M. Bahadırhan Dinçaslan
Giriş Tarihi : 02-11-2020 14:29

Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair

Bir süredir başka temaların yanında, demokrasiye –ve tabii Türk milliyetçiliği ile ilişkisine- dair yazılar yazıyorum. Bunların gördüğü ilgiden memnunum; özellikle gençleri birtakım önemli fikirlerle tanıştırmak için yazılara eklediğim pasajların tetiklediği tartışmalardan da.

Bu defa, çok sevdiğim bir yazıyı bütünüyle çevirmeye karar verdim. Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster ve İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair yazılarımla birlikte okunması, okuyucunun alacağı verimi arttıracaktır.

Aşağıdaki yazı, C. S. Lewis’ın kaleme aldığı Equality (eşitlik) başlıklı bir deneme. Şahsen, demokrasinin idealist, platonik yorumlarından çok, demokrasinin “engelledikleri” ile daha ilgili olduğumdan, bu yazıdaki fikirleri çok önemserim. Üstelik ben, insanların “yasa önünde eşitlik” dışında bir eşitliği haiz olduklarını, yahut buna ulaşacaklarını, ulaşabileceklerini, hatta ulaşmaları gerektiğini düşünmüyorum. Sanırım rap müzikteki pespayelikle ilgili yazım da bu yüzden tepki çekti: İnsanlar Lewis’ın dediği gibi sıralı dizilmiş çakıl taşlarını bir kilisenin giriş kemerinden daha güzel bulabiliyorlar. Bunda sorun yok – ancak çakıllarla kemeri eşit görüp göstermek istediklerinde bir sorun var. Lewis’ın aşağıdaki görüşlerinden çok azına katılmıyorum, ancak eşitlik ve özgürlük üzerine düşünen herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.

Demokrasinin Lewis’ın ifadesiyle “düz eşitlik”e indirgendiği formu, işte, dünkü hiyerarşi ve ayrıcalıkların istismar edilmesi gibi bir istismar yaratıyor, %50+1 yanlış ve kötü işlere taraftar ise, bu meşrulaşabiliyor. Demokrasi, Lewis’ın dediği gibi “insan kötü olduğu”ndan gerekli, bir denge unsuru olarak; bir de toplumun kaotik mutasyonlarında, uzak, ücra bir köşede ortaya çıkan yetenek ve dehanın karar alıcı pozisyona gelebilmesine daha elverişli olduğu için faydalı olduğu kanaatindeyim. Ancak insanlar eşit değildir ve demokratik hassasiyet, aptal insanı, kötü insanı, düz insanı, yoz insanı “diğerleri” ile eşitlemez; alt-insanlar vardır ve onların karar alıcı olması, onların “ortak yüksek kültür” sahnesine hakim olmasına karşı mücadele etmek, iyi ve güzel yaşamak isteyen herkesin vazifesidir diyerek yazıya geçelim:

Eşitlik

Ben, İnsanın Düşüşü’ne inandığım için demokratım. İnsanların çoğu, sanırım, bunun tam tersi gerekçelerle demokrat oluyorlar. Demokrasi coşkusunun büyük bir kısmı, insanoğlu o kadar bilge ve iyidir ki herkes yönetimde pay sahibi olmayı hak eder diye düşünen Rousseau gibi insanların fikirlerinden geliyor. Demokrasiyi bu zeminde savunmanın tehlikesi şudur ki; bu tespitler doğru değil. Ne zaman insanoğlunun bir zaafı açığa çıksa, istibdat taraftarları bundan nemalanıyor. Bu tespitlerin doğru olmadığı kanaatine varırken, kendimden çok uzağa bakmadan varıyorum. Bırak bir milleti, bir kümesin yönetiminde bir söz hakkı sahibi olmayı hak etmiyorum. Birçok insan da hak etmiyor – reklamlara inanan, sloganlarla düşünen ve dedikoduları yayan tüm o insanlar. Demokrasinin asıl gerekçesi tam tersinde saklı. İnsanoğlu o kadar aşağılık ki, hiçbir insana türdeşleri üzerinde denetimsiz bir güç sahibi olması için güvenilemez. Aristo, bazı insanların yalnızca köle olabileceğini söylemişti. Ona karşı çıkmıyorum. Fakat köleliğe karşı çıkıyorum çünkü hiçbir insanı efendi olmaya layık görmüyorum.

