M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 24-09-2020 11:22
Güncelleme : 09-10-2020 12:01

Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi

Tek bir söz, tek bir sözcük, bir ayaklanmayı bastırabilir mi? Milattan az evvel 47 yılında, Büyük Sezar bunu başarmıştı. Roma’yı kasıp kavuran büyük iç savaşta, 15 yıldır Sezar’la birlikte savaşan ve hiç izin kullanmayan, üstelik ödeme de alamayan lejyonlar, savaşmayı reddetmişlerdi. Vaktiyle kendisini kaçıran korsanları fidyesini az bulduğu için azarlayabilen karizmasıyla Sezar, lejyonların karşısına çıkmıştı. Tek bir kelime kullandı: Vatandaşlar!

Sezar vatan sevgisini, onların bir vatanı paylaştığını mı gündeme getirmişti, kalplerini böyle mi kazanmıştı? Hayır; çok daha incelikli bir laf etmişti aslında: Askerler yerine vatandaşlar diyerek, görevlerinin bittiğini, hepsinin terhis edildiğini vurgulamıştı. Evet, 15 yıldır yanında savaşan ve zaferden zafere koşan lejyonları, binlerce askeri tek bir sözcükle terhis ettiğini beyan etmişti. Sözlerinin devamı geldi ama dinlemediler bile. Çok geçmeden hepsi Sezar’a affedilmek için yalvarmaya başlamışlardı, onlar “asker” kalmak istiyorlardı, sıradan vatandaşlara dönüşmek istemiyorlardı.

Retorik budur. Süslü cümleler kurmak, “şov” yapmak değildir. İkna etmektir, zihnindeki fikri muhatabına aktarmaktır. Benimsetmektir.

Retorikten bahsedince Aristo’dan bahsetmemek olmaz tabii, Aristo, retoriğin temelde üç boyutta “hitap” işlevi üstlendiğini söyler: Logos, ethos ve pathos. Logos, insanın mantığına hitap eder, ethos ahlak anlayışına, pathos ise duygularına. Bir konuşma yazılırken, yahut metin kurgulanırken, muhatabın bu üç boyutuna hitap edersiniz. Bunlardan birini daha çok tercih etmek isteyebilirsiniz: Mesele ettiğiniz husus mantık zemininde anlamsız olabilir, yahut argümanlarınızın mantıktan yoksun olduğunun farkındasınızdır. O zaman ahlaka yahut duygulara hitap etmek isteyebilirsiniz. “Yiyor ama çalışıyor” argümanı ise tam tersidir, ortada ahlaksızlık vardır ama mantıklı bir argüman sunmaya çalışırsınız.

Soru: “Sen Keje için ne yaptın? Ben en yakın arkadaşımı sattım!” repliğiyle hafızamıza kazınan Eşkıya filmi karakteri, ahlaka mı hitap eder, duygulara mı?

Retorik deyince bilmemiz gereken bir diğer husus da, beş kaide: inventio, dispositio, elocutio, memoria ve pronuntiatio. Dikkatli okur, Grekçeden Latinceye geçtiğimizi fark edecektir, bu kavramların Grekçe karşılıkları varsa da, retorik Roma senatosunda kamil halini aldığından, kaidelerin Latinceleri daha yaygındır.

Inventio

İcat. Hangi argüman, seni ikna hedefine götürecektir? Üç boyuttan yukarıda bahsetmiştik, bu üç boyutun her birinde argüman yaratmak için bir çaba vermen gerekir. Bunu arkaplan ve vitrin diyerek ikiye bölelim: Evvela arkaplanda argümanın üzerine düşünürsün, süzgeçten geçirirsin, değerlendirirsin. Sonrasında muhatabına sunarsın; ancak bu düşünce sürecini, özellikle kendi sorgulamalarını vitrine koyabilirsin. Yani argümanını oluştururken geçtiğin merhaleleri, argümanının parçası haline getirir, anlatırsın. Socrates’in ümmi bir köleye sorular sorarak problem çözdürebilme hikayesi aslında retoriğin bu tarafıyla ilgilidir.

