Sevgili dostlar selamlar, TamgaTürk Yayın Yönetmenliği görevimden ayrılırken bu köşeden sizlere seslenmeye devam edeceğimi söylemiştim. Elimden geldiğince öyle de yapmaya çalışıyorum.
Kendimi bildim bileli Türk milliyetçiliği için çalışıyor, elimden ne gelirse onu yapıyorum. Bu bazen pankart asmak oluyor bazen tek başıma eylem yapmak bazen de yazı yazmak.
Bütün bunları bizden öncekilerin mirasına layık olmak, bizden sonrakilere de layık olmak için çalışmalarına değecek bir miras bırakmak için yapıyorum. Tanıdığım, kendini “Temiz Türkler” olarak tanımlayan ve Milliyetçi Kongre Derneği çatısı başta olmak üzere çeşitli çatılar altında toplanan Türk milliyetçilerinin de benzer düşüncelerle mücadele ettiğini görüyorum.
Bugün Türkiye bir dönüm noktasında. Yıllardır süren yozlaşma, istibdat ve günübirlik çıkar hesapları, Türk milletinin özgüvenini zedeledi; devlet ile millet arasındaki bağı aşındırdı. Fakat biz biliyoruz ki, Türk milleti tükenmez bir kudretin sahibidir.
Ben o kudretin dinamosunun Türk milliyetçileri olmasını ve Türk milletinin dünya medeniyetinin öncüsü olmasını istiyorum. Türk gençliğinin uygun şartlar altında kültür-sanattan spora bilimsel gelişmelerden edebiyata her alanda akranlarından çok daha öne geçebilecek bir potansiyel taşıdıklarına inanıyorum.
Bunun yolu da kısır tartışmalardan kurtulmuş, benim ideoloğum seninkini döver benim kağanım senin padişahını yener kavgalarını terk etmiş; kendine müzmin muhalifliği değil az önce saydıklarımı yapmaya muktedir bir iktidarı layık gören bir Türk milliyetçiliği anlayışından ve bu anlayışın iktidar olmasından geçiyor.
İşte bu sebeple Milliyetçi Kongre Derneği olarak kurulduğumuzdan bu yana her yıl Ekim ayında yaptığımız Büyük Kongre’mizin 3'üncüsünün temasını “Milliyetçi İktidar” olarak belirledik.
12 Ekim Pazar günü, saat 10’da Ankara-Litai Otel’de Türk milliyetçileriyle bir araya geleceğiz.
Yalnızca bir kongre için değil, Türk milletinin geleceğini inşa etmek için toplanacağız. Bu kongreler bizim için birer salon toplantısı değil; Türk milliyetçilerinin birbirleriyle tanıştığı, kaynaştığı, dost olduğu, omuz omuza durmayı öğrendikleri yerlerdir.
Biz bu kongrede,
• Türk siyasetinde milliyetçilerin yeniden söz sahibi olacağını,
• Türk gençliğinin kendi vatanında özgüvenle yaşaması için ne yapacağımızı,
• Türk kadınlarının başı dik, özgür ve güvende olması gerektiğini,
• Türk milletinin emeğini yabancıya ezdirmeyecek bir iktidarın nasıl kurulacağını,
• Türk dünyasının kültür ve bilimde yeniden nasıl birleşeceğini ilan edeceğiz.
Bu kongrede yalnızca geçmişin hatıralarını konuşmayacak; geleceğin yol haritasını çizeceğiz. Yalnızca şikâyet etmeyecek; çözümlerimizi paylaşacağız.
Zira biz yalnızca hayal etmiyoruz; hayal ettiklerimizi gerçekleştirmek için gece uyumadan, gündüz oturmadan çalışıyoruz.
Yarın çocuklarımız “O gün orada mıydın?” diye sorduğunda, cevabımız “Evet, oradaydım” olmalıdır.
Kardeşlerim, dostlarım, yoldaşlarım!
“Hey arkadaş!.. Bu yolda ben de coşkun bir selim,
Beraberiz seninle, işte elinde elim.
Seninle bu hayatın gel beraber gülelim
Ölümüne, gamına, tipisine, karına…”
Atsız’ın bu dizelerindeki gibi sizinle bu hayatın ölümüne, gamına, tipisine, karına gülmek için; canımızdan aziz bildiğimiz Türk milletinin geleceğini beraber inşa etmek için sizleri 3'üncü Büyük Kongre’mize davet ediyorum.



















































































