Bu fikir, alıştırıldığımız formdan epey farklı bir eşitlik görüşü sunuyor. Ben eşitliğin kendi zatında ve kendi adına iyi olan o şeylerden (bilgelik ve mutluluk gibi) biri olduğunu düşünmüyorum. Eşitliği tıpla aynı sınıfta görüyorum, tıp biz hasta olduğumuz için iyidir; yahut kıyafetler iyidir çünkü bizler artık masum değiliz. Kralların, rahiplerin, kocaların yahut babaların eski otoritesinin, kulların, sıradan insanların, karıların ya da oğulların eski itaatkarlığının kendi zatında aşağılayıcı ya da kötü bir şey olduğunu da düşünmüyorum. Bunların tabii olarak en az Adem ve Havva’nın çıplaklığı kadar iyi ve güzel olduğunu düşünüyorum. Ama bu haklı olarak elimizden alındı zira insanlar kötülüğün safına geçerek istismar ettiler. Bunları yeniden getirmek, Nüdistlerin hatasını tekrar etmek olurdu. Yasal ve ekonomik eşitlik bu Düşüş’ün kesinlikle gerekli olan ilacıdır ve zulme karşı korumamızdır.

Ama ilaç iyi değildir. Dümdüz bir eşitlikte hiçbir ruhsal besin değeri yoktur. Bu hakikatin müphem bir ikrarı dahi siyasi propagandamızın çoğunun kulağa pek zayıf gelmesinin sebebidir. İyi bir hayatın menfi şartından ibaret bir şey tarafından baştan çıkarılmak için çabalıyoruz. Bu da insanların tahayyülünün eşitsizliğe duyulan özlem tarafından kolayca ele geçirilebilmesinin sebebidir; sadık saray maiyetlerinin yaşamına dair filmlerdeki romantik formu ya da Nazi ideolojisindeki vahşi formunda. Tahrik eden şeytan kendi değerler sistemimizin bazı hakiki zaaflarının üzerine oynuyor – açlığını çektiğimiz ihtiyaçlarımıza yemek vaat ediyor.

Eşitlik bir ilaç yahut bir güvenlik aygıtı olarak değil de, bir ideal olarak ele alındığında, bütün üstünlüklerden nefret eden güdük ve kıskanç zihin tipini yaratmaya başlıyoruz. Bu zihin, demokrasinin özel hastalığıdır, zalimlik ve kölelik nasıl imtiyazlı cemiyetlerin özel hastalıklarıysa. Eğer serbestçe büyümesine izin verilirse, hepimizi öldürecek. Bir taraftan neşeli ve sadık bir itaati, diğer taraftan bu itaati yüksünmeden ve asil bir şekilde kabul edişi tasavvur edemeyen insan; hiç diz çökmek ya da eğilmek dahi istememiş bir insan, yavan bir barbardır. Fakat bu eski eşitsizlikleri yasal yahut harici zeminde yeniden tesis etmek fena bir aptallık olurdu. Bunların uygun oldukları yer başka bir yerdir.

Düşüş’ten beri, kıyafet giymek zorundayız. Evet, fakat içeride, Milton’un “Bu belalı kisveler” dediği şeylerin altında, yaşadığımızı hissetmek için çıplak vücudu, yani gerçek vücudu istiyoruz. Münasip anlarda istiyoruz bu vücudun görünmesini: zifaf odasında, erkekler hamamının kamuya açık mahremiyetinde, ve (tabii ki) tıbbi yahut başka bir olağanüstü durum öyle icap ettirdiğinde. Aynı şekilde, zorunlu yasal eşitlik görüntüsünün altında, bütün o hiyerarşik dans; ve derin, neşeyle kabul ettiğimiz ruhsal eşitsizliklerimizin harmonisi yaşıyor olmalı. Orada yaşıyor, biz Hıristiyanların hayatında, zira rahibin artık bizim üzerimizde siyasi bir otoritesi yoktur. Ebeveynimiz ve öğretmenlerimizle kurduğumuz ilişkide de yaşıyor, zira artık bu iradi ve tamamen ruhani bir hürmete dönüştü. Evlilikte de yaşıyor olmalı.

Bu son husus biraz açık konuşmayı gerektiriyor. Erkekler geçmişte kadınlar üzerindeki güçlerini o kadar korkunç bir şekilde istismar ettiler ki, en çok kadınlar için eşitlik bir ideal olarak görünme tehlikesi altındadır. Fakat Bayan Naomi Mitchison doğru noktaya temas etti: Evlilik yasalarınızda –ne kadar çok o kadar iyi- eşitlik ne kadar belirgin olursa olsun, eşitsizliğe bir derece rıza, hatta eşitsizlikten zevk almak, bir erotik gerekliliktir. Mitchison, meydan okuyan bir eşitlik fikrine kapılmış, bir erkeğin sarılmasının yalnızca hissedilmesinin bile alttan alta gücenme hissi yarattığı kadınlardan bahsediyor. Evlilikler böyle karaya oturuyor. Bu, modern kadının traji-komedisidir: Freud’un sevişmenin hayattaki en önemli iş olduğunu öğrettiği ve sonra feminizm tarafından bu eylemi tam bir duygusal başarıya dönüştürecek yegane yol olan içsel teslimden alıkonulmuş kadın. Yalnızca kendi erotik zevki için dahi, daha ileriye gitmeyecek olsa bile, bir derece itaat ve alçak gönüllülük (normalde) kadın için gerekli gibi görünüyor.

Buradaki hata, bütün muhabbet biçimlerini arkadaşlık dediğimiz özel formda eritmek oldu. Arkadaşlık kesinlikle eşitlik içeriyor. Fakat arkadaşlık, bir ev halkı içindeki farklı sevgi çeşitlerinden farklıdır. Arkadaşlar ilksel olarak birbirlerini özümsemezler. Arkadaşlık birlikte bir şeyler yaptığımızda gelişir – resim çizdiğimizde, birlikte yelken açtığımızda, dua ettiğimizde, felsefe yaptığımızda ya da omuz omuza savaştığımızda. Arkadaşlar aynı yöne bakarlar. Sevgililer birbirlerine bakarlar – yani ters yönlere. Bir ilişki çeşidine ait olan her şeyi bir diğer ilişki çeşidine aktarmak ahmakça bir iş.

Biz İngilizler sembolik monarşimizi yitirmeden epey güçlü bir yasal demokrasiye (ekonomik demokrasi için hala yolumuz var) ulaşmayı becermiş olmamızdan ötürü sevinmeliyiz. Çünkü o, hayatlarımızın tam da ortasında, eşitsizlik arzularımızı tatmin ediyor ve ilacın gıda olmadığının ebedi bir hatırlatıcısı olarak duruyor. Bu yüzden, insanın monarşiye tepkisi bir tür testtir. Monarşi çok kolayca “çürütülebilir”, ama çürütenlerin yüzlerine, özellikle aksanlarına bakın. Bunlar cennetteki kökleri kesilmiş adamlardır – bunlara polifoninin, dansın dedikodusu bile ulaşmaz- bunlar sıralı dizilmiş çakılların bir kemerden daha güzel göründüğü adamlardır. Yine de, eşitliği arzulasalar da ona ulaşamazlar. Bir krala hürmet gösterilmesinin yasak olduğu yerlerde insanlar milyonerlere, sporculara ya da film yıldızlarına hürmet gösteriyorlar – hatta meşhur fahişelere veya gangsterlere. Zira ruhsal doğamız, vücut doğamız gibi, beslenmelidir; ona yemek vermezsen zehri bir yudumda içecektir.

Bu yüzden bütün bu sorun fiili bir önemi haizdir. “Ben de senin kadar iyiyim” diyen ruhun bizim kişisel ve ruhsal alanımıza her tecavüzüne, bürokrasinin ya da ayrıcalıklı sınıfların siyasal alana tecavüzüne karşı koyduğumuz gibi kıskanç bir şekilde karşı koyacağız. Dışarıdaki eşitlikçiliği ancak içerideki hiyerarşi koruyabilir. Demokrasiye romantik saldırılar yeniden gelecek. Kalplerimizi anti-demokratlardan çok daha iyi anlamadığımız sürece asla güvende olamayacağız. İnsan tabiatı, uygun olan politik zeminden çıkıp daha gerçek, daha somut iç alanlarımıza uzanmaya çalıştığı sürece düz eşitliğe asla kalıcı olarak dayanamayacaktır. Bırakın eşitliği giyelim ama her gece soyunalım.

C. S. Lewis, The Spectator, 27 Ağustos 1943

NELER SÖYLENDİ?
@
M. Bahadırhan Dinçaslan

M. Bahadırhan Dinçaslan

DİĞER YAZILARI Türk Milliyetçiliğinin Sahipliği Kavgası: Hudutsuz Namussuzlar 05-09-2021 13:39 Bir Komplo Teorisi: LGBT Kampanyasının Ekonomisi 27-08-2021 11:58 Afgan Anayasası Nasıl İflas Etti? 16-08-2021 14:24 Taş Kesilmek: Bir Savruk Hasbıhal 09-08-2021 11:05 Türk Milliyetçiliğinin 7 Temel Meselesi 27-07-2021 12:04 Derin Devlet Meselesine Farklı Bir Bakış 16-07-2021 11:39 Şort Giydi Diye Ağlatılan Kız ve Davarlar 06-07-2021 13:27 Türk Aile Yapısı ve Anonimleştiren Cemaat 02-07-2021 14:31 Sokakta Köpek Olmaması Gerektiğini Bilallere Anlatmak 30-06-2021 19:13 Kutsallar ve Domuzlar: İslamcılığın Sekülerleşmesi 28-06-2021 11:29 Milli Şairimiz Kimdir? 21-06-2021 23:38 Sen Hiç Milliyetçiye Benzemiyorsun 09-06-2021 20:48 Yakın Dosta Kredi Çekmek: Yalnızlar Ülkesi Türkiye 07-06-2021 01:25 Batı’yı Aydınlatmak: Yeliz’in Dedesi ve Erbaş’ın Zırvaları 04-06-2021 12:23 Faydalı Kilisenin Papazından 7 Ölümsüz Oyun Önerisi 24-05-2021 14:37 Sorusuz Bir Toplum: Kadim Cevaplarla Yetinmek 23-05-2021 14:30 Muhaliflerin Ümidini Baltalamak – Bir Seküler Günah 11-05-2021 12:38 Neden Milliyetçiyiz – Bir Nutuk Taslağı 02-05-2021 16:10 Türk Usulü İslam Arayışına Dair Birkaç Not 29-04-2021 01:31 Faydalı Kilisenin Papazından Mitoloji Kitapları Seçkisi 20-04-2021 22:51 12 Nisan Şakası(!) ve Mizah Üzerine 12-04-2021 21:49 Türk Esirlerine Yardım Eden Bir Uygur'un Düşündürdükleri 04-04-2021 23:44 İbne LGBT Olunca 29-03-2021 16:53 Milliyetçi Siyasetin Geleceği: Özdağ ve Kuracağı Parti 21-03-2021 00:01 Büyük Adam Yaratamamak: Neden Bu Haldeyiz? 12-03-2021 15:32 Azgın Milliyetçilik: İnfial Yaratan Şiddet Olayları ve Milliyetçilik İlişkisi 07-03-2021 14:34 Eyam’dan Eyyamcılığa: Salgın Tedbirlerinin Bitmesi Gerekliliğine Dair 05-03-2021 12:43 Trrrummm Tiki Tak - Makinalaşmak: İnternet Çağının Hafızasız Yığınları 28-02-2021 19:39 Bir Kitap Nasıl Basılıyor? 19-02-2021 20:55 Şeriatçılar Ay'a Gidebilir mi? 15-02-2021 14:26 Samimi İslamcılar ve Yapmacık Muhalifler: Bir Eleştiri Yazısı 11-02-2021 14:12 Boğaziçi Olayları ve Makul Vatandaş: Ya-Ya Kamplarına Mecbur Muyuz? 08-02-2021 02:51 Bir Polis Yazısı 03-02-2021 22:49 Turan Hayal Midir - II 24-01-2021 23:53 Qanon: Bir Siber-Kültün Portresi 22-01-2021 01:39 Şimşirgil'in Cevabına Cevap 17-01-2021 15:39 Sosyal Medya: İnternetin Poposunun Rengi 10-01-2021 16:40 ABD'den Türkiye'ye İki Kamplı Siyaset 08-01-2021 11:37 Sümüklü Sıpalar ve Medya Sansürü 06-01-2021 16:33 Teröristsin Teröristim Terörist 05-01-2021 21:03 Nazım Dişe Dokunur mu IV: Şiir İnsanların Umrundayken 28-12-2020 10:37 Bayburt’un Acı Serencamı – Türk Kültüründe İçkinin Yeri ve Önemi 23-12-2020 21:23 Türk Milliyetçiliği Gözünden Mevlana 22-12-2020 11:10 Kuzgun - The Raven 20-12-2020 02:56 7 Güzel Ressam 13-12-2020 01:14 Türk Edebiyatı mı Türkçe Edebiyat mı? 10-12-2020 15:20 Türk Milliyetçileri Kime Oy Verecek? 09-12-2020 13:06 Nazım Dişe Dokunur mu III: Bohemya’dan Bürokrasiye 09-12-2020 00:47 Nazım Dişe Dokunur mu II: Alt-Kültürün İçyüzü 06-12-2020 18:55 Nazım Dişe Dokunur mu I: Şiir Nasıl Gözden Düştü? 05-12-2020 15:31 Mustafa Öztürk'le Dayanışma: Rafızi Olma Hürriyeti 03-12-2020 16:20 Etimoloji: Mihrap, Feriştah, Kalak, Gerekmek 27-11-2020 12:37 CHP’den Atsız Parkı yahut Alevilik Ali’yi Sevmekse Biz de Aleviyiz 19-11-2020 15:34 İyi Şiir Üzerine 17-11-2020 15:51 Batı'ya Ağıt 15-11-2020 23:01 Azerbaycan Sahada Kazandı – Masada Kaybetti – mi? 11-11-2020 13:42 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - II 09-11-2020 13:32 Karabağ'dan Turancılık Dersleri 08-11-2020 18:46 Onlar Kalabalık, Biz Yükseğiz - I 04-11-2020 21:17 Eşit Değiliz: Demokrasi ve Alt-İnsana Dair 02-11-2020 14:29 İfade Özgürlüğü: Karikatür Çizme Hürriyetine Dair 27-10-2020 15:08 Alt-İnsanın Müziği: Rap 23-10-2020 12:38 Türk Milliyetçilerini Bekleyen Kavga 18-10-2020 23:58 Anayasa Mahkemesi Tartışmasından Kadir Şeker’e: Devlet Kabadayılığı 14-10-2020 12:36 Etkili Hitabet Sözlüğü IV – Türkçenin Sırları 09-10-2020 11:53 Türk’ü Teoriye Hapsetmek 06-10-2020 13:55 Türk Milliyetçileri Neden Dağınık 29-09-2020 13:22 Etkili Hitabet Sözlüğü III – Etkileyici Metin Örnekleri 28-09-2020 12:39 Etkili Hitabet Sözlüğü II – Retoriğin Teorisi 24-09-2020 11:22 Etkili Hitabet Sözlüğü I – Retoriğin Sırları 22-09-2020 11:52 Mitolojiden Beslenmek: Arthur mu, Beyrek mi? 21-09-2020 10:52 Ne Gereği Var Gülüşü 17-09-2020 12:44 Dini Çıkarırsan Geriye Ne Kalır? 16-09-2020 10:35 Koydu, Koyduk, Koyarız: Koyunların Milliyetçiliği 15-09-2020 11:13 Elini Sallasan Elli Hassasiyet 14-09-2020 14:35 Türk Kaşarı: Halkımızın Bir Bölümünün Değerleri 07-09-2020 14:02 Köpekbalıklarının Türkiye'si 31-08-2020 13:05 Ölüm Orucu: Devletin Temelinde Bir Dinamit 30-08-2020 00:00 Dış Türklere Rağmen: Turancılığın Zırvaları(!) 27-08-2020 14:36 Türk Milliyetçisi Nasıl Bir Demokrasi İster? 23-08-2020 17:53 Örs, Çekiç, Kılıç: Rock ve Siyaset 17-08-2020 15:52 Hasbıhal XI: İngiliz-Amerikan Şiirlerinden Seçmeler 13-08-2020 23:11 Bedevinin Şerrinden Atatürk’e Sığınmak 04-08-2020 16:58 Hasbıhal X: Coleridge ve Kubilay 30-07-2020 00:40 Dosya: Gençler Dinden Neden/Nasıl Çıkıyor? 28-07-2020 18:17 AKP'yi Alkışlayarak Yıkmak 14-07-2020 14:47 Microtargeting: Kapıda Bekleyen Devrim 08-07-2020 15:54 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi-Politiği: İnsan Fıtratı ve Orta Sınıf 06-07-2020 15:58 Ziya Selçuk’a Kapalı Mektup 24-06-2020 22:26 Haydi Irkçılık Yapalım 21-06-2020 17:04 Muhalif Mevzilerde Canavarlaşma Problemi 16-06-2020 23:26 Faydalı Kilisenin Papazından 20 Makale Önerisi 14-06-2020 15:13 Zihin Jimnastiği: Polonya Türkiye Hattı 08-06-2020 20:58 Türk Kime Denir 27-05-2020 19:54 Bella'nın Kısa Donu 22-05-2020 21:02 Barnabas İncili: Bir Zırvanın Anatomisi 19-05-2020 20:21 Benim Seküler Milliyetçi Kardeşim… La Tahzen! Ve Düşmanım: Hele Bir Oku… 20-04-2020 20:23 20 Yaş İhtiyarları ve 30 Yaş Gençleri 16-04-2020 19:08 Sinanoğlu: Eternal Sunshine of the Spotless Türkçe 14-04-2020 18:33 Salgın ve Ekonomi: Kara Vebadan Sonra 12-04-2020 20:15 Türkçülüğün Farzı: Zengin Olmak 02-04-2020 21:26 Turan Hayal midir? 26-03-2020 15:25 Rus Gribinden Çin Virüsüne: Salgınlar ve Toplum 23-03-2020 14:28 Seküler Milliyetçilik: Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi 19-03-2020 19:59 Korona Salgını ve Milliyetçilik 17-03-2020 20:55 Siyaset ve Ahlak: Mülahazalar, Gözlemler ve Beddua 11-03-2020 20:17 Türkçü Feminizm: Başörtüsü Tartışmaları ve Birtakım Öneriler 02-03-2020 20:19 Şehitlerin Ardından Gülenlere Dair Küfür İçermeyen Bir Yazı 01-03-2020 18:17 Vahşi Doğu’nun Kovboyu: Kadir Şeker 12-02-2020 19:58 Sosyal Medyanın Korona Virüsü: İlginç Bilgi 09-02-2020 20:00 Türk Milliyetçiliğinin Ekonomi Politiği – Çare Kapitalizm 02-02-2020 15:53 Devlet Fetişi ve Deprem 26-01-2020 20:02 Gidecekler… Ya Sonra? 21-01-2020 20:39 Din mi Kültürü Etkiler, Kültür mü Dini Etkiler? 16-01-2020 14:43 İki Parti Kıskacında Milliyetçiliğin Geleceği 15-01-2020 19:58 Bozkır Hikayeleri: Türk Çocuğuna Bir Hediye 13-01-2020 14:24 Erkeklerin Aşk Acısı ve Bir Kadın Olarak Milliyetçilik 10-01-2020 18:00 Türk Ocağı’nda İncir Ağacı 03-01-2020 22:52 Yerli Otomobilin Gözleri 28-12-2019 19:57 Kutsal Kitabın Stratejisi – Tapınakçı Altınları 26-12-2019 15:09 Mansur Başkana Bir Ankaralı Mektubu 23-12-2019 14:27 Bizden Neden Bir Halt Olmaz 18-12-2019 20:14 Samimiyetinizi Seveyim 17-12-2019 19:59 Britanya Seçimleri: Yeni Sağ-Sol Savaşı 13-12-2019 23:54 İntihar Ediyorum – Lütfen Bu Yazıyı Okuyun 09-12-2019 18:30 Ali Babacan Ne Dedi 26-11-2019 23:32 Dinin Adamından Uzak Dur 25-11-2019 17:59 Milliyetçileri Silahlandırmak 18-11-2019 18:23 10 Kasım'da Dikilmek 11-11-2019 15:55 Medeniyet Fay Hattına Kurulur 04-11-2019 17:59 İmamoğlu ve Yavaş: İki Başkana Dair Bir Analiz 27-10-2019 17:58 İmkansız Muhafazakarlık ve Muhalefet 10-10-2019 15:04 Gönülleri Birleşenlere Bir Davet 10-10-2019 14:56
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA