Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) 2003 yılındaki işgalinden sonraki altıncı parlamento seçimleri Irak'ta 11 Kasım 2025 tarihinde gerçekleştirildi. Ülke genelinde seçimlere katılım oranı yüzde 55 seviyesinde seyrederken, Kerkük’teki Türk seçmenin sandığa gitme oranının yalnızca yüzde 25-30 bandında kalması, Türkiye'nin halihazırda içerisinde olduğu siyasi atmosferin acı bir bir yansıması olarak değerlendirilmeli.
Kerkük'teki sonuçlar ve sandığa katılımın oldukça düşük seviyede kalması, Irak Türkleri arasındaki umutsuzluk ve güven kaybını açıkça ortaya koyuyor. Bu tabloyu yalnızca Irak Türkmen Cephesi (ITC) adaylarının eksiklikleri ya da yetersiz seçim kampanyası süreciyle açıklamak mümkün değil.
Barzani Merkezli Siyaset ve İkinci Çözüm Süreci Etkisi
AKP iktidarının uzun yıllardır Barzani aşiretiyle sürdürdüğü çok yakın ekonomik ve siyasi ilişkiler, Türkiye'nin Irak Türkleri ve hususi olarak Kerkük özelindeki tarihi ve stratejik rolünü büyük ölçüde erozyona uğrattı.
Son dönemde Türkiye'de AKP-MHP-DEM ortaklığında yürütülen ve yapılan kamuoyu araştırmalarında Türk milleti tarafından kabul görmediği açıkça ortada olan, hangi amaca matuf olduğu da anlaşılamayan "ikinci çözüm süreci" rezaleti de Kerkük seçimlerinde Irak Türkleri adına olumsuz etki yarattı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden milletvekillerini Kürtçü terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'la görüştürmek üzere İmralı Cezaevi'ne göndermeyi düşünecek kadar gözlerin karartıldığı böyle zehirli bir sürecin yankılarının, Türkiye dışındaki Türkler -hele ki Irak, İran ve Suriye Türkleri- üzerinde olumsuz bir psikolojik etkisi olmayacağını düşünmek zaten ne sağlıklı ne de akılcıdır.
Türk kimliği ve Türkiye'nin üniter yapısının altını oymayı ömürlerinin en büyük ideali haline getirenlerle -bugünkü maskeleri ne olursa olsun- girişilen her türlü pazarlık, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bölgedeki güven, istikrar ve liderlik algısını zedeleyen sonuçlar yaratmaya devam edecektir. Kerkük'teki seçim sonuçları bu kırılmanın somut bir tezahürü olarak karşımızda duruyor.
Siyasi Dağınıklığın Faturası
Seçim sonuçlarına göre Kerkük'te, Birleşik Irak Türkmen Cephesi adıyla seçim listelerinde yer bulan ve Irak Türklerinin gerçek temsilcisi olan Irak Türkmen Cephesi (ITC) aldığı 66 binin üzerinde oya rağmen yalnızca iki sandalye kazanabilmiştir.
Vilayet özelinde ITC'ye karşı ve oyları bölmek için paralel bir yapılanma olarak kurulan Kerkük Türkmen Kurtuluş İttifakı (KTKİ) ise 32 bin oy almasına rağmen hiçbir sandalye kazanamadı. Yani KTKİ'yi kuran odaklar maksatlarına ulaştı ve her bir oyları çok değerli olan Irak Türklerinin 32 bin oyu boşa gitmiş oldu.
Türkiye, AKP yönetiminde Barzani aşireti merkezli ticari ve siyasi ilişkilere indirgenmeyen güçlü bir Irak ve Irak Türkleri vizyonuna sahip olsaydı, adım adım geldiği açıkça görülen bu manzaranın oluşmasına aynı ölçüde kayıtsız kalır mıydı sorusunu sormak da hakkımızdır.
Yine Kerkük özelinde bakıldığında, seçim süreci boyunca Kürt paramiliter unsurlar ile Arap ağırlıklı Irak Ordusu’nun, Irak Türkleri için günlük yaşamı bilinçli olarak zorlaştırdığına tanık olundu. Türk mahallelerine yönelik artan saldırı ve provokasyonlar, Türkiye'de iktidar kanadından kuru bir Dışişleri Bakanlığı açıklaması dışında herhangi bir tepki görmedi. Irak Türklerini sandıktan uzak tutmayı amaçlayan bu strateji, Türkiye'nin sessizliği sayesinde büyük ölçüde başarılı da oldu.
Gazeteci Mustafa Kemal Yılmaz'ın aktarımına göre Kerkük'te Kürtlerin seçime katılımı yüzde 80 seviyesinde, Araplarda ise yüzde 60 seviyesindeydi. Yılmaz ayrıca, Kerkük Türklerinin potansiyeli göz önünde alındığında Türk seçmenin yalnızca yarısının sandığa gitmesi halinde Kerkük'te iki değil tam dört sandalyeyle temsil mümkün olduğunu da belirtiyor.
Kerkük’te Temsil Sorununun Sosyolojik Boyutu
Türkiye'nin içinde bulunduğu mevcut siyasi koşullar ve Irak Türklerine yönelik artan ilgisizliğin yanı sıra Kerkük seçim sonuçlarındaki olumsuz tabloda elbette Irak'taki yerel dinamiklerin de etkisi bulunuyor.
Dünya genelinde siyasetçiler ve siyaset kurumuna karşı güvensizliğin giderek arttığı bir ortamda, Irak Türkleri de bu durumdan nasibini almış durumda. Özellikle Irak Türkleri arasında genç seçmenin, Ankara’dan verilen mesajların “öylesine” ve samimiyetten uzak olduğunu düşünerek itibar etmemesi; siyaseti halkın sorunlarını çözme aracı yerine kariyer basamağı veya geçim kapısı olarak gören adayların geçmiş hataları ve tutulmayan vaatleri; halkla iletişimin yalnızca seçim dönemlerine indirgenmesi; İran'ın yanı sıra Kürt grupların siyasi mühendislik girişimleriyle yaşanan liste bölünmeleri bu güvensizliği derinleştiren başlıca unsurlar olarak öne çıkıyor.
Bugün özellikle Kerkük özelinde Irak Türklerinin sandığa olan inançlarını kaybetmeleri ve ortaya çıkan tablo yalnızca Irak Türklerinin temsil iddiasındaki mevcut siyasetçilerin değil, AKP'nin de hem iç hem dış politika tercihlerinin bir faturası olarak önümüzde duruyor.
Irak Türklerinin siyasi kapasitesi son derece yeterli olmasına rağmen siyasi organizasyon açısından yaşanan başarısızlık, AKP yönetiminin Türkiye’yi içeride ve dışarıda sürüklediği sarmalın yalnızca ülke sınırlarıyla sınırlı olmadığını, yakın coğrafyamızdaki tüm Türkler için de olumsuz sonuçlara sebep olduğunu gösteriyor.
Her şeye rağmen zamanın şartları geçici, hakikat ise kalıcıdır. Kerkük, Türk milletinin ne dününden koparılabilir ne yarınından silinebilir.
Kerkük Türk’tür, ebediyen Türk kalacaktır.



















































































