Dispositio

Argümanlarını buldun, pekala bunları nasıl sıralamak lazım? Dispositio, yani tanzim, argümanların nasıl bir algoritmaya göre sıralanacağını inceler. Latinler evvela meseleyi “tanıtır”, sonra “anlatır”, sonra “parçalar” ve parçaları irdeler, sonra “teyit eder” yani kanıtlarını sunarlar, sonra “karıştırır” yani muhtemel karşı argümanları ele alarak onları çürütür ve sonuca varırlarmış. Bu her zaman böyle olacak değildir; ancak özellikle avukat dilekçelerinin hemen her zaman bu örüntüyü tekrar ettiğini görürsünüz.

Elocutio

Argümanlarını buldun, bunları nasıl sunacağının şemasını hazırladın, işte elocutio, “nasıl” sorusun cevabıdır. Nasıl sunacaksın? Duygusal bir dille mi? Öfkeyle mi? Hitler’in konuşmaları incelendiğinde, mesela, yavaş, hatta tutuk başlayan, sonra yükselen ve zirvede aniden kesilen bir örüntü olduğu görülür. Hemen herkesle dalga geçmesi ve epey sivri bir dille aşağılamasıyla meşhur Don Rickles, yüksekten girer, olabilecek bütün hassasiyetleri zedeleyerek güldürür, fakat sonunda duygusal ve samimi bir konuşma yapardı.

Elocutio konuşmanın yahut metnin stilidir. Birinci bölümde bazılarını ele aldığımız retorik tertiplerin kullanımı da bu stille ilgilidir. Tertipleri, icat ettiğin argümanları sunmak için, kurguladığın şemada yerine oturtursun.

Memoria

Hafıza. Evvela, konuşma yapıyorsan, konuşmanı aklında tutabileceksin. Günümüzde prompter denen cihazlar var, konuşma yapanların konuşmalarını kitleye fark ettirmeden okuyabilmelerini sağlıyor. Ancak prompter konuşmayı mekanikleştirebilir. Zira bu makineyi kullanarak “doğal” algılanan bir konuşma yapmak çok zordur, yıllarca yapmış olmayı gerektirir. Siyasi parti liderlerinin herhangi bir zamandaki konuşmasıyla, grup konuşmalarını karşılaştırın: Grup konuşmalarının ikna ediciliği daha düşüktür, zire memoria eksikliğinde, elocutio da kaybolur.

Sonra, konuşmayı öyle yapmak, metni öyle yazmak lazım ki, akılda kalsın. Kısa cümleler, iç kafiyeler, vurucu çıkışlar; bunların hepsi konuşmayı akılda kalıcı yapar. Tabii bir de, metin yazarının hafızası önemlidir: Uygun anlarda uygun referansı verebilmek, uygun alıntıyı yapabilmek gerekir. Güçlü bir hafıza, iyi bir metnin en önemli gerek-şartlarından biridir.

Pronuntiatio

“Nasıl” sorusunun nicel cevabı pronuntiatiodur, yahut “ifade”. Sesin nasıl? Vurgulamalar, tonlamalar nasıl? Yahut, taklide başvuruyor musun, birinin sözünden alıntı yaparken mesela, sesini değiştiriyor musun? Kitlenin özelliklerine göre şiveye başvuruyor musun?

Pronuntiatio yalnızca konuşmada öne çıkan bir kaide değil; metnin de biçimsel özellikleri bir ifade taşır. Evvela, noktalama işaretleri. Sonra, metnin iki yana yaslı olması, hatta kullanılan font özelliği, ifadeyi taşıyacaktır. Bugünlerde “smiley” dediğimiz konseptten de yararlanıyoruz. Yine sosyal medya kültüründe BÜYÜK HARFLERLE YAZINCA BAĞIRMA HİSSİ YARATIYORUZ.

