Bursa’daki tarihi Kapalı Çarşı'da faaliyet gösteren kuyumculardan haraç isteyen çetenin tehditleri öyle bir ulaştı ki, sonunda özel harekât polisleri çarşının içinde nöbet tutar hale geldi.
Ağır silahlı özel harekât polislerinin, şehrin merkezindeki çarşıda devriye gezdiği görüntüler, Türkiye'deki asayiş problemi ve devlet otoritesinin geldiği hali göstermesi bakımından ibret verici.
AKP yönetimindeki 23 yılın sonunda; Türkiye’nin tarihi ve sosyal bakımdan en önemli şehirlerinden biri olan Bursa’nın merkezindeki tarihi çarşıda, esnaf ve vatandaşlar artık her an patlak verebilecek bir çete saldırısına karşı özel harekât timlerinin gölgesinde alışveriş yapmak zorunda bırakılıyor.
Söz konusu vahim tablo, yalnızca asayiş sorunu ya da güvenlik zafiyetine değil, aynı zamanda hukukun ve devlet otoritesinin caydırıcılığının çöküşüne işaret ediyor.
Türkiye, 12 Eylül 1980 öncesinde siyasi çatışmalar yüzünden bozulan asayiş nedeniyle, çarşıların ve banka şubelerinin önünde nöbet tutan asker ve jandarma manzaralarına sıkça şahit olmuştu. Bugün ise benzer bir tablo, ideolojik kavgaların değil; ekonomi politikalarının, işlemeyen hukukun ve devlet otoritesinin zayıflatılmasının bir sonucu olarak yeniden karşımıza çıkıyor. Çürüyen yönetim ve işlemeyen adalet düzeninin faturası, geçim derdi içerisinde hayatını devam ettirmeye çalışan temiz Türk vatandaşlarının omuzlarına yükleniyor.
Yargı bağımsızlığının sekteye uğratılması, suç örgütleri ve bir takım siyasi partiler arasındaki kirli ilişkiler Türkiye'yi çeteleşmenin ve asayişsizliğin hüküm sürdüğü bir ülke haline getiriyor.
Bir devletin itibarı, günlük yaşamın içinde ağır silahlı kolluğu görünür kılarak değil, adaletin tarafsız ve eşit biçimde işlediği hukuk sistemiyle belirlenir. Tarafsız ve bağımsız hukukun ortadan kalktığı noktada, devlet otoritesi yerini sosyal çürümenin, derin asayiş problemlerinin ve çete düzeninin hükmüne bırakır. Çetelerin pervasızlığının kaynağı, kirli siyasetin himayesi ve işlemeyen hukuk düzenidir. Dolayısıyla Bursa'daki manzara, önleyici kolluk çabası olmaktan öte AKP'nin yol açtığı bir acziyet tablosudur.
Bu tablo, Türkiye’de devletin temel kurumlarının felç edildiğini, memleketin organize suç örgütleri ve çetelerin insafına terk edildiğini ortaya koymaktadır.



















































































































