Kurtuluş Savaşı'nda Batı cephesinde düşmanla ilk büyük çarpışmamız 1. İnönü Savaşı olmuştur. İsmet Paşa öncülüğünde Yunanlara karşı kazandığımız bu zaferle ordumuzun ve halkımızın zafere olan inancı artmıştır. Tam da o günlerde bir ulusun bağımsızlık haykırışını bütün dünyaya duyurmak ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bunun için, Milli Eğitim Bakanlığı bir şiir yarışması yapmıştır. Yarışmaya katılan 724 şiir yeterli görülmeyince dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, Mehmet Akif’ten bir şiir yazmasını rica etmiştir. Mehmet Akif, para ödülü olduğu için yarışmaya katılmayacağını bildirmiştir. M. Akif’e “para ödülünü istediği yardım kuruluşuna armağan edebileceği” söylenmiştir. Bunun üzerine Akif marşı yazmış ve Türk Ordusu’na ithaf etmiştir. Mecliste ayakta alkışlanarak okunan şiir, milli marşımız olarak kabul edilmiştir.
İstiklâl Marşı, Türk ordusunun ve Türk Milleti’nin moral motivasyonunu arttırmış, Mustafa Kemal’in “Ya İstiklal ya ölüm!” parolası ve sloganıyla ete kemiğe büründürdüğü milli bağımsızlığımızın sembolü olmuştur. İstiklal Marşı’nın ilk bestekarı 1924 yılında Ali Rıfat Çağatay olmuştur. 1930 yılında ortaya çıkan günümüzdeki bestesi ise Osman Zeki Üngör’e aittir. İstiklal Marşı ilk kez Kastamonu’daki Açıksöz gazetesi tarafından yayınlanmıştır. Marş ilk kez 2. İnönü Savaşı zamanlarında okunmuştur. Mehmet Akif, 500 lira ödülü Darül Mesai’ye bağışlamıştır. Marş ilk kez ve resmen 1982 Anayasası’nda yer almıştır. 12 Mart 2007 Mehmet Akif’i ve İstiklal Marşı’nı Anma Günü kabul edilmiştir. Mehmet Akif “Vatan Şairi” ve “Milli Şair” diye anılır. Safahat, en önemli eseridir. İstiklal Marşımız ve bağımsızlığımız Türk Milleti yaşadıkça kadar var olmaya devam edecektir.
“İstiklâl Marşı’nı nasıl inandınız da yazdınız?” sorusuna Mustafa Kemal’i kastederek “Başımızdakini kim görse inanırdı.” diyen Akif’i, Firavun İmanı romanında Tarık Buğra şöyle anlatmıştır: “Akif, kelimenin bütün gücüyle, bir medeni insandır. Memleketini, milletini lafla ve duygularla sınırlanmış olarak değil, davalarında gerekince bayraklaşacak ve savaş başlattıracak, gerekince de, bir sıra eri gibi savaşacak kadar sever. Bir bakardınız, elde mavzer, en tehlikeli bölgelere girmiş, üstelik, kurşunun yapamayacağını inancı ile yapmıştır. İnancını aşılayabilendir o; çünkü inancı katkısızlardandır. Bir de bakarsınız ki, Akif, isyan ve tereddüt bölgelerinde, bir derviş gibi, bir hırka, bir asa, gönülleri uyarıyor, inançları, imanı tazeliyor; cebel toplarının sindiremediği asileri cephe gönüllüsü yapıyor. Asıl üstünlüğü de, alçakgönüllülüğünden gelmektedir; her biri bir destan konusu olabilecek çalışmalarının bir tekinden bile söz açtığı görülmemiştir.” Evet, Akif’i böyle anlatıyor Tarık Buğra. Mustafa Kemal Paşa, Mehmet Akif’e bizzat telgraf yollayıp onu Milli Mücadeleye davet ediyor. Halkı isyanlara karşı engellemesi ve direnişe destek vermesi için yardım istiyor. Akif hiç düşünmeden 12 yaşındaki oğlu Emin ile birlikte yardıma koşuyor.
O Akif ki, Eşref Edib’e, “Meşihattakilere (Diyanet) git, onlara söyle. Milli Mücadele’nin aleyhinde bir fetva vermesinler!” diyor. O Akif ki, Tevfik Fikret ile edebi atışmalar yapmasına rağmen Tevfik Fikret ölünce karşısında ona cevap verecek bir kişi olmadığından son cevabını yanıtlatmıyor. İnce düşünce, edep ve ahlak örneği sergiliyor. O Akif ki, çok iyi arkadaş oldukları Neyzen Tevfik’ten ney dersi alıyor ve karşılığında ona Fransızca öğretiyor. Neyzen, çoğu kez meclise alkollü gelip sızınca onun elini yüzünü yıkayıp kendisine getiriyor, yatağına yatırıyor. O Akif ki, Mustafa Kemal’e suikast yapmak için Ankara’ya gelen Müslüman görünümlü İngiliz ajanı Mustafa Sağir’in alçak tuzağını ortaya çıkarıyor ve belki de bir milletin kaderini değiştiriyor. Mehmet Akif’in imanını ve inancını, vatan ve millet sevgisini anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalıyor. Mekanı cennet, ruhu şad olsun. Allah Türk milletine bir daha İstiklal Marşı yazdırmak zorunda bırakmasın.
BİRKAÇ HUSUS
Yazının muhtevasını bozmamak için birkaç konuya burada değinmek istiyorum. Cumhuriyet ve Atatürk düşmanları Mehmet Akif’in “Şapka Kanunu”na muhalefetten dolayı Mısır’a gittiğini söyler ama Akif Mısır’a gittiğinde henüz Şapka Kanunu çıkmamıştı bile! Akif’in torunu Selma Argon ve Sebilürreşad dergisi, Kadir Mısıroğlu’nun Akif’e hakaretlerinden dolayı bir ara bu püsküllüye tazminat davası açacakmış. Mısıroğlu telefon açıp “Akif’e hakaret eden insan olarak tarihe geçmek istemiyorum.” demiş ve davanın geri çekilmesini istemiş. Hakaret videolarının kaldırılması karşılığında dava etmeyeceklerini söylemişler. Videoları kendi sayfasından kaldırmış, ancak dava olmayınca 1 hafta sonra geri yüklemiş! Bu püsküllü böyle de riyakar bir sahtekârmış!
Son yıllarda okullarda yapılan İstiklâl Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif’i Anma etkinlikleri çerçevesinde Türk milletinin bağımsızlık marşının Arapça olarak söylendiğine şahit oluyoruz. Karaman’da yapılan bir törende yine böyle bir rezillik yaşanmış. Bu ülkenin adı Türkiye, bu milletin dili de Türkçe’dir, bu topraklar Türk’ün toprağıdır. Arapçılık yapanlar yallah Arabistan’a! Din ve ümmet adı altında Arap kültürünü Türklüğün önüne geçirmeye çalışanlar aklını başına alsın diyeceğim ama bunlar zaten emperyalist bir proje olduğu için gerek duymuyorum. Atatürk ve cumhuriyet düşmanlarıyla, istiklâl davamıza ihanet edenlerle mücadelemiz son nefesimize kadar sürecektir.




















































































































Sizin sayenizde tarihi sevmeye başladım hocam
Hocam Yusuf Kürt haberiniz olsun
Harika bir yazı. Kaleminize sağlık.
Son yıllarda okullarda yapılan İstiklâl Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif’i Anma etkinlikleri çerçevesinde Türk milletinin bağımsızlık marşının Arapça olarak söylendiğine şahit oluyoruz. Karaman’da yapılan bir törende yine böyle bir rezillik yaşanmış. Bu ülkenin adı Türkiye, bu milletin dili de Türkçe’dir, bu topraklar Türk’ün toprağıdır. Arapçılık yapanlar yallah Arabistan’a! Din ve ümmet adı altında Arap kültürünü Türklüğün önüne geçirmeye çalışanlar aklını başına alsın diyeceğim ama bunlar zaten emperyalist bir proje olduğu için gerek duymuyorum. Atatürk ve cumhuriyet düşmanlarıyla, istiklâl davamıza ihanet edenlerle mücadelemiz son nefesimize kadar sürecektir.