Retorik, elbette bunlardan ibaret değil, birinci bölümde değindiğimiz gibi, etkili bir konuşmanın genelgeçer bir formülü yok. Fakat retoriğin teorisine ve tertiplerine hakim olan, bu konuda alıştırmalar yapan, mevcut metinleri bu gözle irdeleyerek özümseyen bir zihin, hemen diğerlerinden ayrışacaktır.

Girişi, tek bir sözcüğün nasıl bir etki yapabileceğine dair bir örnekle yapmıştık. Kapanışı da öyle yapalım. Çağımızın en büyük hatiplerinden Churchill’in The Scaffolding of Rhetoric makalesinden, ki İngilizce bilen okurlara mutlaka tavsiye ederim.

“İskoçlar sert ve dour insanlar olarak tasvir edilirler. Dour nadir ve alışılmamış bir sözcük; fakat [bu bağlamda, bu sözcük] Anglo-Sakson zihnine ‘soğuk, gri, haşin, adil, tutumlu ve dindar toprakların insanların karakteri’nden başka hangi anlamı aktarabilirdi?”

Kapanış sorusu: Dour sözcüğünü bu bağlamda Türkçeye hangi kelimeyle çevirirdiniz? İpucu: Adıyla müsemma olmayan birinin lakabı. (Soruların cevaplarını yorum kısmına yazabilirsiniz.)


M. Bahadırhan Dinçaslan


Etkili Hitabet Sözlüğü I - Retoriğin Sırları (Birinci Bölümü okumak için tıklayınız)
Etkili Hitabet Sözlüğü III - Etkileyici Metin Örnekleri (Üçüncü Bölümü okumak için tıklayınız)
Etkili Hitabet Sözlüğü IV - Türkçenin Sırları (Dördüncü Bölümü okumak için tıklayınız)


TamgaTürk okuyucusuna mektup:

Sevgili okur, TamgaTürk Türk milliyetçilerinin ve Esir Türk Topluluklarının sesi olmak için yola çıktı. Haftalık bültenimize abone olarak, ya da Patreon hesabımıza bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz.

Abone olmak için bahadirhandincaslan@gmail.com adresine e-posta atınız.

Patreon hesabımız için tıklayınız.

NELER SÖYLENDİ?
@
RevengeRain 4 hafta önce
1)Filmi izlemedim ama karakteri sorudaki sözüne göre yorumlarsam duygulara hitap ediyor. Arkadaş satmak çoğu kişinin ahlak anlayışına göre ahlaksızlıktır.

Bu sözde de "Keje'yi o kadar seviyorum ki onun için ahlak-mahlak dinlemeden en yakın arkadaşımı sattım, Keje için her şeyi yaparım" mantığı var. Seyircinin "sevilen şey için; dostlarını, ahlakını, her şeyini feda etme; -duygularına- hitap ediyor.


2) Karaoğlan (İpucuna pek uymadı ama aklıma başka bir lakap gelmedi)
barış (alchemist) 4 hafta önce
1- Filmi ve bağlamını tam hatırlamıyorum ama ne kadar zor ve çileli olursa olsun insanın anlamlı bir hayat sürmesi için nefis terbiyesine dayanan belirli değerlere göre yaşaması gerektiğini anlıyorum. Gerçek anlamıyla sevgi,aşk dürüstlük,sadakat,cesaret,onur,merhamet,şefkat,nezaket hatta akıl gibi en yüksek değerlere dayanırken aynı zamanda bu değerlerin yaratıcısıdır. Bu minvalde yaşayan bir insan değerli olan,ispatlanmış başka bir insanı bırakın dostu, düşmanı bile olsa satamaz,aksine yenmekten daha çok kazanmak için davranır. 2- Kelimeyi en iyi,en doğru karşılayan yavuz kanımca.
gazialp 4 hafta önce
Dour: nemrut? :)
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA