Avrupa'da oynanan millî maçın yıldızı olan ve Türkiye’ye galibiyeti getiren millî takım oyuncusu Merih Demiral’ın gol sevinci gündemimizin ana başlığı. Çünkü Demiral, yaptığı sevinç gösterisinde Türklerin binlerce yıllık tarihi ve kültürel simgesi olan Bozkurt anlamına gelen el işaretini yaptı.
Demiral’ın duruşunun önemine değinmeden önce Bozkurt’un özetle tarihçesine değinmek istiyorum.
Türklerin millî sembolü olan Bozkurt, Türk Dünyasında uzun yıllar kullanılsa da Türkiye’de en büyük Türkçü olan Mustafa Kemal Atatürk'ün döneminde kullanılmıştır. İlk olarak basılan paralarda gördüğümüz Bozkurt, Atatürk’ün denetimiyle Türkiye’de yayılmıştır. Ancak Bozkurt simgesinin el işareti olarak Türkiye’ye gelmesi daha yakın tarihe dayanmaktadır.
Önceleri Gagavuzya’da Türkler tarafından kullanılan Bozkurt işareti, sonraki dönemde Bakü’ye geçmiş ve Bakü Türkçüleri tarafından benimsenmiştir. Devamında ise Bakü’ye ziyaret gerçekleştiren MHP’nin kurucu lideri Alparslan Türkeş tarafından beğenilmiş ve Türkiye’ye getirilmiştir.
Bu bakıma Bozkurt’un tarihçesine kısa bir göz atarak bu işaretin bir siyasi simge değil de sınır tanımadan 300 milyon Türk’ün ortak bir millî simgesi olduğunu artık biliyoruz.
Şimdi de kısaca Merih Demiral’ın yaptığı ve başta küçük Türk çocukları olmak üzere tüm Türk milletini sevindiren sevinç gösterisine değinmek istiyorum.
Eskiden “Ben Türk’üm” diyen bir sanatçı, sporcu ya da herhangi bir ünlü olsaydı, yapılacak ilk yorum “Sen faşist misin?” şeklindeydi. Çünkü Türk solunu adeta "davar gibi" güden bölücü terör örgütü PKK’nın görüşü tam da buydu.
“Türk’üm” demek faşizan bir hareket, “Kürt'üm, Arap’ım” demek halkların kardeşliği ve gayet doğal bir haktı onlara göre. Davar gibi güdülen Türk Solu da bu duruma katkı sağlayıp, Türk’e savaş açana dağda çiçek uzatmakla meşguldu.
Halen bu durumu devam ettirmeye çalışanlar olsa da Türk çocukları “Türk’üm” demekten çekinmiyor, ünlülerin büyük çoğunluğunda da artık bu duruşu görebiliyoruz.
Ancak günümüzde “Türk’üm” demeyi engelleyemeyen Kürtçü zihniyet, Türk tarihi ile ilgili her türlü gerçeği ve simgeyi engellemeye çalışmaktadır.
Türk tarihinin mihenk taşı olan kahramanlıkları çarpıtmakta, Vikipedi gibi kullanıcılar tarafından oluşturulan sayfalarda yalan yanlış bilgileri “akademik veri” olarak sunulmaktadır.
Bu tipik Kürtçü davranışı (ki terör örgütü PKK tarafından davar gibi güdüldüğü için birer solcu/komünist davranışını) geçen millî maçta da kendini göstermiş, Türk milletinin bir evladı olan Merih Demiral’ın doğal olarak üyesi olduğu milletin millî simgesini yapmasından rahatsız oldu.
Ancak Demiral, belki de yıllardır milliyetçi derneklerin yapamadığını yaparak milyonlara Bozkurt’u hatırlattı. Yaptığı hareketle artık Türk Devletinin resmi olarak “Bozkurt"u bir siyasi simge olarak değil de Türk milletinin tarihi ve kültürel simgesi olarak kabul etmesini sağladı.
Tüm bunların yanında, Türk milletinin geleceği çocuklarımız Bozkurt’a daha da sarılmasını sağladı.
Büyük önderimiz, fikir babamız Atsız’ın bize tavsiye ettiği gibi, her Türk bulunduğu alanda milletini en iyi şekilde temsil edecek ve Türklüğün yüceliğinden bahsetmelidir.
Merih Demiral, tek bir hareketle bulunduğu konumda milletine hizmet etmiş bir milliyetçi davranış göstermiştir.
Ek olarak bölücü terör örgütü PKK tarafından davar gibi güdülmeyen Türk solcuları da Bozkurt’un bir Türk millî sembolü olduğunu kabul etmiştir.
İşin özeti Merih’in yaptığını tüm oyuncuların ve hatta tüm ünlülerin yapması gerekmektedir. Cumartesi sonuç her ne olursa olsun, “Toyda da, yasta da Bozkurt, Türklüğün simgesidir” diyerek tüm taraftar ve oyuncular Bozkurt yaparak tepkilerini göstermelidir.



















































































































