurdu ise şeriatten ziyade Töre istenmesi makbuldür, yok eğer bizim memleket Türk yurdu değil Arap yurdu ise tabii ki şeriat istenmesi normaldir. " diyerek uluslararası hukuk sistemine vurgu yapılıyor.